Amasya Tamimi: Bağımsızlık ve Özgürlük Bilgirgesi
(21 HAZİRAN 1919)
Özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak yolunda savaş vermeyi bilmeyen uluslar için yaşama hakkı yoktur. Bu uğurda savaş gereklidir.
M. Kemal Atatürk (27 Ekim 1922)
Bağımsızlık ve özgürlük yolunda ilk adımı Samsun’a da atan M. Kemal, öncelikle ve ivedilikle var olan ordu birlikleriyle ilişki ve bağlantı kurarak, Ulusal Kurtuluş Savaşı için örgütlenme düşüncesini eyleme dönüştürür.
21 Mayıs 1919 günü Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanı Kazım Paşa’ya gönderdiği telgrafta; “Gelişen korkunç olayların genel durumu daha da çok kötüleştirdiğini ve durumdan çok üzüntü duyduğunu, ulusa ve yurda borçlu oldukları için bu görevi kabul ettiklerini” bildirir. Ayrıca Erzurum’a bir an önce ulaşmak istediğini de ekler. 23 Mayıs 1919 günü, Ankara’da bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya da, Samsun’a geldiğini ve kendisi ile daha sık ilişki kurmak istediğini bildirir. Konya’daki 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa ile yapmış olduğu yazışmalardan oradaki birliklere ilişkin bilgiler alır.
Havza’dan Amasya’ya geçen M. Kemal burada, bütün yurtta ulusal örgütler kurulması gerektiği düşüncesini, komutanlara, il, ilçe yönetici ve ileri gelenlerine iletir, bu konularda çalışmalar yapılmasını ister.
M. Kemal, yalnızca Anadolu’daki komutanlarla değil, Trakya’daki Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey’le de iletişim kurar. Amasya’dan 18 Haziran’da gönderdiği yazıda; ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşullara değinerek, bu duruma çözüm için “Ulusal direniş örgütlerinin birleştirilmesi” gerektiğini belirtir. Cafer Tayyar Paşa’nın bu konuda çalışmalar yapmasını, halk temsilcilerinin Sivas’ta toplanacak Kongreye gönderilmesini ister.
18 Haziran 1919 günü amacını açıklayan bir yönerge yayımlar:
“Ulusal bağımsızlığımızı boğan ve yurdun bölünmesi tehlikelerini hazırlayan Anlaşma (İtilaf) Devletlerinin yaptıklarını ve İstanbul hükümetinin tutsak ve güçsüz durumunu biliyorsunuz. Ulusun yazgısını (kaderini) böyle bir hükümetin eline bırakmak çöküşe boyun eğmek demektir.
Trakya ve Anadolu’daki ulusal örgütleri birleştirmeye ve ulusun sesini bütün gürlüğüyle dünyaya duyuracak güvenilir bir yer olan Sivas’ta birleşik ve güçlü bir kurul toplanmasına karar verilmiştir”.
M. Kemal, yönergenin sonunda da kararlarını çok kesin bir biçimde açıklar:
“Bağımsızlığa ulaşıncaya dek bütün ulusla birlikte, özveriyle çalışacağıma kutsal inançlarım adına ant içtim. Artık benim için Anadolu’dan ayrılmak söz konusu olamaz”.
Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın başlayacağını tüm dünyaya bildiren ilke kararların alındığı Amasya Toplantısına, M. Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’da bulunan Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Rauf (Orbay) Bey ve 3. Kolordu Komutanı Refet (Bele) Paşa da katılır. Yazı ve tutanak işlerini Kurmay Başkanı Albay Kazım (Dirik) yürütür. Hazırlanan kararlar için Konya’daki Cemal (Mersinli) Paşa ve Erzurum’da bulunan 15. Kolordu Komutanı Kazım (Karabekir) Paşa’nın görüşleri de alınır. Cemal Paşa, kendisiyle görüşen Ali Fuat Paşa’ya bu konuda alınan kararların tümüne katıldığını bildirir. Kazım Paşa ise Sivas’ta öngörülen ulusal kongreden önce doğu illeri adına Erzurum’da bir kongrenin toplanmasının gerekli olduğunu söyler. Bu istek de uygun görülerek kabul edilir.
Amasya’da alınan kararlar, 21 Haziran 1919 akşamı imzalanır. Bu kararları önce imzalamaktan çekinen Rauf Bey, M. Kemal’in isteği üzerine imzasını koyar. Refet Bey de önce imzalamaktan çekinir, Fuat Paşa’nın bu durumu sorgulaması üzerine imzalar.
M. Kemal, Amasya Genelgesinin hazırlanışını, amaçlarıyla belirtir:
“Anadolu’ya geleli bir ay olmuştu. Bu süre içinde bütün orduların birlikleriyle ilişki ve bağlantı sağlanmış ve ulus elden geldiğince aydınlatılarak uyarılmış, ulusal örgütleşme düşüncesi yayılmaya başlamıştı. Durumu artık bir komutan kimliği ile yürütüp yönetmeye olanak kalmamıştı. Yapılan çağrıya uymamak ve gitmemekle birlikte, ulusal örgütleri ve eylemi yönetmeyi sürdürdüğüme göre, baş kaldırır duruma girdiğime kuşku duyulamazdı. Bundan başka ve özellikle uygulamaya karar verdiğim girişim ve eylemlerin köklü ve sert olacağını tasarlamak güç değildi. Bundan dolayı girişim ve eylemlerin bir an önce kişisel olmak niteliğinden çıkarılması ve bütün ulusun birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve yansıtacak bir kurul adına yapılması çok gerekli idi.”
Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı ilkelerinin ve amacının saptandığı Amasya Genelgesi, ulusal bilincin ve Kuvayı Milliye ve Müdafaai Hukuk ruhunun doğuşunu muştular (müjdeler). Türk Ulusunun direncini, kararlılığını çok açık bir biçimde ülke halkına ve tüm dünyaya duyuran Amasya Genelgesi, bağımsızlık yolunda atılmış ilk adımdır.
Amasya Genelgesi, “Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir” saptamasını yaptıktan sonra “Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.” sözleriyle de çözüm yolunu gösteriyordu.
M. Kemal’in 21/22 Haziran 1919 gecesi emir subayı Cevat Abbas Bey’e söyleyip yazdırdığı Amasya Genelgesinin başlıca maddeleri:
Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
İstanbul’daki hükümet, üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir.
Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.
Ulusun durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurulun varlığı çok gereklidir.
Anadolu’nun her yönden en güvenli yeri olan Sivas’ta ulusal bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır.
Bunun için bütün illerin her sancağından, halkın güvenini kazanmış üç delegenin olabildiğince çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
Her olasılığa karşı bu iş ulusal bir sır gibi tutulmalı ve delegeler gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmelidirler.
Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kurultay toplanacaktır. O güne kadar öteki il delegeleri de Sivas’a ulaşabilirlerse, Erzurum Kongresinin üyeleri de Sivas’ta yapılacak genel toplantıya katılmak üzere yola çıkacaklardır.
Genelgeden sonra kongre için sivil ve askeri makamlara bir çağrı da gönderilir. Bu arada Atatürk, aralarında Ahmet İzzet Paşa, Kara Vasıf, Câmi Baykurt, Abdürrahman Şeref ve Halide Edip’in de bulunduğu bazı kişilere özel birer mektup göndererek, “Yalnız miting ve gösterilerle amaca ulaşılamayacağını” belirtir ve “Artık İstanbul Anadolu’ya egemen değil bağlı olmak zorundadır” der. Bu metin bir bağımsızlık ve kurtuluş çağrısıdır:
“Vatanın parçalanma tehlikesini açıkça gösteren dönemin kanlı uygulamalarının ulusal vicdanı bir kurtuluş emeli çerçevesinde toplanmaya yöneltmektedir.
İçinde bulunulan acı durumu daha da öldürücü biçime sokan etmen, Başkent İstanbul’daki karşıt akımlar ve Anadolu’daki saf ve kutsal emelleri zararlı bir biçimde desteksiz bırakan siyasal ve ulusal olmayan propagandalardır.
Yalnızca mitingler ve gösterilerle büyük amaçlar hiçbir zaman gerçekleştirilemez. Bu gibi girişimler doğrudan doğruya ulusun bağrından doğan ortak güce dayanırsa kurtarıcı olurlar.
Ulusal güçleri (Kuvayı Milliye’yi) yanlış yollara sürükleyerek dağıtmanın cezasını bugün vatanımız aleyhindeki girişimlerde çok görmekteyiz. Bu nedenle İstanbul’un karşı akımları artık Anadolu’ya ve ulusal amaçlara egemen değil, bağlı olmak zorundadır.
İçinde bulunulan koşullar Ulusal bir Genel Kongrenin toplanmasını gerekli kılmaktadır.”
Bu düşünceleri belirttikten sonra M. Kemal, amaca ulaşıncaya kadar Anadolu’dan ve milletin bağrından (sineyi millet) ayrılmamaya karar verdiğini açıklar. Başvurulan yurtsever, söz sahibi, düşünür kişileri özveride bulunmaya çağırır.
O günkü koşullar gözetilerek, kararların üç maddesi genelgeye alınmaz. Genelgede yer almayan maddelerden birinde; askerin ve ulusal örgütlerin hiçbir biçimde dağıtılmaması, komutanlıkların başkalarına bırakılmaması, silah ve cephanenin elden çıkarılmaması, vatanın herhangi bir yerinde yeniden başlayacak bir düşman işgali bütün orduyu ilgilendirdiğinden Vatanın hep birlikte savunulması gibi konular yer almaktadır.
Görüldüğü gibi Amasya’da alınan kararlarda, vatan bütünlüğü gözetilerek, yurt savunması ve bağımsızlığın kazanılması konularında kararlılık dile getirilir. Bu amaç uğruna, Padişah ve hükümetinin ordunun dağıtılması, silah ve cephanenin alınmasına ilişkin benzeri emirlerin de yerine getirilmeyeceği açıkça belirtilir. Altıncı madde de vurgulanan kararlar, bir anlamda işgalci güçlere ve onun güdümündeki Padişah’a karşı onurlu bir başkaldırı niteliğindedir.
Amasya Kararları; ulusal kurtuluş için ilk örgütlenmenin yapıldığını, yurt savunması ve ulus birliğinin gerçekleştirme yolunda önemli adımların atıldığını bildiren değerli bir belgedir. Bu belgede yer alan “Ulusun bağımsızlığını ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.” tümcesi ile başka bir büyük devletin koruyuculuğu, ya da mandasının kabul edilmeyeceği ve bağımsızlığın kazanılmasında tek büyük gücün ulus olduğu gerçeği tüm açıklığıyla sergilenir. Her türlü etki ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurul varlığının gerekli olduğunun belirtilmesi, Erzurum ile Sivas’ta Ulusun Temsilcileriyle kongrelerin toplanacağının duyurulması da ulusal egemenlik ateşinin ilk kıvılcımının çakılmış olduğunun göstergesidir.
Amasya Genelgesi öz olarak, yurt içindeki işbirlikçi hainlere, sömürgeci, yayılmacı güçlere ve tüm dünyaya, yok oluşa boyun eğilmeyeceğini ve Bağımsızlık Savaşı’nın başladığını duyuran önemli bir belgedir.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
(21 HAZİRAN 1919)
Özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak yolunda savaş vermeyi bilmeyen uluslar için yaşama hakkı yoktur. Bu uğurda savaş gereklidir.
M. Kemal Atatürk (27 Ekim 1922)
Bağımsızlık ve özgürlük yolunda ilk adımı Samsun’a da atan M. Kemal, öncelikle ve ivedilikle var olan ordu birlikleriyle ilişki ve bağlantı kurarak, Ulusal Kurtuluş Savaşı için örgütlenme düşüncesini eyleme dönüştürür.
21 Mayıs 1919 günü Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanı Kazım Paşa’ya gönderdiği telgrafta; “Gelişen korkunç olayların genel durumu daha da çok kötüleştirdiğini ve durumdan çok üzüntü duyduğunu, ulusa ve yurda borçlu oldukları için bu görevi kabul ettiklerini” bildirir. Ayrıca Erzurum’a bir an önce ulaşmak istediğini de ekler. 23 Mayıs 1919 günü, Ankara’da bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya da, Samsun’a geldiğini ve kendisi ile daha sık ilişki kurmak istediğini bildirir. Konya’daki 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa ile yapmış olduğu yazışmalardan oradaki birliklere ilişkin bilgiler alır.
Havza’dan Amasya’ya geçen M. Kemal burada, bütün yurtta ulusal örgütler kurulması gerektiği düşüncesini, komutanlara, il, ilçe yönetici ve ileri gelenlerine iletir, bu konularda çalışmalar yapılmasını ister.
M. Kemal, yalnızca Anadolu’daki komutanlarla değil, Trakya’daki Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey’le de iletişim kurar. Amasya’dan 18 Haziran’da gönderdiği yazıda; ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşullara değinerek, bu duruma çözüm için “Ulusal direniş örgütlerinin birleştirilmesi” gerektiğini belirtir. Cafer Tayyar Paşa’nın bu konuda çalışmalar yapmasını, halk temsilcilerinin Sivas’ta toplanacak Kongreye gönderilmesini ister.
18 Haziran 1919 günü amacını açıklayan bir yönerge yayımlar:
“Ulusal bağımsızlığımızı boğan ve yurdun bölünmesi tehlikelerini hazırlayan Anlaşma (İtilaf) Devletlerinin yaptıklarını ve İstanbul hükümetinin tutsak ve güçsüz durumunu biliyorsunuz. Ulusun yazgısını (kaderini) böyle bir hükümetin eline bırakmak çöküşe boyun eğmek demektir.
Trakya ve Anadolu’daki ulusal örgütleri birleştirmeye ve ulusun sesini bütün gürlüğüyle dünyaya duyuracak güvenilir bir yer olan Sivas’ta birleşik ve güçlü bir kurul toplanmasına karar verilmiştir”.
M. Kemal, yönergenin sonunda da kararlarını çok kesin bir biçimde açıklar:
“Bağımsızlığa ulaşıncaya dek bütün ulusla birlikte, özveriyle çalışacağıma kutsal inançlarım adına ant içtim. Artık benim için Anadolu’dan ayrılmak söz konusu olamaz”.
Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın başlayacağını tüm dünyaya bildiren ilke kararların alındığı Amasya Toplantısına, M. Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’da bulunan Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Rauf (Orbay) Bey ve 3. Kolordu Komutanı Refet (Bele) Paşa da katılır. Yazı ve tutanak işlerini Kurmay Başkanı Albay Kazım (Dirik) yürütür. Hazırlanan kararlar için Konya’daki Cemal (Mersinli) Paşa ve Erzurum’da bulunan 15. Kolordu Komutanı Kazım (Karabekir) Paşa’nın görüşleri de alınır. Cemal Paşa, kendisiyle görüşen Ali Fuat Paşa’ya bu konuda alınan kararların tümüne katıldığını bildirir. Kazım Paşa ise Sivas’ta öngörülen ulusal kongreden önce doğu illeri adına Erzurum’da bir kongrenin toplanmasının gerekli olduğunu söyler. Bu istek de uygun görülerek kabul edilir.
Amasya’da alınan kararlar, 21 Haziran 1919 akşamı imzalanır. Bu kararları önce imzalamaktan çekinen Rauf Bey, M. Kemal’in isteği üzerine imzasını koyar. Refet Bey de önce imzalamaktan çekinir, Fuat Paşa’nın bu durumu sorgulaması üzerine imzalar.
M. Kemal, Amasya Genelgesinin hazırlanışını, amaçlarıyla belirtir:
“Anadolu’ya geleli bir ay olmuştu. Bu süre içinde bütün orduların birlikleriyle ilişki ve bağlantı sağlanmış ve ulus elden geldiğince aydınlatılarak uyarılmış, ulusal örgütleşme düşüncesi yayılmaya başlamıştı. Durumu artık bir komutan kimliği ile yürütüp yönetmeye olanak kalmamıştı. Yapılan çağrıya uymamak ve gitmemekle birlikte, ulusal örgütleri ve eylemi yönetmeyi sürdürdüğüme göre, baş kaldırır duruma girdiğime kuşku duyulamazdı. Bundan başka ve özellikle uygulamaya karar verdiğim girişim ve eylemlerin köklü ve sert olacağını tasarlamak güç değildi. Bundan dolayı girişim ve eylemlerin bir an önce kişisel olmak niteliğinden çıkarılması ve bütün ulusun birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve yansıtacak bir kurul adına yapılması çok gerekli idi.”
Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı ilkelerinin ve amacının saptandığı Amasya Genelgesi, ulusal bilincin ve Kuvayı Milliye ve Müdafaai Hukuk ruhunun doğuşunu muştular (müjdeler). Türk Ulusunun direncini, kararlılığını çok açık bir biçimde ülke halkına ve tüm dünyaya duyuran Amasya Genelgesi, bağımsızlık yolunda atılmış ilk adımdır.
Amasya Genelgesi, “Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir” saptamasını yaptıktan sonra “Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.” sözleriyle de çözüm yolunu gösteriyordu.
M. Kemal’in 21/22 Haziran 1919 gecesi emir subayı Cevat Abbas Bey’e söyleyip yazdırdığı Amasya Genelgesinin başlıca maddeleri:
Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
İstanbul’daki hükümet, üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir.
Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.
Ulusun durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurulun varlığı çok gereklidir.
Anadolu’nun her yönden en güvenli yeri olan Sivas’ta ulusal bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır.
Bunun için bütün illerin her sancağından, halkın güvenini kazanmış üç delegenin olabildiğince çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
Her olasılığa karşı bu iş ulusal bir sır gibi tutulmalı ve delegeler gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmelidirler.
Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kurultay toplanacaktır. O güne kadar öteki il delegeleri de Sivas’a ulaşabilirlerse, Erzurum Kongresinin üyeleri de Sivas’ta yapılacak genel toplantıya katılmak üzere yola çıkacaklardır.
Genelgeden sonra kongre için sivil ve askeri makamlara bir çağrı da gönderilir. Bu arada Atatürk, aralarında Ahmet İzzet Paşa, Kara Vasıf, Câmi Baykurt, Abdürrahman Şeref ve Halide Edip’in de bulunduğu bazı kişilere özel birer mektup göndererek, “Yalnız miting ve gösterilerle amaca ulaşılamayacağını” belirtir ve “Artık İstanbul Anadolu’ya egemen değil bağlı olmak zorundadır” der. Bu metin bir bağımsızlık ve kurtuluş çağrısıdır:
“Vatanın parçalanma tehlikesini açıkça gösteren dönemin kanlı uygulamalarının ulusal vicdanı bir kurtuluş emeli çerçevesinde toplanmaya yöneltmektedir.
İçinde bulunulan acı durumu daha da öldürücü biçime sokan etmen, Başkent İstanbul’daki karşıt akımlar ve Anadolu’daki saf ve kutsal emelleri zararlı bir biçimde desteksiz bırakan siyasal ve ulusal olmayan propagandalardır.
Yalnızca mitingler ve gösterilerle büyük amaçlar hiçbir zaman gerçekleştirilemez. Bu gibi girişimler doğrudan doğruya ulusun bağrından doğan ortak güce dayanırsa kurtarıcı olurlar.
Ulusal güçleri (Kuvayı Milliye’yi) yanlış yollara sürükleyerek dağıtmanın cezasını bugün vatanımız aleyhindeki girişimlerde çok görmekteyiz. Bu nedenle İstanbul’un karşı akımları artık Anadolu’ya ve ulusal amaçlara egemen değil, bağlı olmak zorundadır.
İçinde bulunulan koşullar Ulusal bir Genel Kongrenin toplanmasını gerekli kılmaktadır.”
Bu düşünceleri belirttikten sonra M. Kemal, amaca ulaşıncaya kadar Anadolu’dan ve milletin bağrından (sineyi millet) ayrılmamaya karar verdiğini açıklar. Başvurulan yurtsever, söz sahibi, düşünür kişileri özveride bulunmaya çağırır.
O günkü koşullar gözetilerek, kararların üç maddesi genelgeye alınmaz. Genelgede yer almayan maddelerden birinde; askerin ve ulusal örgütlerin hiçbir biçimde dağıtılmaması, komutanlıkların başkalarına bırakılmaması, silah ve cephanenin elden çıkarılmaması, vatanın herhangi bir yerinde yeniden başlayacak bir düşman işgali bütün orduyu ilgilendirdiğinden Vatanın hep birlikte savunulması gibi konular yer almaktadır.
Görüldüğü gibi Amasya’da alınan kararlarda, vatan bütünlüğü gözetilerek, yurt savunması ve bağımsızlığın kazanılması konularında kararlılık dile getirilir. Bu amaç uğruna, Padişah ve hükümetinin ordunun dağıtılması, silah ve cephanenin alınmasına ilişkin benzeri emirlerin de yerine getirilmeyeceği açıkça belirtilir. Altıncı madde de vurgulanan kararlar, bir anlamda işgalci güçlere ve onun güdümündeki Padişah’a karşı onurlu bir başkaldırı niteliğindedir.
Amasya Kararları; ulusal kurtuluş için ilk örgütlenmenin yapıldığını, yurt savunması ve ulus birliğinin gerçekleştirme yolunda önemli adımların atıldığını bildiren değerli bir belgedir. Bu belgede yer alan “Ulusun bağımsızlığını ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.” tümcesi ile başka bir büyük devletin koruyuculuğu, ya da mandasının kabul edilmeyeceği ve bağımsızlığın kazanılmasında tek büyük gücün ulus olduğu gerçeği tüm açıklığıyla sergilenir. Her türlü etki ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurul varlığının gerekli olduğunun belirtilmesi, Erzurum ile Sivas’ta Ulusun Temsilcileriyle kongrelerin toplanacağının duyurulması da ulusal egemenlik ateşinin ilk kıvılcımının çakılmış olduğunun göstergesidir.
Amasya Genelgesi öz olarak, yurt içindeki işbirlikçi hainlere, sömürgeci, yayılmacı güçlere ve tüm dünyaya, yok oluşa boyun eğilmeyeceğini ve Bağımsızlık Savaşı’nın başladığını duyuran önemli bir belgedir.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ