Ana- baba ve diğer hısımların geçim masrafları kime aittir?

Konu sahibi son olarak 2628 gün önce görüldü
Din ayrılığının geçim masraflarını karşılamaya etkisi var mıdır?

Kadın itaatsız veya mürted olmadığı sürece, eşler arasındaki din ayrılığı, kocanın nafaka yükümlülüğünü düşürmez. Diğer hısımlar arasındaki nafaka yükümlülüğüne gelince;

Hanefîlere göre, usûl, fürû ve eşin nafakasında din birliğinin bulunması şart değildir. Bu üç sınıf dışında kalan hısımlar arasında ise din birliği şarttır. Çünkü müslümanla gayri müslim arasında miras cereyan etmez. Buna göre, eş, ana baba, dedeler, nineler, çocuk ve torunlar dışında kalan hısımlara din ayrılığı bulununca, yoksul da düşseler nafaka yardımı yapmak gerekmez. Eşin nafakası, onun evde alıkonulması, usûl ve fürûun nafakası ise “biri diğerinin parçası olması” ilkesine dayanır. Bir kimsenin parçası kendisi gibidir. Ancak bunlar harbî (gayri müslim ülke vatandaşı) olurlarsa, bunların geçim masraflarını karşılamak müslüman üzerine vâcip olmaz. Çünkü müslümanların, din konusunda kendileriyle savaş halinde bulunanlara iyilik yapmaları yasaklanmıştır.

Eş dışındaki bütün hısımların geçimini sağlamanın sebebi ihtiyaçtır. İhtiyacı olmayanın geçimini sağlamak gerekmez. Çünkü malı olanın ihtiyaçları öncelikle kendi malından karşılanır. Ancak eş zengin de olsa, onun geçim harcamaları kocasının üzerine vaciptir. Çünkü karıya nafaka vermenin sebebi ihtiyaç değil, onun “kocanın bir hakkı olarak evde tutulması”dır.
 
Ana- baba ve diğer hısımların geçim masrafları kime aittir?

Ana baba yoksul düşer veya yaşlanıp çalışamaz olursa, ilgi ve bakım yükümlülüğü çocuklara aittir. Kur’an’da şöyle buyurulur: “Rabbin ancak kendisine ibadet etmenizi, bir de ana babaya iyilikte bulunmanızı emretti.”( İsrâ,17/23) “Bana ve ana babana şükret.”( Lokman, 31/14) “Eğer ana baban, seni hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Bununla birlikte bu dünyada onlarla iyi geçin.”( Lokman, 31/15)

Ashâb-ı kiramdan birisi, izinsiz olarak oğluna ait bir maldan almıştı. Oğlunun şikâyeti üzerine Allah’ın Elçisi şöyle buyurmuştur: “Sen ve malın babana aitsiniz.”( Serahsî, Mebsût, V, 322; Kâsânî, Bedâyi’, IV, 30) Ancak ana babanın çocuklarının malı üzerindeki bu hakkı, yoksul ve muhtaç duruma düşmeleriyle sınırlandırılmıştır. Çünkü miras âyetleri inince (bk. Nisâ, 4/12) ana babanın, ölen çocuklarının malları üzerindeki hakları belirlenmiş ve buna bir sınır getirilmiştir. Buna göre ana babanın, çocuklarından nafaka isteyebilmesi için yoksul olmaları gerekir. Aksi durumda geçim masrafları kendi mal ve gelirlerinden karşılanır. Yine nafaka yükümlüsü olacak çocuk ve torunun da bunu vermeye gücünün yetmesi gerekir. Güç yetme ya zengin olmakla veya çalışıp kazanma gücüne sahip olmakla gerçekleşir.

Ana baba sağlıklı olup, çalışmaya gücü yetse bile, yoksul durumda olunca çocuk ve torunlarından geçim desteği alabilir. Bu duruma göre ana baba ve eş dışındaki hısımlar zengin olur veya çalışmaya gücü yeterse kendilerine nafaka yardımı yapmak gerekmez.

Bir erkek yoksul da olsa, ana babasına ve eşine bakmakla yükümlüdür. Bunun dışındaki hısımların geçim masraflarını karşılaması, zengin olması veya çalışıp kazanma gücüne sahip bulunması durumunda gerekli olur. Ancak Mâlikîler’e göre yoksul olan çocuğun, çalışıp kazanma gücüne sahip olsa bile ana babasına nafaka vermesi gerekmez.

Câbir (r.a)’ın naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: “Sizden biriniz yoksul düşerse, önce kendi ihtiyaçlarını karşılasın. Bundan artarsa aile fertlerinin ihtiyaçlarına sarfetsin, yine artarsa diğer hısımlarına harcasın.”( Ebû Dâvûd, Itâk, 9; Nesâî, Büyû’, 84; A. İbn Hanbel, III, 205)

Mâlikîler’de tercih edilen görüşe göre ise, ana baba çalışmaya gücü yetince çocuklarından nafaka isteyemez.( bk. Kâsânî, Bedâyi’, IV, 36; İbnü’l-Hümâm, age, III, 347; İbn Âbidîn, age, II, 923; İbn Kudâme, Muğnî, VII, 595)
 
Çocukların geçim masrafları kime aittir?

Çocukların geçim masrafları, erkek çocuğu meslek sahibi olup kendi geçimini sağlayacak duruma gelinceye, kız çocuğu ise evleninceye kadar babalarına aittir. Anneleri, geliri bulunsa bile bu masraflara katılmaya zorlanamaz. Kendiliğinden katılırsa bu onun ahlâkının güzelliğinden olup, bundan dolayı sadaka ecri alır. Kur’an’da şöyle buyurulur: “Eğer (çocuklarınızı) sizin için, anneleri emzirirlerse, onlara emzirme ücretlerini tam olarak veriniz.”( Talâk, 65/6) Bu âyet, çocuğun nafakasının babaya ait olduğunu gösterir. Nitekim, Ebû Süfyan’ın karısı Hind binti Utbe’nin sorusu üzerine, Hz. Peygamber, Ebû Süfyan’ın malından kendisine ve çocuklarına yetecek kadarını ma’rûfa göre alabileceğini bildirmiştir.( Buhârî, Büyû’, 95; Nesâî, Kudât, 31; İbn Mâce, Ticârât, 65)

Erkek veya kız çocuklarının kendine ait mal ve geliri bulunursa, geçim masrafları öncelikle kendi gelirlerinden karşılanır.

Ebû Hüreyre’den rivâyete göre, yanında 5 dinarı olan birisinin, bunları hangi sıraya göre harcaması gerektiğini sorması üzerine Allah’ın Rasûlü; önce kendi ihtiyacına, sonra eşine, sonra çocuklarına, sonra hizmetçisine, sonra da uygun bulacağı bir yere harcamasını bildirmiştir.( Nesâî, Zekât, 54, büyû7, 84; İbn Hanbel, II, 251, 471, III, 205; bk. Ebû Dâvûd, Itâk, 9)
 
Geri