Allah’a emanet korosu.

Konu sahibi son olarak 151 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bütün hünerlerimi konuşturmak istedim bu gece, biraz çılgınca gelebilir farkındayım.
Sessiz bir yanılgım var, baş ucumda soluklanıyor şu an.. Manasından söz etmiyorum, edemiyorum.
Sustuklarım beynimi kemirdiği zaman öfke kuyusuna düşüyorum, galiba evet biraz kin kusuyorum.
Bir cümle saklıyorum avuçlarımda, her gün tükenmez kalem ile üzerinden geçiyorum.
“Geçmiş günler kanaya kanaya gelecek”
Silik dövme gibi duruyor, anlamını soranlara daha zamanı var diyorum, daha var.. Tabii bana zaman kalırsa..
Hâlâ uyumadan önce kitaplar okuyorum, aynı kitaplar..
“Kadın adamı çok seviyordu ama her defasında gidiyordu”
Böyle bir şey.. karabasan çöküyör mutlu sonlara galiba, her aşk biraz ayrılığa gebe değil mi?
Unutmadan..
“Adam feriştahını biliyordu beklemek denilen kaygının”
Sonra mı? Sonrası hep aynı işte.. baz istasyonlarına varıp mola vermeye benziyor ikisinin yaşantısı başka avuç içi çizgilerine düşme telaşı veya sarhoşluğu, ilk kim unutacak varoşluğu..
Hep aynı yollardan geçiyor şu ayaklar, insan insana takatsiz, tahammülsüz.
Soranlara da aşk hep yüzsüz!
Buydu kaçışın acı reçetesi.
Konuşurken tutuk yapıyor gözlerimiz, ağzımız mermiyi namluya dayamıştı bile! korkuyoruz çünkü.
Ama ondan, ama getireceklerinden..
Geçmişin yara bereleri belirliyor geleceğin yönünü ve çizgilerini, bir daha dene demeye korkuyor insan.
Yaya geçidine gelmeden önce hiç düşündün mü kırmızı ışıkta geçmenin sonrasını, olacakları?
“Ya ne olacak ki!” diye içindeki hissizliği dizginlemeye çalıştığının farkındayım..
Doğru ne olabilirdi ki?
En fazla öldürürdün, sonra kaçıp giderdin. Belki mobeseler dahi görmezdi plakanı ama vurduğun o kişi seni asla unutmazdı.
İşte bundan söz ediyorum, tam da bundan..
İlla kimsenin ölmesi gerekmiyor aşktan, acıdan.. ama ölen çok şey oluyor insanın içinde, insandan ve insanlıktan yana ve herkesin kalbi bir yalnızlık doğuruyor kendince, biraz jilet kesiği gibi, her an kanayacak gibi duruyor haliyle tutunmak zorunda olduğu için, öğreniyor başa çıkmayı..
Bir taht yapıyorsun kendine, veliahtı dahi olmayan, ve hep aynı levha duruyor önünde;
“dokunmayan yılan bin yaşasın”
Şimdi kusursuzdun..
Tüm güvensizliğin, takatsizliğin ve ihtişamlı yalnızlığı ile.
Bu kaçıncı gece dibe vuruşunun bilmiyorsun değil mi?
Düşünüyorsun..
Acaba şimdi hangi kitabin en güzel alıntılarını döşüyor o’nun tenine diye kekelemeye başlıyorsun.
Yapamadım, başaramadım, yine başa sardım..
Aklının uç noktasına geldin ve artık yine kayıplara değmeye başladın.
Bu sancı, belirsizlik korkusu çevirdi dört yanını..
Senaryosunu baştan aşağı onunla yazdığın bir hikayeyi o’nsuz oynayamazdın..
Biliyordun, gitmeliydin.
Yanındakinin ne önemi var? bir kenara itmeliydin hem onu hem de gururunu..
Sonra bir kalp çarpıntısı, boğazına saplanan cümleler ve o kötü hissiyat..
Kitaplardan, şiirlerden alıntılar yapacaktın belki de, böyle ikna etmiştin kendini.
Kelimelerden bir aşk döşenir mi hiç? döşemiştin.. tam da onun kalp bacasına, dumanın ilk tüttüğü yerden başlamıştın..
Oyalamamalıydın artık özneleri, sert bir ünlem ile yüklenmeliydin o’na.
O’nda asılı kalan benliğine.
Düşerse eğer tutana aşk olsun!
Düşmez ise eğer, bırak yerinde kalsın, başın sağ olsun!
Ve bu rüyadan uyan, içindekine dayan.
Şunu da unutma;
“Ne gitmekle biterdi kadın”
“Ne de beklemekle tükenirdi adam”
Bir taraf daha çok sevdi, hepsi bu kadar.

Rüzgar.
-İstek panelinden düşen materyaller.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Umarım edebi bir maksatla yazmamışsınızdır bunları veya estetik bir icraatta bulunduğunuzu düşünmüyorsunuzdur.

Şayet bu metin "ben bu zanaati icra etme konusunda bazı arzular besliyorum" niyetiyle yapılmış ve kritik/tavsiye/görüş bekleyen bir deneme ise; naçizane tavsiyem daha fazla ve daha iyi şeyler okumanız.

Sevgiler.
 
Umarım edebi bir maksatla yazmamışsınızdır bunları veya estetik bir icraatta bulunduğunuzu düşünmüyorsunuzdur.

Şayet bu metin "ben bu zanaati icra etme konusunda bazı arzular besliyorum" niyetiyle yapılmış ve kritik/tavsiye/görüş bekleyen bir deneme ise; naçizane tavsiyem daha fazla ve daha iyi şeyler okumanız.

Sevgiler.

Söylediklerinize cevaben: herhangi bir yazi yazarken, tavsiye veya görüş beklemem, zaten ben düz yazı, makale veya sizin tabiriniz, ile deneme konusunda iyi değilimdir aklıma geleni anlık yazar, dönüp sayfanın yüzüne bakmam bile.. keşke bana ait olan bu kategoriyi biraz gözlemlemiş olsaydınız daha iyi anlayacaktınız.
İlavetten bir şeyler okuma konusuna katiliyorum uzun zamandir hep ayni şeyleri okuduğum için bir eksiklik hissediyorum belki bu tavsiyeniz üzerine değiştirmek için fazla beklememem gerekiyor. Ama bütün yıllarını aşk ile alakalı şiirlere adayan bir adama, bu denli yaklaşmanızı sevmedim kötü niyetli bulmadım aslında ama yargısız infaz eleştirisi gibi oldu..
Eğer bana uyacağını düşündüğünüz kitaplar var ise PM’den bekliyor olacağım, teşekkür ederim.
Saygılar.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Korkma kalbim.
Gecmisin yarasi beresi, simdinin nefesi, gelecegin umudu...
Ilk ikisi sonuncunun pesinden kosarak tuketilmis. "Korkma kalbim" bile umudun bir kaniti.

Ayrica, bazen gitmek degil kalmak bitirir kadini. Gelecegin umudunu koparip yok etmektense, gozu gibi bakip, besleyerek beklemeli adam.

Allah korkmayan kalpleri, korkmayan kalpler ile bulustursun.
 
Söylediklerinize cevaben: herhangi bir yazi yazarken, tavsiye veya görüş beklemem, zaten ben düz yazı, makale veya sizin tabiriniz, ile deneme konusunda iyi değilimdir aklıma geleni anlık yazar, dönüp sayfanın yüzüne bakmam bile.. keşke bana ait olan bu kategoriyi biraz gözlemlemiş olsaydınız daha iyi anlayacaktınız.
İlavetten bir şeyler okuma konusuna katiliyorum uzun zamandir hep ayni şeyleri okuduğum için bir eksiklik hissediyorum belki bu tavsiyeniz üzerine değiştirmek için fazla beklememem gerekiyor. Ama bütün yıllarını aşk ile alakalı şiirlere adayan bir adama, bu denli yaklaşmanızı sevmedim kötü niyetli bulmadım aslında ama yargısız infaz eleştirisi gibi oldu..
Eğer bana uyacağını düşündüğünüz kitaplar var ise PM’den bekliyor olacağım, teşekkür ederim.
Saygılar.

Cevabınızın ilk kısmında izlediğinizi söylediğiniz metodu oldukça yanlış bulmakla birlikte beni çok da ilgilendirmediğini düşündüğümden sadece tekrar gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünüyorum. Not: Tür olarak denemeden bahsetmiyordum, deneme orada fiil olarak bulunuyor.

Kategori hususuna gelince, forumlar dahil girilebilmesi için sizin onayınıza ihtiyaç duyulmayan hiçbir yer "size ait" değildir. Son derece kamuya açık, umumi bir alana "bırakılmış" bir içeriğe, yine kamuya açık bir eleştiri getirdim ben. Bunun için sizin açtığınız ve fakat size ait olmayan diğer konuları/içerikleri incelemeye lüzum yok. Her içerik kendi bağlamında değerlendirilebilir. Ki edebiyat için de bu geçerlidir. Karamazov Kardeşler'i sevmeyen birine "Keşke Kumarbaz'ı okumadan böyle demeseydin, onu okusan daha iyi anlardın" demek abesle iştigaldir.

Son olarak tanımadığım kişilere kitap önermiyorum, şahsen çok kitap öneren biri değilimdir. Kişisel gelişimin kişisel olması gerektiğine inanıyorum.

Bu noktaya kadar işbu mesaj da dahil önceki mesajım ile birlikte değerlendirdiğiniz üslubum size ters, kışkırtıcı veya küçümseyici gelmemiştir umarım. Çok yumuşak dilli biri değilimdir, bunu kabul etmekle birlikte hiçbir art niyet ile yazmıyorum bu mesajları. Sadece yıllardır gözlemlediğim üzere -özellikle forumlarda- şahsa ait yazılara gelen dönütler "ay canım süper olmuş" seviyesinde ve havasında olduğu için, eleştiriler can yakıyor olabilir. Yanlış anlamamanız dileğiyle.

Sevgiler.
 
Cevabınızın ilk kısmında izlediğinizi söylediğiniz metodu oldukça yanlış bulmakla birlikte beni çok da ilgilendirmediğini düşündüğümden sadece tekrar gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünüyorum. Not: Tür olarak denemeden bahsetmiyordum, deneme orada fiil olarak bulunuyor.

Kategori hususuna gelince, forumlar dahil girilebilmesi için sizin onayınıza ihtiyaç duyulmayan hiçbir yer "size ait" değildir. Son derece kamuya açık, umumi bir alana "bırakılmış" bir içeriğe, yine kamuya açık bir eleştiri getirdim ben. Bunun için sizin açtığınız ve fakat size ait olmayan diğer konuları/içerikleri incelemeye lüzum yok. Her içerik kendi bağlamında değerlendirilebilir. Ki edebiyat için de bu geçerlidir. Karamazov Kardeşler'i sevmeyen birine "Keşke Kumarbaz'ı okumadan böyle demeseydin, onu okusan daha iyi anlardın" demek abesle iştigaldir.

Son olarak tanımadığım kişilere kitap önermiyorum, şahsen çok kitap öneren biri değilimdir. Kişisel gelişimin kişisel olması gerektiğine inanıyorum.

Bu noktaya kadar işbu mesaj da dahil önceki mesajım ile birlikte değerlendirdiğiniz üslubum size ters, kışkırtıcı veya küçümseyici gelmemiştir umarım. Çok yumuşak dilli biri değilimdir, bunu kabul etmekle birlikte hiçbir art niyet ile yazmıyorum bu mesajları. Sadece yıllardır gözlemlediğim üzere -özellikle forumlarda- şahsa ait yazılara gelen dönütler "ay canım süper olmuş" seviyesinde ve havasında olduğu için, eleştiriler can yakıyor olabilir. Yanlış anlamamanız dileğiyle.

Sevgiler.

Söylediklerinizi yanlış anlamaktan ziyade, bu şekilde girişinizi manasız buldum, eğer herhangi bir şeyi yaziyor isek, gelen eleştirinin de başımızın üzerinde yeri var lakin en altta bulunan ‘canımlı’ kısım hariç. Keza buradaki herkes bu boyutu çoktan aşmış, hatta ilgilenmemektedir.
Öneri ve fikirler için tekrar teşekkür ederim.
Sihhatle kalin.
 
scooby doo'nun bana öğrettiği bir şey var sa, o da hayalet diye bir şey yoktur, sadece kötü kalpli emlak sahipleri vardır.
 
Söylediklerinizi yanlış anlamaktan ziyade, bu şekilde girişinizi manasız buldum, eğer herhangi bir şeyi yaziyor isek, gelen eleştirinin de başımızın üzerinde yeri var lakin en altta bulunan ‘canımlı’ kısım hariç. Keza buradaki herkes bu boyutu çoktan aşmış, hatta ilgilenmemektedir.
Öneri ve fikirler için tekrar teşekkür ederim.
Sihhatle kalin.

Laubali kısımlar meclisten dışarı, misal olarak verilmiş bir laf. Sizin öyle olduğunuz ya da size böyle dönütler geldiği gibi bir iddia barındırmamakta.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri