Aşk eşiti midir acının?
Nereden başlasam bilemiyorum neyi önce dökeceğimi de.
Bunca zaman aşk'ı düşman belleyip bas bas bağırdım eşiti acıdır diye.
Belki yanıldım belki değil!
Bana göre aşk tarifi mümkün olmayan ama insanın hayatında sadece bir kere derinden hissedip düştüğü bir cehennem çukuru!
Evet. Bunu anca bu şekilde tarif edebilirim sanırım. Hayır bunun adı acı.
bu olmamalı aşkın tanımı! Yine kendimi acı bağnazlığına kaptırıyorum.
Aslında söylemek istediklerimin tam tersini!.
Çünkü acının çeşitleri vardır. İnsan defalarca acı çeker. Çektiği son acının şimdiye kadar çektiği en büyük acı olduğuna karar verir taki ondan daha büyük bir acı yaşayana kadar. Acı yaşamın her alanında.
Tıpkı aşk gibi. Bu yönden belki söylevlerimi haklı çıkarabilir. Birine aşık oldugunu her hissettiğin de 'daha önce hiç bu kadar sevmedim' dersin.
Ta ki bir sonrakine kadar..
Sahi insan hayatta kaç acı çeker?
Yada kaç kere aşık olur?
Herakleitos'n "Aynı sularda/nehirde iki kez yıkanılmaz" sözü gelir hemen aklıma.
Benim için aşk ile sevmek arasında kilometreler acıyla arasında ise ipince bir urgan var.
Hayatımız boyunca birden fazla kişiyi sevebilir ama hepsine aşık olamayız diye defalarca yineledim bunu kendi içimde.
Belki çektiğimiz acı gibi aşkıda defalarca yaşabiliriz diye de düşündüm. Bir yere varılmıyor içinden çıkamadığım bir girdaba dönüşüyor. Ne olursa olsun kabullenemiyorum bu sav'ı.
Yine aynı kapıya çıkıyor değil mi? Yine acıyı aşktan ayırmaya çalıştıkça
Yeniden kozalanıyor birbirine. Sanırım hiç bir zaman aksini kendime kanıtlayamacağım. Yani kısacası.
Aşkta acının bir çeşiti. Hastalıklar gibi, kanser gibi.
İyileşmek acıyla baş edip yani aşkın ötesinde sevmekle ayakta kalmaktır.
Ayaklarınızın üzerinde durmanız dileğiyle...
---
Yorumlar arasında gördüğüm en müthiş yazıydı Jupiterdelisi'nin yazısı.
https://www.youtube.com/watch?v=b9kixQGp68A
Nereden başlasam bilemiyorum neyi önce dökeceğimi de.
Bunca zaman aşk'ı düşman belleyip bas bas bağırdım eşiti acıdır diye.
Belki yanıldım belki değil!
Bana göre aşk tarifi mümkün olmayan ama insanın hayatında sadece bir kere derinden hissedip düştüğü bir cehennem çukuru!
Evet. Bunu anca bu şekilde tarif edebilirim sanırım. Hayır bunun adı acı.
bu olmamalı aşkın tanımı! Yine kendimi acı bağnazlığına kaptırıyorum.
Aslında söylemek istediklerimin tam tersini!.
Çünkü acının çeşitleri vardır. İnsan defalarca acı çeker. Çektiği son acının şimdiye kadar çektiği en büyük acı olduğuna karar verir taki ondan daha büyük bir acı yaşayana kadar. Acı yaşamın her alanında.
Tıpkı aşk gibi. Bu yönden belki söylevlerimi haklı çıkarabilir. Birine aşık oldugunu her hissettiğin de 'daha önce hiç bu kadar sevmedim' dersin.
Ta ki bir sonrakine kadar..
Sahi insan hayatta kaç acı çeker?
Yada kaç kere aşık olur?
Herakleitos'n "Aynı sularda/nehirde iki kez yıkanılmaz" sözü gelir hemen aklıma.
Çünkü Tanrı insana aynı zaman, aynı mekan, aynı şartlardaki bir fırsatı sadece bir defa verir
Benim için aşk ile sevmek arasında kilometreler acıyla arasında ise ipince bir urgan var.
Hayatımız boyunca birden fazla kişiyi sevebilir ama hepsine aşık olamayız diye defalarca yineledim bunu kendi içimde.
Belki çektiğimiz acı gibi aşkıda defalarca yaşabiliriz diye de düşündüm. Bir yere varılmıyor içinden çıkamadığım bir girdaba dönüşüyor. Ne olursa olsun kabullenemiyorum bu sav'ı.
Yine aynı kapıya çıkıyor değil mi? Yine acıyı aşktan ayırmaya çalıştıkça
Yeniden kozalanıyor birbirine. Sanırım hiç bir zaman aksini kendime kanıtlayamacağım. Yani kısacası.
Aşkta acının bir çeşiti. Hastalıklar gibi, kanser gibi.
İyileşmek acıyla baş edip yani aşkın ötesinde sevmekle ayakta kalmaktır.
Ayaklarınızın üzerinde durmanız dileğiyle...
---
Yorumlar arasında gördüğüm en müthiş yazıydı Jupiterdelisi'nin yazısı.
Acı ruhumuz ile bütünleşiyor, acı oluyoruz.
Tanrı’nın unutulan çocukları, yine Tanrı’dan bir mucize bekliyordu; çünkü umut yazılı parmaklar vardı. :”)
https://www.youtube.com/watch?v=b9kixQGp68A