Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Hayat Öyle ßir Karmaşa Ki
Ya Doğru Zamanda Yanlış İnsanı Çıkarıyor Karşına,
Ya Da Yanlış Zamanda Doğru İnsanın Kaybına Neden Oluyor..
Artık Güven Ve Mutluluğu ßulmak Çok Zor,
İnsanları Tanımak ßir 0 Kadar İmkansız!
Ya Zamana Yeniliyorsun,Ya Da Kişiye..!!
Sen gerçek AŞK nedir tanımadın ki,
beni yargılayabilesin.
Sen elini hiç ateşe sokmadın'ki,
AŞK yangınının insan yüreğini nasıl sönmez
bir çereğa çevirdiğini görebilesin.
Sen sevgilin için ölmedin,
öldürmedinki beni anlayabilesin!
Şems Tebrizi
Aşktan korkma:
Böylece bir üçgenin iç açılarının toplamının
180 dereceyi aşıp, bütün yamukları kendi içinde
barındırabildiğini görürsün.
Aşk pürüzleri yok eder; dikenleri gül eder,
acıları haz eyler.
Arza hacet yok,Halim sana ayandır...
Dile gerek yok,sessizliğim sana beyandır...
Söze lüzum yok,susuşum sana kelamdır...
Kelama ihtiyaç yok,AŞK sana figandır...
Şems Tebrizi
Çizdiğim noktalar azaldıkça,
sana daha çok yakınlaşacağımı düşünürken,
tüm noktaları mı sildim yoksa diye korkuyorum...
Bir özlem ki içimden bir parça olmuş,
öyle bir sen ki orada duran, hüzün olmuş,
dalga olmuş, akın olmuş, sel olmuş,
yüreğimi tutuşturan ateş olmuş, kor olmuş...
Hani öyle zordur ki içindeki tohumlar yeşerdikçe,
ümitlere, hayallere dönüştükçe hiç olmadığını anlamak,
bir hüzünse o an içimi saran, belki en yakınımda,
belki de senden çok uzaklarda seni yaşamaktır
hüznümle adını aynı satıra yazdıran.
Kiralık Bir Gelinliktir Hayat
Sonradan mı acılar hissedilir
Hep sonradan mı değer kirpiğe gözyaşı
Ve bir ıslaklığın acı tuzu yakar yarayı
Hep sonradan mı?
Kimi zaman çetrefilleşir yaşam
Yol ki geri dönsen boş
Önümüz karanlığa bekçilik eden zebani sürüsü
Hep sonradan mı doğar güneş, yağar yağmur, kar
Başım bir yastığa değdiğinde mi anlarım yalnızlıkları...
Sonradan mı severim, hep sonradan mı?
Ucuz romanlar gibi hayat
Sayfalarında küflü düşler barındıran
ve bir an bir mermi de sıkamıyorsun alnına..
Tatlı bir rüyanın ortasında
Giriveriyor aniden düşlerin birden
Onu sarıyor sanki gerçekteki hüzünler
Kopup gelmiş de hiç bitmemiş hikâyen
Oysa her başını yastığa değdiğinde yalnızlıkların
İşler taa yüreğinin en derinlerine...
Vefa, değerini bilmek, sevmek, sonradan mı?
Kaybetmek sonradan değilse
Yaşamın noktalarını takip ederim şiirlerde
Hep sonradan mı aklıma gelir bu kelimeler
ve ben işte bu sınırsızlık noktasındayım,
geldiği gibi gitsede yitik düşlerim,
yinede tazelerim en derin acılarımı,
kopup gelse de arsız cümlelerin,
acıyan yanlarımla tek tek sabırla toplarım,
İşte tam bu anda varım,
bilir ve susarım!!
Bilmeseler de geçmişte yaşadığım anları,
bilirim ki ben ilk miladım!
Ne öncesi ne sonrası!
Ben milatla hayatı bıraktım!
Anladınız mı şimdi neden tarih sevdamdır!
Dev çarpışmada tükendi ilk hayatım,
sonrası mı?
Önemi yok halen gelgitlerde yaşarım!!!
Zorda olsa susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda ruhumla kurduğum iletişimi kolaylaştırıyordu.
Hani hep derim ya “ben insanlardan uzak büyüdüm, onlardan ayrı olmam çok doğal. Bu yüzden kimse anlayamaz beni, varlığımı kaldıramazlar yani yokluğum onlara zor gelmez, ama öyle sevdiklerim var ki yokluğuna dayanamam."
Belki bilmeden çok kırdım insanları, başkalarına kızıp sevdiklerimden çıkardım acısını ama yinede en zor anlarında ben oldum yanlarında, acılarına ilk ben ortak oldum, aramadılar ama arayan hep ben oldum,sormadılar ama soran hep ben oldum, uzaklarda olsam da hissettim acılarını, kızgınlıklarını.. İtildim, kakıldım ama yılmadım koştum aynı sevgiyle kucak açtım.. Çoğu kez seslerini duymak istedim aradım da ama açmadılar .. "üff yine arıyor" diyen sözleri yüreğimde hemde kalbimin tam orta yerinde hissettim.. Kırıldım,üzüldüm hiç hak etmediğim sözlerle itham edildim ama hep susarak uzaktan izledim konuşmadım daha doğrusu konuşamadım.
Oysa bir boşlukta olduğumu, çok yalnızı olduğumu hiç göremediler dahası görmek istemediler, öyle bir yanılgılar içerisindeydim ki!! Yanlış insanlar, yanlış yüzler, yanlış sevgiler.. Yanlış yüreklerde konakla***** gezmekteyim bezgin, bitkin, yorgun ve huzursuz bir içle, belki bu yaşamda çok dertler görmem gerekiyordu,insanlarla mücadelem devam edecekti. Derman istediklerim dert verdi, kucak açtıklarım uçurumlardan itti ama ben yinede sustum işte sustum hemde dut yemiş bülbül misali sustum.. Öyle dostlar edindim ki dost bildiğim dostlar, benden başka herkes iyiydi onların yanında, her zaman benden daha önemliydi başkaları, bencillikleri boylarını aştı. ama ben yine sustum!!! Yooo öyle düşünmeyin hemen ben ***** değilim!! Sadece yeri zamanı gelmedi!! Benim gördüklerimi görseydiniz siz susmayı bırakıp uzayın en ücra köşesine koşardınız!!
Ben farklıyım derken gördüklerimi kastederek söylemekteydim, ama bunu bilemeyecek kadar tanımamışlardı beni? En çokta bu yaraladı beni..!!!
Bugün yine kendimi kötü hissetmekteyim. Çünkü gerçekler yüreğimi lime lime etmekte!! Sevdiğim dediğim bazı dostlarım, arkadaşlarım, can dediklerim yalan oldu gitti.. Yüreğime yaralar bırakarak gittiler.. Annem hep derdi ki "Kızım hiç kimseye kendinden fazla değer verme!! Ama ben dinlemedim!! Kendimden on kat daha fazla değer verdim değer bilmeyenlere!! Her köşe başında atam satanları yüreğime dost yaptım, can dedim!! Yine acı çeken ben oldum.. Hüzünlere gark oldum, gözlerim yağmur ormanlarıyla yarışır oldu, elemle doldum, üzüldüm de ne oldu kim anladı ki? Önemli değildim onlar için çünkü insan satmayı alışkanlık edinmişlerdi... Yalnız ağladım ve ağladığımda gözyaşlarımı silen hiç kimsem olmadı.. Ama unuttukları bir şey vardı "Yüce yaratan yarına bırakırdı ama yanına bırakmazdı yaşayıp anlayacaklardı!!!"
Can Babanın dediği gibi "Farkında' Olmalı insan... Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti
Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür. "
Evet kendi senaryomuzda başrol oynayıp, başka hayatlarda figüranlık yapmaktayız, öylede yaşansa böylede yaşansa bir gün oyun bitecek sahne kapanacak!! Herşey kendi elimizde, geriye ne bırakmak istersek onu yaşarız sadece...!!!
Hüzün kokar bende hep akşamlar,
Rüzgara karışıp esmek isterim,
Bulamam kederimin nedenini,
Ayaklarıma hükmeder duygularım,
Yürürüm.. Yürürüm.. Yürürüm..
Sonu gelmez caddeleri var sanki bu şehrin.
Yıldızı mı ararım bulutların arasında,
yada saman yolunun parıltıların da,
düşünürüm bakarken gökyüzüne,
arayışım ne! Peki sebebi ne yüreğimdeki hüznün!!
Bu hüzünleri ne yok eder ki,
Bir melodi mi çalsam?
Gözlerimi kapatsam dinlerken müziğin ritmini,
Ruhuma işlerim hüznümü,
Kafamda notalar, notalarda ben,
Yürürüm...Yürürüm.. Yürürüm..
Ne kaldırımlar biter ne de başıboş geceler!!
İşlerken yalnızlığı ruhuma,
dökülür gözyaşlarım yanaklarımdan,
bakma ağladığıma sakın dokunma!!
Bırak aksın gözyaşlarım,
sen o akanları gözyaşı olarak görsen de,
bil ki o akanlar gözyaşı değil,
yaralanan kalbimden süzülen kanlardır.
Bırak hayallerimi sakın kirletme,
bırak onlar saf kalsın kalbimdeki sen gibi,
ölümsüz sevdam gibi, sana olan aşkım gibi,
dönmesen de bana sevmesen de beni artık,
yine de ben bildiğin o eski "ben" kalacağım,
senin için fırtına olup esen,
kasırgalarla yıkıp döken,
seni inciteni istemesem de inciten,
yine o eski "deli sevdan" olarak kalacağım daima!!
Bu şehir unutamamanın dehlizleriyle kaplı.
Seni unutamamanın.
Yanımda olmadığını, benimle olmadığını,
hatırlamadığını biliyor olmama rağmen unutamamanın.
Okuyorum, okumanın içinde boğuluyorum.
Her okuduğum cümlenin içine seni görüyorum,
ne kadar uzakta olduğunu, ne kadar yanımda olmadığını ve aslında ne denli benim aynım olduğunu,
elimden kayıp giden, giderken de yakıp giden
bir yıldız gibisin, gökyüzüne armağan edemediğim.
Öylesine uzun zaman olmuştu ki, yeniden birine karşı bunca yoğun hissetmeyeli, bana benzeyen, benim cümlelerimi benden önce kuran, anadilin aynı kurnaz tuzaklarına aynı gelgitlerine aynı kelimelerine takılan biri ile tanışmayalı.
Ancak bir benzerinin yazabileceğini, dahası sadece benzer bir kadının yazabileceği satır altlarını ve içlerini yazan bir adam ile tanışmayalı.
Hayatıma girdin, toparlanmış odunları dağıttın, kış geldi, şöminede yakacak hiç bir şey kalmadı, yenilerini toplayacak zamanlar geçti, üşüyorum ama sebepsiz değil. Sümüklüböceklerin giderayak simle yazdıkları izler vardır. Şehir de olduğum her gün farkediyorum ki attığım her adımın yegane sebebi senin izlerini bulmak, bırakmış olma ihtimalinin olduğu izleri, dokunduğun bir tuş, göründüğün bir resim, dinlediğin bir ses, ufacık bir cümle-içinde ben olma ihtimalini taşıyan-.
Özlemeyi bırakalı uzun zaman oldu, özlemek için unutmak gerekiyor, ben öyle az unutuyorum ki seni, ancak başka bir gökyüzü altında, bir başka coğrafyanın sessizliğinde unutabiliyorum seni, satırlara gömülmediğimde, uykunun imparatorluğunda, kadehlerin deviniminde, sesler beni esir aldığında çıkıyorsun aklımdan -bir anlık-.
Bir de, aynı odanın içindeyken, nefesimiz ısıttığında aynı mekanı, ortak seslere kulak kesilirken senin dudaklarının değmiş olma ihtimali taşıyan bir bardağı taşırken elimde, müziğin ritmine kapılıp sallanırken, yalancı kahkahalar atarken unutuyorum seni, unuttuğuma inandırmaya çalışıyorum.
Yoksun öyle çok yoksun ki, ben izini sürmekten yorgun düştüm, ben olmaktan çıktım.
Dolanıyorum, belki bir başka köşede yeniden bulurum kendimi diye....
--
Kaç gece bekledim bir telefonunu belki ararsın diye ama yok...
Sen gideli çok olmuş anlaşılan...
Çünkü güller dikensiz kalmış arkanda
Sahi neden gittin sen öyle sessiz ve nedensiz.
Çok mu sevdim seni? Gerçekten çok sevdim veee kaybettim seni kollarımın arasından
Ne çok şiir yazdım sana ama sen yoksun ne anlamı var ki yazdıklarımın Ne anlamı var sensiz bu boş havayı solumanın
Hep ben mi kaybedecektim?
Şu anda cok uzaktasın, beni düşünüyor musun, bilmiyorum? Ama ben hep seni düşündüm bugün, hiç aklımdan çıkmadın, attığım her adımda, yaktığım her sigaramdaydın....
Seni öyle cok özlüyorum ki, zaten cok uzaklardaydın, bugün klavyeme dokunan parmaklarım bile sana kavuşamadı...Bugün bir başka hüzün çöktü yüreğime, ne yapsam ,ne etsem silinip atılamadı.
Seni şimdiden öyle çok özledim ki...İçim acıyor, sanki anlamsız bir keder çöreklendi yüreğime, gitmek bilmiyor...
Seni öyle çok seviyorum ki, istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan gözyaşlarıma sor istersen, yüreğime sor, giderken yanına aldığın yüreğime sor, anlatsın seni ne çok sevdiğimi....ne cok özlediğimi...
Seni öyle çok özledim ki, sanki bugün yine bu sehir benimle ağladı...Gözyaşlarım yağmurun kilere karıştı....hava kasvetli, ben bir büyük acı.. senden başka kim bilebilir, çektiğim bu sancıyı?
Yürüdüm yağmur da, ellerim üşüdü yine....
Gözyaşlarım, yağmura karıştı....Yüreğim ise sıcaktı, Giderken yanında ¤¤¤ürdüğün için o hep ılık bir sevda sıcaklığındaydı.....
Biliyor musun? ne zaman biri bana canım dese, senin seslenişin kulaklarımda çınlıyor, irkiliyorum, mutsuz musun gene? Gene yüreğin mi acıyor diye düşünüyorum...Ne zaman yalnız birini görsem, senin suliyetin sanıyorum, ne zaman bir ayak izine takılsa gözlerim, yüreğime geldiğin günler de bıraktığın ayak izleri aklıma geliyor, ürperiyorum.....
Yokluğunda neleri yitirdim... sen yoksan, gül güzel kokmuyor eskisi gibi, ne de güneş içimi isitiyor, ne de yağmurdan sonra toprak kokusu geliyor burnuma, buram buram...
Yokluğunda neleri yitirdim, sen yoksan artık gülüşüm bile içten değil, şen kahkahalar atanlara imreniyorum hanidir...sen yoksan, ipekler bile dalıyor bedenimi, sakın yanlış anlama.. sitemin sana değil birtanem, sitemim aşka...
Sana aşık olmasam, sensiz günlerde böyle mutsuz olmazdım, sen, sen diye yakarıp, sabahlara kadar yıldızları saymazdım...Görüyor musun yokluğunda neleri yitirdim...ama sitemim sana degil.....sitemim AŞKA!!!
SANA NASIL SiTEM EDEBİLİRİM? BEN SADECE SENİ SEVMESİNİ BİLİRİM...
Bembeyaz bir gelinlik gibiydi ilk önce,
saf ve duru bir rüyaydı
Sonra Rengi solmaya başladı,
Anlam veremediğim, kokusunu,
tadını daha önce bilmediğim,
Geçen her saniye daha da artan,
dayanılmaz bir acı halini aldı.
Masmavi bir güneş gibi doğdu yüreğimde aşkın
Fakat sonra, bir daha doğmamak üzere terk etti dünyamı!
Karanlık belirdi bir yerden, sonra yağmur oldu yağdı dünyama Karanlık kapladı her yeri!
Kaçacak hiçbir köşe kalmadı senden başka!
En güzel rüyam hiç beklemediğim bir şekilde en büyük kabusum oldu...
An olur deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma
an olur buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında
umut ki....bitivermiş daha yolun en başında bilmezdim umudun bir renginde siyah olduğunu
CANTANEM gece olur en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim,gece olur aniden kayar gider yokluğuna yıldızım...
gölgen ki....düşüvermiş kalbime ne yakınsın ne uzaksın sen bana bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu,bilmezdim gözlerinin gökyüzünde de durduğunu.....
CANTANEM gün olur buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk,gün olur ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk.....
sevgin ki.......yakıvermiş ateşiyle ne sıcaksın,nede soğuksun sen bana bilmezdim sevginin de ateşeten bir gül olduğunu,bilmezdim gökkuşağının da çiçek gibi solduğunu....
CANTANEM mevsim olur damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur,mevsim olur yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur.....
şefkatin ki........sarıvermiş ruhumu ne ellerindeyim nede ellerimdesin sen bana bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu,bilmezdim çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu.....
CANTANEM neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim,neşe olur mutluluğu martıların sesinden dinlerim.....
gülümseyiş ki.......dönüvermiş hıçkırığa içimde ne yalansın nede doğrusun sen bana bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu,bilmezdim dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu.....
CANTANEM son olur sözler biter şiirler nağme nağme konuşur......
adın ki........şiir oluvermiş dudaklarımda ne aşkımsın nede canımsın sen bana....
bilmezdim canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu....
Aşk!
Bir kalbin içinde ağlıyor
Aşk!
Sızım sızım sızlatıyor
Ellerinden kaçılmıyor
Virane ettin bıraktın
Aşk!
Bir deli kurşun misali zulmetti bana bu gönlün
Yıkılmıştanda virane ettin bunun sebebi sendin
Unutmalı artık bir anlamı yok
Sevmeyi bilmeyen birini anlamak ne zor
Sensizliği kabul eden bir kalpte mutlu olamazsın
Bu katlanılmaz gururlarla sende başa çıkamazsın
Giden o olsun,terkedende
Artık zaman hakikatle yüzleşmekte
Aşk!
Bir kalbin içinde ağlıyor
Aşk!
Sızım sızım sızlatıyor
Ellerinden kaçılmıyor
Virane ettin bıraktın
Aşk!
Bende aynı duygularla geldim geçtim bu yollardan
Aşkın her katı halini yaşadım gördüm inan
Şimdi zamanla geçer desem de avunmayacak yüreğim
Ne kadar lanet etse de kalbim dinlemeyeceksin
Bu deli gönlüm
Neler neler uğrunda harcadı her gün bir an yılmadan
Unut demek olmaz laf anlamaz bu kalp
Bu aşkın içinde ne emekler saklıdır
Aşk!
Bir kalbin içinde ağlıyor
Aşk!
Sızım sızım sızlatıyor
Ellerinden kaçılmıyor
Virane ettin bıraktın
Aşk!