Asıl inkar edenlere nasihat gerekmezmi Qasem ağabey?

Konu sahibi son olarak 3809 gün önce görüldü
Aciz insan doğada bulunan maddeleri aldı,işledi,icatlar
yaptı.Doğayı yaratanı göremedi.Ve dediki "bunu ben
yaptım" saygı duyulmasını bekledi kendine.En azından
diğer insanlar bu nesneleri kullanırken ona teşekkür etsin
istedi.Yaptığı icatlar dile gelse ben beni yapanın var
olduğuna inanmıyorum diye insan alışık olmadığı için böyle
şeylere "bakın gördünüzmü ben ne yapmışım be yarattığım
şey konuştu"der.Siz canlı varlıklar yaratamadığınız için
Tanrıyı sınırlıyorsunuz sınırlı beyninizle.Canlıyı yaratanı
göremiyorsunuz.İşte bu yüzden Tanrıya inanmak zor geliyor
size.İnanmak irade ile yapılan bir şeydir.Ve tüm evrende
irade sadece Tanrıda ve insanda vardır.Tanrının parçası
olan siz içinizdeki Tanrıyı,karar verebilmenin gücünü
göremiyorsunuz.Dilerim Tanrım beni diğer tarafta karşınıza
çıkarırda "ben demiştim" derim sizlere.
Saygılar...
 
sevgili dostum; o halde bende diyorum ki suç tanrının !
yarattığı bir insana kendinin varlığını sorgulaması için akıl verdi.
madem kader önceden yazılmış, o halde tanrı kendine inanmayanların olacağınıda biliyordu?
kaderimizi yazan tanrı günah işlediğimiz zaman kendisi işletmiş olmuyor mu bu olay dahilin de?
o halde bizler neden suçlu görünüyoruz?
madem tanrının yazdığı bir alın yazısına göre yaşayacaktık; neden dünya için bir sınav deniliyor?
 
senin iraden kaderini belirlemezmi? Tanrı yazmıyor kaderi.Bilmem bende şöyle düşünüyorum mesela Tanrı kendi ruhundan üflerken bizlere bazı aşırı iyiler oluyor mesela o kişilere Tanrının ruhunun aşırı iyi tarafı gelmiştir.egoist kişilere egoist tarafı vsvs.
Elbette eksiklikler var fakat Tanrıda var.
 
Bizim aydınlatılmamız gerekli.Kutsal kitaplar yetmiyor.
 
tanrı kimseye ruhundan felan üflemedi
bizleri bir kukla gibi gönderdi dünya denilen bataklığa
aramızdan sadece bazıları hayatta kalacak ve çıkmayı başaracak bu bataklıktan
şöyle ki sevgili dostum; bu bir senaryodur
tanrı yazdı; bizler oynuyoruz.
hiç kimse eşit yaratılmadı. O halde kimse tanrıya eşit şekilde inanmak zorunda değil.
korkarım ki hepimiz birer eğlence aletiyiz !
 
Öncelikle Hayırlı sabahlar dilerim Kardeşim...

Nasihat bir tercihtir...
Ve Ben bu tercihimi Öncelikle İnanç birliği yaptığım kardeşlerimle nasihatleşme de kullanmak istiyorum. İnanların neden ve niçin inandıklarını , İnandıkları ilkeler üzerinden hareket etmeleri ve Hakkın , Adaletin İlkeselliğin Şahitliğini yapmaları , Daha özde İdeal insan portresi olmaları hem inanlar hemde inanmayanlar açısından güzel birliktelikler ve sağlam zeminler oluşturacaktır...

Değerli Kardeşim, Kişi Hidayeti taleb eder ise ona vakf olur... Bizler insanlara sorumlulukarını ancak hatırlatanlarız. Elbetteki burada her kesimle konuşacağız ve Zaten bir çok konumda bunu yapıyorum. Ama daha özde ben inanan kardeşlerimle nasihatleşmek , Duyur mak , İlan ve tebliğimi yapmak , Onlarla hem ilkesel hem teorik hemde pratik olarak aynı iDEALLERE VE HEDEFLERE YÜRÜMEYİ İSTİYORUM...

Dediğim gibi iman etmeyenlerin iman etmemeleri kendilerini bağlar ve elbet onlara da Duyururuz, Vahyi hayatlarına da gündemleştiririz. Ve herşey üzerine konuşuruz. Ama önce sağlam zeminlerde belli bir hukuk çerçevesinde , Birbirimizi anladığımız birbirimize güvendiğimiz bir zeminde birliktelik sağlamalıyız...

Daha yukarda iki mesajda kullandığınız neredeyse tüm cümlelerinizin altı boş... Demekki önce iman eden kardeşlerimizle bir aynileşme bir bilgi inanç ve eylem bütünlüğünde buluşmamız gerekiyor diye düşünüyorum...

Zamanımızda var...
Mekanda geniş inşallah...
 
ne diyon yani hocam?
inananlarla konuşalım
inançsızlar fikir beyan etmesin mi diyon?
 
ne diyon yani hocam?
inananlarla konuşalım
inançsızlar fikir beyan etmesin mi diyon?

Herkes fikrini beyan etsin tabiki...
Zaten buna bir sınırlama koymadık , ki konmazda...
Kardeşimiz Neden iman edenlere nasihat ettiğimi merak etmiş bende neden iman edenlere hitap ettiğimi beyan ettim...

İman etmeyenlerle alakalı bir durum yok ki Kayracığım...

Ama ortada bir gerçek var ki oda şudur, İman eden bireylerin neye niçin iman ettiklerini iyiden iye bir gözden geçirmesi gerekmektedir... Yani sen bunu bir öz eleştiri olarak algıla kayracığım...
 


Herkes fikrini beyan etsin tabiki...
Zaten buna bir sınırlama koymadık , ki konmazda...
Kardeşimiz Neden iman edenlere nasihat ettiğimi merak etmiş bende neden iman edenlere hitap ettiğimi beyan ettim...

İman etmeyenlerle alakalı bir durum yok ki Kayracığım...

Ama ortada bir gerçek var ki oda şudur, İman eden bireylerin neye niçin iman ettiklerini iyiden iye bir gözden geçirmesi gerekmektedir... Yani sen bunu bir öz eleştiri olarak algıla kayracığım...



hocam bu arkadaş tam ince çizgide duruyor
kendi kafasında bir takım kurgulamalarla birşeyler oluşturup inanmak istiyor
tanrı var diyor, ama lafın öte tarafı tam bir muamma
bu arkadaş deist gibi birşey
akıl ve mantık yoluyla hareket etmeye çalışıyor
karamsarlığıda burada başlıyor
 
Bi gün sırf bu ikilem yüzünden aklımı kaybedicem belki de kaybettim :/
 
Kayra kardeşim...
Karşımdaki nasıl inandığını bildirmedikçe ben kavramlarla kardeşlerime hitab etmiyorum...
Nasıl inanırsa inansın , önemli olan konuşabilecek zemini yakalamaktıur.
Ön yargılarını yıkmış biriyim kayra... Nasıl inandığı ile değil nasıl muhattab olduğuna bakarım önce. Uslubu hoş ve güzel bir kardeşim. Gerisinide inşallah yavaş yavaş konuşarak çözümleriz... Herkes için bu böyledir.
 
Konuyu açan arkadaşın ne demek istediğini anlayamadım açıkcası.
Övüyormu sövüyormu ayırt edemedim
 
hocam bu arkadaş tam ince çizgide duruyor
kendi kafasında bir takım kurgulamalarla birşeyler oluşturup inanmak istiyor
tanrı var diyor, ama lafın öte tarafı tam bir muamma
bu arkadaş deist gibi birşey
akıl ve mantık yoluyla hareket etmeye çalışıyor
karamsarlığıda burada başlıyor

Beni anlattın abi.
 
anlamayangıllerdenım bırı acıklayabılır mı?
 
Konuyu açan arkadaşın ne demek istediğini anlayamadım açıkcası.
Övüyormu sövüyormu ayırt edemedim

Ben inanmak istiyorum ve "inanıyorum" diyorum.Fakat beynim öyle düşünce çatışmasına giriyorki...ben bu çatışmayı bitirmek istiyorum artık.bi adım atman gerekiyordu.Yani mesela cansız atomların bir araya gelmesi ve yine cansız moleküllerin oluşup,birleşip bir araya gelmesinden bir güç olmadan nasıl canlı bir yaratık "hücre" oluşur.dahada garibi nasıl olurda bunu trilyonlarcasının birleşip insanı oluşturması nasıl kendi kendine olabilir ki abi.Fakat gerçekten biz iradeli isek ve içimizde ufak bir Tanrı var ise bu bize haksızlık değilmi.Tanrı en büyük en güçlü fakat bizde Tanrı gibi bir iradeye ve düşünmeye sahibiz.Biz niye sınava tabi tutuluyoruz.Bu haksızlık.Tanrı ne güzel yaratsın sonra bana tapının desin.meleklerin iradesi yoktu onların tapınması yetmedi.sonra tanrı iradesi olan insanı yarattı ve istediki kendi isteğiyle insan tapınsın ona.fakat bunu sen istedin. neden inanmayanları yakıyosun bu işte bi iş var abi.ama Tanrı var.
 


Ben inanmak istiyorum ve "inanıyorum" diyorum.Fakat beynim öyle düşünce çatışmasına giriyorki...ben bu çatışmayı bitirmek istiyorum artık.bi adım atman gerekiyordu.Yani mesela cansız atomların bir araya gelmesi ve yine cansız moleküllerin oluşup,birleşip bir araya gelmesinden bir güç olmadan nasıl canlı bir yaratık "hücre" oluşur.dahada garibi nasıl olurda bunu trilyonlarcasının birleşip insanı oluşturması nasıl kendi kendine olabilir ki abi.Fakat gerçekten biz iradeli isek ve içimizde ufak bir Tanrı var ise bu bize haksızlık değilmi.Tanrı en büyük en güçlü fakat bizde Tanrı gibi bir iradeye ve düşünmeye sahibiz.Biz niye sınava tabi tutuluyoruz.Bu haksızlık.Tanrı ne güzel yaratsın sonra bana tapının desin.meleklerin iradesi yoktu onların tapınması yetmedi.sonra tanrı iradesi olan insanı yarattı ve istediki kendi isteğiyle insan tapınsın ona.fakat bunu sen istedin. neden inanmayanları yakıyosun bu işte bi iş var abi.ama Tanrı var.

İşte budur...
Böyle net sorki ne dediğini anlıyayım kardeşim...

Değerli kardeşim Öncelikle neye inanıyorsun ve neye inanmıyorsun onları irdele...
Mesela konuya girmeden şöyle bir soruda ben sana sorayım...

Madem diyorsun hayat sınav, Ve dünyada sınav merkezi , Ohalde bu kadar galaksiye Andromeda sistemi ve kocaman bir evrene ne gerek vardı... Bizim bunlarla ne alakamız var ki ? Harbi Madem evren insanın hizmetine sunuldu ohalde neden sadece dünyayla sınırlı yaşam formu ? vs vs vs... Neden herşeyin merkezine kendimizi alıyoruz ? Şimdi sen bu sorularla aklını bir kurcala bende inşallah Yukarıda sorduğun Soruları bir kaleme alayım...

Değerli kardeşim...

Öncelikle Vahy insanların anlayacağı bir dille İnsanlara hitap eder. Ve Akıllarda soru işareti bırakmayacak bir açıklıkla mubin bir vahy dir... Söz konusu eğer yaradan ise bence herşeyden önce vahye baş vurve konuyu vahy çerçevesinde akl etmeye fehm etmeye çalış.

Vahyler inzal olduğu dönemde yaşayan toplulukların anlayabileceği dilde olayları somutlaştıracak örnekler üzerinden verir. Bu yüzden Allahın ne demek istediği üzerinde biraz akıl yormalıyız. Çünkü bizi diğer canlılardan ayıran temel özelliğimiz düşünüp fehm edebilmemiz akl edebilmemizdir.

Allah kitabında hiçbir şekilde Bir robot yapıp ona kendinden bir parça üfleyerek bir yaratmadan bahsetmez, kİ BU İNSANI aLLAHIN OĞLU YADA YARI TANRI KONUMUNA DÖNÜŞTÜRÜR , Buda oldukça komik bir durumdur. O yüzden biz bunu evre evre ve vahy bütünlüğü içerisinde beraberce işleyip görelim.

Konu çok çok uzamasın diye ben ayet numaraları vereceğim. İnşallah sende kitabullahı eline Alıp ilgili ayetleri tek tek kontrol edip öyle ilerle. Çünkü Vahy, 'hüden lin nas' olduğunu, insanlara, insanlığa yol göstermek için indirildiğini, Kurana göre, varlık aleminde hiç yokken insanı Allahın yaratmış olduğudan ve bunuda evre evre yaptığından bahseder. “Size ne oluyor ki Allahın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz. Oysa sizin her birinizi peşpeşe aşamalardan geçirerek yaratmıştır.” (Nuh 71/13-14) Bu bize yaratmanın bir anlamda olmadığını belli zaman dilimlerinden geçerek evre evre bir şekillendirmeden geçtiğini gösterir... Aynen Anne karnında hiç yok iken Rahim duvarına yapışan bir damla meniden insanın evre evre oluşumu gibi... Yani yaradanın şartlar oluştuğunda meydana getirdiği bir yaratma mekanizmasından bahsediyoruz. Tıpkı verimli toprağa tohumu ekip onu suladığında filiz verip büyümesi dallanıp budaması gibi Allah evrendeki her canlıyı belli bir ve düzen çerçevesinde yaratmıştır. Konu okadar genişki inşallah biz sadeec yaratma bölümünü ele alıp daha sonra bura üzerinden soracaklarınla devam edelim...

Şimdi Vahye bir göz atıp Analiz edelim... "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinize itaatsizlikten sakının" (Nisâ, 1). Burada ister adem bir ve ilk insan olsun isterse bir karekter olsun farketmez, Yartmanın bir sisteme müdahil edildiğinden bahseder... Bu çerçevede ele alacak olursak ilk insan Hz. Adem topraktan yaratılmıştır. Aşamalardan geçerek en son halini almıştır. “Hâlbuki O, sizi çeşitli merhaleler halinde yarattı.” (Nuh, 14) Demekki bu yaratma böyle heykeli dikip kendinden ruh üflemeyle değil Seninde dediğin Gibi cansız atomların bir araya gelmesi ve yine cansız moleküllerin oluşup,birleşip bir araya gelmesiyle evre evre aşama aşama meydana getirilmiştir. Yoksa bu eşsiz yapı Mu muazzam sistem kendiliğinden bir güç olmadan olması aklın alamayacağı bir durumdur.

Ve yine Allah bu yaratma işini Topraktan başlayarak yarattığını beyan eder ve Aşamalardan geçerek en son halini almıştır. “Hâlbuki O, sizi çeşitli merhaleler hâlinde yarattı.” (Nuh, 14)
Vahy bu merhalelerden bir çok yerden bahseder; İlk insanın yaratılışı Kur'an'da değişik yerlerde, kimi zaman merhaleleriyle birlikte zikredilmiştir. Yaratılışının safha ve merhalelerini anlatmak için, toprak (turap) (Âl-i İmran, 59; Kehf, 37; Hac, 5; Rum, 20; Fatır, 67), çamur (tin) (Enam 2; Araf, 12; İsra, 61; Secde, 7; Sad, 71, 76), yapışkan cıvık çamur (tin lazib ) (Saffat, 11), değişken cıvık çamur (hame-i mesnun) (Hicr, 26,33), çamurdan süzülmüş öz (sülaletin min tin) (Mü’minûn, 12), kuru çamur (salsal) (Hicr, 26, 33), biçimlenmiş kuru çamur (salsalin kel fahhar) (Rahman, 14), gibi ifadeler kullanmıştır. Şimdi aklında bin bir türlü soru dolaşıyor değil mi ?
İlk insan ve ilk peygamber oluşu?
Eşinin nasıl yaratıldığı ?
Adem ve eşinden yeni nesillerin nasıl var edildiği ?
gibi değişik soru ve sorunları zihin dünyanda meydana getiriyor dimi... Şimdi Adem'in yaratılmasında ana da baba da yoktur, İsA'nın yaratılmasında yalnızca ana vardır, Hz.Yahyâ'nın yaratılmasında ana ve baba vardır, fakat çocuk yapma/doğurma kabiliyetleri mevcut değildir. Kur'ân-ı Kerîm'de ve sağlam rivayetlerde "kardeşlerin birbiri ile evlendikleri" bilgisi verilmediğine göre ilk yaratılan erkek ile kadından birçok erkek ve kadının türetilmesinin mahiyetininbilinmediğini, zikredilen şekillerden birisine göre veya bir başka şekilde yaratma ve çoğaltmanın olabileceğini ifade etmek daha uygun olduğunu düşünüyorum...

Şimdi değerli Gitanes Kardeşim Vahy bize bir bütünlük içerisinde bize neler söylemektedir bir bakalım istersen...

"O'dur ki her şeyin yaratılışını güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı." (Secde, 7)

“Andolsun Biz insanı kuru bir çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık” (Hicr, 26)

“Onu (şeklini) düzeltip ona ruhumdan üflediğim zaman, kendisi için derhâl (bana) secdeye kapanın” (Sâd/72). “Sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere: ‘Âdem’e secde edin’ dedik” (Arâf, 11).

“(İblis): ‘Ben bir salsaldan (kurumuş çamurdan), değişken bir balçıktan (hamein mesnûn) yarattığın insana secde edemem!’ dedi.” (Hicr, 33).

“Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmek hususunda herhangi bir şüphe içinde iseniz, şu muhakkaktır ki Biz sizi(n aslınızı) topraktan, sonra (onun neslini) insan suyundan (spermadan), sonra alaka (yapışkan şey)’dan, daha sonra da hilkati belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık (ve bunları) size (kudretimizin kemalini) apaçık gösterelim diye (yaptık), sizi dileyeceğimiz muayyen bir vakte kadar rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz.” (Hacc, 5)

“Şüphe yok ki, Allah Teâla’nın nezdinde İsa’nın hâli, Âdem’in hâli gibidir ki, onu topraktan yarattı, sonra ona ‘ol’ dedi, o da oluverdi.” (Âl-i İmran, 59)

"Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hülasadan yarattık. Sonra onu (Hz. Adem'in nesli olan) insanı sarp ve metin bir karargahta (rahimde) bir nutfe (zigot) yaptık. Sonra o nutfeyi alaka (yapışan şey) haline getirdik, derken o alakayı mudga (bir çiğnem et) yaptık, o bir çiğnem eti kemik(lere) çevirdik (ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)..." (Mü'minun, 12-14).

“O, sizi tek bir nefisten yarattı. Sonra ondan, onun eşini kıldı ve sizin için hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karnında, üç karanlık içinde bir yaratmadan sonra, (başka) bir yaratmayla yarattı. İşte, sizin Rabb'iniz olan Allah böyledir. Mülk O'nundur. O'ndan başka İlah yoktur. Hangi sebepten yüz çevriyorsunuz?” (Zümer, 6)

“O ki, sizi, topraktan, sonra bir 'nudfe'den(meniden), sonra bir 'alak'tan(zigottan) yaratır. Sonra sizi, bebek olarak çıkarır. Sonra sizi, güçlü buluğ(erginlik) çağına ve arkasından da yaşlılığa (eriştirir). Sizden kiminizi, önceden vefat ettirir, (kiminizi) belirlenmiş bir ecele eriştirir. Umulur ki akledersiniz.” (Mü'min, 67)

“İnsan, görmüyor mu ki; biz onu, 'nudfe'den(meniden) yarattığımız halde; o, bize apaçık bir hasımdır(düşmandır). O yaratılışını unutarak, bize misal getiriyor. Ve diyor ki: O çürümüş kemikleri, kim diriltecekmiş? De ki: Onu, O diriltecektir. O, onu ilk önce de inşa etmişti. O, her yaratmanın Alimi'dir." (Yasin, 77-79)

Şimdi değerli gitanes vahye baktığımızda ; Kuran bir biyoloji kitabı olmadığına göre bu yaratılış evrelerinden söz edilmesinin maksadı sence nedir ? Bütün bunlarla Cenab-ı Hak, dilediğini dilediği şekilde yaratacağını göstermemişmidir sence ? İnsanın yaratılış evreleri anlatılırken, Allah'ın lutfu hatırlatılıyor değil mi ? İnsana sorumluğu hatırlatılıyoor, Ademoğlu sorumlu davranmaya çağrılıyor. Rabbine nankörlük etmemesi için uyarılıyor. Aldatıcının aldatmasına karşı uyanık olması, aklını kullanması öğütleniyor. İlahi yönlendirmeye tabi olması ve kulluk görevini yerine getirmesi halinde ebedi mutluluk yurdu cennetle müjdeleniyor. Nankörlük etmesi halinde ise ebedi umutsuzluk ve perişanlık yurdu cehennemle tehdit ediliyor. Biraz düşünelim mi ; Şimdi Bir devlet kuruyorsunuz ve bu devlette refah içerisinde yaşamın idamesi için , kişilerin birbirlerinin hak ve hukuklarını gözetmesi herkesin mutl ve huzurlu yaşaması için bir çeşit kural ve kaideler koyuyorsunuz. Hemde hayatın her alanında... Bu kurallara kaideler uyanlar refah ve huzur içinde yaşarken Bu düzeni bozmak isteyenler İdama varana kadar büyük cezalarla yargılanırlar. Şimdi bu kadar muazzam bir sistemi yaratan bir yaratıcı vasrsa sizce bu muazzam sistemi başı boş ve amaçsız mı bırakmıştır ? Başı boş bırakıldığımızı mı sanıyoruz? Küçücük bir iş yerinin işelemesi için Tonlarca kural koyan bizler , En güzel sanaatkarın sanatını gösterdiği bu evrende bize yaşama hakkı verip bunu çeşitli ilkelere bağlamış olması çok mu mantıksız.... ? Ne dersin sevgili Maria puder sence Allah var Ama ilkeleri yok mu ? Din diye insanların KENDİ İDEOLOJİ ve saltanatlarının idamesi için koyduğu kuralları incelediniz, peki ya vahyin kendisini ?

İşte bu Yaratılış evreleri insanın fıtratını ortaya koymaktadır... Allah Teala ne yapmamız, nasıl insan olmamız, nasıl toplum oluşturmamız gerektiğini öğretmek istiyor. İslam tarihine baktığımızda Peygamber ve yanındakiler Erkamın evinde eğitimler yapıyorlar. Hem kendilerini, hem çevrelerini vahyin rehberliği ile tıpkı yaratılıştaki merhaleler gibi merhalelerden, evrelerden geçerek yeniden inşa etmeye çalışıyorlar. Şimdi anlıyormusunuz neden yavaş yavaş merhale merhale sizinle iletişim kurmak istediğimi ?

Değerli kardeşlerim... Rab insanı sınav a tabi tutmak için değil, Bu sistemin içerisinde yer alan diğer canlı ve cansız her varlık gibi sorumlulukları olan bir varlık olarak yaratmıştır. Sorumluluklarını kendine bildirmiş ve hayatın her alanında Bu sorumlulukları (İbadat) yerine getirmekle beraber İnsanlara Tercihler sunmuştur. İnsanın tercihlerinde, kararlarında bir takım etkenler vardır. Tarih ve oradan devşirdiklerimiz, bize miras kalanlar bir etkendir. Tarihsel determinizm tarihin bu zorlayıcılığı karşısında insanın çaresiz, aciz olduğunu söyler. Bu görüşe göre insan, kendisine tarihten miras kalan birikimi yaşar, o kaderi yaşar. Bir başka görüş de insanın bulunduğu coğrafyaya göre onun düşüncelerinin şekillendiğini savunur. Dağ başındaysa dağ başına göre bir karakter belirir. Veya deniz kenarında, su kenarındaysa suya göre, çöldeyse çöle göre. Aynı şekilde insanın içinde yaşadığı toplumun niteliklerine mecbur olduğu, tercih hakkının olmadığı görüşü de söz konusudur. Hırsız bir toplumda yaşayan bir insanın ancak hırsız olabileceği, erdemli insanlardan oluşan bir toplumda yaşayan bir insanın doğal olarak uyum süreçlerinden dolayı bu özellikleri zorunlu olarak barındıracağı savunulur. Cebriye anlayışı, kaderci anlayış da, insan hangi çabayı ortaya koyarsa koysun, onun önceden belirlenmiş olanı yaşadığını savunur. Fakat Vahy dediğimiz Kitabullah ta insanın potansiyel olarak iyiye ve kötüye meyyal olduğunu okuyoruz. Bu meyyal olma durumu insanın tercih edebiliyor olmasını gerektirir. İnsanı etkileyen bütün çevresel unsurlara rağmen ona teklif edilen şeyi, hususu kabul edebiliyorsa, kendini değiştirebiliyor olması lazım. Yoksa gayri adilane olurdu. Allah Teala “Ben insanları ve cinleri (İnsan dışındaki varlıklar için kullanmaktadır) bana kulluk etsinler(Kendilerine yüklediğimiz sorumluğu yerine getirmesi) diye yarattım.” diyor. Öyleyse insan olarak bütün bu zorlayıcı dış unsurlardan bağımsız olarak bunu başarabilecek farklı bir iç potansiyele, güce sahip olmamız lazım ki bize bu teklif yapılmış olsun. Allah Teala bu sizde, bütün insanlarda, içinizde var diyor.

Şimdi bu bağlamda bir düşünelim; Sokağa çıktığımızda insan bunun için mi var, bütün bu topluluklar, bu kalabalıklar bu fahşa, bu çirkef, bu umursamazlık, bu haddi aşma için mi var diye insanın içi cız ediyor. Çünkü işin ucu gelip bana da dokunacak. Benim iki türlü hesabım olacak. Bir, kendimle alakalı, yani insan olabildim mi, beşerdim, tamam bu bana bir ödüldü, var edildim. Adem kılındım. Allah Teala her şeyi bana, benim emrime verdi. Peki ben sorumluluğumun gerektirdiği gibi davranabildim mi? Ondan sonra insan olabildim mi? Ve insanlar meydana getirme aşamalarında bizzat bulundum mu, çaba gösterdim mi? Allah Teala insanları topluluklar halinde ve fert fert hesaba çekeceğini ve bu hesabın sonucunun ya ebedi mutluluk yurdu ya da ebedi hüsran yurdu olacağını bize bildiriyor. Ebedi mutluluk yurdunu kazanmamız için hem fert, hem de topluluklar olarak ıslah ediciler olmamız, hakkın, hakikatin şahitleri olmamız, iyilerden olup iyiliği emretmemiz, kötülükten uzaklaşıp aynı zamanda ondan sakındırmamız gerekiyor. Rabbim hepimize bu sorumluluğunun bilinciyle salihler olarak yaşamayı ve yine salihler olarak ölmeyi nasip etsin.

Dahada uzamaması için inşallah aklındaki net sorularla gidelim...
 
Şimdi Bir devlet kuruyorsunuz ve bu devlette refah içerisinde yaşamın idamesi için , kişilerin birbirlerinin hak ve hukuklarını gözetmesi herkesin mutl ve huzurlu yaşaması için bir çeşit kural ve kaideler koyuyorsunuz. Hemde hayatın her alanında... Bu kurallara kaideler uyanlar refah ve huzur içinde yaşarken Bu düzeni bozmak isteyenler İdama varana kadar büyük cezalarla yargılanırlar. Şimdi bu kadar muazzam bir sistemi yaratan bir yaratıcı vasrsa sizce bu muazzam sistemi başı boş ve amaçsız mı bırakmıştır ? Başı boş bırakıldığımızı mı sanıyoruz? Küçücük bir iş yerinin işelemesi için Tonlarca kural koyan bizler , En güzel sanaatkarın sanatını gösterdiği bu evrende bize yaşama hakkı verip bunu çeşitli ilkelere bağlamış olması çok mu mantıksız.... ?

öncelikle bunca zahmete girip cevap verdiğiniz için sağolun hocam.
burada devletin başkanının(TANRI) herkezin refah içinde yaşaması için herkezi iyi ve kibirsiz yaratması mümkünmü?mümkün öyle yapsaydı bir kurala ihtiyacı olurmuydu tanrının.

Yani kitabullah dediğiniz Kur'an'da Tanrı kibiriniz olmasın diyor,ahlaklı olun diyor,isteseydi bu vasıflara sahip insan yaratabilirmiydi?evet yaratabilirdi.peki madem kendimiz seçeceğiz inançlı veya inançsız olmayı o halde neden cezalandırılıyoruz?tehdit ile(cehennem) bir tanrının hem iradeli insanı yaratmış olup hem iradesini inançlı olmak yönünde zorlaması mükemmel bir tanrı kavramına uymuyor. tanrı geleceği biliyordu madem neden yasaklı elmayı yemesine müsaade etti ademin.Yada dur cennette yasaklı bir şeyin ne gereği vardı?amaç ne idi yada.yada tanrı kendisine ihanet edeceğini bildiği halde neden şeytanı yarattı?ve neden ademin suçunun cezasını ben çekiyorum?peki kuranda kadına kıymet verilmemesi?yani bir erkek 4 kadınla evleniyor ama bir kadın 4 erkekle evlenemiyor.peki ya kuranda cariye (kadın köle) kısıtlamasının olmaması?kuranda şöyle birşey geçmesi'' eğer cariye cinsel ilişkiye girmek istemiyorsa zorlamayın''. ne kadar düşünceli...hocam tanrı var ama bişeyler eksik böyle olmamalıydı.
 
Gitanes sabah yaptığım yorum yanlış anlaşılmışsa kusura bakma cidden tam olarak birşey anlamamıştım yazdığınızdan daha sonraki yorumunuz daha açıklayıcı oldu.
Herhangi bir kötü amacım yoktu
 
Geri