-
- Katılım
- Aralık 7, 2013
-
- Mesajlar
- 1,969
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 44
Anaerkillikten Ataerkilliğie Geçiş
İlk olarak Kadının Türk tarihindeki yeri ve önemine değinmek istiyorum.
İnanç ve mitolojik açıdan ele alırsak Türk kadını çağlardan bu yana kutsal kabul edilmiş ve Gök Tengri İnancına göre göğün yedi kat üstünde yani Gök Tengrinin yanında kabul edilmiştir.Ayrıca katun ve hakan yer ve gökün evlatları sayılıp hiç bir zaman ayrılmamışlardır.Bu yüzden de Türk Mitolojisinde de büyük öneme sahip olup yer almıştır.Örneklerle açıklamak gerekir ise Gökana,Akana,Umay,od ana,Ayazıt,Akkız gibi kadın Tanrıçalar yer almıştır.
Ayrıca Oğuz Kağan destanında Oğuz Ata'nın eşlerinden biri Nurlu bir Işıktan,diğeri ise kutsal bir ağaçtan meydana gelerek Türk soyunun devamını sağlamıştır.Aynı şekilde Bozkurt destanında da Türk soyunu devam ettirecek çocukları saklayıp onları emziren dişi bir Bozkurttur.Aynı Bozkurt Ergenekon Destanında Türklere Yol gösteren dişi bozkurt ''Asena''dır.
Eski Türk Toplum yapısı anaerkil ağırlıklı bir yapıya sahipti.Kadın erkek ile aynı haklara sahipti.Mirasta eşitlik,boşanma,şahitlik gibi bir çok konuda erkek ile eşit bir yapıda idi.Keza devlet yönetiminde de söz sahibiydi.Katun Toy meclisinde Hakanın yanında yer alır,söz sahibi olur ve alınan kararlarda onunda onayı olurdu.Gerektiğinde(varis yoksa ya da varis küçük ise)Devleti yönetirdi.Bunun en büyük örneği Tomris Hatun'dur.Bilindiği üzere Tomris Hatun eşi öldükten sonra başa geçmiştir.Pers Hükümdarı Kirus Tomris Hatun'un oğlunu bir baskın ile öldürüyor ve Türk topraklarına saldırarak Tomris Hatun'u kendisiyle evlenmeye mecbur bırakmak istiyordu.Bu saldırılar üzerine Tomris Hatun büyük kısmı kadın okçulardan oluşan bir ordu kurarak yenilmez denilen Büyük Kirus'u yeniyor ve onu kan dolu bir fıçıda boğuyor.
Devlet yönetimine bir diğer örnek ise Metehan'ın eşidir.Metehan'ın Katununun kadınlardan kurduğu ve büyük kısmı okçulardan oluşan onbin kişilik bir ordusu olduğu söylenir.Hatta Çinlilerle yapılan ilk barış anlaşmasını Tanrıkut Mete'nın Katunu imzalamıştır.
Bir diğer husus ise Türk milletinin kadınıyla-erkeğiyle savaşçı bir millet olması.Kadın erkeğiyle birlikte savaşır idi.Yukarıda bahsettiğimiz Tomris Hatun buna en güzel örneklerdne biridir.Bir diğer örnek ise''Bacılar Tesşilatıdır''İslamiyet öncesi varlığı bilinen,islamiyet sonrasında da varliğını devam ettiren bu teşkilat savaş meydanlarında ve devlet teşkilatında büyük yararlılıklar göstermiş bir teşkilattır.Arap gezgini İbni Batuta bu savaşçı Türk Bacılarını görünce''“Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler’in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür.” diyerek Türk toplumunun kadına verdiği öneme kendisine şahit olarak çok şaşırmıştır.Bacılar Özellikle Talkas Savaşında ve Malazgirt Savaşında büyük yarar sağlamışlar ve bu savaşların kazanılmasında etkili olmuşlardır.
Türklerin kadına verdiği öneme bir örnekte Bamsı Beyrek ve Banu Çiçek efsanesini gösterebiliriz.Bilindiği üzere Banu Çiçek güçlü bir hatundu ve güreşte sırtını yere getiremediği kimse yoktu.Gerçi bizim bakanımıza göre bizimn kültürümüzde kadın-erkek güreşemez ama bahsettiği kültür hangi kültür onu bilemedim!
İslamiyetle birlikte kadının önemi azalmaya başlasa da İslamiyet döneminde de büyük kadın kahramanlarımız olmuştur.Bunlara kısaca örnek vermek gerekirse Dilşad Hatun(Ipar Hanım),Nene Hatun,Kara Fatma,Nezahat Onbaşı,Şerife Bacı,Kara Fatma,Halime Çavuş,Gördesli Makbule Hanım,Binbaşı Ayşe,Klavuz Hatice,Sabiha Gökçen gibi bir çok Kahraman Türk kadını mevcuttur.
Ayrıca savaşçı Türk Kadınları Özellikle Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında keskin nişancı olarak düşman ordusuna büyük korku salmıştır.Yukarıda bahsettiğimiz Nezahat Onbaşı cepheden cepheye koşarak 100den fazla düşman askerini öldürmüştür.Aynı zamanda kendisi meclis tarafından''İstiklal Madalyası verilmesine karar verilen ilk kişidir''
Kısacası Türk kültüründe,töresinde kadın çok büyük bir öneme sahip idi.Büyük destanlar yazarak düşmanın korkulu rüyası olmuştur.
Ataerkilliğe yani kadının önemini kaybetmesine gelecek olur isek başta İslamiyetin kabulüyle birlikte kadın geri plana itilmeye başlanmıştır.Karahanlılar hariç diğer TÜRK Devletlerinde kadın eskisi gibi pek önemsenmemiştir.Bunun sebeblerinden biri çok eşliliğin yaygınlaşmasıdır.Bunun sonucu olarak kadın erkeğin bir parçası,tamamlayıcısı değil,malesef ki bir eşya gibi görülmeye başlamıştır.Birçok hakkı elinden alınmıştır.Mirastan pay alamayıp,şahitlikte iki kadının şahitliği bir erkeğinkine eşit sayılmıştır.Bunun sonucunda kadın büyük bir asimilasyona uğrararak toplumdaki yerini kaybetmiştir.Bir diğer sebeb ise kadının bilinçlenememesi,tıpkı günümüzde olduğu gibi.Mevcut toplumsal yapının değişmesinden dolayı kadın toplumsal statüdeki yeri ve öneminin dahi farkına varamayarak teslimiyetçi bir yapıya bürünmüştür.
Bu konudaki en güzel örneklerden biri harem sistemidir.Harem derken Muhteşem Yüzyıl denilen çakma dizideki gibi bir harem sistemi yoktu.Haremde kadınlar birçok alanda yetiştirilirdi ama aynı zamanda bu harem içerisinde padişahın gözdeleride bulunurdu.Padişah ve saray yönetimi ne emrederse onu yapmak ile mecburkılınırlardı.Bunun sonucunda 37 çocuğu dahi olan padişahlar vardır Osmanlı Tarihinde(3.Ahmet).
Aynı zamanda mevcut toplumsal yapının değişmesi sonucunda kadın savaşçı ve mücadeleci kimliğini kaybetmiş,tek görevinin evde temizlik yapıp çocuk yapmak olduğunu düşünmüştür.Bu anlayış hala günümüzde de devam etmnektedir.
Bir diğer sebeb ise gelişen dünya medeniyetidir.Gelişen bu medeniyet ile dünyayı yöneten erkekler daha da güçlenerek kadını geri planda bırakmışlardır.Halbuki dünyadaki işleri yapanlar daha çok kadınlar olmasına rağmen dünya gelir dağılımında sadece %5'lik bir pay alabilmektedirler.
Tüm bu yazılanlardan çıkacak en güzel sonuç ise''Törenin yok olmasıyla,unutulmasıyla birlikte kadında yok olmaya başlamıştır''
İlk olarak Kadının Türk tarihindeki yeri ve önemine değinmek istiyorum.
İnanç ve mitolojik açıdan ele alırsak Türk kadını çağlardan bu yana kutsal kabul edilmiş ve Gök Tengri İnancına göre göğün yedi kat üstünde yani Gök Tengrinin yanında kabul edilmiştir.Ayrıca katun ve hakan yer ve gökün evlatları sayılıp hiç bir zaman ayrılmamışlardır.Bu yüzden de Türk Mitolojisinde de büyük öneme sahip olup yer almıştır.Örneklerle açıklamak gerekir ise Gökana,Akana,Umay,od ana,Ayazıt,Akkız gibi kadın Tanrıçalar yer almıştır.
Ayrıca Oğuz Kağan destanında Oğuz Ata'nın eşlerinden biri Nurlu bir Işıktan,diğeri ise kutsal bir ağaçtan meydana gelerek Türk soyunun devamını sağlamıştır.Aynı şekilde Bozkurt destanında da Türk soyunu devam ettirecek çocukları saklayıp onları emziren dişi bir Bozkurttur.Aynı Bozkurt Ergenekon Destanında Türklere Yol gösteren dişi bozkurt ''Asena''dır.
Eski Türk Toplum yapısı anaerkil ağırlıklı bir yapıya sahipti.Kadın erkek ile aynı haklara sahipti.Mirasta eşitlik,boşanma,şahitlik gibi bir çok konuda erkek ile eşit bir yapıda idi.Keza devlet yönetiminde de söz sahibiydi.Katun Toy meclisinde Hakanın yanında yer alır,söz sahibi olur ve alınan kararlarda onunda onayı olurdu.Gerektiğinde(varis yoksa ya da varis küçük ise)Devleti yönetirdi.Bunun en büyük örneği Tomris Hatun'dur.Bilindiği üzere Tomris Hatun eşi öldükten sonra başa geçmiştir.Pers Hükümdarı Kirus Tomris Hatun'un oğlunu bir baskın ile öldürüyor ve Türk topraklarına saldırarak Tomris Hatun'u kendisiyle evlenmeye mecbur bırakmak istiyordu.Bu saldırılar üzerine Tomris Hatun büyük kısmı kadın okçulardan oluşan bir ordu kurarak yenilmez denilen Büyük Kirus'u yeniyor ve onu kan dolu bir fıçıda boğuyor.
Devlet yönetimine bir diğer örnek ise Metehan'ın eşidir.Metehan'ın Katununun kadınlardan kurduğu ve büyük kısmı okçulardan oluşan onbin kişilik bir ordusu olduğu söylenir.Hatta Çinlilerle yapılan ilk barış anlaşmasını Tanrıkut Mete'nın Katunu imzalamıştır.
Bir diğer husus ise Türk milletinin kadınıyla-erkeğiyle savaşçı bir millet olması.Kadın erkeğiyle birlikte savaşır idi.Yukarıda bahsettiğimiz Tomris Hatun buna en güzel örneklerdne biridir.Bir diğer örnek ise''Bacılar Tesşilatıdır''İslamiyet öncesi varlığı bilinen,islamiyet sonrasında da varliğını devam ettiren bu teşkilat savaş meydanlarında ve devlet teşkilatında büyük yararlılıklar göstermiş bir teşkilattır.Arap gezgini İbni Batuta bu savaşçı Türk Bacılarını görünce''“Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler’in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür.” diyerek Türk toplumunun kadına verdiği öneme kendisine şahit olarak çok şaşırmıştır.Bacılar Özellikle Talkas Savaşında ve Malazgirt Savaşında büyük yarar sağlamışlar ve bu savaşların kazanılmasında etkili olmuşlardır.
Türklerin kadına verdiği öneme bir örnekte Bamsı Beyrek ve Banu Çiçek efsanesini gösterebiliriz.Bilindiği üzere Banu Çiçek güçlü bir hatundu ve güreşte sırtını yere getiremediği kimse yoktu.Gerçi bizim bakanımıza göre bizimn kültürümüzde kadın-erkek güreşemez ama bahsettiği kültür hangi kültür onu bilemedim!
İslamiyetle birlikte kadının önemi azalmaya başlasa da İslamiyet döneminde de büyük kadın kahramanlarımız olmuştur.Bunlara kısaca örnek vermek gerekirse Dilşad Hatun(Ipar Hanım),Nene Hatun,Kara Fatma,Nezahat Onbaşı,Şerife Bacı,Kara Fatma,Halime Çavuş,Gördesli Makbule Hanım,Binbaşı Ayşe,Klavuz Hatice,Sabiha Gökçen gibi bir çok Kahraman Türk kadını mevcuttur.
Ayrıca savaşçı Türk Kadınları Özellikle Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında keskin nişancı olarak düşman ordusuna büyük korku salmıştır.Yukarıda bahsettiğimiz Nezahat Onbaşı cepheden cepheye koşarak 100den fazla düşman askerini öldürmüştür.Aynı zamanda kendisi meclis tarafından''İstiklal Madalyası verilmesine karar verilen ilk kişidir''
Kısacası Türk kültüründe,töresinde kadın çok büyük bir öneme sahip idi.Büyük destanlar yazarak düşmanın korkulu rüyası olmuştur.
Ataerkilliğe yani kadının önemini kaybetmesine gelecek olur isek başta İslamiyetin kabulüyle birlikte kadın geri plana itilmeye başlanmıştır.Karahanlılar hariç diğer TÜRK Devletlerinde kadın eskisi gibi pek önemsenmemiştir.Bunun sebeblerinden biri çok eşliliğin yaygınlaşmasıdır.Bunun sonucu olarak kadın erkeğin bir parçası,tamamlayıcısı değil,malesef ki bir eşya gibi görülmeye başlamıştır.Birçok hakkı elinden alınmıştır.Mirastan pay alamayıp,şahitlikte iki kadının şahitliği bir erkeğinkine eşit sayılmıştır.Bunun sonucunda kadın büyük bir asimilasyona uğrararak toplumdaki yerini kaybetmiştir.Bir diğer sebeb ise kadının bilinçlenememesi,tıpkı günümüzde olduğu gibi.Mevcut toplumsal yapının değişmesinden dolayı kadın toplumsal statüdeki yeri ve öneminin dahi farkına varamayarak teslimiyetçi bir yapıya bürünmüştür.
Bu konudaki en güzel örneklerden biri harem sistemidir.Harem derken Muhteşem Yüzyıl denilen çakma dizideki gibi bir harem sistemi yoktu.Haremde kadınlar birçok alanda yetiştirilirdi ama aynı zamanda bu harem içerisinde padişahın gözdeleride bulunurdu.Padişah ve saray yönetimi ne emrederse onu yapmak ile mecburkılınırlardı.Bunun sonucunda 37 çocuğu dahi olan padişahlar vardır Osmanlı Tarihinde(3.Ahmet).
Aynı zamanda mevcut toplumsal yapının değişmesi sonucunda kadın savaşçı ve mücadeleci kimliğini kaybetmiş,tek görevinin evde temizlik yapıp çocuk yapmak olduğunu düşünmüştür.Bu anlayış hala günümüzde de devam etmnektedir.
Bir diğer sebeb ise gelişen dünya medeniyetidir.Gelişen bu medeniyet ile dünyayı yöneten erkekler daha da güçlenerek kadını geri planda bırakmışlardır.Halbuki dünyadaki işleri yapanlar daha çok kadınlar olmasına rağmen dünya gelir dağılımında sadece %5'lik bir pay alabilmektedirler.
Tüm bu yazılanlardan çıkacak en güzel sonuç ise''Törenin yok olmasıyla,unutulmasıyla birlikte kadında yok olmaya başlamıştır''