Ankara savaşı (20 temmuz 1402)

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Ankara savaşı (20 temmuz 1402)


20 Temmuz 1402 Osmanli sultâni Yildirim Bâyezid ile Timur Han'nin 1402 senesinde Ankara'da yaptiklari muharebe. Yildirim Bâyezîd Han; Nigbolu zaferiyle Rumeli'de Osmanli hâkimiyetini te'sis ettikten sonra, Anadolu'da birligi saglamak için harekete geçti. Bu niyetle Aydin, Mentese, Karaman ve isfendiyarogullari beyliklerine son verdi. Ancak bu beyliklerin basindaki beyler, Asya'da kuvvetli bir devlet kurup, batiya yönelen Timur Han'a sigindilar. Ayni sekilde Tîmûr Han'nin hükümdarligina son verdigi Karakoyunlu beyi Kara Yûsuf ile Tebriz hükümdari Ahmed Bey de Yildirim Bâyezîd'e siginmis, Erzincan beyi Mutahharten de akrabalarini Yildirim Bâyezîd'e göndererek yardim istemisdi. Tîmûr Han'a siginan Anadolu beyleri, Osmanli sultâni hakkinda; Tîmûr Han'nin önünden kaçan beylerde Yildirim Bâyezîd'e Timur'la ilgili olmadik seyler söyleyip kötüleyerek, her iki müslüman Türk hükümdarinin arasini açtilar, iki taraf da karsilikli kendilerine siginanlari müdâfaa ettiler. Tîmûr Han, Yildirim Bâyezîd'e mektup göndererek kendisine siginanlarin iadesini istedi. Bu mektuplarda her iki hükümdarin birbirlerine hakaret dolu sözlere yer verdikleri ilim adamlari arasinda kabul görmemektedir. Bu gün bilinen hakaret dolu mektuplarin sahte oldugu isbatlanmistir. Yildirim Bâyezîd, Tîmûr Han'nin istegini kabul etmeyince savas kaçinilmaz oldu.

Tîmûr Han, kuvvetli bir ordu ile, Anadolu içlerine dogru harekete geçti. Bunu haber alan Yildirim Bâyezîd de, Istanbul kusatmasini kaldirarak, kuvvetlerini Bursa'da toplamaya basladi. Bursa'dan hareket eden Osmanli ordusu, iki koldan yürüyerek Ankara önüne geldi. Bu sirada Tîmûr Han Sivas'i ele geçirmisdi Onun, Sivas'da oldugunu haber alan Yildirim Bâyezîd, agirliklarinin bir kismini Ankara'da birakarak Akdagmadeni ve Kadisehri daglik mintikasinda mevzi almak istedi, iki ordunun öncü kuvvetleri Sivas ve Tokat bölgelerinde karsilastilar ise de, Osmanli sultâni Sivas ile Tokat arasindaki geçitleri tuttugundan, burada muharebe yapmayi kendisi için tehlikeli gören Timur Han Kayseri'ye dogru yürüdü. Timur Han, Bâyezîd'i kendisine dogru çekmek istediyse de duruma vâkif olan Yildirim Bâyezîd bu oyuna gelmedi ve yapacagi taarruzun zamanini bekledi

Tîmûr Han. Kirsehir üzerinden hizla Ankara önlerine gelerek kaleyi kusatti. Kale muhafizi Yâkûb Bey, kaleyi siddetle müdâfaa etti. Tîmûr Han. Osmanli ordusunun gelecegini tahmin ettigi yolu iyice tahkirn etti. Osmanli ordusu ise onun hiç beklemedigi taraftan ve tahmininden çok erken Ankara önlerine geldi.

Osmanli ordusunun merkezinde sultân Yildirim Bâyezîd bulunuyordu. Yaninda sadrâzam Çandarlizâde Ali Pasa, sehzade Isa, Mustafa ve Musa Çelebiler yer aliyordu. Sag cenahta bulunan Anadolu birliklerine vezir Tîmûrtas Pasa, sol cenahta yer alan Rumeli birliklerine sehzade Süleyman Sah kumanda ediyordu, ihtiyat kuvvetlerinin basinda da Sehzade Mehmed Çelebi bulunuyordu. Sol cenahin ihtiyat kuvvetlerini, Sirbistan despotu ve Sultân'nin kayin biraderi Stefan Lazreviç'in kumandasinda yirmi bine yakin zirhli sirp askeri meydana getiriyordu. Merkez ihtiyatinda Karakoyunlular, sag cenahin ihtiyatinda Kara tatarlar denilen Türklesmis Mogollar yer aliyordu. Ayrica Süleyman Sah'in kumandasinda akinci kuvvetleri de vardi. Osmanli askerinin sayisi yetmis binden fazla idi.

Tîmûr Han, ordusunun merkezinde yer almisti. Torunu Muhammed Mirza, zirhli ve atli olan Mâverâünnehr askeri ile ihtiyatta idi. Diger torunlari Pir Muhammed ve Iskender Mirza, Muhammed Mirza'nin yaninda yer aliyorlardi. Sag cenaha üçüncü oglu Mîransah, sol cenaha ise dördüncü oglu Sahruh Mirza kumanda ediyordu. Zirhli otuz iki fil, ordunun önünde dizilmisti. Ikiye ayrilmis olan merkez kuvvetlerin sag tarafina Tîmûr Han'nin ikinci oglu Ömer Seyh Mirza, sol tarafina ise Emir Celâl islâm kumanda ediyordu. Akkoyunlu sultâni Osman Bey ile Emîr Cihan Sah'in tümenleri sag cenahin önünde yeralmisti. Mutahharten Bey Karamanoglu, Aydinoglu, Menteseogiu, Germiyanoglu, Saruhanoglu ve Candaroglu, sag cenahta yer almislardi. Çagatay sultâni Mahmüd Han, Timur'un yaninda idi.

Muharebe günü sabah namazindan sonra Yildirim Bâyezîd, askerlerine veciz bir hitabede bulundu. Fakat karsi taraf da sünnî müslüman ve Türk oldugu için, askerin, hiristiyan ordularina karsi gösterdigi basariyi gösteremiyecegi ortada idi.

Iki ordu, Ankara'nin kuzey dogusundaki Çubuk ovasinda 28 Temmuz 1402 târihinde karsilasti. Burada, o devrin en büyük kumandanlarindan ikisi arasinda târihin en büyük savaslarindan biri oldu. Fil görmemis Osmanli atlari ürktü. Osmanli ordusundaki Kara tatarlarin aniden Tîmûr tarafina geçip, Rumeli sipahilerinin arkasindan ok atmaya baslamalari, Osmanlinin taarruz gücünü kirdi. Bu sirada Osmanli ordusundaki Karaman, Candar, Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhanli sipahileri karsi tarafta bayrak açmis olan beylerini görünce, Tîmûr Han'in tarafina geçtiler. Yildirim Bâyezîd'in yaninda az bir asker kaldi. Osmanli ordusunun bir kismi geri çekildi. Kara Tîmûrtas ve Fîruz pasalar, birlikleri tamamen bozuluncaya kadar dayandilar. Yildirim Bâyezîd gün batarken üç bin kisi ile Çataltepe'de muharebeye devam ediyordu. Burada süren üç saatlik vurusmadan sonra maglûbiyeti anlayinca etrafindaki askerleri yararak kurtulmak istedi. Yildirim Bâyezîd'in ati yaralaninca oglu ile beraber Çagatay hani sultan Mahmüd Han'in kumanda ettigi birlik tarafindan esir alindi.

Tîmûr Han kendisini iyi karsiladi ve tesellîde bulundu. Bir Osmanli pâdisâhina yarasir sekilde, izzet ve ikramda bulundu. Timur'un, Yildirim Bâyezîd'e iyi davranmadigi iddialari uydurmadir. Ancak esaret zilletini çekemeyen Yildirim Bâyezîd Han, kederinden ve nefes darligindan kirk dört yasinda vefat etti. Tîmûr Han ölüm haberini alinca; "Yazik oldu, büyük bir mücâhid kaybettik" demekten kendini alamadi.

Ankara savasi ortaçagin en büyük meydan muharebesidir. Iki yüz binden fazla Türk askeri birbiri ile savasmistir. Anadolu topraklarinda iki müslüman devlet arasinda yapilmis olan büyük meydan muhârebelerindendir. Ankara savasinin önemli neticeleri arasinda; AnadoluTürk birliginin parçalanmasi, Bizans ve istanbul fethinin elli yil daha uzamasi ve Osmanli Devleti'nin gelismesinin en azindan yarim asirdan daha fazla gecikmesi sayilabilir.

Tîmûr Han, Ankara savasinda kirk bine yakin zayiat vermistir. Hâlbuki o bu muharebeye kadar alti binden fazla kayip vermemisti. Buna Osmanli ordusundaki sevk ve idarenin mükemmeliyeti sebeb olmustur. Bâzi tarihçiler, Yildirim Bâyezîd ile harb ettigi için Tîmûr Han'i haksiz olarak kötülemekte, harp sahasinda olanlari, zulüm ve ortaligi kana boyamak seklinde bildirmektedir. Hâlbuki bunun iki devlet arasinda bir hâkimiyet savasi oldugu unutulmamali, bu savas tarafsiz ele alinip degerlendirilmelidir.
 
Timur a kafa tutan iki türk hükümdarı,Bağdat sultanı Ahmet Celayir le Karakoyunlu Karayusuf bey,ülkelerini Timur a terkedip Osmanlı tahtında olan Yıldırım Beyazıd a sığınmıştı.
aslında Timur un hedefi fakir olan Avrupa değil,zengin olan Çin di.yakın zamanda çin e bir sefer düzenlemeyi planlıyordu.ama bu büyük sefere çıkarken arkasında güçlü bür Osmanlı devleti bırakmak istemiyordu.çünkü,Tİmur Çin e girer girmez,Yıldırım Beyazıd onun arkasından,kendisine sığınan Türk hükümdarlarına topraklarını geri kazandıracaktı.bu yüzden Timur,büyük Çin seferine çıkmadan önce Osmanlı topraklarına girmeyi planlıyordu.devlet ileri gelenleriyle yaptığı toplantılarda,vezirleri Osmanlı ya saldırmaya karşı çıksada,o kararından vazgeçmedi.
Timur un Osmanlı devletiyle savaşmak için bahanesi hazırdı.Yıldırım Beyazıd a,tahrik edici,küçük düşürücü bir mektup yazdı.mektupta Yıldırım a sığınan hükümdarların kendisine teslim edilmesini istiyordu.gururlu bir padişah olan Yıldırım,bu ağır mektubu gururuna yediremedi ve oda çok sert bir mektupla buna cevap verdi.Timur mektubu alır almaz aradığı bahaneyi buldu ve büyük bir orduyla doğudan osmanlı topraklarına hareket etti.
28 temmuz 1402 de iki ordu,ankara çubuk ovasında karşılaştı.kanlı çarpışmalarda,kara tatarlardan oluşan bir okçu birliği aniden saf değiştirdi ve Timurun tarafından olup osmanluı ordusunu arkadan oklamaya başladı.bu savaşın bütün dengesini bozdu.Timur ordusunda fillerden oluşan süvari alayları vardı.osmalı ordusunun da en büyük gücü,atlı askerlerden oluşan sipahilerdi.daha önce fil görmemiş olan osmanlı atları ürkerek ordunun işini iyice zora soktular.akşama kadar süren kanlı çarpışmadan sonra osmanlı ordusunun sağ kanadı geri çekilerek savaşı bıraktı,iyice tükenen osmanlı ordusu savaşı kaybetti.Yıldırım Beyazıd son ana kadar savaşı bırakmadı ama ne yazıkki atının sendelemesi yüzünden atından düştü ve esir alındı.
savaşı kazanan Timur başkent Bursa yı yağmaladı.Osmanlı evrak hazine arşivi yakıldı,osmanlı nın 4 kuşakta topladığı büyük hazine Timur un eline geçti.çin seferine çıkmak amacında olan Timur,arkasında parçalanmış,zayıf bir Osmanlı bırakmak için ele geçirilmiş beyliklere topraklarını geri verdi,böylece yeniden anadolu yu beyliklere bölmüş oldu ve Anadolu Türk birliğini bozdu.
Yıldırım Beyazıd ın esir edilmesi,fetret devri denilen taht kavgalarına sebep oldu.Osmanlı devleti,savaşın getirdiği bu ağır sonuçları yıllarca üzerinden atamadı.
Yıldırım Beyazıd,1403 senesinde hastalandı,tedavisi için akşehir e yollandı fakat burada öldü.
Yıldırım ın esaret hayatı kesin olarak bilinmemekle birlikte,çeşitli söylentiler vardır.kimi araştırmacılar,Yıldırım a iyi muamele edildiğini söylerken,bazı araştırmacılar da Yıldırım a esaret hayatı boyunca kötü davranılıp hakaret edildiğini söyler.
 
Ankara Savaşı

Bayezid ve Timur arasında teati edilen mektuplar, ortalığı yatıştırmaya kifayet etmeyince muharebe kaçınılmaz bir hal almıştı. Tarihlerde tafsilatlı ve geniş bir şekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarına temas etmeyeceğimize işaret etmek gerekiyor.

Büyük bir casusluk ve haber alma teşkilatına sahibe olduğu anlaşılan Timur, elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyeceğini anlayarak, Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmuştu. Kişi, Karadağ'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayıp düzene soktuğu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermişti. Böylece Timur, bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takibe ile Orta Anadolu'ya doğru yol almaya başladı. Osmanlılardan aldığı topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onların desteğini sağladı. Böylece, Osmanlıların, senelerce uğraşıp sağladığı Anadolu birliğini de bozmuş oldu.

Kırşehir'e doğru yürümekte olan Timur, o sırada Osmanlı kuvvetlerinin kendi üzerine doğru gelmekte olduğunu haber alınca, durumun kendisi için müsait olmadığını anlayıp telaşa kapılır. Ordusunun erkânı ile görüşerek Osmanlı ordusunu arkada bırakmak üzere Ankara yolunu tutar.

Timur, Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kuşatır. Kale muhafızı Yakub Bey, burayı bütün gücü ile müdafaa eder. Timur, Bayezid'ın kendisinin geldiği yoldan geleceğini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. Ankara kalesini de kuzey doğu yani iç kale tarafından almak istiyordu. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanlı kuvvetleri gelmeden önce burayı düşürmeye çalışıyordu.

Timur, Osmanlı ordusunun daha geç geleceğini de tahmin etmişti.

Fakat o, bu tahmininde yanılmıştı. Çünkü Bayezid'ın kuvvetleri seri bir yürüyüşle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemediği bir yoldan gelip ortaya çıkmışlardı. Hâlbuki Timur, Osmanlı ordusunu güney doğudan gelecek diye beklerken Osmanlılar kuzey doğudan yani Kalecik, Raylı üzerinden gelerek Çubuk ova'da Melik sah köyüne inmişlerdi. Buna göre Timur bir baskına uğramış demekti. Bu tehlikeli durum karsısında buhranlar geçiren Timur, itidalini muhafaza ederek bütün gece çalışıp cephesini değiştirmiş ve kale kenarından da çekilmişti. Timur'u bu şekilde hazırlıksız yakalayan Bayezid ise hayatına mal olacak bir hata isliyordu. O, Timur'un bu durumundan istifade etmek için, oğulları ile komutanlarının hemen taarruza geçilmesi hakkındaki ısrarlarını dinlemeyerek büyük bir fırsatı kaçırmış oldu. Bayezid, mertçe bir muharebe olmasını istiyordu. Böyle bir anlayış ve bekleme, Timur'a vakit kazandırıp onu düşmüş olduğu tehlikeli durumdan kurtarmıştı.

Ankara Muharebesi diye meşhur olan ve Anadolu'daki Osmanlı hâkimiyeti ile İstanbul'un fethini yârim asır geciktiren bu savasın, gün olarak tarihi hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bununla beraber doğruya en yakin olan görüşe göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapılmıştır.

Her iki ordunun mevcudu hakkında kaynaklar farklı bilgiler vermekte iseler de, Timur'un ordusunun daha kalabalık olduğunda (160 bin) birleşmektedirler. Bu büyük güce karşılık Osmanlı ordusunun mevcudu ise yetmiş bin civarında idi. Ankara yakınındaki Çubuk Ovası'nda yapılan savasın başlangıcında Osmanlılar üstün bir duruma gelmişlerdi. Fakat Osmanlı ordusundaki Kara Tatarların ihaneti ve Anadolu Beylerine bağlı tımarlı sipahilerin Timur tarafına geçmeleri, harbin Osmanlılar tarafından kayb edilmesine sebep oldu.

Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'a geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o, bunu kabul etmedi. Harbin kayb edildiğini gören Yıldırım Bayezid, Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa, Yeniçeri Ağası Hasan Ağa ve Karesi subaşısı Inebeye, büyük şehzade Süleyman Çelebi'yi alıp kaçırmalarını emr eder. Böylece Yıldırım'ın basına bir şey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir şehzade kurtulmuş olacaktı. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basında bulunan Çelebi Mehmet de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya doğru gitmişti. Bundan başka Osmanlı ordusunda bulunan Sırp despotu ile kardeşinin komutası altındaki kuvvetler de kaçmışlardı. Bütün bunlara karsı Yıldırım Bayezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek şerefle ölmeyi tercih ettiğini söylüyordu. Fakat bulunduğu yerde kalmasının uygun olmadığını anlayarak daha gerideki Çatal tepe'ye çekildi. Maiyetinde iki üç bin yaya ve atlı kuvveti kalmıştı. Bu kuvvetlere karsı yetmiş bin kişilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. Çatal tepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarılmıştı. Bayezid, elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. Bayezid, bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat olan saflarını yarmak için ortalığın kararmasını bekliyordu. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattını yarıp fırlamağa muvaffak oldu. Fakat şayisiz çemberle çevrilmiş olduğundan her muhasara hattını zorlukla geçiyordu. Bayezid'ın kaçtığı haberi alınınca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrıldıktan sonra ati yere yuvarlandı. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandı. Böylece Bayezid, Timur'a esir düştü (28 Temmuz 1402). Böylece kaderin, savaşlarda süratli hareket etmesinden dolayı, kendisine layık gördüğü Yıldırım unvanına sahip olan bu mert ve cesur hükümdar, aleyhine örülen ağın içine düşerek esir âlinmiş oldu.

Mevlâna Hatifi, Şehnamesinde Yıldırım Bayezid'ın hücumlarından ve kahramanca çarpışmasından bahs ederken söyle der:

"Bayezid Han, öyle bir şiddetle hücum eylemiş ki, önüne geleni yere düşürüp Timur'un önüne kadar varmış. Timur, kendi üzerine doğru yıldırım gibi bir fedainin geldiğini görünce ürkmüş ve fena halde korkmuştu. O esnada Timur'un yanında bulunan Germiyanoglu, kendisine "Han'ım, gafil olma bu fırsat bir daha ele geçmez. Bu fedai Yıldırım Han'ın kendisidir." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yıldırım'a bir zarar getirmeyiniz, sağ olarak ele geçiriniz" diye emir vermişti. Dört bir taraftan kementler atılarak Yıldırım'ı attan düşürdüler. Yaya kalınca etrafını sardılar. Yıldırım Han hançerle birçok kişiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). Nihayet birçok kişi etrafını sarıp onu yakaladılar. Yıldırım teslim olmadı, silahını da teslim etmedi. Bununla beraber onu kullanamayacak şekilde her taraftan tutmuşlardı.

Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur, bu galibiyetini Fransa kralı VI. Sâri ile İngiltere kralı IV. Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamış ve kendilerinin Niğbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanlı hükümdarını yenip esir aldığını bildirmiştir. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur, Fransa kralından büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müşterek düşman olarak kabul ettiği Osmanlı Devleti ni perişan ettiğini bildirmektedir. İsin önemli noktalarından biri de Fransa kralının mektubunu getiren F. Fransiskos adındaki papaza Timur'un çok iyi davranmış olmasıdır. Fransa kralına devamlı iyi dualarda bulunduğunu ifade eden Timur, "bizim ve sizin düşmanlarımızı müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlıları ortadan kaldırmak için bati ile is birliği yapmış ve belki de onların teşviki ile Anadolu'ya gelmiş görünmektedir. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir:

"Bu muhibbinin, yüz bin selam ve hayırhahlığını dünyalar kadar çok hulusunu Fransa kralı kabul buyursun. Edi (dualar) tebliğinden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki, Ferrari Fransiskos adındaki vaiz rahibe tarafımıza geldi. Ve mulûkî mektupları getirdi. Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i şanını bize bildirdi. Çok mesrur olduk. Su dahi beyan olunur ki, leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düşmanlarımızı müzmahil eyledim. Bundan sonra sultaniye şehrinin murahasası F. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki, daima nâme-i hümayunlarınızın irsal kılınup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna..."

Timur, muharebeden sonra Osmanlı kuvvetlerini takib için asker sevk ettiği gibi Osmanlı şehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmet Mirza'yı otuz bin kişilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermişti.

Ankara önünde sekiz gün kalan Timur, oradan Kütahya'ya gelir. Burayı beğendiği için bir ay kadar burada kalır. Bursa üzerine hareket eden Mehmet Mirza'nın maiyetinde amcasının oğlu Ebu Bekir Mirza, Emir Cihan Sah, Emir Şeyh Nureddin ve Emir Sülüncük bulunuyordu. Bursa'ya kadar olan yerleri yağmalayan bu 30 bin kişilik birlik, henüz Bursa'ya ulaşamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardeşi Kasım Çelebi'yi yanına alarak kaçmaya muvaffak olmuştu. Bursa halkının bir kısmi Uludağ'a çekilmiş, bir kısmi da sahile doğru firara başlamıştı. Kaçmaya çalışanların çoğu esir edildi. Şemseddin Ezerî, Seyyid Şemseddin Muhammed Buharî ve Şemseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nın önemli şahsiyetleri de bu esirler arasında bulunuyorlardı. Emir Şeyh Nureddin, Bursa'yı elde edince yağmaya baslar ve mal için Bursa halkına her türlü zulüm ve işkenceyi reva görür. Bunlar, halka bir şey bırakmayacak derecede onları soyarlar. Bursa'nın çevresi de bu talihsizlikten nasibini alır. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsak mimariye dayalı olan Bursa ateşe verilir. Böylece Bursa tamamen yanar. Timur'un kuvvetleri, Süleyman Çelebi'nin kaçırmaya muvaffak olamadığı bütün Osmanlı hazinesini ele geçirmişti. Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayın kıymetli eşyası Timur'un veziri Şerafeddin Ali ile Müstevli Seyfeddin Tunî tarafından defter yapılıp kayd edildi. Bu arada daha önce Şehzade Mustafa'ya nişanlanmış bulunan Ahmet Celayirî'nin kızı, Bursa'da esir alınanlar arasında idi. Bayezid'ın zevcesi (Sırp kralının kız kardeşi) ile iki kızı da galiplerin eline düştü. Bütün bunlar, Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi.

Timur, Kütahya'da bulunduğu sırada etrafı vurdurup kendi emniyetini sağladıktan sonra Bayezid'ın, memleketlerini almış olduğu Karaman, Germiyan, Aydın, Saruhan, Menteşe ve Hamim oğulları'nın beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. Bunlar, Timur'un yüksek hâkimiyeti altında dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Timur, Bayezid'ın oğlu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasını bildirmişti. Bunun üzerine o da Şeyh Ramazan ismindeki elçisi vasıtasıyla bu teklifi kabul ettiğini bildirmişti. Buna karşılık Timur kendisine bağlılık alâmeti olarak taç ve hilkat göndermişti. Böylece o, Süleyman Çelebi'ye Trakya'yı, Çelebi Mehmet'e Amasya ve çevresini, Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altında Osmanlı Devleti 'ni üç parçaya böldü. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanlı tarihinde "Fetret devri" diye anılacak kardeşler arasındaki taht mücadelelerine zemin hazırlamış oldu.

Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur, birçok şehri yakıp yağmalattırdıktan sonra Rumeli, adalar, Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altına aldı. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanlı Devleti 'ni dağıttıktan sonra memleketine döndü. Giderken, Selçuklular zamanında Moğollar tarafından Anadolu'ya getirilip yerleştirilen Kara Tatarları da yanında götürmüştü.
 
Geri