Aras

  • Kullanıcı Aras
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 4342 gün önce görüldü
Gittiğin Yerde Kal..
Gittiğin yerde kal ve bana geri dönme! ! !
zoraki sevişmelere yokum artık ben
yıkık bir kentten farkım ne sölesene
Başımı hala dik tutuyor olmam mı?

Ayak altı çöplüklerde aramışım aşkı ben
satılık insanlara yürek biçmişim, yanılmışım!
can kırıklarım oluşmuş
ve saydam yaşlar büyütmüşüm
sözsüz kalmış cümlelerim
susmuşum...
Gittğin yerde kal ve beni sakın düşünme.! ! !
dönüşlerin beddua sebebim olur unutma
Düşersin! kırılır kanatların; uçamazsın sonra
Gittiğin yerde kal ve bana geri dönme...

 
Sen bir gece terkettin beni,
Usulca kalktın yatağımdan,
Kokunu braktın yastığıma,
Son kez öptün yanağımdan....
Uykumda yakaladı beni bu terkediliş,
O yüzden hala kaldırılamadı enkazı yüreğimin,
Yüreğimde deprem sonrası bir bekleyiş,
Hala sarsılıyorum,nihayetinde artçılarının...

Sana nisan yağmuru gibi gelen sevdanın,
Ben selini yaşıyorum,
Elbet erken geçti sende bahar yağmuru,
Bense hala ıslanıyorum..


Yıkamıyorum hala sol yanağımı,
Yıkamaya kıyamıyorum...
Çünkü hala her gece o yanağımdan öpülüyorum,
Ve her gece yine öyle ansızın terkediliyorum...
 
69327252.jpg


Çekilen sancılar aşkın ıslak imzasıdır. Aşkından yana sancılanmayan ve kabuğunu değiştirmeden hayatını idame ettirerek aşkı yaşamaya çalışanlar eninde sonunda o aşkı bedelsiz olarak kaybeder...
 
Gitme!
Acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm.
 
Bazen insanlar ikiye ayrılır;
Yanınızdakiler,
Aklınızdakiler…”





309207_517644111595612_347032868_n.jpg
 
Seni Düşünüyorum ,
Suç Sayılacak Kadar Hem de . .
Birbirini Seven İki Sevgilinin ,
Nasıl Olup da Birbirini Bu Kadar Acıtabildiğini…
Senin İçinde Aşkın Daha da Ötesine Geçmeye Çalışırken ,
Kaybolmayı Nasıl Başardığımı…
Seni Düşünüyorum ,
Kendimi İhmal Edecek Kadar Hem de…
 


Senin Hatırına
Ey sevgili
Benim sana yaşattığım değil
Senin benimle yaşadıklarını hatırladığın zaman
Dilerim kalbinde pişmanlık duymuyorsundur
Dilerim benimle yaşadığın güzellikler
Benimle yaşadığın çirkinliklerden daha fazla olsun
Ve ben şunu biliyor, inanıyor ve yaşıyorum ki
Sen benimle her ne güzellik yaşamışsan
Bu senin güzelliğindendir, sendendir
Her ne çirkinlik yaşamışsan bu benim kötülüğümdendir
Ve biliyorum eğer Allah beni ölümüden sonra diriltecek olursa
Bu senin kalbinde bana duyduğun sevginin hatırına olacaktır
Ben bu dünyada senin sevginle varolduğum gibi öte alemde de senin sevginle dirileceğim.
Senin sevginden yaşıyorum
Kendi nefsimden öleceğim
Ve yine senin sevginden dirileceğim
Sevmek
Sevgiliyi bir beyaz güvercin gibi avuçlarına alıp okşamak ve yüreğine bastırıp korumaktır.
Ama sevgiliyi daha güzel ufuklar bekliyorsa onu salıvermektir sevmek.
Onun uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpışlarından sonsuz haz duymaktır sevmek.
Onun kendinden uzaklaşmasına üzülmek değil, gerçeğe uçmasına, hakikate yaklaşmasına sevinmektir sevmek.
Beni bırakıp nereye gidiyorsun demek değil, gittiğin yerlerde dualarımla seni koruyacağım diyebilmektir sevmek.​
 
dumanyalnizlik2mmca3.jpg

Aç KApını Yürek, Yanlızlığına Geldim
Tüm yaşanmışlıkları geride bıraktım, sana yeşerttiğim umutlarım var ceplerimde.... Bu güne kadar söyleyemediklerim var dilimde.. İtiraflarım var gün yüzü görmemiş... Ve paylaşılası bir dolu mutluluk......... Atılmamış sevinç çığlıklarıyla yüreğinin yalnızlığına geldim.....

Aç kapını Yürek, Sıcaklığına Geldim
Yokluğunla yüzleştiğim her yerde buz tuttum.... Ayaz vurdu içime sensiz saatlerde... Her baktığım yerde biraz daha üşüdü benliğim.. Güneş ne kadar eritmeye çalışsada ben senin yüreğinin sıcaklığına geldim......

Geldim gelmesine ama.... Yoksunnn........
Yine Yokluğuna Rasgeldim.....
 
Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda

Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişin

Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim

Ben sende bütün aşklarımı temize çektim



İmrendiğin, öfkelendiğin

Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim

Yani yaşamışlık sandığın

Geçmişim

Dile dökülmeyenin tenhalığında

Kaçırılan bakışlarda

Gündeliğin başıboş ayrıntılarında

Zaman zaman geri tepip duruyordu.

Ve elbet üzerinde durulmuyordu.

Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,

Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki.

Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,

Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,

Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.

Ve hala bilmiyordun sevgilim

Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana

Bütün kazananlar gibi

Terk ettin.



Yaz başıydı gittiğinde, ardından,

Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.

Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.

Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.

Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.

Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu

Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından

Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine

Çerçevesine sığmayan

Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine

Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.



Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.

Seni bir şiire düşündükçe

Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi

Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.

Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük

Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,

Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.

Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.

Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?

'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.

Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını

Takvim tutmazlığını

Aramızda bir düşman gibi duran zamanı

Daha o gün anlamalıydım

Benim sana erken

Senin bana geç kaldığını.



Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.

Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.

Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,

Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.

Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.

Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi

bakışıyorduk.

Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.

Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.

Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.

Şimdi biz neyiz biliyor musun?

Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.

Birbirine uzanamayan

Boşlukta iki yalnız yıldız gibi

Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz

Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca

Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız

Ne kalacak bizden?

Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim

Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında

Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden

Bizden diyorum, ikimizden

Ne kalacak?



Şimdi biz neyiz biliyor musun?

Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.

Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada

Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi

Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek

Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz....
 
Keşkeli cümlelerin yoğunlaştığı, geri dönülmezlerin ağır bastığı hayatımda

Bir umut işte, gelsem, içine baksam gözlerinin,

Ağlasam sonra gözyaşım olur musun?...​
 
"Annem" yaş ilerledikçe

Elin kolun her yerin ağrıyor diyor

Ah be "Annem"

Benim yaşım başım kaç ki daha...


Bu "Kalbim" durmadan ağrıyor ...​
 
Seni sevdiğimi;
Binlerce sen vuran şu pencerenin önünde,uzaklara daldığımda anladım..
Resimlerini çekip masama koyup, saatlerce izlediğimde anladım..


Seni sevdiğimi;
Yağmur yağıp iliklerime kadar ıslandığımda gözlerimin doluşunu,
Aynalarda kendime sorup cevabını vermekten korktuğumda anladım..

Seni sevdiğimi;
Ölüm senin elinden bile güzel dediğimde anladım..
Bir film karesine patlayan flaşa senin için saatlerce gülümsediğimde anladım seni sevdiğimi..

Uykusuz bir gece,saat 02:00 de anlatmaya başladığım seni.
Sabah 4 olduğunda “yine anlatamadım” deyip yeni bir alfabeye aç hissettiğimde kendimi anladım..

Seni sevdiğimi;
Yazılan her kelimeye dokunup..dokunmak istediğimde sana anladım..

Seni sevdiğimi;
Tüm yolları yürüyüp geceler boyunca kabına sığmayan
bir “sen “ile..Bu şehirde insanlar “Yine mi bu yollarda yürüyorsun tek başına, neden? “dediklerinde anladım..

Seni sevdiğimi;
Her kitap arası..masanın altı..Yastığın altı..
Okunmaktan buruşmuş..ama mutlaka bir yerlere sıkıştırılmış kelimelerini bulduğumda anladım

Gökyüzündeki en soluk yıldıza bakıp..oraya gizlediklerimizi hatırlayıp gülümsediğimde anladım..

Gökkuşağının altına rezervasyon yapılmış masayı görüp
“Yaşanmışlık kadar yaşanmamışlığınım” dediğimde anladım seni sevdiğimi...

Seni Sevdiğimi ta en başından..
Hiç söyleyemediğimde anlamıştım...
Şimdi söylüyorum...
Korkmuyorum...
Seni....​
 
Unutmakta üstüme yoktur.
O 'ayrıldık' der , ben unutur sevmeye devam ederim !
 
Geri