EdLmaster
Üye
-
- Katılım
- Ocak 9, 2010
-
- Mesajlar
- 14,450
-
- Tepkime puanı
- 6,749
-
- Puanları
- 524
-
- Konum
- Onudamı Merak Ettınız.
-
- Web sitesi
- www.tic10.com
Arap milliyetçiliği, İslamcılık ve Filistin üçgeninde dinin rolü
Filistin sorununu öncelikli olarak bir dinsel konu olarak tanımlayabiliriz. O zaman bu mesele bir “Müslümanlık-Yahudilik” meselesi olarak görünür. Doğal olarak bu tanımlamada “din” belirleyici ideolojik güç olarak kabul edilecektir.Ancak Filistin sorununu öncelikli olarak bir “Arap-İsrail” yani milli kimlik, toprakla ilgili olarak da tanımlamak mümkün. O zaman ise “din” belirleyici ideolojik pozisyonunu kaybeder ve onun yerine kimlik, milliyetçilik gibi dinamikler girer.
Filistin meselesi ile ilgili bu teorik tartışma, Arap dünyasında son elli yılda milliyetçiliğin tasfiye edildiği ve yerine güçlü İslamcı dalganın yükseldiğini hatırlarsak daha önem kazanıyor.
1948 Savaşı, 1967 Savaşı gibi çatışmalarda birden fazla Arap ülkesi İsrail’e karşı mücadele etmiştir. Bu dönemler, Arap dünyasında milliyetçiliğin hâkim olduğu yıllardı. Arap milliyetçiliği, kimi zaman sol eğilimli, kimi zaman Sovyetler Birliği’ne yakın olsa da özünde birleşik bir Arap kimliğine dayanıyordu. Arap milliyetçilerinin İsrail’le mücadelesinde belirleyici faktörlerden biri, her zaman ABD’nin varlığı olmuştur. Uluslararası ilişkilerde İsrail, en azından şimdiye dek, “İsrail artı ABD” olarak güçlü bir aktör konumundadır. Bu nedenle, Arap milliyetçilerinin İsrail karşısında başarı elde etmesi hiçbir zaman kolay olmadı. Yine de, türlü kazanımlar ve kayıplar pahasına, Arap milliyetçileri gerektiğinde İsrail’le çatışmayı göze almıştır.
Arap ve İslam dünyasında, halklar arasında yaygın, bazı ülkelerde ise yönetici elitleri de kapsayan bir şekilde İslami ve İslamcı akımların güçlendiği bir dönemde, Gazze ciddi bir yıkıma uğramış ve bu duruma kayda değer bir tepki gösterilmemiştir. Bu tablo, meşru bir soruyu gündeme getiriyor: İslamcılığın yükselişi ve Arap milliyetçiliğinin zayıflaması, Filistin meselesinde İsrail’in elini güçlendiriyor mu?
Ulusal mücadele ve “milliyetçilik”
Bu başlıktaki görüşü savunanlara göre ulusal mücadeleler doğaları gereği milli yani milliyetçi dinamiklerle mümkündür. Ulusal bir bağımsızlık mücadelesinde elbette dinin büyük yeri vardır ama din asla bir bağımsızlık mücadelesinin temel ideolojik-politik motifi olamaz.Örneğin, Türkiye’nin bağımsızlık savaşına “milli mücadele” deniyor. Nitekim, bu harekete Kuvayı İslami değil Kuvayı Milliye denmiştir. Dönemin İngiliz belgelerinde Mustafa Kemal ve çevresi için “milliyetçiler” denmekteydi. Burada bir nüans var: Elbette din, önemlidir ancak milli bir stratejinin içinde olmak kaydı ile önemlidir.
Bu felsefe, tartışmanın özü din ve milliyetçiliğin vatan kavramına bakışlarındaki kritik bir fark. Vatan milli bir düşünce için şarttır. Ancak vatanı sevmek, İslami bir düşüncede fazilet ama ontolojik şart değildir. Yani diyelim bir kişi “vatanımı sevmiyorum” dese mutlaka kafir olduğu önerilemez. Öte yandan milliyetçi bakışta vatan sınırları belirli bir yerdir. İslami bakışta ise vatan önemlidir, ancak “yeryüzü de bir mirastır, mescittir.” Daha açık yazmak gerekirse, İslami coğrafya ile milliyetçi coğrafya tam olarak asla örtüşmez. Kitabın ortasından yazalım: Bir milliyetçi için hiçbir başka yer – velev ki kutsal bir belde bile olsa– vatan toprağından aziz değildir.
Bu tartışma Filistin konusuna şöyle ekleniyor: Arap dünyasında artan İslamileşme, vatan ve toprak kavramını kaçınılmaz olarak yeniden anlamlandırmıştır. Toprak kaybı bir milliyetçi için kesinlikle yenilgi ve uğruna mutlaka savaşa girilmesi gereken bir şeydir. Nitekim, 1948’de ve 1963’te milliyetçi Arap rejimleri savaşmıştır. Yıkıldığı son güne kadar Suriye rejimi, İsrail ile resmi olarak savaş statüsünde kalmıştır. Halbuki, Arap dünyasında gerek toplumsal gerek siyasi elitler arasında hâkim olan İslami/İslamcı aktörlerde toprak ve kavga arasında böyle bir tepkisel vaziyet görülmüyor. Bu bir bakıma milliyetçilikte toprağın kendisinin dava olması ancak İslami türlü bakışlarda dinin kendisinin dava olmasından kaynaklanıyor olabilir. Toprak/yurt kavramını evrensel dini bir paradigmaya, milliyetçilikte olduğu gibi koymanın imkânı görünmüyor.