K
Külkedisi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık,
sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş
cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet
sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana
sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim
şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık
sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar
mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç
dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni
hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri
olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve
gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir
savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim
bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı,
bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni
getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı
hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve
çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim
olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı
mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin
vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim
olmamış gibi…
sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş
cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet
sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana
sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim
şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık
sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar
mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç
dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni
hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri
olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve
gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir
savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim
bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı,
bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni
getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı
hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve
çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim
olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı
mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin
vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim
olmamış gibi…