Ara Sıra Bazen ..!

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
10422554_652797074800214_8493519300006049590_n.jpg
 
Göz göre göre geçen zamana gözlerini yummuş,
Uzanamayacağını bile bile uzattığı kolları uyuşmuş
 
Şimdi kenara çekileceğim dedi, ve zamanın geçmesine izin vereceğim.
Sonra dedi, şu köşede oturacağım ve sadece geçişini izleyeceğim..
 
Bir "şey" geliyor kurşun gibi ve tüm hayatına saçılıyor.
Girdiği deliği hemen kapatıyorsun belki ama, o saçmalar hayatına yapışıp kalıyor.
 
"Vazgeçtim" diye söylenir ama kökü "vazgeçirildim"dir.
 
Yok mu şöyle her türlü gerçeğe bağışıklık kazanmış sağlam bir yalan bilen?
İnanalım da neşemiz yerine gelsin.
 
O an anladım ki;
İnsanların birbirine gülmesi "nefret",
Birbirleriyle gülmesi "sevgi" demekti...
 
Hani
Olur
Ya
Bana
Gelmeye
Kalkışırsın
Bir
Gün.
Korkma!
Kalkış
Sonra
Gitme
Kal
Kış
Dışarısı
Üşürsün..

: )​
 
Bir yerden yeniden başlamak istersin bazen
Yeniden gülmek, yeniden ağlamak, yeniden heyecanlanmak..
Yaşadığını hissetmek aslında.
Tıpkı daha önce ki gibi
Belki de daha öncekiler gibi
Peki ama kaç kez ölüp dirilebilirdi ki insan.?
 
Aslında kaygılıyız hepimiz
Kimimiz geçmişinden
Kimimiz geleceğinden
O halde gelmişini geçmişini..
Olanın bitenin..
Olup biteceğin..
 
Ya farkıma vardığında,farkın kalmamış olursa.. ?

Özdemir Asaf
 
İnsanlar bunu her gün yapıyor.
Kendileriyle konuşuyor,
Hayallerindeki gibi olmak istiyorlar.
Ama cesaretleri olmadığı için eyleme geçmiyorlar.

1525707_1498207097070234_1620796174_n.jpg
 
tumblr_n71w2tV2Zw1spqnfpo1_400.jpg


Adam alzheimer hastası. Çocuklarını ve daha bir çok kişiyi hatırlayamıyor.
Ancak ne zaman eşini görse hep aynı şeyi diyor;
"Benim güzel karıcım.!"
 
Keşke dünya hakikaten küçülse de biraz, gözlerimizin değmeye muhtaç olduğu kişilerle karşılaşabilme ihtimalimize biraz olsun inanabilsek.
Keşke yazıma değen istihzayı fark etse biri.
Keşke bir zamanlar benim de küçük bir kız çocuğu olduğumu biri bana hatırlatsa, keşke yetişkin tavrımızdan biraz uzaklaşıp, pamuklu şeker yesek, ne bileyim işte, bir şeyler için ağlayıp beş dakika sonra, o üzüntüden millerce ötelerde kumdan kaleler yaparken bulsak kendimizi.
Keşke bir şeyler, geçmesini arzu ettiğimiz vakitlerde geçip gitse, daha kolay olurdu yaşamak, daha derin nefesler alabilirdik zannımca.
Keşke biri benden mütemadi kaygımı söküp alsa.
Keşke yaptıklarımdan çok daha fazlasını becermiş olsam da gırtlağıma yapışan bu başarısızlık hissi beni zaman zaman gece uykularımdan etmese.
Keşke sol omzumda benimle ikamet eden melek, ben hataya düşmeden evvel, ikaz etse beni, bana yapmayı, söylemeyi düşündüğüm şeyin, defterimde şık durmayacağını söylese.
Keşke bu kadar erken ağlamasam, keşke bu kadar geç kalınmasa bana, keşke ben sonsuza kadar bekleyecek sabra sahip olabilsem, bazen.
Keşke kapıları aralık bırakmadan çarpıp çıkmasam, kapı pervazları incinmese mesela.
Keşke aralık bıraktığım her kapıyı da kendime gözdağı veriyormuşum gibi algılamasam, keşke biraz yumuşak, hafif, naif olsa yaşamak, bu kadar ağır ağır binmese filler sırtımıza.
Geceleri uyuyarak geçirsek, sabah neşeleri biraz da bizim olsa, kahvaltı etmeyi sevsek, gururdan taç yapıp başımıza taksak, simit peynir yesek, domatesten nefret etmeyi bıraksak, kırmızıdan korkmasak.
Keşke biraz daha büyümesek.
Keşke ben de sezen aksu gibi ''gelsin, hayat bildiği gibi gelsin..'' diyebilme gücüne sahip olabilsem.
Keşke ''keşke'' dilimize çok tuhaf ve yabancı gelen bir sözcüğe benzese.

Ezel Roz Manaz
 
Gecenin koynuna girdim usul usul, ve payıma düşen kederi aldım, durdum biraz, bıraktım öylece geceyi, geçsin dedim, geçecek çünkü, hep böyle geçiyor, bu oluyor çünkü.
Müezzin gecenin bittiğini haber veriyor önce, alınlar secde görüyor bazı evlerde sabah ışıkları yanarken.
Bazı ışıklar geceden açık, biraz keyfe keder içilmiş, ağlanmış, sızılmış koltukta, kemikleri tutulmuş, gecesi tutulmuş kimisinin.
Tan ağarırken, kuşlar selamlaşıyor, gökyüzünde şenlik var hep, bizim için değil muhakkak.
Yeryüzünde keder var bizim için olan, yorgunluk var, illallah yaka silkmek var gün'e, insan'a, yaşam'a.
Sabahın ilk ışıklarında simitçi amcalar köşe başlarında yerlerini alıyor ve bıyıklı yorgun babalar güne bir sıfır yenik başlayıp simit yiyorlar.
Belki simiti seviyorlar, belki evlerine filler girmiştir geceden açılmıştır eşleriyle araları, belki kadınlar kötüdür, belki de kocalar karılarına aynadır, belki bir şeyler yürümüyordur da kolu komşu, aile, genel çevrenin dili protez olmuştur evliliğin yürümesine ''olur öyle olur'' diye diye 7 yıl geçmiştir, 13,21 bazen 35, ölene dek sürer gider bazen huzursuz sabah sendromları.
Saygı bir yerde kendini imha eder çünkü, saygının en hakikatli düşmanı dil'dir ekseriyetle.
Bir kez olsun dil'e değmeyiversin bir ah, bir öfke, bir küfür, bir kırık cümle..
Kadınlar kırılıyor, adamlar kırılıyor, çocuklar kırık büyüyor, kırıklık büyüyor, yaşam azalıyor, zaman tükeniyor ve her şey ve herkes birer birer ölüyor.
Şarkılar da bitiyor, şiirler kısalıyor, geceler uzuyor, sigara izmaritleri kül tablalarında yerlerini alıyor, kokusu duvarlara, perdelere siniyor sigaranın, kahveler soğuyor bir dalmışlıkla, birilerinin elleri üşüyor, yastığına çiğ düşüyor birilerinin, birileri sorguluyor sürekli, ''neden''i..
Dünyanın en masum sorusudur; Neden?
Ben bilmiyorum.
Kimse bilmiyor bazen kendi nedenini.
Biraz saçımızı çok sevgili bir el okşasa geçecek, bir çene öpüşüyle son bulacak tüm endişeler, tüm korkular, nedeni sorgulanmayacak varoluşun, eksilişin, fazla gelişin, gelişi güzelin, kalışı tüm çirkinliklerin..
Bir sabah güneş'e reverans yapacağız, bir gün.
Güneş batarken tepelerin ardından, el sallayacağız gülümseyerek güneşe, tepelere, ışıklarını yakan evlere, gece kuşlarına, çünkü umut böyle söylüyor.
İçimizde zamana karşı akan ırmak bize aynen böyle söylüyor, dilimize değmese de bu böyle.
Umut içe siniyor çünkü, bekliyor insan bekliyor, bekliyor ve bekliyor..
Başka çaresi yok çünkü kimsenin, kimse beklemeyi sevmiyor ama herkes bekliyor o neşeli sabahlara ''Merhaba'' diyebilmeyi..
Ölmeyi, yaşamayı, gidebilmeyi, bir dudak hareketini bile bekliyor işte insan, tüm acziyetiyle, herkes birbirinden bir şeyler..
Çünkü bunu ben değil, bunu herkes biliyor;
Yaşama da, ölüme de başka bir yolun, beklemekten başka bir çarenin olmadığını herkes biliyor..

Ezel Roz Manaz
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri