Aşkın Aslı

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Aşkın Aslı - CAN BAHADIR YÜCE

Elli unutulmaz aşk kitabını seçtik. Milena’ya Mektuplar'dan Yunus Emre Divanı’na, Huzur’dan Neşideler Neşidesi’ne, Anna Karenina'dan Leylâ ile Mecnun’a kadar, aşka farklı pencerelerden bakan 50 kitap!

Mutlu aşk yoktur” klişesini (ya da gerçeğini) şöyle rötuşlamıştı Rougemont: “Mutlu aşkın yazılı tarihi yoktur.” Yazı tarihinden 50 aşk kitabını seçmeye çalışırken, bir kere daha öğrendiğimiz şey, bu değişmez yargı oldu. Fuzûli’den Thomas Mann’a kadar, mutlu aşkın tarihini yazmamıştır hiç kimse. Böyle de olsa, elli kitabı belirlemek, bizim için kolay bir süreç değildi. Mutsuz aşklar denizinden, aşkın farklı görünümlerini ortaya koyan yapıtları seçmeye çabaladık. Yeterince ‘görülmeyen’ sahih aşk kitaplarıyla eskimez başyapıtları bir araya getirdik. Her seçim -tıpkı aşk gibi- özneldir; bizimki de öyle oldu. Öte taraftan, bu denli zor bir seçime girişmek, beraberinde bir başka soruyu getiriyor: Nedir aşk kitabı? Bir yerde, Necatigil’in Zebra’sı (“bir otel otello”!) ya da Kundera’nın Şaka’sı da aşk kitabı değil midir? Bu düğümü çözmeye çalışmak yerine, ‘ilk anlamıyla’ aşk kitaplarından oluşturduk listemizi.

Bu türden bir liste, dışarıda bıraktıklarıyla da rengini belli eder: Leyla Erbil’den Mektup Aşkları’nı, Pınar Kür’ün Yaz Gecelerinde Keman öyküsünü, Çalıkuşu’nu, Hyperion’u, Binbir Gece Masalları’nı, Dickens’ın Büyük Umutlar’ını, Lady Chatterley’in Sevgilisi’ni, Yerçekimli Karanfil’i vs. vs. çok istediğimiz halde oluşturduğumuz 50 kitaplık ‘kısa’ listeye dahil edemedik, örneğin. Aşk bir yaşam sorunu, estetiğin ve şiirin alanında olduğu için Schopenhauer ve Barthes’ın yapıtları, Ovidius’dan Aşk Sanatı, Stendhal’dan Aşk Üstüne ve Geraldy’den Aşk gibi, konuyu kavramlarla irdeleyen kitaplar -birkaç istisna hariç- dışarıda kaldı. Aşkın 50 farklı durumuna odaklandığını düşündüğümüz 50 kitabın neden listede var olduğunu aşağıda okuyacaksınız. Seçtiklerimiz, aşkın karşı konulamaz bir efendi, bazen bir aldatmaca bazen kurtarıcı olduğunu; bir tür efendi-köle ilişkisi sayılabileceğini, yakıcı bir mutlak tutkuyu taşıdığını ve bazen de yıkım olabileceğini yeterince anlatıyor zaten.
 
Geri