ßaşak
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 12, 2012
-
- Mesajlar
- 9,061
-
- Tepkime puanı
- 137
-
- Puanları
- 318
-
- Yaş
- 36
-
- Konum
- Fransa
Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki altbeynin nüvesi kabul edebileceğimiz Nöraltup hamileliğin yirminci gününde ortaya çıkıyor ve o günden itibaren annenin altbeynindeki kayıtları almaya başlıyor. Eğer bu kayıtlar olumsuzsa onu doğduktan sonraki tüm hayatı boyunca etkileyecektir.
1989 yılındaYale Üniversitesi Profesörlerinden Sdney Altman ile Colorado Üniversitesi’nden Prof. Dr. Thomas Cech’e Biyokimya Nobel ödülünü kazandıran buluş niteliğindeki çalışmaya göre RNA dizinleri ile altbeyne atalardan gelen genetik bilgi şifreleri geçiyor. Bir tek RNA molekülü yirmi milyon bilgi çipi taşıyor. Düşünün!..
İnsana benzeyen ilk canlılar Çin’de dört milyon yıl önce Afrika’da 45 milyon yıl önce bulunmuş. Demek kialtbeyinlerimizde milyonlarca yılın bilgi şifreleri ve birikimi var. Hele bir de bir tek RNA molekülünün yirmi milyonluk bilgi çipleri taşıdığını göz önüne alırsanız üstbeynimizdeki bilgilerin yanında altbeynimizin bilgileri bir kainat gibi gözükür!..
Bizler ancak üstbeyinlerimizde Ayşe Fatma Mehmet Hüseyin’iz. Ve üstbeynimizde 70-80-90 yıl yaşayabiliriz. Amasadece bu kadar yılın bilgisini biriktirebiliriz.
Sizleri altbeynimizdeki bilgi birikimini anlamaya davet ediyorum!.. Çünkü hakiki Psikoestetik hakiki ruhsal güzellikhakiki güç altbeyindedir... Maalesef çağımızdaki sistemlerin büyük bir çoğunluğu üstbeyinlerimizin gelişmesine yardım ediyor. Televizyonlar bilgisayarlar… Bunlar üstbeynimizin biraz daha renkli biraz daha gelişmişbiraz daha sahip olma içgüdüsüne yönelmiş biraz daha şekillerin önemine yönelmiş bir hal kazanmasına yardım ediyor. Ve biz buna ‘ilerleme’ diyoruz. Oysa altbeyinlerdeki bilgi birikimlerini duygu ve içgüdülerimizi eğer takıntısız hale getirebilirsek çok daha etkin ve üretken olacağız…
Ancak altbeynin farkına varabilmek için üstbeyin ile arasında bulunan ve kelimenin tam anlamıyla çelikten bir duvar gibi olan takıntıların aşılması gerekiyor.
Bunun için deilk etapta farkına varılması gereken bir beyin bölümüdür altbeyin… Ancak sadece düşünerek onun farkına varmamız mümkün değil!..Veya sadece bu bilgileriröportaj metnini teypten dinleyerek ya da sadece bu gibi konuları öğreten kitapları okuyarak altbeynimizin derinliklerine inmek mümkün değil.
Neden?..Çünkü bütün bu faktörlergene bizim Üstbeynimizde takıntılı olacak. Üstbeynimiz belki öğrenecek ama kaydettiklerini belli bir süre sonra unutacak gene kendi Üstbeyin tuzakları ile yaşamaya devam edecektir. O haldealtbeynimize inmemizin yolları neler?..
Bu konuda Doğu’da ve Batı’da farklı metotlar uygulanmakta… Batı Psiko-analiz ile rüya analizi ve serbest çağrışım metodu ile altbeyne inmeye çalışıyor. Vurgulamakta ve altını önemle çizmekte fayda görüyorum; rüya analizi rüya tabiri veya yorumundan son derece farklı olup başlı başına bir bilim dalıdır.
Evrensel Semboller kullanır altbeynimiz rüyalarda!… Onun için görülen rüyalarda koca koca ciltli kitaplara bakıp yorumunu bulmaya çalışmanın gerçekliği yoktur…
Doğu Metodları da bir hayli zengin ve çeşitlilikte... Örneğin Meditasyon Yoga Tao veya Budha Konfiçyus Felsefeleri…Ve nihayet kaynağını Kur’an-ı Kerim’den alan İslam Tasavvufu’nun derinlikli bakışı!… Dikkât edilirse bütün bu metotlardaüstbeynin devredışı bırakılması ve altbeyne ait takıntıların yumuşatılması söz konusu... Üstbeynin devredışı bırakılabildiği her dönemde altbeyne inmek mümkün. Onun için üstbeynin devredışı kaldığı rüyaların analizi önemlidir. Ancaküstbeynin kontrolünden uzaklaşmış altbeynin ortaya çıkması bu işi bilmeyenler tarafından bazen ürkütücü kabul edilmekte. Oysa eğer bilerek bakarsak beynimize derinliklere indiğimizi hisseder ve bu derinliklerden materyalleritakıntılarımızı yumuşatmak için kullanabiliriz.
Altbeyin takıntılarımız yumuşayınca ne olacak?.. Üstbeyinlerimiz netleşecek yaratıcılığı yakalayacağız gücü yakalayacağız insanlarla iletişimimizde onların altbeyinlerinin de farkına varacağız. Çünkü insanlarla hatta diğer canlılarla üstbeynimiz şekillere bağlı olarak Alfa Frekansı ile iletişim kurarken altbeynimiz Delta Frekansı ile daha derinden iletişim kurar. Bu delta Frekansıinsanların kendi aralarındaki ve diğer varlıklarla ilişkilerinde son derece önemli rol oynar.
Örneğineğer bir köpekten korkarsanız altbeyniniz korku nedeni ile Adrenalin denilen bir madde salgılar. Köpek saldırganlık neticesi ortaya çıkan Nor-adrenalin denilen maddeden bu ayrımı yapamadığı için siz ona saldırıyorsunuz zannıyla zarar verebilir. Ama siz eğer altbeyninizin farkındaysanız korku veya saldırganlık göstermezseniz; o da size hiçbir şey yapmaz. İnsanlar arası iletişimde de eğer altbeyninizdeki takıntılar sert değil iseonlara sevecen duygular beslersiniz. Karşılığında sevecen duygular alırsınız. Hatta altbeyninin takıntılarını aşmış olan bir insanbu sevecen duygularla altbeyin takıntıları sert olan altbeyninin derinliklerinin farkına varamayan bir başka insana derinlik kazandırabilir sevecen hale getirebilir.
O zaman Psikoestetik Felsefe’nin niçin uzun vadede toplumsal bir barış getirebileceği anlaşılır olmaya başlar.
Bu takdirde altbeyin takıntılarını yumuşatmış insanlar olarakhem Üstbeyinlerimizi çok daha net kullanacağız hem de insanlarlabütün çevremizle barışıküretken hale geleceğiz.
Bu durum insan beyninin bütünleşmesi demektir. Üstbeyin ve altbeynin bir arada kullanılması demektir. İleri vadede eğer insanlık bu bütünleşmeyi yaşarsaharpler bitecektir. Dolayısıyla bu felsefenin Politikanın üstünde bir felsefe olduğunu söylemek mümkün…
Çünkü altbeyinlerde Politika yoktur. Altbeyinlerde inanç sevgi hakiki güzellik ruhsal güzellik kısacası Psikoestetik vardır.
Bütün bunları şu ana kadar yüz altmış bin hasta görmüş on bine yakın rüya analizi yapmış bir Psikiyatri Hekimi olarak söylüyorum... İki yıl kadar Beyin Cerrahisinde iki yıl kadar Amerika’da Uyku Bozuklukları Merkezinde çalıştım. Dolayısıyla bu bilgiler hariçten gazel okuyan amatör bir çalışmanın değilçok yoğun Korteks yani üstbeyin bilgi birikimlerininaltbeyin sezgileri ile bir araya gelip oluşturduğu bir sentez demektir..
PSİKOESTETİK FELSEFE KUŞLARIN DİLİ
Korteks Üstbeyin Korteks Üstbeyin
1- Şuuraltı/Şuuraltı takıntılar 1- İstek
2- Corpus Collosum 2- Arayış
(Pozitif-Negatif genetik kodlar Gluoriller erkek-dişi ayrımları)
3- Thalamus (İçteki Tanrı ve O’na duyulan aşk) 3-Aşk
4- Min ( İçteki Ben Bir Ben vardır Bende Benden içeri Minel Hak) 4-Bilinç
5- Hypofiz ( Hormonların orkestra şefigece-gündüz ayrımı 3.göz) 5-Vazgeçiş
6- Giz ( Sırlar Evrensel Sembol Dili “Simyacı”daki Evren’in Ruhu Kuş Dili) 6-Birlik
7- HAK 7- Cezbe
Beyinde ulaştığımız organik en son katman Hypofiz’dir. Çok minik leblebi kadar bir bez olmasına rağmen tüm hormonlarımızın orkestra şefidir. Son derece karmaşık bir görevi şu kadarcık bir bez üstlenir. Bunun detayına girmek için onlarca cilt kitap yazmak gerekiyor. Dediğim gibiorganik en son katman burasıdır. Sonrasına ben "Giz" ve "Hak Derinliği" diyerek manevi kavramlar kullanıyorum. Çünkü var olan tespit ettiğim bu derinlikleri başka türlü tanımlamanın imkânı yoktur.
Bunlardan bir tanesi "Giz" adı altında toplanabilir; çünkü o gizem derinliğinde daha işlenecek bir sürü şey vardır. Ama o Gizem Derinliğini işlemek araştırmak korkunç vakit alıcıdır. Ve altbeynin Gizem Derinliğine ait soruların cevabını vermek o kadar güçtür ki! Yedinci Katman olan Hak Derinliği’ne ulaşabilenhemen hemen tamamı erkek milyonda bir kişiye vaktiyle Aziz Ermiş Evliya demişler; Tanrısal güçler atfetmişlerdir.
Alt-üstbeyin bütünlüğü içinde ele alınabilecek bu derinliği çözmekhatta konuşmak kolay bir mesele değildir. ‘Altbeyin Derinliği’nin altındaki olay enerjiye uzanır. Beynin bu derinlik hali sonsuz bir enerji titreşimi ve elektromanyetik dalgalar halindedir. Buradan da hiçlik diyebileceğimiz noktalara açılır. Ben de böyle bir yere ulaştığımı asla iddia edemem!..Ama benbir beyin bilimcisi olarakbunları araştırabilirtespit edebilir dile getirebilirim.
Özetle senelerden beri bu konuda çalışan kitaplar-yazılar yazan konferanslar veren bir Psikiyatri hekimibir beyin uzmanı olarak insan beynindeki derinlikleri biliyor diğer hemcinslerimin de bunun farkına vararak yaşamalarını talep ve arzu ediyorum. Bu aradabeynin derinliklerine daldıkça insana hoş bir ürperti veren mistik hiçliğe doğru kanat çırpar gibi oluyorum. Ama bubenim asla uçmaya meraklı olduğum şeklinde yorumlanmasın. Son olarak beyninizin derinliğinin farkına varın bana hak vereceksiniz diyorum!..
(Nusret Kaya'nın 2000 yılındaki bir röportajından derlemedir.)
1989 yılındaYale Üniversitesi Profesörlerinden Sdney Altman ile Colorado Üniversitesi’nden Prof. Dr. Thomas Cech’e Biyokimya Nobel ödülünü kazandıran buluş niteliğindeki çalışmaya göre RNA dizinleri ile altbeyne atalardan gelen genetik bilgi şifreleri geçiyor. Bir tek RNA molekülü yirmi milyon bilgi çipi taşıyor. Düşünün!..
İnsana benzeyen ilk canlılar Çin’de dört milyon yıl önce Afrika’da 45 milyon yıl önce bulunmuş. Demek kialtbeyinlerimizde milyonlarca yılın bilgi şifreleri ve birikimi var. Hele bir de bir tek RNA molekülünün yirmi milyonluk bilgi çipleri taşıdığını göz önüne alırsanız üstbeynimizdeki bilgilerin yanında altbeynimizin bilgileri bir kainat gibi gözükür!..
Bizler ancak üstbeyinlerimizde Ayşe Fatma Mehmet Hüseyin’iz. Ve üstbeynimizde 70-80-90 yıl yaşayabiliriz. Amasadece bu kadar yılın bilgisini biriktirebiliriz.
Sizleri altbeynimizdeki bilgi birikimini anlamaya davet ediyorum!.. Çünkü hakiki Psikoestetik hakiki ruhsal güzellikhakiki güç altbeyindedir... Maalesef çağımızdaki sistemlerin büyük bir çoğunluğu üstbeyinlerimizin gelişmesine yardım ediyor. Televizyonlar bilgisayarlar… Bunlar üstbeynimizin biraz daha renkli biraz daha gelişmişbiraz daha sahip olma içgüdüsüne yönelmiş biraz daha şekillerin önemine yönelmiş bir hal kazanmasına yardım ediyor. Ve biz buna ‘ilerleme’ diyoruz. Oysa altbeyinlerdeki bilgi birikimlerini duygu ve içgüdülerimizi eğer takıntısız hale getirebilirsek çok daha etkin ve üretken olacağız…
Ancak altbeynin farkına varabilmek için üstbeyin ile arasında bulunan ve kelimenin tam anlamıyla çelikten bir duvar gibi olan takıntıların aşılması gerekiyor.
Bunun için deilk etapta farkına varılması gereken bir beyin bölümüdür altbeyin… Ancak sadece düşünerek onun farkına varmamız mümkün değil!..Veya sadece bu bilgileriröportaj metnini teypten dinleyerek ya da sadece bu gibi konuları öğreten kitapları okuyarak altbeynimizin derinliklerine inmek mümkün değil.
Neden?..Çünkü bütün bu faktörlergene bizim Üstbeynimizde takıntılı olacak. Üstbeynimiz belki öğrenecek ama kaydettiklerini belli bir süre sonra unutacak gene kendi Üstbeyin tuzakları ile yaşamaya devam edecektir. O haldealtbeynimize inmemizin yolları neler?..
Bu konuda Doğu’da ve Batı’da farklı metotlar uygulanmakta… Batı Psiko-analiz ile rüya analizi ve serbest çağrışım metodu ile altbeyne inmeye çalışıyor. Vurgulamakta ve altını önemle çizmekte fayda görüyorum; rüya analizi rüya tabiri veya yorumundan son derece farklı olup başlı başına bir bilim dalıdır.
Evrensel Semboller kullanır altbeynimiz rüyalarda!… Onun için görülen rüyalarda koca koca ciltli kitaplara bakıp yorumunu bulmaya çalışmanın gerçekliği yoktur…
Doğu Metodları da bir hayli zengin ve çeşitlilikte... Örneğin Meditasyon Yoga Tao veya Budha Konfiçyus Felsefeleri…Ve nihayet kaynağını Kur’an-ı Kerim’den alan İslam Tasavvufu’nun derinlikli bakışı!… Dikkât edilirse bütün bu metotlardaüstbeynin devredışı bırakılması ve altbeyne ait takıntıların yumuşatılması söz konusu... Üstbeynin devredışı bırakılabildiği her dönemde altbeyne inmek mümkün. Onun için üstbeynin devredışı kaldığı rüyaların analizi önemlidir. Ancaküstbeynin kontrolünden uzaklaşmış altbeynin ortaya çıkması bu işi bilmeyenler tarafından bazen ürkütücü kabul edilmekte. Oysa eğer bilerek bakarsak beynimize derinliklere indiğimizi hisseder ve bu derinliklerden materyalleritakıntılarımızı yumuşatmak için kullanabiliriz.
Altbeyin takıntılarımız yumuşayınca ne olacak?.. Üstbeyinlerimiz netleşecek yaratıcılığı yakalayacağız gücü yakalayacağız insanlarla iletişimimizde onların altbeyinlerinin de farkına varacağız. Çünkü insanlarla hatta diğer canlılarla üstbeynimiz şekillere bağlı olarak Alfa Frekansı ile iletişim kurarken altbeynimiz Delta Frekansı ile daha derinden iletişim kurar. Bu delta Frekansıinsanların kendi aralarındaki ve diğer varlıklarla ilişkilerinde son derece önemli rol oynar.
Örneğineğer bir köpekten korkarsanız altbeyniniz korku nedeni ile Adrenalin denilen bir madde salgılar. Köpek saldırganlık neticesi ortaya çıkan Nor-adrenalin denilen maddeden bu ayrımı yapamadığı için siz ona saldırıyorsunuz zannıyla zarar verebilir. Ama siz eğer altbeyninizin farkındaysanız korku veya saldırganlık göstermezseniz; o da size hiçbir şey yapmaz. İnsanlar arası iletişimde de eğer altbeyninizdeki takıntılar sert değil iseonlara sevecen duygular beslersiniz. Karşılığında sevecen duygular alırsınız. Hatta altbeyninin takıntılarını aşmış olan bir insanbu sevecen duygularla altbeyin takıntıları sert olan altbeyninin derinliklerinin farkına varamayan bir başka insana derinlik kazandırabilir sevecen hale getirebilir.
O zaman Psikoestetik Felsefe’nin niçin uzun vadede toplumsal bir barış getirebileceği anlaşılır olmaya başlar.
Bu takdirde altbeyin takıntılarını yumuşatmış insanlar olarakhem Üstbeyinlerimizi çok daha net kullanacağız hem de insanlarlabütün çevremizle barışıküretken hale geleceğiz.
Bu durum insan beyninin bütünleşmesi demektir. Üstbeyin ve altbeynin bir arada kullanılması demektir. İleri vadede eğer insanlık bu bütünleşmeyi yaşarsaharpler bitecektir. Dolayısıyla bu felsefenin Politikanın üstünde bir felsefe olduğunu söylemek mümkün…
Çünkü altbeyinlerde Politika yoktur. Altbeyinlerde inanç sevgi hakiki güzellik ruhsal güzellik kısacası Psikoestetik vardır.
Bütün bunları şu ana kadar yüz altmış bin hasta görmüş on bine yakın rüya analizi yapmış bir Psikiyatri Hekimi olarak söylüyorum... İki yıl kadar Beyin Cerrahisinde iki yıl kadar Amerika’da Uyku Bozuklukları Merkezinde çalıştım. Dolayısıyla bu bilgiler hariçten gazel okuyan amatör bir çalışmanın değilçok yoğun Korteks yani üstbeyin bilgi birikimlerininaltbeyin sezgileri ile bir araya gelip oluşturduğu bir sentez demektir..
PSİKOESTETİK FELSEFE KUŞLARIN DİLİ
Korteks Üstbeyin Korteks Üstbeyin
1- Şuuraltı/Şuuraltı takıntılar 1- İstek
2- Corpus Collosum 2- Arayış
(Pozitif-Negatif genetik kodlar Gluoriller erkek-dişi ayrımları)
3- Thalamus (İçteki Tanrı ve O’na duyulan aşk) 3-Aşk
4- Min ( İçteki Ben Bir Ben vardır Bende Benden içeri Minel Hak) 4-Bilinç
5- Hypofiz ( Hormonların orkestra şefigece-gündüz ayrımı 3.göz) 5-Vazgeçiş
6- Giz ( Sırlar Evrensel Sembol Dili “Simyacı”daki Evren’in Ruhu Kuş Dili) 6-Birlik
7- HAK 7- Cezbe
Beyinde ulaştığımız organik en son katman Hypofiz’dir. Çok minik leblebi kadar bir bez olmasına rağmen tüm hormonlarımızın orkestra şefidir. Son derece karmaşık bir görevi şu kadarcık bir bez üstlenir. Bunun detayına girmek için onlarca cilt kitap yazmak gerekiyor. Dediğim gibiorganik en son katman burasıdır. Sonrasına ben "Giz" ve "Hak Derinliği" diyerek manevi kavramlar kullanıyorum. Çünkü var olan tespit ettiğim bu derinlikleri başka türlü tanımlamanın imkânı yoktur.
Bunlardan bir tanesi "Giz" adı altında toplanabilir; çünkü o gizem derinliğinde daha işlenecek bir sürü şey vardır. Ama o Gizem Derinliğini işlemek araştırmak korkunç vakit alıcıdır. Ve altbeynin Gizem Derinliğine ait soruların cevabını vermek o kadar güçtür ki! Yedinci Katman olan Hak Derinliği’ne ulaşabilenhemen hemen tamamı erkek milyonda bir kişiye vaktiyle Aziz Ermiş Evliya demişler; Tanrısal güçler atfetmişlerdir.
Alt-üstbeyin bütünlüğü içinde ele alınabilecek bu derinliği çözmekhatta konuşmak kolay bir mesele değildir. ‘Altbeyin Derinliği’nin altındaki olay enerjiye uzanır. Beynin bu derinlik hali sonsuz bir enerji titreşimi ve elektromanyetik dalgalar halindedir. Buradan da hiçlik diyebileceğimiz noktalara açılır. Ben de böyle bir yere ulaştığımı asla iddia edemem!..Ama benbir beyin bilimcisi olarakbunları araştırabilirtespit edebilir dile getirebilirim.
Özetle senelerden beri bu konuda çalışan kitaplar-yazılar yazan konferanslar veren bir Psikiyatri hekimibir beyin uzmanı olarak insan beynindeki derinlikleri biliyor diğer hemcinslerimin de bunun farkına vararak yaşamalarını talep ve arzu ediyorum. Bu aradabeynin derinliklerine daldıkça insana hoş bir ürperti veren mistik hiçliğe doğru kanat çırpar gibi oluyorum. Ama bubenim asla uçmaya meraklı olduğum şeklinde yorumlanmasın. Son olarak beyninizin derinliğinin farkına varın bana hak vereceksiniz diyorum!..
(Nusret Kaya'nın 2000 yılındaki bir röportajından derlemedir.)