Ve biz seninle tarih boyu geç kalınmış bir askız, hiç vaktinde yetişemedik hayal kırıklarımızı taşıyan vapurun kalkışına.
Gurbetten memlekete dönmektir seni sevmek Eğilip toprağa alın sürmektir.
Aşk, sevdiğin kişiyi herkesleştiriyor zamanla.
Topla hatıralarını ve defol kalbimden. Sevdiğim Sen’i karalamaya hakkın yok...
Tüm bunlara rağmen seni yani yüreğimin yetimliğine rağmen seni, fevkalade seviyordum. Ne gariptir ki senin tanımınla ask, bir insanı rağmen’leriyle sevmekti.
Koluma gir küçük bir çocukmuşum gibi, enselenmeyeyim yüreğindeki o korkunç kalabalıkta.
Sen ki; yahu çok güzelsin. Nasıl izah etmeli bunu anlaşılır bir dille. Mesela gözlerinde bir şey var açıklayamıyorum onu. Sanki aynı kareye sığdırılmış topyekûn, yeryüzü ve gökyüzü!
Yükle yalnızlığının bütün gri bulutlarını sırtıma Vücudum yağmur sonrası toprak koksun...
Yolculuk sevdiğinin kalbineyse, işin içine mutlaka şeytan karışır Baska yolu yok, sevmek biraz da kazaya uğramaktır!
İlkokul öğretmenimin öğrettiği şekilde, kirpiklerinin altını çiziyordum kırmızı kalemle. Çünkü gözlerin en önemli satırlarıydı hikâyemizin.
Böylesine bir yangın, kendinden ilk olarak kurtarılacakları merak ettiği için çıkarılmıştır belki de… Yoksa Aşk’ın, cayır cayır yanan bir yürekten, apar topar kaçmaması nasıl açıklanır ki a canım?
Sıkı dur dedim bir boşluğun ellerinden tutuyorsun… Gel gör ki mayandaki Asi’liğe laf dinletemedim… Her gece sarılıp yokluğuna ölüme uzanmaktı artık hayat… Ve artık ask, bir ihtimalsizliği delicesine sevmekti… Söz bitti…
Gurbetten memlekete dönmektir seni sevmek Eğilip toprağa alın sürmektir.
Aşk, sevdiğin kişiyi herkesleştiriyor zamanla.
Topla hatıralarını ve defol kalbimden. Sevdiğim Sen’i karalamaya hakkın yok...
Tüm bunlara rağmen seni yani yüreğimin yetimliğine rağmen seni, fevkalade seviyordum. Ne gariptir ki senin tanımınla ask, bir insanı rağmen’leriyle sevmekti.
Koluma gir küçük bir çocukmuşum gibi, enselenmeyeyim yüreğindeki o korkunç kalabalıkta.
Sen ki; yahu çok güzelsin. Nasıl izah etmeli bunu anlaşılır bir dille. Mesela gözlerinde bir şey var açıklayamıyorum onu. Sanki aynı kareye sığdırılmış topyekûn, yeryüzü ve gökyüzü!
Yükle yalnızlığının bütün gri bulutlarını sırtıma Vücudum yağmur sonrası toprak koksun...
Yolculuk sevdiğinin kalbineyse, işin içine mutlaka şeytan karışır Baska yolu yok, sevmek biraz da kazaya uğramaktır!
İlkokul öğretmenimin öğrettiği şekilde, kirpiklerinin altını çiziyordum kırmızı kalemle. Çünkü gözlerin en önemli satırlarıydı hikâyemizin.
Böylesine bir yangın, kendinden ilk olarak kurtarılacakları merak ettiği için çıkarılmıştır belki de… Yoksa Aşk’ın, cayır cayır yanan bir yürekten, apar topar kaçmaması nasıl açıklanır ki a canım?
Sıkı dur dedim bir boşluğun ellerinden tutuyorsun… Gel gör ki mayandaki Asi’liğe laf dinletemedim… Her gece sarılıp yokluğuna ölüme uzanmaktı artık hayat… Ve artık ask, bir ihtimalsizliği delicesine sevmekti… Söz bitti…