Bu konudaki fikirlerim yıllar içerisinde çok değişti. Anlatalım.
Anadilde eğitim bir hak. Tartışmasız bir konu bu benim nezdimde. Bu, herhangi bir lütuf değil insanın kendi kimliğiyle, kültürüyle ve diliyle var olabilmesinin doğal sonucudur. Bir çocuğun anadilinde eğitim alabilmesi, pedagojik açıdan olduğu kadar insan hakları bakımından da meşru ve evrensel bir talep.
Ancak tam da burada asıl sınav başlıyor.
Diyelim ki Kürtçe anadilde eğitim hakkı tanındı. Kürtçe eğitim mümkün olduğunda bu dil nasıl kullanılacak? Dil, insanların birbirini anlamasını sağlayan bir iletişim aracı mı olacak, yoksa tıpkı bugün eleştirdiğimiz şeyi bu sefer Kürtler mi yapacak? Yani mevcut ulus-devlet sisteminin Türkçeyi kullandığı gibi, yeni bir ideolojik tahakkümün ve siyasal hiyerarşinin aracı mı hâline gelecek dil?
Benim korkum şu an mevcut Kürt siyasal hareketindeki zihniyetin anadilde eğitimi insanların özgürleşmesi için değil de kendi kadrolarını yetiştirmek, kendi siyasal doğrularını mutlaklaştırmak ve dili bir sadakat mekanizmasına dönüştürmek için kullanmasıdır. Bunu kabul edemem.
Ezcümle anadilde eğitim talebi, ancak dilin hiçbir vesayet makamının (kendinden bile olsa) tekeline bırakılmadığı ölçüde gerçek anlamlı.
Bu zihinsel/kadrosal dönüşüm gerçekleşmeden ana dilde eğitim hiçbir şeyi değiştirmez malesef. Mevcudun kötü bir karikatürü oluruz anca.