Amentü'de Kadere İman Nedir ?

  • Kullanıcı EkSen
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 45 gün önce görüldü
[YOUTUBE]_XeRDp1beAs[/YOUTUBE]

[YOUTUBE]lbFC4MfsPt0[/YOUTUBE]

[YOUTUBE]UpXWT4bMB-o[/YOUTUBE]
 
Videoları izleyip fikrinizi üsluplu bir biçimde dile getirebilirsiniz ..
Kadere İman etmek nedir ?
 
yok bu sıyırdı kafayı :))) cinini sevdiimin :)))
 
Kaderini kendin çizersin, çizdiklerine iman etmek makul değil.
Sadece Kuran'dır rehber. İslam ve iman şartı diye bir ayet okumadım.
 
İmanın altıncı şartı, kadere, hayır ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna imandır. Amentü’deki, (Ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ) ifadesi, kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir.

İnsanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zarar, kazanç ve ziyanların hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir. Kader, lügatte, bir çokluğu ölçmek, hüküm ve emir demektir. Çokluk ve büyüklük manasına da gelir. Allahü teâlânın, bir şeyin varlığını ezelde dilemesine kader denilmiştir. Kaderin, yani varlığı dilenilen şeyin var olmasına Kaza denir. Kaza ve kader kelimeleri, birbirinin yerine de kullanılır. Buna göre kaza demek, ezelden ebede kadar yaratılacak şeyleri, Allahü teâlânın ezelde dilemesidir. Bütün bu eşyanın, kazaya uygun olarak, daha az ve daha çok olmayarak yaratılmasına kader denir. Allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde, biliyordu. İşte bu bilgisine kaza ve kader denir.

Bütün hayvanların, nebatların, cansız varlıkların [katıların, sıvıların, gazların, yıldızların, moleküllerin, atomların, elektronların, elektro-magnetik dalgaların, kısaca her varlığın hareketi, fizik olayları, kimya tepkimeleri, çekirdek reaksiyonları, enerji alışverişleri, canlılardaki fizyolojik faaliyetler], her şeyin olup olmaması, kulların iyi ve kötü işleri, dünyada ve ahirette, bunların cezasını görmeleri ve her şey, ezelde, Allahü teâlânın ilminde var idi. Bunların hepsini ezelde biliyordu. Ezelden ebede kadar olacak, eşyayı, özellikleri, hareketleri, olayları, ezelde bildiğine uygun olarak yaratmaktadır. İnsanların iyi ve kötü bütün işlerini, Müslüman olmalarını, küfürlerini, istekli ve isteksiz bütün işlerini, Allahü teâlâ yaratmaktadır. Yaratan, yapan yalnız Odur. Sebeplerin meydana getirdiği her şeyi yaratan Odur. Her şeyi bir sebep ile yaratmaktadır.

Mesela, ateş yakıcıdır. Hâlbuki yakan Allahü teâlâdır. Ateşin, yakmakta hiçbir ilgisi yoktur. Fakat, âdeti şöyledir ki, bir şeye ateş dokunmadıkça, yakmayı yaratmaz. [Ateş, tutuşma sıcaklığına kadar ısıtmaktan başka bir şey yapmaz. Organik cisimlerin yapısında bulunan karbona, hidrojene, oksijenle birleşmek ilgisi veren, elektron alışverişlerini sağlayan, ateş değildir. Doğruyu göremeyenler, bunları ateş yapıyor sanır. Yakan, yanma tepkisini yapan, ateş değildir. Oksijen de değildir. Isı da değildir. Elektron alışverişi de değildir. Yakan, yalnız Allahü teâlâdır. Bunların hepsini, yanmak için sebep olarak yaratmıştır. Bilgisi olmayan kimse, ateş yakıyor sanır. İlkokulu bitiren bir kimse, (ateş yakıyor) sözünü beğenmez. Hava yakıyor der. Ortaokulu bitiren de, bunu kabul etmez. Havadaki oksijen yakıyor der. Liseyi bitiren, yakıcılık oksijene mahsus değildir. Her elektron çeken element yakıcıdır der. Üniversiteli ise, madde ile birlikte enerjiyi de hesaba katar. Görülüyor ki, ilim ilerledikçe, işin içyüzüne yaklaşılmakta, sebep sanılan şeylerin arkasında, daha nice sebeplerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

İlmin, fennin en yüksek derecesinde bulunan, hakikatleri tam gören Peygamberler ve O büyüklerin izinde giderek, ilim deryalarından damlalara kavuşan İslam âlimleri, bugün yakıcı, yapıcı sanılan şeylerin, aciz, zavallı birer vasıta ve mahlûk olduklarını, hakiki yapıcının, yaratıcının sebepler değil, Allahü teâlâ olduğunu bildiriyor.] Yakıcı, Allahü teâlâdır. Ateşsiz de yakar. Fakat, ateş ile yakmak âdetidir. Yakmak istemezse, ateş içinde yakmaz. İbrahim aleyhisselamı ateşte yakmadı. Onu çok sevdiği için, âdetini bozdu. [Nitekim ateşin yakmasını önleyen maddeler de yaratmıştır. Bu maddeleri, kimyagerler bulmaktadır.]

Allahü teâlâ dileseydi, her şeyi sebepsiz yaratırdı. Ateşsiz yakardı. Yemeden doyururdu. Tayyaresiz uçururdu. Radyosuz, uzaktan duyururdu. Fakat lütuf ederek, kullarına iyilik ederek, her şeyi yaratmasını bir sebebe bağladı. Belirli şeyleri, belli sebeplerle yaratmayı diledi. İşlerini, sebeplerin altına gizledi. Kudretini sebepler altında sakladı. Onun bir şeyi yaratmasını isteyen, o şeyin sebebine yapışır, o şeye kavuşur. [Lambayı yakmak isteyen, kibrit kullanır. Zeytinyağı çıkarmak isteyen, baskı aleti kullanır. Başı ağrıyan, aspirin kullanır. Cennete gidip, sonsuz nimetlere kavuşmak isteyen, İslamiyet'e uyar. Kendini tabanca ile vuran ölür. Zehir içen ölür. Terli iken su içen, hasta olur. Günah işleyen, imanını gideren de, Cehenneme gider. Herkes, hangi sebebe başvurursa, o sebebin vasıta kılındığı şeye kavuşur. Müslüman kitaplarını okuyan, Müslümanlığı öğrenir, sever, Müslüman olur. Dinsizlerin arasında yaşayan, onların sözlerini dinleyen, din cahili olur. Din cahillerinin çoğu kâfir olur. İnsan hangi yerin vasıtasına binerse, oraya gider.]

Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.) [Kamer 52, 53]

(Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34]

(Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.) [Sebe 3]

(Bir canlıya verilen ömür ve ömrünün azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.) [Fatır 11]

Peygamber efendimiz, bu âyet-i kerimeleri açıklamıştır. Kadere inanmak, imanın altı şartından biridir.

Kaderi yaratan Allahü teâlâdır. Her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, kullarının iyilik mi kötülük mü işleyeceklerini, Cehennemlik mi, Cennetlik mi olduklarını elbette bilir, bildiğini yazıyor. Yoksa yazdığı için kul öyle yapmak zorunda kalmıyor. Cebriye zorla Allah yaptırır der, Mutezile ise Allah’ın kaderini inkâr eder.İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da şer olanı da.) [Taberani]

(Denge, Rahman olan Allahü teâlânın elindedir. Kimini yükseltir, kimini alçaltır.) [Bezzar]
 
Mustafa İslamoğlu'nun kader görüşünü eleştirmek isteyenleri sahneye alayım ..
Neyine itiraz ediyorsunuz ? Ne söylüyor da yanlış buluyorsunuz ?
 
Dinlenildi fakat tartışmaya gerek duyulmadı
 
Kitaplara iman var diyen birinin kadere imanı kabul etmeyişi çok trajikomik.
 
Kadere iman meselesinde adamı yanlış anlıyoruz sanki ..
İslamoğlu kaderi inkar etmiyor kaderciliği tenkit ediyor ve kadere iman diye bir şeyin Kuranda geçmediğini söylüyor ki Amentü ile ilgili ayetlerde de hakikaten durum böyle ..

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” ( Bakara 285 )

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. ( Bakara 177 )
 
mustafa islamoğlunun doğruları çok azdır dikkate almıyorum pek. Evimde 25-30 kitabı olduğu için söylüyorum sallamıyorum.
 
https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=WJUfjKggksc

[YOUTUBE]WJUfjKggksc[/YOUTUBE]



Sapıklığın daniskası. Adamın konuşma üslubunda hayır yok bir kere.

Ben Islami anlatan "Hoca"larimiz konusunda cok dikkatliyim.
Her önüne gelenin sözlerini, islami anlatış şekillerini kale almiyorum. FINTECI, FESAT cikarmaya calisan insanlar kol geziyor. Allahı, Kitabi, Hadisleri fitnelik cikarmak amaciyla sorgulayip, yanlis fikirler yayma konusunda caba gösteriyorlar.
Bakin birkac örnek vereyim hocalara.

Hatirlarmisiniz bir zamanlarin televizyon ekranlarindan düsmeyen bazi tiplerin ALIM hocalarini :) Hangi kanali acsan bunlar cikardi ekrana, neler neler sallarlardi. O dönemin hocalariydi, Profösörleri, ilahiyatcilariydi.

Buyrun gülün :)
Yasar Nuri Öztürk
6571_5251d1a35d75a3c32600003c-300x158.jpg

yasar-nuri-ozturk-bu-cocuklar-pc-uretimi-03122011125728-7CE4-1CFD-B715.jpg

703021.jpg


Birde PROFESÖR Zekeriya Beyaz vardi :)

YKDVO1.jpg

esh5827_8.jpg


Evlerden irak :)


Bu tür konulari okuyup feyz almaya calisan, yazilanlari KAYNAK olarak algilayabilecek arkadaslara UYARI.
Kimin ne dedigine inanmadan önce, o kisinin kim oldugunu ögrenin. güvenilir buldugunuz kisilerin anlattiklarini kale alin.....

Hocaya Hoca cevap versin, Hocayi siz bulun.
[YOUTUBE]qOF3DYJFC_k[/YOUTUBE]
 
Lucky çok güzel paylaşımla izah etmiş. Ellerine sağlık.
 
kadere iman diye bir şeyin Kuranda geçmediğini söylüyor


Videoları açamadım ama senin şurada belirttiğin ve benim anladığım kadarıyla kaderi red var Sevgili Eksen .
İmanın 6.şartını redmi ediyoruz. Ya da şöyle sorayım 'kadere iman ' yoksa kim ilave etti bu şartı ve biz yıllarca neyi öğrenip neye inanıyoruz ?
Kaldı ki kader tanımını bana göre insanlar değiştiriyor . Her bela , her iyi kader değildir.Kader sadece doğum ve ölümdür. Diğer kalanlar bizlerin akıl ve iradesiyle şekil alır.Biz insanoğlu her zaman ki gibi kolaycılık ve kabulleniş yapıp 'kaderde bu da varmış ' diyip suçu üstümüzden atıyoruz sanki.
Dini konularda bilgili biri değilim yanlşım var ise affola :hi:

İmanın şartları, 6 tanedir. İmanın şartları aşağıda tek tek açıklanmıştır. İmanın, belli altı şeye inanmak olduğunu, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" bildirmiştir.

Allah’a imanın geçerli olabilmesi için de şu altı şarta eksiksiz olarak iman edilmesi gereklidir.

İmanın Şartları:

1- Allah'a inanmak
2- Meleklere inanmak
3- Kitaplara inanmak
4- Peygamberlere inanmak
5- Ahiret hayatına inanmak
6- Kaderin, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmak
 
Soy adına yakışır hareketler değil bunlar.
 
olduğu kadar, olmadığı kader diyen şems'i anlamalı önce, ince bi konu.
eşeğini bağlamazsan bu senin aptallığındır. ama eşeğin bağladığın halde çalınırsa kaderdir.
 


Videoları açamadım ama senin şurada belirttiğin ve benim anladığım kadarıyla kaderi red var Sevgili Eksen .
İmanın 6.şartını redmi ediyoruz. Ya da şöyle sorayım 'kadere iman ' yoksa kim ilave etti bu şartı ve biz yıllarca neyi öğrenip neye inanıyoruz ?
Kaldı ki kader tanımını bana göre insanlar değiştiriyor . Her bela , her iyi kader değildir.Kader sadece doğum ve ölümdür. Diğer kalanlar bizlerin akıl ve iradesiyle şekil alır.Biz insanoğlu her zaman ki gibi kolaycılık ve kabulleniş yapıp 'kaderde bu da varmış ' diyip suçu üstümüzden atıyoruz sanki.
Dini konularda bilgili biri değilim yanlşım var ise affola :hi:


Şimdi sevgili Vera dilimin döndüğünce açıklamaya çalışayım ..
İslamoğlu'nun itirazının kadere değil kaderciliğe olduğunu düşünüyorum ki dikkatlice dinlediğimizde adam özetle şunu söylüyor ; Kuran'da Amentü ayetleri iki yerde geçer ve ikisinde de kadere iman yer almaz "

Nedir bu ayetler ? Bakara 285 ve Bakara 177 ..

Gerçekten de bu ayetleri okuduğumuz da Amentü içerisinde kader kelimesinin geçmediğini görürüz .. Ve bu nokta da İslamoğlu soruyor diyor ki ; " AMENTÜNÜN SONUNA KADERİ NEREDEN EKLEDİNİZ ZİRA AYETİN İÇİNDE YOK ?

Bu soruya cevap aramak için önce Amentü'nün ne olduğunu öğrenmemiz gerek ..

Amentü, İslâm dininin iman esaslarını ana hatlarıyla ifade eden terimdir. Arapça'da âmene fiilinin birinci tekil şahsı olan ve “inandım” mânasına gelir.

Peki o halde Amentü ayetleri içerisinde olmamasına rağmen kadere iman nereden çıkmıştır ?

Kader ile ilgili başka ayetler vardır Kuran'da .. Kader kelime anlamı olarak da aynı zamanda ölçü demekmiş .. Bir kaç örnek ayet göstereyim ..

“Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Herşeyi Biz belirli bir kaderle (miktarla) indiririz.” (Hicr, 15/21)

“Allah her dişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksik neyi ziyade edeceğini bilir. Onun katında her şey ölçü iledir.” (Ra’d,13/8)
“Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir. Bu, bir kitapta mevcuttur. Ve bu biliş Allah için çok kolaydır.” (Hac, 22/76)


Bu noktada İslamoğlu şunu demiyor ki ; " EFENİM KADER YOKTUR ALLAH KADERİ BELİRLEYEMEZ BİLEMEZ FİLAN FALAN "

Adam şunu söylemeye çalışıyor ; Evet ALLAH katında hepimizin yazgısı belirlenmiştir, O olacak olmakta ve olmuş olan her şeyi bilir ve bu bizim kaderimiz ile yani bir ölçü ile belirlenmiştir ama HİÇ BİRİMİZİN BU ÖLÇÜYE YANİ KADERE İMAN ETMESİ ŞART DEĞİLDİR ZİRA ZATEN ALLAH'A İMAN ETMEKLE ONUN BU KUDRETİNİ DE KABUL ETMİŞ OLURUZ .. Ayrıyeten kaderi somutlandırıp bir de iman babına çekmek ve kadercilik felsefesine sığınmak bizleri zora sokar demek istiyor ..


Bunları söyledi diye bir insanın dinden imandan olması düşünülebilir mi yahu ?!

Ama kabir azabından koruyan yanmaz kefenler icat etmek ve bunları fahiş fiyatlara satmak ya da efendimizin idrarının içeni cehennem ateşinin yakmayacağını söylemek işte bunlar adamı dinden imandan edebilir ..
 
Teşekkür ederim üşenmeden izah ettiğin için ,
Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
Şems-i Tebrizi

Yani özetle olay budur @EkSen ;)
Ha aklıma gelmişken ama bunlar bir yerde birbirine paraleldir bana göre.
Salt kaderci olup, diyelim ki hastasın tedavi olmuyorsun ve hastalığın kötüye gidiyor.
Bunun karşısında kalkıp tedavi olmak yerine 'hay ben bu kaderin 'diye küfre ve isyana düşersen bu imanı zedelemezmi ? Bu noktalarda kadere , hayr ve şerrin Allahtan geldiğine iman edip şükr ile karşılamak değil mi doğru olan .
Kafanı karıştırdıysam ve saçmaladıysam bağışla :p
 
Teşekkür ederim üşenmeden izah ettiğin için ,


Yani özetle olay budur @EkSen ;)
Ha aklıma gelmişken ama bunlar bir yerde birbirine paraleldir bana göre.
Salt kaderci olup, diyelim ki hastasın tedavi olmuyorsun ve hastalığın kötüye gidiyor.
Bunun karşısında kalkıp tedavi olmak yerine 'hay ben bu kaderin 'diye küfre ve isyana düşersen bu imanı zedelemezmi ? Bu noktalarda kadere , hayr ve şerrin Allahtan geldiğine iman edip şükr ile karşılamak değil mi doğru olan .
Kafanı karıştırdıysam ve saçmaladıysam bağışla :p

Yoo güzel sorular soruyorsun ..
Kendi adıma şu cümlenin doğru kurulduğunu düşünmüyorum ; " Hayr ve şer ALLAH'tandır "
Sanki bu cümleden başımıza gelen felaketleri ALLAH'ın gönderdiğini algılıyor gibi oluyoruz oysa cümleyi şu şekilde kullansak daha doğru olur kanımca ; " Hayr ve şer ALLAH'ın izni ile olur "

Bir ayette yüce ALLAH şöyle buyurur ; Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. ( Şura 30 )

ALLAH zulmedici değildir elbet ama şöyle bir soru da çıkacaktır karşımıza ; " Tamam biz kendi yapıp ettiklerimiz yüzünden başımızı derde sokabiliyoruz ama bazen de hiç bir şey yapmasak da musibet gelip bizi bulabiliyor o zaman ne suçumuz var ? "

Bu sorunun cevabını da imtihan mantığı içerisinde tevekkül dairesinde aramak gerekir .. ALLAH'ın kimi neyle sınayacağı hiç belli olmaz .. Bazen bir hastalık ile, bazen yokluk bazende varlık ve zenginlik ile sınayabilir ..

Konuyu dağıtmak üzereyim toparlıyorum :)

Kadere iman meselesinde fikrim şu ; Elbette ki kaderlerimizi bilen istediği zaman müdahale eden ya da etmeyen ALLAH'tan başkası değildir .. Buna şüphesiz iman ediyorum ama kader denilen olgunun ALLAH'ın bana bahşetmiş olduğu irademin üzerinde olduğunu düşünmüyorum zira öyle olmuş olsaydı o zaman KAZA olmazdı ..

Mesela bir huyum var ondan örnek vereyim .. Gelecek zamanlı ilgili söylemlerimde muhakkak ama muhakkak İNŞAALLAH kullanırım cümlelerimin sonunda .. Bazen sesli söylerim bunu bazen sessiz ama muhakkak söylerim .. ( Şükürler olsun bunu bana söyleten Rabbime ) " Bir bardak su içeyim mutfağa gideyim de " derken bile söylerim .. Zaman aralığı hiç fark etmez ..
Bu örneği niye verdiğime gelince ; Çünkü ben ne yaparsam yapayım yapacağım her şeyin bilgisinin Rabbimin kudreti dahilinde olduğunu bilirim .. Zaman bizlere hükmeder ama zamana ALLAH hükmeder .. Dolayısıyla yapacağımız her şey yine onun izni ile olmaktadır ama bu demek değildir ki kaderimiz O'nun tarafından belirlenmiştir .. Hayır O sadece bizi izlemekte ve eğer isterse müdahele etmekte .. Seçenekleri önümüze sunmakta .. Ve özgür irademiz ile kararımızı bizim vermemizi istemekte ..
Mesela bir hakem yönettiği bir maçın kaderine etki edebilir mi ? Evet edebilir ama hakem sonuca etki etmek için sahada değildir .. Kuralları işletmek için oradadır.. Yani diyemeyiz ki bu maçın kaderi hakemin elindedir .. Maçın sonucunu bizim o maça ne kadar iyi hazırlandığımız belirleyecektir .. Eee hakemde adaletinden şüphe olmayan ALLAH olunca NE DİYE KADERCİLİK YAPIP KENDİMİZİ SALIVERELİM ?
Biz elimizden geleni yapıp takdiri ALLAH'tan beklemeyi kadere iman olarak bilmeliyiz yoksa önlem almayıp, hazırlanmayıp sonra da " eee ALLAH'tan işte ne yapalım " dememeliyiz ..
 
Geri