Bazen telefonu ve kol saatimi evde bırakıp, kimsenin bulamayacağı bir Koy'a yüzmeye giderdim çoooook eskilerde. Döndüğümde bir sürü fırça yerdim. Oysa izin günüm dü ve de onuda anca 16:00 dan sonra gerçekleştirebildiğim halde. Ama bence o fırçaya da değerdi. Bir gün iki yabancı Turist hanım geldiler ve saati sordular. Onlar da tatiller boyu öyle yapıyorlarmış. Tek ben değilmişim bu sıkıntıyı yaşayan. Bunu yapan tek manyak benim olmamam beni çok mutlu etmişti.
Sonra bunu tatil şeklinde yapmak benim de aklımdan çıkmadı. Üç gün telefonu hiç açmadım, yanıma da almadım. Hatun aklından kötü şeyler geçirmiş ve bunun acı verdiğini söylemişti. Yanlış anlaşıldım ve buna çok üzüldüm.
Farklı bir kaç denemem daha oldu. Telefonu da saati de aldım ama tek bir T-Shirt ve bir de cüzdanım ile bir hafta Karadeniz turuna çıktım. Tamamen plansız, projesiz. Hava baya sıcaktı ve sürekli üstüme yeni şeyler almak zorunda kaldım ve sonuç bir alışveriş turu oldu. Olsun, çok güzel geçti.
İkinci kez yine benzer bir yolculuğa çıktığımda konsepti biraz değiştirdim ve Dolmuş ile küçük şehirler arası yolculuğa soyundum. Şehrin birinde son dolmuşu kaçırdım. Bu da yetmedi, Otel bulamadım. Üstelik yağmur başladı. Gece yarısından sonra gece nöbetine kalkan görevli kendi personel odasını bana bıraktı. Merdiven altı bir odaydı. Olsun, yağmurda sokakta yatmaktan daha iyiydi.
Yine bir süredir böyle arzularım var. Ama daha önce yaşadığım olumsuzluklar beni endişelendiriyor. Her yer sokak köpeği kaynıyor. Ve mevsim Kış.