Antalya İlimizin gelenek ve görenekleri

Konu sahibi son olarak 2611 gün önce görüldü
DOĞUM VE ÇOCUK GELENEKLERİ:
Antalya'da geleneksel usullerde doğum ve çocuk ile ilgili birçok uygulama ve pratik eskiye oranla terk edilmiştir.

Örneğin köy ebelerine veya olçumcu denilen halk doktorlarına doğum yaptırmak artık yerini modern sağlık kuruluşlarında doğum yapmaya bırakmıştır. Yine de halk arasında şu inançlar hala yaşatılır;
- Hamilelik esnasında kadının bedeni zayıf olursa doğacak çocuğun kız olacağı tahmin edilir.
- Hamile kadının sağ bacağı ağrır ve biraz şişerse doğacak olan çocuğun erkek olacağına inanılır.
- Yeni doğan çocuk tuzlanmazsa bedeni ve ağzı kokar.
- Yeni doğan çocuk çabuk büyüsün diye yıkanırken bir kere bacakları yukarı getirilerek döndürülür.
- Lohusanın başına al bağlanır.
- Çocuğun adı konurken bir kurban kesilir. Kadınlar çağrılır, yemek verilir. Bu davete gelenler çocuk için çamaşır getirirler.
- Doğan çocukları yaşamayan aileler yeni doğan çocuklarının yaşamasını temin için adını; Durmuş, Durdu, Dursun, Yaşar, Baki koyarlar.
- Çocuğun dişi çıktığı zaman annesi tarafından buğday ve mısır kaynatılarak komşu kadınlar davet edilir. Bu uygulamaya Antalya'da "Diş Köllesi" adı verilir.
- Sesi güzel olsun diye çocuğun göbeği uzun kesilir.
- Zayıf ve cılız çocuklar kuvvetli olsun diye cenaze önünden geçirilir.
- Çocuk altı aylık olana kadar tırnakları kesilmez. İlk tırnağı kesileceği gün, eli babasının cebine üç defa sokulur.
- Altı aylık kız çocuklarının ellerine kına yakılır. Bu konu için kadınlar toplanıp eğlence yaparlar ve çocuğun kınalı avucuna para koyarlar.
ÖLÜM-MEZAR GELENEK VE ADETLERİ:
Antalya'da ölüm ve ölü gömme adetleri diğer bölgelerden çok farklı değildir. Antalya'da ölüm olayı meydana geldiği vakit en yakın camiden selâ verilerek ölüm olayı duyurulur.


Bunun üzerine cenaze defin işlemleri başlar. Cenaze eğer bir sağlık kuruluşunda ise oranın gasilhanesinde yıkanarak kefenlenir. Evde cenaze yıkanacak olursa geleneksel usul ve adetlere göre yıkama ve kefenlenme işlemleri yapılır. Buradaki uygulamalarda suyun kaynatıldığı kap birilerine verilir, ateşe buhur atılır, ölünün eşyaları dağıtılır. Cenaze kadınsa kadın, erkekse de erkek yıkayıcılar tarafından bu işlemler yapılır. Tabi ölü evinde yas ve matem tutulur.

Ölüm olayı üzücü bir olaydan dolayı meydana gelmişse "Yakım" denilen ağıtlar yakılır. Cenaze camiye götürülerek vakit namazını takiben namazı kılınarak cemaat tarafından alınır ve mezarlığa götürülür. Burada da hazırlanmış mezara İslami kurallar gereğince defnedilir. Burada mezarın üzerine herkes sırayla toprak atar ve bu toprak üç kürek atılarak tamamlanır. Bu arada hoca dua ve salavat getirir.

Kuran'dan sureler okur. Cenaze defin işlemi bu şekilde tamamlandıktan sonra ölü yakınlarına herkes başsağlığı diler ve ölü evine dönülür. Bu şekilde eve gelen insanlara yemek vermek adettendir. Ölüm olayının olduğu günden sonraki 3, 7, 40. ve 52. günlerde mevlüt okutularak yemek verilir. Geçmişte bu yemek sulu yemekler olurken günümüzde genellikle kıymalı pide ve ayran şekline dönüşmüştür.

EVLENME-DÜĞÜN GELENEKLERİ:
Evlenme çağına gelen oğlu için anne ve baba önce çevresinde kız aramaya karar verir. Bütün akrabalarının da fikrini alarak genç kızı olan eve, tanışılsın veya tanışılmasın kız görmeye gidilir.


Bir günde 2-3 kız görmek için ziyaretler yapılır. Bütün görülmüş olan genç kızlar içinde bir tanesi üzerinde karar verilir. Artık kızı isteme işlemine geçilir. Erkek evinin sözcülüğünü alan kimse, kızı anne ve babasından ister. Bu isteme daha ziyade Perşembe, Cuma günlerine denk getirilir (Bu ikisi dini yönden hayırlı günler olarak kabul edilir).
Kız ailesinden istenir ve söz almak için belirli bir gün kararlaştırılır.

Bu aradaki zaman içinde kız ailesi karşı taraf hakkında soruşturma yaparak evet veya hayır der. Evet cevabı verilince her iki tarafın akraba ve dostları toplanarak "söz kesimi" veya "şerbet içme" denilen tören yapılır. Belirlenen günde erkek evi tarafından masrafı görülerek ve kız için "nişan kofası" hazırlanır.

Hazırlanan bu hediyeler kızın evine gönderilir. Gelen hediyeler kızın arkadaşlarına ve tanıdıklarına bir masa üstüne serilerek gösterilir. İki taraf arasında kararlaştırılan bir günde de; yalnız erkekler toplanarak dini yönden de duası yapılarak "söz kesme" töreni yapılır. Sonunda limonata ikram edilir. İkram edilen limonatadan oğlan evine en önce kaçırarak damada içiren kimse bahşiş alır.

Tören dağılırken gelen misafirlerin bir kısmı özellikle damadın arkadaşları kız evinden bazı eşyaları gizlice alırlar. Kaçırılan bu eşyalar da damada bahşiş karşılığı verilir. Sonrada ev sahibine iade edilir. Bu olaylar çevrede geniş tepki yaratır. Günlerce bu hususta konuşmalar devam eder
ATASÖZLERİ VE MANİLER:
Antalya yöresine has atasözleri ve manilerden seçmeler


Atasözleri

- Canı yanan eşek atı kor da geçer.
- Çocuğa iş buyuran ardınca gider.
- Düğün sesle, ölü yasla yakışır.
- Aç esner, tok geğirir.
- Kadın var ev yapar, kadın var ev yıkar.
- Ver Ömer'e yaz duvara.
- Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış.
- Aç at yol almaz., aç it av almaz.
- Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak kalır.
- Üç göç, bir yangın yerini tutar.
- Ben çalarım zurnayı, o toplar parsayı.
- Eğri geminin, doğru seferi olur.
- Kırk arabanın aklı bir incir çekirdeğini doldurmaz.
- Sahilde darısı olan yaylada karı olmaz.
- Sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa.
- Züğür olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak iyidir.
- Zenginin horozu bile yumurtlar.

Maniler

Geline Ait Maniler

Bahçemiz çapa ister,
Çapacı para ister,
Çapacı şöyle dursun,
Şu gelin sopa ister.

Duvak takın başına
Getirin binek taşına
Gelin babası ile
Kardeşi yanı başına

Gelin gelin kapımıza
Altın dolu küpümüze
Çeyzi var hepimize
Gelin höş geldin,
hoş geldin.

Maşa bacaklı gelin,
Eli bıçaklı gelin,
Oğlan tenin, sen elin,
Ayağımı kemir gelin.

Oluyor da oluyor.
Kız gelin oluyor,
Testisi susuz kalıyor
Annesi kızsız kalıyor.

Eli bıçaklı gelin,
Eteği saçaklı gelin,
Oğluma horamı geçtin,
Yengeç bacaklı gelin.

Ak yemiş kara yemiş
Dalları yere değmiş
Güveyi namaz kılarken,
Gelin tavuğu yemiş.

Masa üstünde pekmez,
Bu pekmez bana yetmez.
Glinin degiği laf,
Benim kulağıma yetmez.

Taştan duvar örülür mü?
kaynana dövülür mü?
kaynanayı döven gelin,
Mahallede övülür mü?

Kaynanaya Ait Maniler

Ak karpuz kara karpuz
Kaynanalar çok arsız
Arsız olursa olsun
Oğlun durmuyor yarsız.

Ak tavuk almadın mı?
Kümese salmadın mı?
Ah cadı kaynana ah,
Sen gelin olmadın mı?

Hop hop kanana
Güp güp kaynana
Ben oğluna yanyana
Sen dışarda kaynana

Kaynanam evde durmaz
İşe elini vurmaz,
Bir köşede oturur,
Çenesi hiç durmaz.

Çarşıdan aldım lahana,
Kıydım koydum sahana,
Hiç ömrümde görmedim
Böyle cadı kaynana.

Kaynanayı ne yapmalı,
Kaynar kazana atmalı
Yandım Allah dedikçe,
Altına odun atmalı.

Portakalın dilimi,
Tut kaynana dilini,
Şimdi oğlun gelirse,
Kırar kambur belini.

Ben birer biberim,
Yuvarlanır giderim,
Çok söyleme kaynanam,
Oğlunu alır giderim.

Cevahirin hasıyı,
Has ova elmasıyım,
Övünsem de yeri var,
Geninin anasıyım.

Diğer Bazı Maniler

Karpuzun kökeniyim,
Dibine dökeniyim,
Güzelle başım bozgun,
Çirkine tövbeliyim.

Penceremiz cam cama,
Selam söyle amcama,
Amcam kızı vermezse,
Zehir koydum fincana.

Bir medil işle yolla,
Ucunu gümüşle yolla,
içine beş elma koy,
Birini dişli yolla.

Gülistan da gül gerek,
Her güle bülbül gerek,
Sencileyin güzele,
Bencileyin yar gerek.

Saksılarda sarmaşık,
sormadan oldum aşık,
Pek üstüme gelmeyin,
Hem sevdalıyım, sem aşık.
Deniyde kara balık,
Okkalıktır okkalık,
Ana beni evlendir,
Yeter gayri bekarlık.

Mendil serdim güneşe,
Üyüm aldık kırk beşe,
Senin yarin gül ise
Benimki de menekşe.
 
Geri