Mihri
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Nisan 17, 2023
-
- Mesajlar
- 6,164
-
- Tepkime puanı
- 6,520
-
- Puanları
- 234
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- Cat Sosyete
İdeale duyulan bir arzudur aşk. Dozajı yüksek bir hayranlık da denebilir. En çok da herkesin ağzında sakız olmasıyla bilinir. Tadı bitinciye dek çiğner de çiğneriz. Ardından bir müddet de tükenmişliğine çene yorarız, en nihayetinde kimimiz sindiririz kimimizse bir çöp tenekesine atıveririz.
Aynı gökyüzüne bakıyoruz ya hepimiz, işte çoğumuz ister istemez o gökyüzünü arzu ederiz. Ancak, pek azımız ulaşabilir oraya. Zira bizler, ayaklarımız yere bassın isteriz. Bu sebepten çoğumuzun payına düşen en yakınımızda olanın cilvesine kanmaktır. Gökte ararken yerde bulduğunu sanırsın, ama esasen yerin de karşı koyamadığın bir çekimi vardır.
Bizi özgürleştirmeyecek bir aşkın sınırları çarçabuk belli eder kendini. Kollarına bırakırken kendini denizin, onun seni boğabileceğini aklına getirmek istemezsin. Ama, deniz bir kere kafasına koymuşsa seni boğmayı, için için kaynar nefretinden ve o kaca derya buharlaşıp göğe yükselir. Kin karası muhbir bulutlar sarar ve arar her bir yanı. İzini bulduğunda öfkesinden gürleye gürleye yağar da yağar, taşar da taşar. En nihayetinde kafasına koyduğunu yapar ve seni boğar.
Oysa, mütemadiyen sevgi büyütmektir aşk ve hayranlık beslemek. O yüzden herkes över sevdiceğini ve ona büyük bir kıymet biçer. Sevenler birbirini övmeden edemez. Ama, gün gelir fark ederiz ki, o öve öve bitiremediğimiz, o yere göğe sığdıramadığımız, o kıymetlerin en hasına layık gördüğümüz aşkın sureti artık bir başkası değil, kendimiz oluvermişiz. Aşk, bazen de kendi suretimizde, kendi benliğimizde, kendi kendimizi beğenmişliğimizde sınar bizi.
Aynı gökyüzüne bakıyoruz ya hepimiz, işte çoğumuz ister istemez o gökyüzünü arzu ederiz. Ancak, pek azımız ulaşabilir oraya. Zira bizler, ayaklarımız yere bassın isteriz. Bu sebepten çoğumuzun payına düşen en yakınımızda olanın cilvesine kanmaktır. Gökte ararken yerde bulduğunu sanırsın, ama esasen yerin de karşı koyamadığın bir çekimi vardır.
Bizi özgürleştirmeyecek bir aşkın sınırları çarçabuk belli eder kendini. Kollarına bırakırken kendini denizin, onun seni boğabileceğini aklına getirmek istemezsin. Ama, deniz bir kere kafasına koymuşsa seni boğmayı, için için kaynar nefretinden ve o kaca derya buharlaşıp göğe yükselir. Kin karası muhbir bulutlar sarar ve arar her bir yanı. İzini bulduğunda öfkesinden gürleye gürleye yağar da yağar, taşar da taşar. En nihayetinde kafasına koyduğunu yapar ve seni boğar.
Oysa, mütemadiyen sevgi büyütmektir aşk ve hayranlık beslemek. O yüzden herkes över sevdiceğini ve ona büyük bir kıymet biçer. Sevenler birbirini övmeden edemez. Ama, gün gelir fark ederiz ki, o öve öve bitiremediğimiz, o yere göğe sığdıramadığımız, o kıymetlerin en hasına layık gördüğümüz aşkın sureti artık bir başkası değil, kendimiz oluvermişiz. Aşk, bazen de kendi suretimizde, kendi benliğimizde, kendi kendimizi beğenmişliğimizde sınar bizi.