Aşk-ı Yar Eylediğim ..............

Konu sahibi son olarak 1885 gün önce görüldü
Aşk-ı Yar Eylediğim ..............











Gel,ben bildiğim...



Zaman,sensizlik


Saat;yalnızlığı sen geçiyor...



Her hecesi sen kokan,özlemler biriktiriyorum içimde...


Ve gözlerime sığınmış,yüreğimde saklanmış sessizliğin...



Yalnızlık değil çığlığım,yokluğun sebebim...Oysa ben, varlığının sesiyim...


Yokluğunun hüznüyüm


Ve sana adanmış özlemlerin en kuytusuyum...



Ah bu uzaklar...


Sana beni, bana seni uzak eyleyen yollar...


Tükenmiyor bu yokluklar...



Ben ki,


Yanındayken bile sana özlem dolu...


Yüreğine tutsağım..



Gel,aşk-ı yar eylediğim...



Sensizliğe alışmak yerine sen li zamanda kaybolmayı istiyorum...


Şimdiki zamana uyarlamak istiyorum seni...


Ve özlemin,varlığında anlam olsun istiyorum,


Seni yaşayan benliğime...



Ve şimdi;


Zaman, sensizlik...


Saat yalnızlığı sen geçiyor...



Lakin


Yüreğine uzak düşen yüreğim,
seni yazıyor zamana...


Zaman ki,sensiz bir asır,seninle bir an bahar...



Ve ben yine;


Özledim,çok özledim...



Gel,ömrüme şans dediğim...


Özleminin içinde boğuluyorum...
 
602905_10151722616463248_136622316_n.jpg
 
Can çekisiyorum zamanın kıskacında, sancılarım bana unutturuyor kendimi…
Kayboluyorum ağrılarım içinde, etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.
Ne gelecek hayallerim aklımda, ne bitmez telaşlarım…
Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm, bazen birkaç derece fazlalık ateş…
Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeye…
Sonrasını geç !

Kıvranırken, ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.
Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine, onların ellerinde tutunamıyor.
Kendime anlatıyorum dertlerimi. Yalnız kendim anlıyorum kendimi.

Ruhum da el çekmis, bel bağladıklarından.
Şimdiden devriliyor gibi “sarsılmaz” fikirleri..
Boşuna yük etmişim aklıma bu zifirleri ….
Yeni yeni anlıyorum neden bu denli inlediğimi:

Baş ucunda beklerken hastalığın, farkettim de birkaç şeyi:
Sahi! Nerdeler hayallerim ? Nereye kaçtılar sicim gibi ?
Hele o ! O rutin işlerim. Hani olmazsa olmazlarımdandı.
İtiraf etsin hadi, gitti, gitti işte hepsi !
Umutlarım bile mi ? Ah evet ! Onlar yiteli çok olmuştu zaten.

Ve nihayet yalnızım işte !
Şimdi ne altında ezildiğim o bitmez telaşlarım;
Ne kendisi gelmeden yorulduğum “gelecek hayallerim” yanımda.
Sadece ben varım hayatta.
Pek de yalnızlık değil aslında, ”yalınlaşmak” denir buna.
Ve kendime geliyorum, yakınlaştıkça aslıma.

Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya
Düşünmeliydim, bunların bir sahibi olacaktı aslında.
Gelip el koyacaktı tarlasına. Ki ben kim olduğumu hatırlayayım.
Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada
Aslıma dönüp kendime geldim, haddimi bildim.
Her olayın merkezi sandığım, başrol oynadığıma kandığımdan beri
İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer.
Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben,
O ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca.
Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş..
Benim yaptıklarım da o kadar ahmakçaymış aslında.
Dert edindiklerim, yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş.
Sahiplenmeseymiş onları, sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.
Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.

Aciz olan benim,
Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.
Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…
Bu yüzden ezildim işte, bir düzine cahillik
Kaldıracağım kadar verildi bana.
Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.

Bunca şeyi anlayınca,”inşaAllah”,
Çoktan dilimin en zarif duası oldu bile.
Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle “inşaAllah” derken içten içe
Ne sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye.

Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum Rabbime

“İnşaAllah” dedikten sonra başlayan işe
Ruhum uyanıverdi, hani o yıllardır durmadan kıvranan
Sen de yeter ki onu an, çünkü
İnşaAllah derse yakaran, inşa eder Yaradan…
 
Kırgınım…
Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…

Kırgınım…
Yüreğim bir yanardağ gibi kayna***** yanarken,
Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…

Kırgınım…
İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
Parçalayıcı oluyorum…
En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
Un ufak ediyorum…

Kırgınım…
Öfkeme, tat almayan yüreğime,
Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
Kalbime…

Kırgınım…
Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,
Görmeyen gözlerime…
Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma

Kırgınım…
Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen
Benliğime…


Kırgınım…
Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
Sarılmaya korktuğum sevgilerime…

Kırgınım çok kırgınım,
Beceriksizliğime, korkaklığıma,
Kırgınım…
Belki de bir hayalden ibaret oluşuma …

İçimin tüm kırıntılarını bir kenara bıraktım, tam şimdi..
Düşünmemiş, hayal etmemiş kabul ediyorum kendimi..
Bir daha hiç uyanmayacak, masumca uyuyan bir bebek gibi..
Ölsem, mezarım küçücük olacak, üzerime attığınız güller solacak..
Kendimi ziyan hissediyorum..

İtiraf etmeliyim, sarı rengi sevmiyorum!
Mavinin derinliğine hiç uymuyor sarı,
ve ne için yanyanalar bilmiyorum..
Anlayamıyorum, benim rengim ne?
Kendimi siyah beyaz bir film gibi hissediyorum..
Tüm bildiklerimi, hiç öğrenilmemiş kabul ediyorum şimdi..
Hayata baştan başlıyorum,
ve kendime sonu olmayan bir yol çiziyorum!
Zamanı olmasın doğduğum günün..
Önemi yok..
Ölümüm zamanlı olsun, bir tek bunu istiyorum..
Ben öldüğümde kimse ağlamasın diye dualar ediyorum..

Aşk denen hayal kırıklıkları bütününe gelince..
Aşık olmayı istemiyorum..
Çünkü aşk, çarpanlara ayırmaktan öte bir kavram..
Aşk, sevgileri ayrıştırmak oluyor,
öğrendiğim formüller yetmiyor aşık olmaya..
Olduğum yerde kalıyorum..
Aşk bana hiç mi hiç yakışmıyor, biliyorum..

Benim yalnızlıktan yapılmış küçük bir kalbim var..
Ben orada kalıyorum..
Ziyaretçim olmuyor, ve bundan memnunum aslında..
Her yerde biraz kendimden bırakıyorum..

Günüm gece olduğunda ise;
Alıyorum elime kalemi,
Ve tüm yalnızlığımı
Delicesine YALANLIYORUM!!
Sevgi istiyorum, …!!
Yalnızlıktan korkuyorum,anlıyor musun?

Ben geceleri hep yalan söylüyorum..
Ve bu gece, Seni hiç mi hiç sevmiyorum..
 
31593_500957079924798_1536751616_n.jpg

Ey beni anlatan anarşit ruhlu sufi,
ey benim yoluma ışık olan,
varmı senin gibi yanan,
bak şu kainata sen gibi var mı gelen,
aşk yoluna boynunu bedel koyan,
dağlandı yüreğin yandı kavruldu da
hep geride kaldın yaşamın boyunca,
bir adım önde yoluna aşkını koydun da
değerin anlaşılmadı tarih boyunca,
ey ben gibi anarşit ruhlu sufi,
ham olan pişti yandı
ama biz yandık yandık yandık..
doğduk yandık yaşadık yandık
ham olmadı hiç ruhumuz
pişerek geldik bu aleme
ilim elimizde su oldu aktı gönüllere
ama akıtan başka bilindi yüreklerde
oysa sen "Mevlana'yı Mevlana yapan adam"
oldunda ya ben!!!
değeri bilinmeyen mecnuneyi divaneyim!!
sevdiğim etti beni deli tedavi olmamı istedi..
Be hey çok bilmiş..
Elini yüreğine koyda söyle..
Deli dediğin kim bilir belkide
Şems'ten yansıyan bir ışıktır da,
kimseler bilmez...
 
197074_427843640602175_1594077664_n.jpg

Ben seni hayata merhaba derken
ağlayan bir bebek saflığında sevdim.
Konuşamayan suskun dillerin,
anlatmak istediği
sessiz çığlıklarında sevdim.

Şirin bir bebeğin kahkaha dolu
gülücüklerinde sevdim
yeni bir yaşın getirdiği
hüzünde sevdim.
Ben seni zamansız,
ben seni mekansız
hatta an'sız sevdim.

Ben seni deli gibi sevdim,
ölürcesine yoluna gönlümü verdim
yorgun bir yürekle,
umuzsuz bir aşkla sevdim.

Ben seni dünümdeki düşlerimde,
yarınlarımdaki umutlarımda,
Yüreğimin söyleyemediklerinde,
sensizliğe rağmen heran heryer de
seninleymiş gibi sevdim işte..
 
521647_10151141823754822_18450169_n.jpg
Ey benim gönlümün mor çiçeği,
Öyle bir yerdesin ki bunu sen bile bilemezsin!!!
Güllerin ellere, uçurum çiçeklerin bana mı?
Ey benim rüzgârlı sevgilim,
Seni öyle deli sevmişim ki,
Ama ılık esişin ellere, fırtınalarını bana yaptın?
Ey benim güvercinli düşlerim,
Sohbetin ellere, suskunluğun banaydı?
Söyle sana kim öğretti böyle gülümsemeyi,
Gülüşün ellere, kızgınlığın banaydı?
Oysa bilmediğin bir şey vardı sevdiğim!
Sen benimdin bana özeldin!
 
Geri