Annem'e

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Aşk ve Sevgi
Konu sahibi son olarak 888 gün önce görüldü
Annem bize hep;

Aynaya baktığınız zaman, kendi yüzünüzü görün, ruhunuza sadık olun, resim çektirirken (ki; o zaman fotoğraf denmiyordu bildiğimiz resimdi işte), gülerek poz verin kimseye içinizin ağladığını belli etmeyin, giysileriniz eski olabilir ama temiz olun ve giydiğinizi üzerinize yakıştırın, eğreti durmasın ve hayatıda sevin derdi.

Annem aslında bize çok şey derdi...
Çocukken, bizi duruşumuz konusunda sürekli uyarırdı…
“ Duruşumuz ” dan dolayı duyduğumuz öyle çok ihtarlar ve o ihtarların içinde öyle gizli tehditler ve dersler vardı ki...

İşte birkaçı;

“ Çok gülmeyin, başınıza kötü bir şey gelir, sonunda da ağlarsınız ” derdi.
Bu yüzden hayatın tamda orta yerine asla koskoca bir kahkaha atamadım. Gülmelerime ağlamayayım diye, gülümsemelerim hep bir sızıntı gibi kaldı dudağımın kenarında. Siz bilmezsiniz ama aslında yüzümdeki hüzün, ağlanmışlıklara yol açmamak için herkesler gibi gülememenin "ağıdı" dır. Düşünüyorumda; başımın üstünde dolaşan bulutlar gitsin diye gülümseyebiliyorsam bugün, bu olsa olsa kahkaha atamadığımdandır. Belki kahkahalarımı duyurabilseydim, şarkılardaki gibi iklim değişir Akdeniz olurdu. Ama ben gülümsüyorum, iklim değişmiyor ve coğrafyam İç Anadolu oluyor…

“ Kimsenin önünden geçme saygısızlığı yapmayın, bekleyin onlar geçsin sonra siz geçin ” derdi.
Herkes ve her şey hayatımdan geçti “gık” bile demedim, saygımda kusur etmedim geçip gidenlere bile…

“ Düzgün oturun, ağır olun bir taş misali “ derdi.
Eğri olanlar hayatı dosdoğru koşarak kaptılar ve hafifleyerek uçup tepeme kondular. Ben hala düzgün ve ağırım taş misali. Çünkü taşlar bazı insanların kalplerinden daha şefkatli...

“ Evin içinde ıslık çalmayın, şeytanları çağırırsınız ” derdi.
Herkes öyle çok ıslık çalmış ki, evlerindeki şeytanları yanında taşıyorlar artık. Şeytanın bol olsun diyerek kol kola geziyorlar. Ben hala beceremem ıslık çalmayı. Türkü bilirim ben, kulağımda babamdan kalma ‘cevizin yaprağı dal arasında güzeli severler bağ arasında’ yada ‘bu ne sevgi ah be ne ızdırap’ ı söylerim. Ha bir de bu aralar galiba babamı özledim hep bunları söylüyor ve dinliyorum, Bedia Akartürk ve Abdullah Yüce' yi de unutmadım tabi...

“ Okuyun adam olun, elinize ekmeğinizi alın kimseye muhtaç olmayın ” derdi.
Yönetenlerimizin, patronlarımızın, işverenlerimizin çoğu okumamış, başkasının ekmeğini çalan hırsızlar olsada, biz okuduk ekmeğimizi elimize aldık, o hırsızlar emeğimizin çoğunu çaldı azını ödedi, bazen hiç ödemedi hep çaldı. Ama hala sana sözümdeyim, okuyorum daha fazla adam olabilmek için…

“ Ayağınız toprağa bastığı sürece, kibirle yürüyüp yolu incitmeyin ” derdi.
Kibrim yolu incitir belki diyerek hep yalınayak bastım toprağa, (bu yüzden topuklarım susuz kalmış topraklar gibi çatlaktır) haşa ne haddime yaratılmışı hakir görmek. Lakin duydum ki “kibir” sultan olmuş Mısır'a. Olsun, ben hala toprağa yalınayak basmayı ve evimde yalınayak dolaşmayı çok seviyorum…

“ Uçan kuşun yolunu kesmeyin, nasıl olsa ya bir duvara çarpıp düşer, yada bir avcı avlar, sebebi siz olmayın ” derdi.
O bahsettiğin kuşlara, duvarlar saygıda hiç kusur etmediler be anacığım, o duvarlar o kuşlara hep yol verdiler. O avcılar o kuşları hep besleyip semirttiler, bu yüzden şimdilerde uçup uçup başımıza sıçmaktalar sebebimiz olmaktalar. Ama ben dediğini yapıyorum kesmiyorum yollarını, çünkü kuşları çok seviyorum…

“ Yeşili ve hayvanı sevip sayanı sizde sevin sayın, hürmette kusur etmeyin ” derdi.
Saydık hatta başımıza taç ettik, lakin yeşili yakan kesen, hayvanı öldüren sömüren, o taç bize yakışır deyip çekip aldı. Şimdilerde ise savaşımız HES'lere pes etmemek; hayvancıkların yaşama hakkı için. Bildiğin gibi ben hala çok seviyorum doğayı da hayvanları da ve koruyorum elimden geldiğince…

“ Çocuklara kıymayın onlar günahsız ” derdi.
Baba olacak yaştakiler o çocuklara utanmadan eş/koca oldular. Vurdular, kırdılar, ezdiler, kirletip gülümsemelerini çaldılar çocukların. Büyükler haklı, çocuklar suçlu oldular.
Evet insanları sevemedim ama çocukları hep çok sevdim taki büyüyene kadar…

" Memlekete hayırlı evlat olun, toprağınızı kaptırmayın ve sattırmayın " derdi.
Memlekete hıyanet edip vatan toprağını satanların, bugün oturdukları yerde zerre kadar payım yok. Hayırlı bir evlatmıyım onun takdiri senindir ama hayırsızlıkta yapmadım be kadınım...

Anacığım;
Aynaya baktığım zaman, kendi yüzümü görebiliyorum. Maskem yok, kimseye ikiyüzlü davranmayacak kadar ruhuma sadık olduğumu da biliyorum.
Bütün fotoğraflarımda gülerek poz veriyorum. Ruhum da neşeli.
Giydiğimi yakıştırıyorum üzerime.
Rahmetle ve sevgiyle andığım ölülerim de var, başım sıkıştığı zaman beni bağrına basacak dostlarım da.
Bazı sorularımın cevabını veremesem de, olacak o kadar.

Düşünüyorum da...
Varsın bazı şeyler eksik olsun hayatımda.
Emir ve komuta bende. "Eller yukarı hayat! Ben seni sevdiğim kadar yaşıyorum. Yaşadığım kadarda seviyorum...”

Ben hayattaki bu dik duruşumu; daha 10-15 yaşlarımda annemin bana hergün " dik dur, yoksa kamburun çıkacak " ihtarlarına ve daha nicelerine borçluyum.
Aslında annemin hayata dik duruşunun özetidir bu.

Teşekkürler anacığım...
Sen hep var ol emi,
hep var ol ve beni büyüt...
 
güzel paylaşım teşekkurler
 
Geri