Allah Niçin Kullarını Bir Yaratmadı? Kimini Kör, Kimisini Topal Olarak Yarattı?

  • Kullanıcı yagami
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İslami Sohbet ve Makaleler
Konu sahibi son olarak 2112 gün önce görüldü
Allah Niçin Kullarını Bir Yaratmadı?
"Allah Niçin Kullarını Bir Yaratmadı? Kimini Kör, Kimisini Topal Olarak Yarattı?"

1) Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse O'na karışamaz ve O'nun icâdına müdahale edemez. Senin zerratını yaratan, terkibini düzenleyip insanî hüviyeti bahşeden Allah'tır (cc). Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel bir şey vermemişsin ki, O'nun karşısında bir hak iddia edebilesin..

Eğer sen, sana verilenler mukâbilinde Allah'a bir şey vermiş olsaydın, "Bir göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver!" gibi iddialarda bulunmaya; "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?" diye itiraz etmeye belki hakkın olurdu. Hâlbuki sen Allah'a (cc) bir şey vermemişsin ki -hâşâ ve kellâ- O'na adâletsizlik isnadında bulunasın. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. Senin O'na karşı ne hakkın var ki yerine getirilmedi de haksızlık irtikap edildi!

Allahu Teâlâ Hazretleri seni yokluktan çıkarıp var etmiş: hem de insan olarak... Dikkat etsen; senin dûnunda birçok mahlûkat var ki, pekâlâ onlara bakıp nelere mazhar olduğunu düşünebilirsin.

2) Cenâb-ı Allah, bazen insanın ayağını alır; onun karşılığında âhirette pek çok şey verir. Ayağını almakla o kimseye aczini, zaafını, fakrını hissettirir. Kalbini Kendisine çevirtip, o insanın duygularına inkişaf verirse, çok az bir şey almakla, pek çok şeyler vermiş olur. Demek ki zâhiren olmasa bile, hakikatte bu ona, Allah'ın lûtfunun ifadesidir. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi... Bir insan, muharebede şehit olur. Bu şehâdetle mahkeme-i kübrâ ve Allah'ın huzurunda, sıddîkların, sâlihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu gören başkaları "Keşke Allah bize de harp meydanında şehâdet nasip etseydi." derler. Binâenaleyh, böyle bir insan parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey ona nispeten çok daha büyüktür.

Çok nâdir olarak, bazı kimseler, bu mevzûda küskünlük, kırgınlık, bedbinlik ve aşağılık duygusu ile inhiraf etseler bile, pek çok kimselerde bu kabil eksiklikler, daha fazla, Allah'a teveccühe vesile olmuştur. Bu itibarla haşarât-ı muzırra nev'inden bir kısım kimselerin, bu meseledeki kayıplarının serrişte edilmesi yerinde değildir. Bu mevzûda esas olan, ebede namzet insanların ruhlarında o âleme âit iştiyâkı uyarmaktır. Bu, arızalıda, arızaların itmesiyle Hakk'a teveccühü; başkalarında da ondan ibret alarak kanatlanmaları şeklinde kendini gösteriyorsa, maksada uygun ve hikmetlidir.

"Her işte hikmeti vardır,
Abes fiil işlemez Allah..." (Hz. İbrahim Hakkı)

Bedbîn: Kötümser, karamsar
Dûn: Aşağı, derecesi düşük
İnhiraf: Doğru yoldan çıkma, sapma
Serrişte: Bahane
 
Tevfik, inayet ve hidayet Allah'tandır.Bizim görevimiz dilimizin döndüğünce anlatmak.
 


Burası Kuran kursuna dönmüş ya. Rahleyle, takkeyle mi giriş yapsaydım acaba.

Birinci olgumuz : "Mülk Allah'ındır" denmiş. Mülk sahibi kadiri mutlak bir ilahın o mülk üzerindeki etkisinden söz etmiş.

Kalbin mühürlü olduğu için bu kısım üzerinden tartışmaya açmayacağım.

İkinci olgumuz :
Birinci maddede geçen bir ibareye dair. Yüce yaradanın mülk üzerindeki tasarrufundan söz ettikten sonra insanlara dair şöyle bir serzenişte bulunmuş;

"Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel bir şey vermemişsin ki, O'nun karşısında bir hak iddia edebilesin.."

"Eğer sen, sana verilenler mukâbilinde Allah'a bir şey vermiş olsaydın... "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?" diye itiraz etmeye belki hakkın olurdu"

Şimdi takkeni tak ve bunun üzerinden bir açıklama yap ki biz de anlayalım.
Biliyorum, paradoksal bir açıklamadan farkı yok bu cümlelerin. Ama denemelisin.

Tanrı'ya ne verebilirdik? Ne yapmalıydık ki fiziksel olarak bir yerlerimiz noksan olmasın?

(Diğer satırlara şimdilik değinmiyorum bile)
 


Birinci olgumuz : "Mülk Allah'ındır" denmiş. Mülk sahibi kadiri mutlak bir ilahın o mülk üzerindeki etkisinden söz etmiş.

Kalbin mühürlü olduğu için bu kısım üzerinden tartışmaya açmayacağım.

İkinci olgumuz :
Birinci maddede geçen bir ibareye dair. Yüce yaradanın mülk üzerindeki tasarrufundan söz ettikten sonra insanlara dair şöyle bir serzenişte bulunmuş;

"Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel bir şey vermemişsin ki, O'nun karşısında bir hak iddia edebilesin.."

"Eğer sen, sana verilenler mukâbilinde Allah'a bir şey vermiş olsaydın... "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?" diye itiraz etmeye belki hakkın olurdu"

Şimdi takkeni tak ve bunun üzerinden bir açıklama yap ki biz de anlayalım.
Biliyorum, paradoksal bir açıklamadan farkı yok bu cümlelerin. Ama denemelisin.

Tanrı'ya ne verebilirdik? Ne yapmalıydık ki fiziksel olarak bir yerlerimiz noksan olmasın?

(Diğer satırlara şimdilik değinmiyorum bile)

Hocam benim bunlara cevap verebilmem için öncelikle bir yaratıcı varlığa olan inanç gerekmiyor mu?
 


Hocam benim bunlara cevap verebilmem için öncelikle bir yaratıcı varlığa olan inanç gerekmiyor mu?

:gamer:

Takkeyi takarken iyiydi de açıklama isterken mi böyle oldu :d
Bunun farkındayım. Birinci olguda da senin inançsız olduğundan söz ettim.

Ama buna cevap vermen için inançlı olman gerekmiyor.
Daha doğrusu inanç ekseninde bir cevap da şart değil.
Bilim kurgu yapabilirsin, materyalizme uyarlayabilirsin, bu ifade sana ne çağrıştırıyor ise o... Deneyemiyorsan pas de geç :d
 
Önce hakkın ve haksızlığın ne olduğunu bilelim:

Farzedelim zengin biri buraya geldi ve sırayla bana 500, sana 1000, Apres'e 3000, malumatfuruşa da 10 lira verdi.
Malumatfuruş bu durumda adama diyebilir mi ki: "haksızlık ettin; onlara ne verdin, bana ne?"
Mülk sahibi, mülkünde istediği gibi tasarruf eder.gönlünden kime ne kopmuşsa onu verdi.

Ha, hepimizi eşit bi işte çalıştırmış olsaydı da böyle bir pay taksimi yapsaydı, o zaman haksızlık ettin diyebilirdik.

Aynen bunun gibi.Biz daha önce Allah'a ne verdik ki O'ndan bi hak talep edebilelim?"Niye iki göz değil de bir göz verdin.Kusursuz bir vücut yerine arızalı bir beden verdin" diyebilelim.


No Pasaran
 
@No Pasaran siteye iki bilgisayarımdan da ulaşamıyorum. Sorunu halleder halletmez cevaplandiracagim.
 
Önce hakkın ve haksızlığın ne olduğunu bilelim:
Haksızlık ödenmeyen bir haktan ileri gelir.
Farzedelim zengin biri buraya geldi ve sırayla bana 500, sana 1000, Apres'e 3000, malumatfuruşa da 10 lira verdi.
Malumatfuruş bu durumda adama diyebilir mi ki: "haksızlık ettin; onlara ne verdin, bana ne?"
Mülk sahibi, mülkünde istediği gibi tasarruf eder.gönlünden kime ne kopmuşsa onu verdi.

Ha, hepimizi eşit bi işte çalıştırmış olsaydı da böyle bir pay taksimi yapsaydı, o zaman haksızlık ettin diyebilirdik.

Aynen bunun gibi.Biz daha önce Allah'a ne verdik ki O'ndan bi hak talep edebilelim?"Niye iki göz değil de bir göz verdin.Kusursuz bir vücut yerine arızalı bir beden verdin" diyebilelim.

eksik kalmış bir cümle tamamlandı.
 


Elçilik görevinizde başarılar hocam, bilahare bana da bir seminer düzenlerseniz sevinirim.

Estağfirullah, hoca değiliz ama kendi halimizde birşeyler okuyup öğrenmeye, başkalarına da faydalı olmaya çalışıyoruz arkadaşım..
 
@yagami
Müsaadenle sana bir soru sormak isterim.
Kusuruma bakma sadece konu bütünlüğünde cevabını merak ettiğim bir soru...

Vücutta annenin folic asit eksikliğinden kaynaklı olarak bebekte eksik Doğum yada sakat Doğum doğumlar meydana gelebiliyor, uzuv eksikliği bunun Ender görülen türlerinden... Bu tür bir sıkıntı insanlar bilinçlendikçe azalmakta ... Sorum tamda burada bu anlamda bu Rabbin dileğimi bizim sorumsuzluğumu? Mülkteki tasarruf hakkı burada kime ait ?

Gecen hayr olsun...
 
@yagami
Müsaadenle sana bir soru sormak isterim.
Kusuruma bakma sadece konu bütünlüğünde cevabını merak ettiğim bir soru...

Vücutta annenin folic asit eksikliğinden kaynaklı olarak bebekte eksik Doğum yada sakat Doğum doğumlar meydana gelebiliyor, uzuv eksikliği bunun Ender görülen türlerinden... Bu tür bir sıkıntı insanlar bilinçlendikçe azalmakta ... Sorum tamda burada bu anlamda bu Rabbin dileğimi bizim sorumsuzluğumu? Mülkteki tasarruf hakkı burada kime ait ?

Gecen hayr olsun...

Amin kardeşim, sizin de..

Bahsettiğin biraz ince bir mesele..

Kader mevzuunda cüz-i iradeyle alakalı biraz.Kader konusu iyi anlaşılmadan burada açıklamaya çalışmam sanırım yerinde olmaz.

Ama şu kadar diyebilirim ki;
Allah c.c. o kişinin öyle bir sorumsuzluk yapacağını ezeli ilmiyle görüp o çocuğun sakat veya arızalı doğacağını takdir etmiştir.

Söylediklerimi daha iyi anlayabilmek için şu videoya bakabilirsin:

[YOUTUBE]zR6kNEE5Dy8[/YOUTUBE]​
 


Amin kardeşim, sizin de..

Bahsettiğin biraz ince bir mesele..

Kader mevzuunda cüz-i iradeyle alakalı biraz.Kader konusu iyi anlaşılmadan burada açıklamaya çalışmam sanırım yerinde olmaz.

Ama şu kadar diyebilirim ki;
Allah c.c. o kişinin öyle bir sorumsuzluk yapacağını ezeli ilmiyle görüp o çocuğun sakat veya arızalı doğacağını takdir etmiştir.

Söylediklerimi daha iyi anlayabilmek için şu videoya bakabilirsin:

[YOUTUBE]zR6kNEE5Dy8[/YOUTUBE]​

Sevgili youtube cihatcisi;
Okumak yok sorgulamak yok kanit gostermek yok. Tek yaptiginiz video atmak. Burada yaptiginiz sey insanlari bilgilendirmek degil kendinizi komik duruma sokmak.
 
Morlar mavileri, kirmizilar morlari ohoo sonra yaradani sorgula teeh
 
Geri