BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Anladım ki susmak bir cüsse işi…
Derin denizlerin işi…
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…
Derin denizlerin sükutu büyüler beni.
İçimi bir heybet hissi kaplar.
Benliğimi hasret duyguları istila eder.
Kalbim ürperlerle dolar.
Dalgalı denizler durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.
Göklerin suskunlugu da öyle.
Gök gürlemeleri mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep.
Sükut her zaman daha manalı daha derindir.
Kalbe sözden çok sükuttan manalar akar.
İnsan evrendeki sükutu anlayabilseydi kim bilir belki de söz olmayacaktı.
İnsanlar sükutun dilinden anlayacak derin ve manalı bakışlarla konusacaklardı.
Ve ses sükutun heybetini bozamayacaktı.
Konuştuğum zamanlar hep acze düşmüşümdür de ondan kelama sarılmışımdır.
Evrendeki her varlıkta sükutu bir süs bir hikmet olarak algılamışımdır.
Sözü ise ancak bir zaruret
Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan.
Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım.
Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum.
Hayatın hiç bir kasırgası hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu.
O denize imrendiğim an gözlerim şu mısralara takılmıştı:
Gittim gittim denizin sınır yerine vardım
Halin bana da geçsin! diye ona yalvardım
Bir çılgın vesvesede içim didiklense de
Olaydım o cüssede O’nun gibi susardım
Gercekten de öyle olmuştu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.
O zaman anladım ki susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar
Anladım ki derin ve esrarengiz olan her sey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli…
'' Şems-i Tebrizî ''
Derin denizlerin işi…
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…
Derin denizlerin sükutu büyüler beni.
İçimi bir heybet hissi kaplar.
Benliğimi hasret duyguları istila eder.
Kalbim ürperlerle dolar.
Dalgalı denizler durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.
Göklerin suskunlugu da öyle.
Gök gürlemeleri mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep.
Sükut her zaman daha manalı daha derindir.
Kalbe sözden çok sükuttan manalar akar.
İnsan evrendeki sükutu anlayabilseydi kim bilir belki de söz olmayacaktı.
İnsanlar sükutun dilinden anlayacak derin ve manalı bakışlarla konusacaklardı.
Ve ses sükutun heybetini bozamayacaktı.
Konuştuğum zamanlar hep acze düşmüşümdür de ondan kelama sarılmışımdır.
Evrendeki her varlıkta sükutu bir süs bir hikmet olarak algılamışımdır.
Sözü ise ancak bir zaruret
Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan.
Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım.
Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum.
Hayatın hiç bir kasırgası hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu.
O denize imrendiğim an gözlerim şu mısralara takılmıştı:
Gittim gittim denizin sınır yerine vardım
Halin bana da geçsin! diye ona yalvardım
Bir çılgın vesvesede içim didiklense de
Olaydım o cüssede O’nun gibi susardım
Gercekten de öyle olmuştu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.
O zaman anladım ki susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar
Anladım ki derin ve esrarengiz olan her sey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli…
'' Şems-i Tebrizî ''