Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Antibiyotik tadınDa şiirler çok hariKa( çok sevdiğim arkadaşımın yüreğinden )
Ne diye bilirim ki tek kelimeyle müthiş olmuş çok beğendim tek tek okumaya çalıştım ama şunu söyleyeyim sevgiyi anlatman gerekirse bu kocaman bir sevginin ifadesi olurdu o kocaman ifadeye de ancak senin ki gibi kocaman bir yürek gerekiyor çok güzel paylaşımların mest oldum desem yeridir özellikle
Var olan aşkların kirinden arıtarak
yüreklim...
ey zap suyu esintisi gelincik
baksana ...
düş vadisindeyim
aşk sahnesindeyim
benimkisi bir yalnızlık hikayesi
ki sen eylül ruzgârısın
ben soğuk bir gül
baharsız...
penceremde titreyen nar çiçekleri
Geceye inat yokluğunda...
bir bedel ki sürgünlerde sensizligim...
sonu yok... dönüsü yok...
bedeli bensizlik olsun ihanetinin...
Gitme Ruhum
gitme ruhum...
sen yokken hicran düser bu sehre...
gitme sevgim...
sen yokken tutsak düserim bir isyan gecesine...
ölürüm...
sen yokken...
Aci Sokaklar
birileri agliyordu hesapsiz gidisime...
annem agliyordu...
senle süslenmis sokaklardan gecerken
ben agliyordum...
ama olsun.. dedim ya birtanem...
geriye bir hic kalsa da benden, andim olsun yazgima !
atacagim seni !... silecegim gözlerimden !
Gözümün Sen Kenari
yenildim sen cikmazinda vefasiz bir aska...
simdi günahlarda adaklarim..
söz gecer mi göz pinarlarima...
bir damala kalir askima inat...
gözümün sen kenarinda....
Günese Özlem
duvarlara gömdüm yalnizligimi
hüzün aksamlarinda...
yeminlim döndügümde... yeminliyim sana....
biliyorum sende döneceksin...
ama bulur musun bir ben daha ?
yeminliyim !... günese ciktigimda aglatan askina...
yeminliyim !... bir mahsun vedaya.....
Hey hayat
ne kaldi alacagin benden...
neye yarar, tüm sokaklarin bos simdi o yokken...
onu benden aldin...
sana yenildim bir günahkar yüzünden...
verme istemem... birak !... üstü kalsin !...
alacagim yok senden...
Teselli
askin bedel nakd-i ömrüme...
dayanamam...
giderim buralardan yoksan bende...
seni sensiz yasamak careyse...
birakma...
tek tesellim olümdür...
senden öte...
Bir “hasret” kadar uzak…
Bir “kar” kadar sevgi dolusun bana…
Bir “yağmur” kadar huzur verici…
Bir “beyaz” kadar güzelliklerle sırlısın…
Bir “siyah” kadar koruyucu…
Bir “ateş” kadar sıcaksın bana…
Bir “su” kadar yürek soğutucu…
Hayatımdaki tüm şeylere dair her şeysin, her şeyim…
Vazgeçemediğim, vazgeçemeyeceğim, “vazgeçilmez”im…
Kelimelere sığdıramıyorum seni, hayatıma sığdıramadıktan
sonra…
Seni anlatmaksa, hiç kolay değil…
Bazen bir omuzsun, en rahat dayanabileceğim…
Bazen bir yüreksin, kuytu köşede kalsam bile her an orda
olacağım…
Bazen bir yuvasın, ne olursa olsun, yüreğinde konaklayabileceğim…
Bazen bir meleksin, en zor günlerimde o meleğe sığınıp,
ağlayabileceğim…
Bilirsin benim gözlerime ne kadar değer verdiğimi…
Bak onlara, orda SEN varsın ve her zaman da
SEN olacaksın…
Her zamanki gibi bak onlara, umut dolu, sevgi dolu,
öpücük dolu…
Bak ki; bu gözler onları görünce, bir kez daha anlasın,
senin benim başıma gelen en güzel şey olduğunu.....
Ve işte "gitmek" diyor ötelerden biri...
K/anıyorum...
"gitmek, çoğaltmıyor hiç bir masalı" diyorum... Susuyor...
"kalmak ölümü yaşatmıyor" diyorum... Gülümsüyor...
"gitmeliyim" diyorum... "kalmalısın" demiyor... !
"gitmek" diyor biri...
"gitmek; kalmanın en erdemli yoludur..."
İçim acıyor... !
Bir gün onunda değermiş yüzü düşlere...
Aynalarda ölüm...
Gülüşü kırılırmış gözbebeklerinde...
İşte o gün "gitmek" denen bitermiş...
Hepsi diyeti gözlerinize bakmamın...
Hepsi bedeli böylesine susmamın...
Kent soysuzuyum biliyorum...
Yine de...
Hiçbirinizden af dilemiyorum...
Varsınız...
Varsınız ve masalsınız...
Belki de en az bir masal kadar yalansınız...
Anmazsınız belkide adımı...?
Ve ben; böylesine yalanken bile, seviyorum o KADINI !!!
Senin ben kara kaşına kara gözüne degil, iç dünyana aşıgım.. Çırpınmalarına yere düşüp tekrar onurla kalkmana rüzgar dolandığında köklerinle sımsıkı tutunup savrulmamana, suratını asmamana, hep ay ışıgında dans eder gibi yumuşacık, güneşin ışıgı gibi gibi sıcacık olmana, gülümsemene.. isyan etmemene, seni Asil yapan bardagı tutuş şekline, suyu yudumlarken sadece benmi içiyorum başkalarıda varmı susuz diye cevrene bakmana, cebindeki çikolatayı kırarak sokaktaki tanımadıgın bir çocuga uzatmana, kumsalda köpükleri kendine arkadaş seçerek onlarla birlikte koşturmana, Yaşlı bir ninenin kolundaki agır yükü farkedince elinden kaparak taşımana.. ve daha birçogu.. İşte sen tüm bunları yaparken farklı kulakların, kavisli burnun, ve eğri dişlerinle dünya insanlarına göre çirkin bir kadınsın bu onların egosunun zevk ölçüsü benim degil.. Ben Mitolojinin çocuguyum ve 2500 yıldır Olympos sıslerinin ardında evrenin en güzel yaratıgı için elimde ok yay senin peşinde koşuyorum.. Çünkü kadını kadın yapan kullandıgı rujunun, taktıgı gözlügün, ayagındaki pantolonun marka ihtirası degil onun melekleri bile kara kara düşündürüp kıskandıran özgün karakteridir..
Ey kaşına destan, yüzüne ferman biçtiğim...
Bir çift güzel sözüne cennetimi ziyan ettiğim...
Adını ezberime, yüzünü yüreğime çizdiğim...
Benim olsaydın eğer mahşeri cennet eylemezmiydim
Bitti sanmıştım,
unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile
kendimi inandırmıştım!...
En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım.
Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması,
yüreğimin seni yeniden hissetmesi,
beynimin içine kazınan kare kare resimlerin
ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...
Seninle yaşadığı bir günü,
tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu,
mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...
Öyle ya bir yağmur da,
bir göl kenarında,
gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de,
yağmur benim yüreğimin sağanakları...
Aklıma düşmeye gör,
en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım...
Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem!
Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!
Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum,
bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...
Sana " yar" diyorum,
" yaralarım" kanıyor...
Sana "yara" diyorum,
tüm sözlerimin öznesi oluyor " yar' a"...
Yara giden yolda kocaman bir yaram var!!!
Ne diyeyim, yara yardansa akan kanım değil,
onun için gözümü bile kırpmadan verebileceğim canımdır!!!
Aşk, yürek işiydi, yürek yoksa aşk da olmazdı.
O bir iç kanamasıydı. Tutku ya da şehvet değil...
Bir de utanmadan aşktan söz edenler vardı,
kirletenler.
İnce hesap duayenleriydi onlar.
Dudaklarında şehvet, tenlerinde ihanetin dövmesi vardı.
Kaslarında bir gece önceki sahte dokunuşların sızısı,
o sızı ki bir tek kasıklarındaydı.
Oysa Aşk, içinde acı olmadan ne kadar onurlu olabilirdi ki...
sen konuşurken cıvıldayan kuşlar gibi
ben suskunluğun mangalında eririm
bir yanım kül bir yanım ateştedir toz duman
umutlar karanlık dehliz
şarkılar türküler ve şiirler yangın yeri
yürekte sancıyan bir sevi ki
nar çiçeği dayanılmaz
ağıtları kendinedir sevdanın
sen denizler gökler gibi mavi derinlik
umut çıkrığında düşler eğirirsin
bende yaşam gayyasının sonu görünür
döşüm toprak kokar
bedenim çukurdadır her an
ölümü kendinedir her canın
zaman deli bir yelkovandır dursuz duraksız
aşk ateş ve gül
karanlığın sularındadır son güzün
ah umut
ah sevda
ve ah edemediğim gül
ağrılı adımları kendinedir sevenin
ey durdurulamıyan gökırmak
uçurtmaları sürükleyen fırtına
aşkım ateşim ve dirimim
damarlarıma kök salan gül
eskiyen benim tükenen ben
koparın iplerimi artık
can damarımı koparın
gül bahçesine yaban bülbül konmadan
benim tarumar olan VE benim toz duman...
İki cinayet
Ben vazgeçip senden kendime kıydığım zaman
Hiç beklmezdim senden;ama gidiyorum diyerek
Sen beni öldürdün, içimdeki seni öldürdün
Ben kendimi öldüremeden daha
Herkes bilir ihanetin o acı tadını
Kimbilir kaç yürek şimdi başka biri için inadına yaşarken
Kac tanesi başka bir yerde kıyıyor kendine
Seni hatırladıkça
Titreyerek geçiyorum anıların içinden
Sana söylediklerim geliyor aklıma
Söyleyemediklerim içimin karanlığında içimi cızıyor
Tam söyleyecek oluyorum dayanamayıp
Gidiyorum diyişin geliyor aklıma
Koca bir yumruğu boğazıma tıkayıp
Susturuyorum dilimi, ölümün önüne geçemiyorum
Biliyorum bazı sözler söylenir
Bazıları hiç bir zaman
Benim sana sözlerim
Söylenemeyenlerden oldu çogu zaman
Yarından umudum yok
Dünde hiç gözüm yok zaten
Yarınım yok
Dünümse vurulmuş yatıyor iki büklüm bugünün avucunda
Yinede saklıyorum kalbimin yamalı yanını
Acıdan başka his bilmeyen yüreğimle
Yeniden sevmeyi becerebilirmiyim bilemem
Adım gibi bildiğim
Gözyaşıdır acıya yakışan tek elbise
Ağlamam sırf bu yüzden işte...