Aşkın Cep defteri Murathan Mungan

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
Aşkın Cep defteri - Murathan Mungan

Aşkın Cep Defteri

askincepdefteriforumdas.jpg


Aşkın Cep Defteri başlıklı beş bölümden oluşan ve bilinen edebi türlerden birine kolay dahil edilemeyecek olan kitapta şiir, öykü, metin ve aforizmalar yer alıyor. Bir deftere yazılabilecek şeyler...

Aşkın Cep Defteri’nden bir kuple

Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken;
Bir gün geri dönüp, onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?

Hayat her zaman cömert davranmaz bize.

Tersine, çoğu kez zalimdir.

Her zaman aynı fırsatları sunmaz.

Toyluk zamanlarını ödetir, hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
Eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
Savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...

Bir akşamüstü yanımızda kimsecikler olmaz;
Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir...

 
Aşkın Cep Defteri

Murathan Munga

636_398911550180355_407466413_n.jpg


Aşk demek, belki bu sefer olur, demek.
Kalbinden emin olmak iyidir. Sahibini sağlamlaştırır.
Aşk öğretir, aynı hataları yinelememen için, ama yine aşk yüzünden yinelersin.

Aşkın insana öğreteceği pek çok şey ve pek az şey vardır. Aşk da hayatın diğer öğretmenleri gibi büyük ölçüde öğrencisine bağlıdır.

(… Hayat her şeyi bir kerede öğretmiyor.)

Aşk, belki de bir benzetme sanatıdır.

Aşkta herkes “ne çok sevdiğiyle” ilgilenir, kendinin ya da karşıdakinin ne çok sevdiğiyle; oysa önemli olan ve ilişkiyi asıl yaşatan nasıl sevdiği değil midir? Çok aşk, yalnızca çok aşktır. “Çok”luk hızla ya da usulca yokluğa akabilir, ama “nasıl” orada durur, yaşar, bir bilgi olarak o ilişkiyi olmasa bile hayatı ayakta tutar. Sizdeki hayatı.

Aşk öğrenmelerinin çoğu aslında hafıza kayıplarıdır. Aşk bilgisi çoğu kez bir dahaki ilişkimde böyle yapmayacağım dediğimiz şeyleri bir dahaki ilişkimizde yine aynen öyle yapmamızla sonuçlanır. Aşk, öznesi değiştikçe kendi de değişen bir şey değil.”

Aşkınızı herkesle konuşmayın; … Aşk korkutur. Kendi aşkınızla başkalarının korkularına dokunmayın. Bırakın aşksız yaşasınlar ve bunu hayatın gerçeği sansınlar.

Aşkın bir hastalık aşaması vardır. Bir noktasında hastalanırsın. Kaçınılmazdır. Kaçınabilenler, aşklarını makulleştirebilenlerdir. Makulleştiği anda artık başka bir şey olduğu halde onu “aşk” diye adlandırmayı sürdürürler.

Hayat insanların kendilerine tanıdıkları kolaylıklarla doludur.”

…. Aşk bazen acısız, ağrısız yıllarca durur aynı yerinde.

Acısı geçeni, geçti sanırsın.

Birbirimizi ne kadar seversek de bir beraberlik çıkmıyor yan yana duruşumuzdan.

Kaç ilişkide görüp de söyleyemediğim şeydir bu.

Ama gerçek budur. Değiştirilemezdir, ama aşk boyunca değiştirilmeye çalışılır. Aşk bu yüzden imkansızı denemektir.

Birbirlerine aşık olan insanlar, tek başlarına kaldıklarında aslında birbirleri hakkında ne kadar az şey bildiklerini fark ederler, ya da fark etmezler; aşk da bu yüzden sürer zaten.

Aşk, bir uzmanlık alanı değildir. Aşktan söz ederken aslında sadece kendimizden söz ederiz. Kendi aşkımızdan. Söylediklerimizse, kendini bunlarda bulan insanlar için geçerlidir yalnızca.

Aşk hakkında konuşmak çoğaltmaktır, kendimizi ve bize benzeyenleri çoğaltmak. Diğerleri diğerleridir.

Aşık olmak kimseye herkesi kapsamak hakkı vermez.

Yaşamın çeşitli dönemlerinde birçok kez aşık olmuş birinin duyguları, bir süre sonra diğerleri için inandırıcılığını yitirmeye başlar. Birinin hala koruyabildiği sevebilme yeteneğini, gün günden azaltarak tükenmeye yüz tutmuş kendi sevebilme yeteneğimizle tarttığımız içindir bu.

Bizde azalan şeyin, başkalarında varlığını sürdürmesine, hala sürdürebiliyor olmasına tahammül edemeyiz. Yaşam hep eksilerle tartılır çünkü.

Aşk gibi aşksızlık da bir haldir; o da kendi gerçeği içinde yaşar. … Onu hayatın asıl gerçeği sananlar yalnızca bize benzeyen insanlardır ve bu kişilerin toplumda çoğunlukta olması, kendi gerçekliğimizi hayatın tamamı yapmaya değmez.

Hatta bir hayat yapmaya bile yetmez.

Hayat, bazen kaybedilmiş şeylerin toplamıdır. …

Kendi gözlerimiz, kendi kalbimiz, başkalarının gözlerinden ve kalplerinden daha gerçek değildir.

Hiçbir gerçek diğerlerinden daha gerçek değildir.

Yalnızca hayat yer değiştirir.

Aşkın gerçekliği yoktur. Zamanı vardır. Her aşk kendi zamanı içinde gerçektir. …

İnsanlar nedense yaşananların değil de, hep geriye kalanların gerçek olduğuna inanmak isterler. Yaşamı eksilerle tartma alışkanlığındandır bu.

Aşk aradığını söyleyenlerin çoğunun istedikleri aşk değildir, aşıktır aslında. Kendileri için kafalarında kurdukları “senaryoyu”
gerçekleştirebilecek “biçilmiş kaftan” bir aşık.

.. Kaçmak bazen saatin bildirdiği bir buyruk, bazen iç zorunluluktur.

Size yabancı bir biçimse seviyorsa sizi, o sevgiye inanmazlık edersiniz; ezberinizin dışındaki sevgileri de anlamaya eğitmemişseniz yüreğimizi, nasıl anlayacaksınız sevildiğinizi? “

Sevgi ve aşk konusundaki sorunlarımızın birçoğu bu konulardaki ezberlerimizi bozamamaktan gelir.

Aşk kelimeleri erken, ayrılığın kelimeleri geç gelir.

Karşılıksız aşk sahibine emanet.

Biliyorsunuz değil mi, geçmişe ait nefretleriyle başedemeyen kişilerle yeni bir aşka başlamanın zorluğunu…

İnsan gençken araya yalnızca mekanın girdiği ayrılıkları tanır, araya zaman girdiği aşkları tanıması içinse yaş alması gerekir. Çünkü yaşlanmak, zaman tanıma sanatıdır.

Aynı zamanda: Kendine ve başkalarına zaman tanıma.

… inançsızlıklarımızın çoğu “hakikat” adına değil, bizim inandığımız “bir başka kurgu” adınadır.

Aşkınızın büyüklüğünü sürekliliğiyle ölçmeyin, bazı şiddetli depremler kısa sürer. Ne kadar sarsıldığınızı hatırlayın.

Karşı tarafın sınırlarını kendi sınırların kabul etmek aşka ömür katar. Sınır her zaman özgürlük kısıtlayan bir şey değildir; hayat ve hareket alanı anlamına da gelir.

En kötü aşıklar, kendine aşık olanların arasından çıkar.

Mutsuzluğun kendine göre bir tembelliği vardır. Mutsuz aşıkların çoğu onun güvenli gölgesine sığınır. Mutsuzluk kolaydır. Hiçbir şey yapmanız gerekmez.

Bir aşk yazılı hale gelmesini çoğu kez bitmesine borçludur.

Kalbin sevebilme hakkını korumak gerek. Nice aldanışa, hayal kırıklığına, ihanete karşın korunması gereken temel haklardan biridir bu.

Karşımızdakinden önce kendimize, varlığımıza sorumluluğumuzdur.

Kalbimize borcumuz vardır. İlk darbede kalbini hiçliğe teslim edenlerin hayatı görünüşte kolay geçse de kıymet kaybına uğramış, içi boşalmış, anlamı susmuş bir hayattır.

Aşk bir keşif midir, bir icat mı? …. Aşka sıra gelene kadar asıl sorun, bizim gibi keşfedilmemişi icat etmekle, icat edileni keşfetmek arasında sıkışmış toplumlarda hiçbir şeyden emin olunamamasıdır.

Karşı tarafı kendinizin ne kadar farklı, ne kadar kimseye benzemez, ne kadar özel biri olduğunuza inandırma çabasında bir ilişki çıkmaz. Çok özel kişilerin çok özel kişileri bulması esasına dayanan bir oyun değildir bu….

Belli bir yaştan ya da bazı olaylardan sonra kendini yalnız yaşamaya hazırlamış insanlar, günün birinde aşık olurlarsa onlara inanın. Doğrudur.

Bir bedene kapatılmış ruhun bir başka bedene aracılığıyla dışarı çıkma arzısı denebilir mi aşk için?

Bir aşkı cazip kılan şeylerden biri, olasılıkların baş döndürücülüğüdür. Bilinmezlerin ve olabilirliklerin büyülü çağrısı yankılanır hayatın ve olayların içinde.

Bazı Avrupa dillerinde “aşık olma” sözü yoktur. Aşık “olma” hali yoktur. “Aşka düşme” denilir.

Türkçedeyse aşık olunur, aşka düşülür, vurgun yenilir, sevdalanılır, tutuldum deniz. Türkçede aşk say say bitmez.

Murathan Mungan
 
Geri