Ben sensiz kaldım. Sen beni bende sensiz birakma ne olur...!
Ellerinin sicagini yüzümde biraktin giderken. Onlari al olur mu benden? Tenimdeki yangina dayanacak gücüm yok. Yanagimdan canhiras süzülen yasin, ellerinde izi var simdi. Ve aramizda kilometreler.
Yitirildiginde anlamak sart miydi ..? Sart miydi bu kadar yanmak bilmiyorum..
Içimdeki çocuk can çekisiyor. Günese duvar ördüm. Kendi karanligimda bagdas kurup, kendi göz yaslarimi topluyorum avuçlarima. Kitaplar ve radyolar suratima hiç açilmamacasina kapaniyor. Odanin her yanina dagilmis harfleri tutmaya çalisiyorum. Anlamlari yitik kelimelerle bogusuyor ve çok ama çok üsüyorum
Senden ayrilmak neymis anladim?
Yüreginde dumani tüten ates ve ortasinda kara bir tas.. Üsümek en terli gecelerde bile. Geceyi gün, günü gece gibi yasamak ayirt etmeksizin isigi karanliktan. Aleve tutunmak ve yanmamakmis ayrilik. Ilk kez ölümden korkmamak ve yasamaktan alakonmak. Hayati hiç alismadigim gibi zorunluluk saymak, hiç esmeyen rüzgari kirpiklerimde, hiç kopmayan firtinayi saçlarimda hissetmekmis. Bosluga tirmanmak ve karanlikta bogulmak. Tersine yürümek zamani...sana giden bütün yollarda geri geri kosup yine sana çikmak, çiçeklerden, çagla agaçlarindan, mandalina bahçelerinden kaçmak bucak bucak, kus seslerinde çiglik duymakmis ayrilik. Baktigim her yerde senin gözleri yitik fotografini görmek, baskalarinin sundugu sevgiden ise dehsetli korkmakmis. Sorulacak sorusu, görülecek düsü kalmamak, saate hiç bakmamak, takvimlerin yok edilmis rakamlarinda bosluk olmak. “Hiç “in anlam kazandigi yer, zamanin sifir noktasiymis ayrilik.
Es kaza pencereden bakarsam, minik kedi yavrusunun ürkek bakislarindan medet ummakmis. Kaymak... en deli hizla kayarken bosluga, tutunacak kimsesi olmamakmis ayrilik. Ve o denli çaresiz kalmak ki çare bile arayamamak , hiçbir yere sigamamak, hatta gözyasi dökecek yeri olmamakmis. Agzini açip.. hiçbir sey söyleyememek, çirpinip, çirpinip hiç kipirdayamamakmis.Terk edilmek ve de terk edilmislikte terk etmekmis tüm güzel seyleri.
Ne istiyorum biliyor musun? Serçeler Rodrigo’nun gitarinda dansetsin. Günes dogar gibi yapmasin da gerçekten dogsun. Yanaklarimda ellerinin sicakligi degil, gerçek ellerin olsun. Sen bir hayal olma ne olursun.
Unutmak istiyorum gözyasinin tuzunu. Kahkahalar bulut olsun. Biz bulutlarda kosalim. Mevsimler siir yazsin. Siir yagsin yagmurlar. Biz yagmurda asik olalim yeniden. Geçmiste anilar kalmasin. Biz yazalim geçmisi gelecegin içinden.
Gözlerin bana baksin. Senin yüregin bende, benim yüregim sende çarpsin. Sana ellerimle kir çiçekleri toplayayim. Ellerin onlardan taç yapip basima taksin. Kraliçen ben olayim. Kralim sen. Sana sevda türküleri derlesin sazlar. Ben söyleyeyim sadece sana yakilmislari. Asklari derleyeyim bakislarindan. Tüm yasanmis sevdalardan devsirerek... sevgi sunayim sana yürek, yürek.. Engel sandiklarimizi avuçlarima toplayip bir bir... bir gül agacinin topragina gömeyim. Engeller bahçemizde gül agaci olsun. Birlikte büyüyelim ne olursun.
Evet Bi’tanem. Iste böyle. Simdi seninleyken yasadigim korkularimi binlere katlayip sensizlige korkuyorum. Simdi artik hiç dogmayacak günese, hiç açmayacak güle türküler yakiyorum. Ben sevdana, kapkara kir çiçekleri büyütüp, korkularima korku ekiyor,korku bagirip, sensizlik susuyorum. Ve ben hiç istemedigim kadar seni içimde yasiyorum.
Simdi söylüyorum kuskusuz, korkusuz..
SENI SEVIYORUM. Seni ÇILGINCA SEVIYORUM. Ve bana umutlarimi vermeni, dahasi beni yeniden, yeniden sevmeni bekliyorum.
Ben sensiz kaldim. Sen beni bende sensiz birakma ne olur.