Aşk/Sızım

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
Seni sana rağmen sevdim ben… Hep kaçışlarla dolu, hep eksik… Bir yanını tamamlasam, mutlaka bir yerden açık veriyordum. Tamamlamaya uğraştıkça senin gözlerinde kaybolup gidiyordum…

Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyorum. Ben bir adanın değil bir kıtanın kâşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşü yoktu, ama öyle çok duraklıyordum ki geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki KAÇIYORDUN. Ufukta bile görünmeyen bir seraptın artık. Kaç kez “VAZGEÇ” dedim kendime, kaç kez o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm.

Zaten yaşadığımda bu değil miydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana?
Oysa nasılda coşku doluydum başlarken… Gecelerimi de gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutamayacaktım sözde. Sen sonbahar rüzgârında kopmuş bir defneyaprağı, ben ise sana dal olacaktım.

Hangimiz yaprak hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu artık. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu… Bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum.
Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun kumandanı gibi hissediyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden… Ben düşmanı alt edemeyeceğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum.

Bir beyaz bayrak gerekir artık bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
Gidiyorum. Geride yaşanmış zamanları bırakarak. Artık seni ürkekliğinle baş başa bırakıyorum.

Hep tamamlanacak değil ya, bırak bu da yarım kalsın…

Aşkımı verdim sana yüreğimi verdim. Aşk sendin, sen yüreğimdin… Her atışı senin iki hecelik adını fısıldardı. Kimse anlamaz ama belki anlarsın, duyarsın diye. Hak etmiş miydin bunu? Bu kadar büyük bir aşkla sevilmeyi hak etmiş miydin? Geç kalmış bir soru bu. Nasıl hissettiysem öyle yaşadım ben aşkımı. Yüreğimi teslim etmemiş olsaydım sana, aşk olmazdı bunun adı. Böyle yaşadım ben hep, sen beğensen de, beğenmesen de… Hesaplı aşklar bana göre değil.” Ne verirsem, ne alırım ” sorusunu soranlardan olmadım. Senin için attı yüreğim, bunu söylemekten de gocunmadım.

Umutlarımı bağladım sana, hayallerimi verdim… Bir gelecek düşledim seninle yoksa hata mıydı? Yarım aşkları, kaç kovala oyunlarını, göstermelik dargınlıkları bir kenara bırakıp bu gönül dolu dolu yaşarken yarına dair umutlar besledim. Hepsinde sen vardın sensiz olmayacaktım. Bu günü de yarını da seninle yaşayacaktım. Bu hayatta iyi ya da kötü ne olacaksa birlikte karşılayacaktık. Bazen bir Türk filmi tadında bazen gerçeğin tam ortasında yaşayacaktık. Bir birimize güç verecektik. Hayata karşı direnme gücünü birbirimizden alacaktık.

Ruhumu verdim sana, Olmadığın zamanlarda ruhumu bıraktım sana, yalnız kalmayasın diye. Çünkü bu ruh sensiz bir cesetten farksızdı. İçimi sıkıntılar basardı. Müebbete mahkûm bir hükümlü gibi bedenime tünel kazıp firar etmeyi düşünürdü hep. Bu yüzden özgür bırakırdım onu. Ve ruhumun gideceği tek yer her zaman senin kalbin olacağı için onu merak etmeme hiç gerek yoktu. Ya bedenim? Gözlerim gördüğü hiçbir şeyi ayıramazdı sensizlikten bir anda her şey sen oluverirdi. Ellerim ellerine o kadar alışmıştı ki başka bir şeye dokunamazdı. Yürümezdi bacaklarım senin olmadığın yollarda. Oysa sana her bakışı yeniden doğuşu olurdu bedenimin. Yeni doğmuş bir bebek kadar saf ve masum bir şekilde çıkardı karşına.

Hayatımı verdim sana… “ CAN ” deseydin onu da alırdın benden gözümü bile kırpmazdım. Zaten aşk bu değil midir? Sevgiliye dokunduğun anda ölsen, sanki kırk bin melek seni omuzlarında cennete uçuruyormuşçasına, minik bir tebessümle teslim edersin canını.

Bütün bunlar yetmedi sana biliyorum. Yetseydi eğer şimdi ben bunları yazıyor olmazdım. Bir öfke, bir kırgınlık, bir söyleniş sanma bunları, istesem de yapamam zaten. Ben hatayı kendimde arıyorum. Belki de küçücük bir ayrıntı her şey için yeterli olacaktı
 
Boynuma geçirilmiş ipti sözcükleriniz,
Ayaklarımın altından cümleyi çektiniz,
Kelimeler dudaklarınızda hecelerine ayrıldı,
Ben hücrelerinizde hayat bulmak için çırpınırken
İdamımı gerçekleştirdi düşünceleriniz.
 
Yeniktim…
Yenikliğimin zaferi sarhoş etmişti kalbini.
Her şeyin farkındaydım
ama hiçbir şeyin farkında olmama oyununu oynamak zorundaydım.
Sana bağlıydım.
...Her defasında ben sobeliyor, ama
oynadığımız duvarı öpmene izin verip seni galîp kılıyordum…
Mızıkçı bir sevdanın eline düşmüştüm.
Kaçamazdım.
Her yerde birkaç tane sen vardı
ve bütün şehirler size yataklık ediyor diye onları suçlu göstermezdim.
Bedenin, eşi bulunmayan bir bez parçasıydı;
gözlerimi onunla bağladığın…
 
Seni anlatan bütün yüklemlerim
Bir deprem yaratıyor
Ve bir enkaz daha
Hadi çık işin içinden bakalım
Nerde fotoğraflarımız
...Hani dinlediğimiz plaklar
Pazartesi nerde kaldı
Salı kimin koynunda
Ya kalbim
Kimin yastığının altında
 
...gectigin yollari biriktiriyor kalbim,sokak lambalarini sakliyor ceketim.tavanima astigim her ayrilik cúmlesi sahit aykiri yalnizligima...
 
Seni unutmam şart!
İyileşmem mümkün!
Doktorlarla aram iyi değil biliyorsun.

kendime göre yöntemlerim oldu her zaman.
......yokluğunu gargara yapıp tükürüyorum gri lavabo taşına
en azından nefesimin sen kokmasına engel oluyorum.
sana yazdığım şiirleri kesip üstüne üfleyip okunmuş şiir
içiyorum
gece yatmadan önce aç karna sevişiyorum tanımadığım
öznelerle.
sadece sevişiyorum..
sırf yeniden doğmayasın diye sadece sevişiyorum!
 
Yazmıyor işte; içini seninle doldurduğum kalemim.
Kâğıdım yırtık,ruhum gibi…
Ucunu emiyorum kalemimin.
Dudaklarını okşar gibi...
Biliyordum sadece; üşüdüğün için Girdin pis yatağıma.
...Ve seni kovmamak için sevdin bedenimi.
Çünkü yalnızdın!
Oysa inanmayı bırakmıştım.
Çoktan süpürmüştüm umutlarımı,
türkülerimin sesini kısmıştım.
Dönmen için yazmıyorum bu satırları.
Kefenime sığmayacak kadar günah işledim.
 
Aklıma ermeyen kanamalı gece yarılarında,
Kanamalı hastayım,kanattığın yerlerimden daha acil sana götürülmeye muhtaç..

...Aşk basma yaralarıma..

Aşk'lanan yerime saplanan gözlerin,aklanan aklıma kapanmış..
Bir eksik kirpikle bakıyorum yokluğuna..

Dün geceden beri yoksun
Önce yarım saat yoktun,
Sonra yarım gün,
Derken yarım,ben..

Yar mıydın sen orta yerimden yararken,düşünmeden?
Var mıydın sen en yokluk çoğulundayken yalanların tekil alametlerinde içim sökülürken?

De bana,
En olmadık anların yine sebepsiz konuşan dilimiyiz?
Yoksa di'li miyiz şimdi?

Aklım sende kaldı ya,
Deli miyiz bilemedim ki..

Bilenemedim ki..
Dirensemde,
Diretemedim ki..

Sen yokken,
Yokluğun çokken,
Ben tam edemedim ki..
 
Arada bir kanar,yarada bir alaz sancı..
Bir işe yarasan,kabuk bağlasan mesela
Hiç değilse yaralara yaransan..
...
Olur,
Olabilir,
Yaralarım ''geçmiş'' rolü de yapabilir..

Ama sıhhat midir yoksa ardımda kalan sen dolu hakikat midir?
Bu ''geçmiş'' neye göre geçmiş,
O'nu sen seç..

Sensiz kalan yüreğimin talepleri artık daha tedarikli..

Mesela madem artık yoksun;
Hayatımı kurtar,öldür beni..
 
Şimdi yaşadığım her yalnızlık sükûneti, bir harf öğretiyor bana
ve yeni bir alfabe oluşturuyor bildiklerimi unutturarak.
Anlatım bozukluluklarıyla sakatlanıyor sana dönük vurgularım.
Kaç kere özledim, kaç kere yetim düştüm, kaç kere öldüm ve kaç kere seviştim
sensiz bilmiyorum. Aşkın o mor dayağından sonra reflekslerini yitirdi bedenim…...
İnadına yokluyor beni sensizlik, yeniden, yeniden ve yeniden…
 
Gitmek İstiyorsa, Bırakacaksın Gitsin. Aklı Seninle Olmayanın Bedeni Yanında Olsun İster misin ?
 
Olmayan bir Sevgiliyi...; İnatla beklemek ,utandırmaktır aŞkı..**
 
Acılarımın bileklerini kesip,
yaşadığın şehri kana bulamak istiyorum.
İçimde üşüyen zavallı çocuğu kurban etmek büyülü bir ayin gibi geliyor bana.
Ama yapamıyorum…
Kan basıncımı dengeleyemiyorum.
 
Dün gece geç saatlerde yayınlanan bir talk şova telefonla bağlandım.
Seni sordum.
Kimse bir şey anlamadı.
Bende siktiri basıp uyudum…
 
sen gelmeden bir adam asacak kendini içimde biliyorum;ardından tavan gülecek adam ölecek...bir gece yarısı taksiyeb atlayıp gideceksin saatini çıktığın evde unutarak,taksi izini bırakacak yola, yol kendini unutacak ve fahise kendini satmayı unutacak rujunu ödünç verecek tanımadığı birine..
 
'Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın'..
 
İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik boş verip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk başına buyruk
Senle ben...
...
Kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
Hep tek başına uyandın....
 
Duracağım burada.Gidişini seyredeceğim.Kıpırtısız,sakin
gibi görüneceğim.Kavgasız olacak,fırtınasız olacak.Saçma sapan
olacak.Organlarım birbirine vuracak.Arkandan sessiz bakacağım.Ben yine
salağı oynayacağım.
 
Hayat beni kızdırmasın yuvamdaki dağa çıkar inmem bir daha

Bir duble daha içeyim
Bir eyleme daha katılayım bir duble daha

Bir delirme daha Bir isyan daha Bir ölü daha

Bir dua daha..
 
Geri