James Bond
Üye
-
- Katılım
- Ekim 15, 2012
-
- Mesajlar
- 1,485
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 103
Aşka Vuruldum
"Uyandığımda kocaman bir ormanda buldum minik bedenimi Oyun oynarken düştüğümü anladım neden sonra İsmini henüz bilmediğim bitkiler elimi yüzümü dağlamasa yerden kalkmayı düşünmüyordumAyağıma batan garip şeylere rağmen yürüdüm" Bu dünyaya ilk gelişim Işıktan iki bedenin eliyle dünyaya itilişim Haydi şaka deyin ne olur! Dünyanın bin yılı cennette gün olurSiz ne kadar kısa deseniz ömürlere burda zaman uzun olur Unuttum cennnette oynadığım oyunları anne! Sahi beni sobeleyen çocuğun adı ne?
Bir fidanı andıran bedenim kocaman iki balonu andıran gözlerim adeta yuvalarından çıkacakmış gibi izledi etrafınıÇok komik durduğumu biliyorum Ben büyürken rüzgarin ellerinde yine aynı rüzgarın şiddetiyle nice çınarların devrilişine şahit oldum Hatta üzerime düşecek diye bir çınar koşarak kaçtığımı biliyorum Henüz sessiz ölümleri kaldıracak kadar sağlamlaşmadı cılız gövdemÖlürken en sevdiklerinin üstüne devrilen verimli çınarların hikayesini dinlemedim
Ağaçların arasında yürümeye devam ediyorum İlkin onlara sevgiyle bakarken hep kollarını açıp beni içlerine alacaklarını hayal ettim Bana her defasında bir ağaç olmadığımı fısıldadılar nazikçe yapraklarını sallayarak Doğru ya benim yapraklarım yoktuEllerimle dallarını eğdim en sevimli ağaçların meyvelerini istedim her acıktığımda Boyum yetişmediğinde tırmanmayı denedim her düştüğümde kalkmayı öğrettiler banaTırmanmakta iyi değilsin! der gibi baktılar dizlerimi kanattığımdaAldırmadım
Kalabalık ortamlara alışmaya ç/alışırken ağaçlarla kurduğum dostluğumu unutmadım Her fırsatta kendim için seçtiğim ağacımın gölgesine kuruldum Artık en sevdiğim oyunu oynarken yere düştüğüm cennetimi hatırlamıyorum Beni sobeleyen çocuğu da Bir tek düştüğümde ağaçların birbirleriyle yaptıkları derin sohbetleri aklımdaO da alışacak deyişleri bir de Sahi dünyaya alışmak nasıl bir şey?
Uyandığımda derin bir rüyanın içindeydim Gördüklerimin bir rüya olduğunu neden sonra anladım Işıktan bedenleriyle tanımadığım adamlar vardı yanımda Gözümü kapatıp tekrar rüyaya daldım Beni sobeleyen çocuğu bulmak için oyunlara daldım
Ağaç dalları ağır ağır sallanıyordu ormanın içinde Bir masalın içinden yeni çıkmış gibi buluyordum kendimi her rüyanın sonunda Güneş bütün hararetiyle yakıyordu yanmaya alışmamış hüzünlerimi Acıdıkça kavruluyordum ormanın yalnızlığında Çok yavaş işliyordu zamanağaçlardan sallanan sonsuzluk saatinin tik-taklarındaSonsuzluğu iple çekiyordum
Büyüdüğümü sandığımda ağaçlar artık sohbet etmiyordu Bütün oyunlar gereksizdi ve çocuklar savaşlara alışmalıydı Her çocuğun elinde bir silah buldum kimsenin dönüp arkasına bakmadığı kırmızı topraklardaBen yürüdüğümü sandığımda insanları koşarken buldum zamanın kovalandığı bir dünyada
Durdum
Kocaman çınarların bir anda devrilişine şahit oldum Tabancalarda mermi yerine su vardı Savaşların adı değişse de verdiği kayıplar hep aynıydıGölgesinde hayaller kurduğum ağacımdan bir ok yaptım kendimeOkunun ucunda zehir olanlara inat sevgi koydum ucuna Attığım oklar her defasında yüreğime döndü Kanayan yanlarımla saplandım gecenin bağrına Kendi oklarıyla vurulmuş insanlığın acı halleri geldi gözümün önüne Bu defa İçinde su ve kan olmayan rüyalar diledim Bütün susuzluğuma rağmen ben sevmekten vazgeçmedim
Uyandığımda etrafımda koşuşan ışıktan adamlar buldum Doğmak üzere olduğumu neden sonra anladım Beni sobeleyen çocuk oyunu biz kazandık diyordu Ağaçlar uzun zaman sonra bana gülümsüyordu Vurmaktan vazgeçip yine aşka vuruldum