Allahın Hangi İsimleri Şifa Dualarında Geçer ?

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Dualar
Allah’ın insanın kalbine imanı yerleştirmesi en büyük nimettir. Böylece insan dünyadaki gerçek amacını bilerek Allah için yaşayabilir. İman ederek yaşamak insan için en uygun hayat şeklidir. Allah sevgisinin, Allah korkusunun bilincinde olarak inananları sevmek, merhamet etmek, kadere tevekkül edip her zaman mutlu, huzurlu ve şevkli olmak, iman edenlere özel ruh üstünlükleridir. Müminler imanlarından kaynaklanan bu ahlak üstünlüklerini daha da artırmayı arzu ederler. Bu yüzden hem içten Allah’a yönelerek dua eder hem de fiziki olarak tüm olanaklarını kullanarak fiili dua ederler. Dualarında Allah’ın içlerindeki her şeyi, gizlinin gizlisini bildiğinin şuurunda, samimi olurlar.

İnsan Allah’tan bağımsız bir akla sahip değildir; bunun bilincinde olmak önemlidir. Allah dilemedikçe insan hiçbir şey dileyemez. Karşılaştığımız her olayı, izlediğimiz her görüntüyü alemlerin Rabb’i olan, ilmiyle her şeyi kuşatan Allah yaratır. İnsan yalnızca Allah’ın ezelde belirlemiş olduğu kaderinde yaşayacağı ne ise onu görür. Bunu kavrayan insan şirkten de kurtulacaktır. “Ben yapıyorum” iddiasında olan ve gücü kendisinde gören kişinin aklı kapanır, Rabb’ine ortak koşar. Mümin Allah’a bu yönde güzel dua etmelidir. Samimi müminin bu konudaki duası şöyle olabilir: “Rabbim bütün güç, kuvvet senin elinde, varlığın çok açık; benim imanımı hiç sarsılmaz, çok güçlü, derin, keskin bir imana çevir, çok köklü hale getir ve hiç değişmesin, hiç sarsılmasın Allah’ım…”

En önemli konu çok güçlü ve kararlı bir imandır. Bu gerçekleştiğinde Allah korkusu da Allah sevgisi de olur. Ardından akıl, fikir ve bereket gelir, derinlik ve tutku gelir. Önce sarsılmaz kararlılıkla bir iman; bunun için de çok sağlam bir vicdan gerekir. İnsanın vicdanı çok güçlü olmalıdır; çünkü hemen her gün kişiyi sarsacak olaylarla karşılaşılır. Zayıf ve aciz bir varlıktır insan; Allah, Nisa Suresi, 28. ayette “…insan zayıf olarak yaratılmıştır.” buyurur. Örneğin, küçücük bir virüsün insanı öldürebilmesi bedenen zayıflıktır. İnsanın yapması gereken tam olarak Allah’a teslim olmaktır. Vicdanı sıkmamak, kendini teslim etmek, aşkla Allah’ı sevmek, bu aşka gönül vermek önemlidir. Allah’a derin iman etmek, Allah’ın varlık delillerini araştırmak, öğrenmek gerekir Allah’ı sevmek için.

Allah ilim sahiplerinin gereği gibi korktuğunu söyler. İlim sahibi kişi bilimsel bulguları inceleyen/araştıran, Allah’ın delillerine bakan kişidir. Allah’ın varlık delillerini görebilen insanın imanı derinleşir. İnsan, maddenin yapıtaşı atomun, hücrenin yapısına bakar, jeoloji, paleontoloji, astronomiyle ilgilenir, Big Bang’i, sonsuzluğu kavramaya çalışır; bunlar üzerinde düşünerek beynini geliştirir. İşte tümü, derin ve güçlü bir imana sebep olur.

Yüce Allah samimi kullarının kurtulacağını Kur’an’da haber verir. O halde samimiyet Kur’an ahlakının en önemli özelliğidir; diğerleri zaten ardından gelecektir. İnsan önce kendisine karşı son derece samimi olmalıdır. Ancak samimiyet kendini kasarak, zorla kazanılacak bir özellik değildir. Kişinin her şeyi Allah’ın yaptığını ve her şeyin O’nun kontrolünde işlediğini bilmesi gereklidir.

Eğer insan her şeyi kendisinin yaptığını düşünür, kendisinde Allah’tan bağımsız bir güç görecek olursa, anormallikler başlar. Konuşması bozulur, bakışlar değişir, davranışları garipleşir. Ancak her yaptığını Allah’ın yarattığının bilincinde olur, “beni nutku veren Allah konuşturuyor, her hareketim O’nun dilemesiyle oluyor” der ve buna samimi inanırsa, Allah dualarına icabet edecek ve istediklerini verecektir. Konuşturanın Allah olduğuna samimi iman etmek, güzel hitabet, hikmetli konuşma, anlatım çarpıcılığı ve yararlı olma gücü kazandıracaktır.

Duanın da aynı şekilde samimi olması çok önemlidir. İnsanlar Allah’a genellikle ihtiyaçlarına yönelik dua ederler. Oysa duada birinci derece önemli olan Allah ile yakın bağlantıdır.

İnanan insan O’nun Şanını, kudretini, gücünü gereğince takdir etme gücü istemeli Rabb’inden. Ve dua etmeli: “Allah’ım, Sana karşı derin muhabbet ve iman ver bana. Seninle kesintisiz ve güçlü, kopmaz bir bağlantım olsun. Seni hiç unutturma; uyanıkken de unutturma, rüyamda da unutturma. Sürekli seninle bağlantı halinde olayım ve her şeyi Senin yaptırdığını bileyim; bana bunu unutturma Rabbim. Senin sonsuz gücünü hakkıyla takdir etmemi, Senden gücüm yettiğince korkmamı ve Seni gereği gibi sevmemi bana ilham et…”
 
"…Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım."

Dua, bize can veren, akıl ve beden lütfeden, yeryüzünü yarattıkları için yararlı ve elverişli kılan Yüce Allah'a gereği gibi yakınlaşma yoludur. Yalnızca sıkıntı ve zorluk zamanlarında değil, sürekli yapmamız gereken bir ibadettir. Dua, O'nun bize çok yakın olduğunun, fısıltıyla söylediğimiz hatta içimizden geçirdiğimiz her sözü işittiğinin bilincine varmamıza vesile olur.


Allah her şeyi sarıp kuşatandır, insanın yaşamındaki en büyük dost ve yardımcıdır. "Çağırmak, yardım istemek" anlamındaki dua ihtiyaç içindeki, güçsüz ve sonlu bir varlık olan insanın, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, tek büyük güç sahibi, sınırsız ve sonsuz Rabb’ine çağrıda bulunması, yardım dilemesi ve tüm benliğiyle O'na yönelmesidir.

Samimi inanan insanların yaşamlarının ayrılmaz doğal bir parçası olan dua, birçok insanın ise sadece zorluk zamanlarında; korku duyduğu ya da bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığında hatırladığı bir ibadettir. Oysa insan Yüce Allah karşısındaki aczinin şuurunda olarak hem rahatlıkta, hem de zorlukta Allah'tan yardım istemelidir.

Dua etmenin önemi Kur'an'da, "... Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?" (Furkan Suresi, 77) ayetiyle haber verilir. İnsan kulluğunun şuurunda olduğu sürece Allah katında değer kazanabilir. Bu nedenle Allah'a yönelmek, yapılan hatalar konusunda Allah'a itirafta bulunmak ve yalnızca Allah'tan yardım dilemek gerekir. Bundan farklı bir davranış Allah’a karşı büyüklenmektir.

Dua, önceden ezberlenmiş belli cümleleri –bazen anlamını dahi bilmeden- tekrarlayıp durmak değildir. Kur’an’da açıklanan dua bundan tamamen farklıdır. Dua edilirken, Allah'ın varlığı, birliği, büyüklüğü, gücü, her kulunu sürekli olarak görüp-işittiği gibi hayati konular düşünülmeli ve Allah’ın en hayırlı şekliyle icabet edeceğinin bilincinde olunmalıdır.

Duanın, yaşamın geneline yayılması gerekir. Bütün insanların duaya ihtiyacı vardır. Yaşam koşulları zor olan birinin zengin bir insana göre duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek, bu konuyu temelinden yanlış anlamaktır. Yaşamında tüm isteklerine kavuştuğunu düşünen kişinin dahi duaya ihtiyacı vardır. İnsanın duaya ihtiyacı olmadığını düşünmesi, dua etmesinin tek nedeninin nefsani/dünyevi arzularının tatmini olduğu anlamına gelir. Oysa her insanı ahirette sonsuz mutluluk ya da sonsuz mutsuzluk beklemektedir. Bu nedenle dua, hem dünya hem de ahiret hayatına yönelik edilmelidir.

İnsanların pek çoğu duayı yalnızca darlık ve sıkıntı anında elinden gelen her şeyi denedikten sonra Allah'a çağrıda bulunmak şeklinde anlarlar. Bu kişiler, yaşadıkları sorun çözüldüğünde, yaşayacakları bir sonraki zorluk zamanına kadar Allah'ı unutur, akıllarına dahi getirmezler.

Kur’an ayetlerinde, denizde fırtınaya yakalanarak çaresiz kalan ve o an Allah’a sığınan, ancak karaya çıktıklarında, "Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür." (İsra Suresi, 67) şeklinde bildirildiği gibi, yaşadıkları acizliği unutan kişiler konu edilir. Yaşadıkları sıkıntı anında Allah’tan başka sığınacak güç olmadığını anladıkları halde ders almayan bu kimseler, karaya çıktıklarında tekrar eski duyarsız, Allah’tan uzak yaşamlarına geri dönerler.

Yaşadıkları felaketi tamamen unutanlar, kendilerinden ne kadar emindirler… Oysa “Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız." (İsra Suresi, 68) ifadesiyle dikkat çekildiği üzere, Yüce Allah’ın azabı insanı her yerde yakalayabilir.

Dua eden insan, zor ya da kolay her türlü durumu ve olayları Rabb’inin takdirine bırakır, tevekkül eder. Bütün yolların üstün kudret sahibi Allah'a dayandığını bilmek, yalnızca O’ndan yardım dilemek insana ferahlık ve güven verir. Dua, zaten bizi kaderimizde olana yönlendirir. Kaderimizi belirleyen de, bize duayı ettiren de Allah'tır. İmam Rabbani bu konuda şu sözleri söyler:

"Bir şeyi istemek, ona nâil olmak (onu elde etmek) demektir; Zirâ Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez."

Yüce Allah, insana şah damarından daha yakın olan, insanın içindekini bilen, işitendir... İnsanın içinde gizlediği tek bir düşünce bile Allah'tan gizli kalmaz. İnsanın samimiyetle Allah'tan bir istekte bulunması için düşünmesi bile yetebilir. Allah’a dua edelim; O verecektir. Yeter ki içten isteyelim. Dua çok güçlüdür; istediğimiz şey konusunda olumsuz düşüncelerle oyalanıp kafa yormak yerine, Allah’a gönülden yönelip dua ettiğimizde, ağırlıklar üzerimizden kalkacak, herşey kolaylaşacaktır.

Fuat Türker
 
Allahın Hangi İsimleri Şifa Dualarında Geçer ? Şifa verecek Esmaül Hüsna - Allahın Hangi Güzel İsimlerini Zikretmek Şifa Gibi Gelir - Hangi Organımız İçin Hangi ismini Zikrederek Dualarımızı Rahman'a Ulaştırmalıyız?

Esmaül Hüsna için `bedeni ve zihni, öfke, nefret, eleştiri, hüzün, pişmanlık, kıskançlık, korku ve günah duygusundan meydana gelen zehirleri temizleyen en etkili güçtür. Hastalık genelde bedenin herhangi bir yerinde enerjinin işlevini yapmaması sonucunda oluşur. Öfkelendiğimizde, bedenimizde öldürücü bir zehir meydana gelir.
Eğer bu zehir nötralize edilmezse bazen uzun vadede ölümle sonuçlanır.İşte bu zehrin de en büyük panzehiri Esmaül Hüsna`dır` tarifini yapan yazar bazı rahatsızlıkları ve onlara iyi gelecek adları listeliyor;


İşte bazı rahatsızlıklar ve ona şifa verecek Esmaül Hüsna:

Kulak için: EsSemi
Omurga için: El Cabbar
Saç için: El Bedi`
Adaleler için: El Kavi
Kalp Kasları için: ErRezzak
Atardamarlar için: El Cabbar
Kanser için: Celle Celaluhu
Burun için: Latif- Ğani- Rahim
Bacak için: ErRafi`
Göz - damarları için:El Muteal
Kolon için: ErRauf
Karaciğer için: En Nafi`
Prostat için: ErReşid
Yağ keseleri için: En Nafi`
İdrar kesesi için: El Hadi
Akciğerler için: ErRazık
Kemikler için:En Nafi
Dizler için: ErRauf
Saç Kepeği için: Celle Celaluhu
Kalp için: En Nur
Kalp Damarı için: El Vahhab
Sinirler için: El Muğni
Migren için: El Ğani
Guatr için. El Cabbar
Göz için: EnNur-Basir-Vahhab
Mide için: ErRezzak
Böbrek için: El Hayy
Bağırsaklar için: EsSabur
Pankreas-Şeker hastalığı için: El Bari
Rahim için: El Halik
Romatizma için: El Muheymin
Ğudde teymusiyye için: El Kavi
Göz Siniri için: EzZahir
Tansiyon için: El Hafid
 
Sağlıklı bir ömür için El- Vasi
İyi bir idareci olmak için El-Vali
Yeni bir iş kurmak için El-Hakim
Küsleri barıştırmak için El- Cami
Bolluk ve bereket için El- Hamid
Bedenen güçlü olmak için El- Kaviy
Sevmek ve sevilmek için El- Vedud
Daima yükselmek için El- Mukkadim
Birinin elinizden tutması için El-Veli
Her meselenin çözümü için Ez- Zahir
Birilerine iyilik yapmak için El- Latif
İlim ve irfanınızın artması için EL-Alim
Cesur ve atılgan olmak için El –Kahhar
Alacaklarınızı tahsil etmek için El-Bais
Hafızanızın kuvvetlenmesi için El- Habir
İzzet ve şerefinizin artması için El- Mecid
Ağır hastalıklardan korunmak içi El-Mümin
İkna kabiliyetinizin yükselmesi için El- Azim
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak için El- Vacid
Üzüntü ve sıkıntıdan kurtulmak için El Halik
Yaşamda neşeli ve enerjik olmak için El-Hayy
İşlerinizde daha başarılı olmak için El- Muhyi
Kötü alışkanlıklardan kurtulma için Er- Reşit
Kötü birinin uzaklaştırılması için El- Muahhir
Zekanızın daha kuvvetli olması için El- Muhsi
Herhangi bir hedefe ulaşmak için El- Musavvir
Eşinizle aranızın daha iyi olması için El- Muksit
Hatırı sayılır insanların sizi sevmesi için El- Vali
Şansınızın ve talihinizin açılması için Eş- Şekkur
Elinizdeki fırsatları değerlendirmek için El- Muid
Elinizdeki bir şeyi muhafaza etmek için Er-Rakib
İhtiyacınız olan bir şeyi elde etmek için El- Mukit
İnsanlardan hürmet ve saygı görmek için El- Kebir
Sizde eksik olan bir şeyi tamamlamak için El- Mukit
Arzu ve isteklerinizin kabul olunması için El- Mucib
İşinizde yükselmek ve kariyer yapmak için Er- Rafi
Çocuklarınızın size daha itaatkar olması için El- Hadi
Maddi ve manevi anlamda güçlü olmak için El- Metin
Sizde eksik olan bir şeyin tamamlanması için El- Cebbar
Şefkatli ve merhametli olmak için ER-Rahim, Er-Rahman
Aranız açık bir arkadaşınızla barışmak için Celle Celelahü
İnsanlar arasında başı dik ve alnı açık gezmek için El- Hasib
Size zarar verecek kişilerin sizden uzaklaşması için Ed- Darr
Başkalarını duygu ve düşüncelerini anlamak için El Müheymin
Birinin gücü ve varlığı karşısında zayıf kalmamak için El-Müzill
Başladığınız bir işi başarıyla sonuna kadar götürmek için El-Vekil
Zihinsel,ruhsal ve bedensel olarak organize olmak için El-Kayyum
Herhangi bir konuda haklı olduğunuzu ispatlamak için El- Hakem
Birine yaptırmak istediğiniz işinizin kolaylıkla olması için El-Rezzak
Maddi ve manevi anlamda sıkıntıya düşmemek için El-Muğni, En-Nafi
Olmadık yerden başınıza felaketlerin gelmemesi için El -Mani, Es-Selam
`Esm`ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah`ı tanıtması açısından önem taşımaktadır` diyen yazar Niyazi Altılar, Esmaül Hüsna`nın insanı mutluluğa, huzura, sağlığa ve başarıya ulaştıran bir enerji ve şifa kaynağı olduğunu savunuyor ve özelliklerini şöyle sıralıyor:
`Esmaül Hüsna, insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, zarar veren negatif enerjileri de yok eder ve kişiyi rahatlatır.Çünkü Esmaül Hüsna;Sizde Allah hakkında yücelik ve aşkınlık hissi uyandırır.Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
Esmaül Hüsna, fiziksel, psikolojik ve zihinsel sorunların çözümlenmesine yardım etmesi ve diğer pozitif etkileri hem iş yaşamında hem duygusal yaşamınızda hem de sosyal ilişkilerinizde sizi destekleyecek ve çok daha mutlu bir insan olmanıza yardım edecektir.
Yüce Yaratıcı, kâinat ağacının meyvesi olan insanın kalbini kendine bir nevi arş yapmış, Hadis-i Kudsîde`Yere göğe sığmam, mü`min kulumun kalbine sığarım` buyurarak ona ne kadar önem verdiğini çok açık bir şekilde göstermiş. Bu sebeple insan kalbi de yalnız ve yalnız Ona yönelmekle ve Onunla olmakla huzura erebiliyor. Kur`an-ı Kerim`de, `Dikkat edin! Kalpler ancak Allah`ın zikri ile mutmain olur, huzura kavuşur!` (Ra`d Suresi, Ayet:28)`
 
Geri