Allah'ın dost ve düşmanları

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
Allah'ın dost ve düşmanları

Allah indinde en kıymetli amel, sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek, düşmanlık ettiklerine de sırf Allah rızası için düşmanlık etmektir. Allah dostlarını sevmenin ve düşmanlarına buğzetmenin önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Üç şey imanın lezzetini artırır: Allah ve Resulünü herşeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen müslümanı Allah rızası için sevmek ve Allahın düşmanlarını sevmemek.)

(Kişi, dünyada kimi severse, ahırette onun yanında olur.)

İmam-ı Rabbanî hazretleri buyurdu ki: (Sevgi, sevgilinin dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Bu sevgi ve düşmanlık, âşıkların elinde ve iradesinde değildir.

Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz. Buna yalancı denir. Sevgi, sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir.

Büyükler, (Sevdiğin zatı inciten kimseye gücenmez isen, köpek senden daha iyidir) demişlerdir.

Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allahtan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.)

Resulullaha uymak için

Muhammed aleyhisselama uymak için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilip sevmemektir. Sevgiye gevşeklik sığmaz.

İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. “Cemi zıddeyn muhaldir.” Yani iki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir. (m. 165)

Doğru imanın alameti, kâfirleri düşman bilip, onlara mahsus olan ve kâfirlik alameti olan şeyleri yapmamaktır.

Çünkü İslâm ile küfür, birbirinin aksidir. Bunlardan birisine kıymet vermek, diğerine hakaret ve kötülemek olur.

Allahü teâlâ, habibi olan Muhammed aleyhisselama, İslâm düşmanları ile savaşmayı ve onlara sertlik göstermeyi emrediyor.

Allahü teâlâ, kâfirlerin, kendi düşmanı ve Peygamberinin düşmanı olduklarını bildiriyor.

Allahın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allaha düşman olmaya sürükler. Bir kimse, kendini müslüman zanneder.

Kelime-i tevhidi söyleyip, inanıyorum der. Namaz kılar ve ibâdet yapar. Halbuki, bilmez ki, böyle, [Allahın dostlarını sevmemek veya Allahın düşmanlarını “şu iyilikleri de var” diye sevmek] gibi çirkin hareketleri, onun imanını temelinden götürür. (m. 163)

Açık emir var

Muhammed Masum hazretleri de, (Kâfirleri sevmemek Kur’an-ı kerimde açıkça emredilmiştir.

Kur’an-ı kerime uymamız farzdır) buyurdu. Kâfirleri sevmeyi haram eden âyet-i kerimelerden birkaçının meali şöyledir:

(Allaha ve kıyamet gününe iman edenler; babaları, kardeşleri ve akrabası olsa da, Allahın ve Resulünün düşmanlarını sevmez.) [Mücadele 22]

(Kâfirleri dost edinen, Allahın dostluğunu bırakmış olur.) [A.İmran 28]

(Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin, sevmeyin!) [Maide 54]

(Kâfirlerle, münafıklarla cihad et! Onlara sert davran, düşmanlık yap!) [Tevbe 73]

Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramı, (Kâfirlere gadab ederler, birbirlerine merhametlidirler) diye övmektedir (Feth 29)

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:

(Allahü teâlâyı sevmeyen ve Onun düşmanlarını düşman bilmeyen, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen, Allahın sevgisine kavuşur.)

(İsyan edenlere düşmanlık ederek, Allaha yaklaşın!)

(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur.)

(Kâfirlere karşı malınızla, canınızla ve dilinizle cihad edin!)

Halife Hz. Ömer’e, (Hireli bir Hıristiyan var. Çok zeki, yazısı da çok güzel, bunu kendine katip yap) dediler. Kabul etmedi. (Ey müminler! Yahudi ve Hıristiyanları sevmeyin) mealindeki âyet-i kerimeyi okuyup, (Mümin olmayan birini dost edinemem) dedi.
 
Allah'ın düşmanları kimlerdir?

Değerli kardeşimiz;
"Allah düşmanları" deyimi, "O'nun buyruklarını reddeden inkarcılar"(İbn Atiyye, V, 10) veya "ilklerinden sonlarına kadar bütün inkarcılar"(Zemahşeri, IV,389; Râzî, XXVII, 115) olarak açıklanmıştır.

Ancak Taberî, bu deyimin özellikle Kur'an'in ilk muhatapları olan Mekke putperestleri için kullanıldığına işaret eder (Taberi, XXIV, 106); İbn Âşûr da aynı görüşü ısrarla savunur.

Ona göre Kureyş müşriklerinin bu şekilde anılmalarının sebebi, Resûlullah'a düşman olmalarıdır.

Nitekim Resûlullah'ı ve müslümanları yurtlarından çıkarmaları sebebiyle Allah Teâlâ onlardan "benim ve sizin düşmanlarınız"(Mümtehine 60/1) diye söz etmiştir (İbn Aşur, XXIV, 264-265).




Kaynak: Diyanet, Kuran Yolu Tefsiri, IV/603.
Selam ve dua ile...

Sorularla İslamiyet


 
Allah’ın düşmanları.

Allahü teâlâ buyuruyor ki:

Kıyamet günü şu üç kişinin hasmıyım:


1- Benim adımı anarak söz verip, sözünden dönen,

2- Hür insanı köle diye satan,

3- İşçinin ücretini vermeyen. (Buhari)
 
Allahın dost ve düşmanları

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Üç şey îmânın lezzetini artırır: Allah ve Resûlünü herşeyden çok sevmek, kendisini sevmiyen müslümanı Allah rızâsı için sevmek ve Allahın düşmanlarını sevmemek.) [Taberânî]

(Kişi, dünyada kimi severse, âhırette onun yanında olur.) [Buhârî]

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
(Sevgi, sevgilinin dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Bu sevgi ve düşmanlık, âşıkların elinde ve irâdesinde değildir.

Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz. Buna yalancı denir. Sevgi, sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir.

Büyükler, (Sevdiğin zâtı inciten kimseye gücenmez isen, köpek senden daha iyidir) demişlerdir. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allahtan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.) [c.4, m.29]

(Muhammed aleyhisselâma uymak için, Onu tam ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Tam ve olgun sevginin alâmeti de, onun düşmanlarını düşman bilip sevmemektir. Sevgiye müdâhene [gevşeklik] sığmaz.

İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez.

Cem’i zıddeyn muhâldir. Ya’nî iki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir.) [m. 165]

(Doğru îmânın alâmeti, kâfirleri düşman bilip, onlara mahsûs olan ve kâfirlik alâmeti olan şeyleri yapmamaktır. Çünkü islâm ile küfür, birbirinin aksidir.

Bunlardan birisine kıymet vermek, diğerine hakâret ve kötülemek olur. Allahü teâlâ, habîbi olan Muhammed aleyhisselâma, islâm düşmanları ile savaşmayı ve onlara sertlik göstermeyi emrediyor.

Allahü teâlâ, kâfirlerin, kendi düşmanı ve Peygamberinin düşmanı olduklarını bildiriyor.

Allahın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allaha düşman olmaya sürükler. Bir kimse, kendini müslüman zanneder. Kelime-i tevhîdi söyleyip, inanıyorum der.

Namaz kılar ve ibâdet yapar. Hâlbuki, bilmez ki, böyle, [Allahın dostlarını sevmemek veya Allahın düşmanlarını “şu iyilikleri de var” diye sevmek] gibi çirkin hareketleri, onun îmânını temelinden götürür.) [m. 163]

Muhammed Ma’sûm hazretleri buyurdu ki:

(Kâfirleri sevmemek Kur’ân-ı kerîmde açıkça emredilmiştir. Kur’ân-ı kerîme uymamız farzdır.) [m.29].

Kâfirleri sevmeyi harâm eden âyet-i kerîmelerden birkaçının meâli şöyle:

(Allaha ve kıyâmet gününe îmân edenler; babaları, kardeşleri ve akrabâsı olsa da, Allahın ve Resûlünün düşmanlarını sevmez.) [Mücâdele 22]

(Kâfirleri dost edinen, Allahın dostluğunu bırakmış olur.) [Â.İmrân 28]

(Yahûdîleri ve Hıristiyanları dost edinmeyin, sevmeyin!) [Mâide 54]

(Ey îmân edenler, benim ve sizin düşmanınız olanları dost edinmeyin, onları sevmeyin!) [Mümtehine 1]

(Kâfirlerle, münâfıklarla cihâd et! Onlara sert davran, düşmanlık yap!) [Tevbe 73]

Allahü teâlâ, Eshâb-ı kirâmı, (Kâfirlere gadab ederler, birbirlerine merhametlidirler) diye övmektedir (Feth 29)

Hadîs-i şerîflerde de buyuruluyor ki:

(Allahü teâlâyı sevmiyen ve O’nun düşmanlarını düşman bilmiyen, hakîkî îmân etmiş olmaz. Mü’minleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen, Allahın sevgisine kavuşur.) [İ.Ahmed]

(Allahın dostunu seven, düşmanını düşman bilen îmân-ı kâmil olur.) [E.Dâvüd]

(İsyân edenlere düşmanlık ederek, Allaha yaklaşın!) [Deylemî]

(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyâmette onlarla haşrolur.) [Taberânî]

(Kâfirlere karşı malınızla, cânınızla ve dilinizle cihâd edin!) [R.Muhtâr]

Halîfe Ömer’e, (Hîreli bir hıristiyan var. Çok zekî, yazısı da çok güzel, bunu kendine kâtib yap) dediler. Kabûl etmedi. Aşağıdaki âyet-i kerîmeyi okuyup, (Mü’min olmıyan birini dost edinemem) dedi

Ebû Mûsel Eş’arî hazretleri anlatır: Halîfe Ömer’e dedim ki:

- Hıristiyan kâtibim çok işe yarıyor.

- Niçin, bir müslüman kâtib kullanmıyorsun? (Ey mü’minler! Yahûdî ve hıristiyanları sevmeyin) âyetini işitmedin mi?

- Dîni onun, kâtibliği benim.

- Allahü teâlânın hakîr ettiğine ikrâm etme! O’nun zelîl ettiğini azîz eyleme! Allahın uzaklaştırdığına yaklaşma!

- Basra’yı onunla idâre edebiliyorum.

- Hıristiyan ölürse ne yapacaksan, şimdi onu yap! Hemen onu değiştir!
 
Allah'ın Düşmanları

Kur’an’da Allah’ın düşmanlarından söz edilmiştir. Kur’an’a göre; müşrikler, münafıklar ve kafirler Allah’ın düşmanlarıdır.

Çünkü bunlar, ya Allah’ın varlığını ve birliğini veya ayetlerini veya peygamberlerini tanımazlar veya Allah’a başkalarını ortak koşarlar veya Allah’a iman eden insanlara sırf bu sebeple düşmanlık ederler. “

Ey mü’minler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin.” (60/1) “(Ey mü’minler!) Onlara (kafirlere) gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar (savaş araç gereçleri, tanklar, füzeler, toplar.) hazırlayın.

Bununla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz.” (8/60) ayetlerinde açıkça “Allah’ın düşman›” (adüvvallah) kavramı zikredilmiştir.

Ayetlerin öncesi ve sonrasından (8/59, 60/1) “Allah’ın düşmanı” ile kast edilenlerin kafirler olduğu anlaşılmakta ve bu husus, Bakara Suresinin 98. ayetinde, “Allah, kafirlerin düşmanıdır” ayeti ile tasrih edilmektedir.

Yer yüzünde azan, (20/43) Allah’ı, Peygamberini ve ayetlerini yalanlayan ve ilahlık iddia eden (79/21, 24) Firavun için yüce Allah “düşmanım” (adüvvün lî); putlara tapan İbrahim (a.s.)’ın babası için de “Allah’ın düşmanı” demiştir.

(9/114)“Allah’ın düşmanları”nın ahiretteki cezası cehenemdir: Yüce Allah; “İnkar edenlere şiddetli bir azap tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız. Bu Allah düşmanlarının cezası ateştir. Onlara ayetlerimizi inkar etmelerinin cezas› olarak ebedî kalma yurdu (dâru’l-huld = cehennem) vardır” buyurmuştur. (41/27-28)

 
Geri