Ali Erbaş’ın dününe bak, bugününü anla!..
GÖZLEM – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın “Atatürk’e ve Cumhuriyet’e devamlı hakaretler yağdıran” Kadir Mısırlıoğlu’nu 10 Kasım’dan bir gün önce, “resmi kıyafeti ile” ziyaret etmesi, büyük tepki topladı. CHP / MHP / İyi Parti ya istifa etmesini ya da görevden alınmasını istedi. “10 Kasım saat 9.05’de kenefe gidin / Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunanlılar kazansa idi / Mustafa Kemal’i sevenler cenazeme gelmesin / Mustafa Kemal yeni bir devlet kurmamıştır, rejimi değiştirmiştir” gibi sözleri devamlı söyleyen bir adamı, Atatürk Haftası’nda ziyaret konusunda görüşünüz?
Atatürk'ün din ile ilgili yaklaşımı laiklik çerçevesinde çizilmişti. Atatürk'ün Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurarken amacı din konularının istismar edilmesinin önlenmesi, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması, yurttaşların dini özgürlüklerini bireysel olarak yaşamalarının garanti altına alınmasının sağlanmasıydı.
Bundan önce Diyanet İşleri Başkanı olarak çok sayıda saygın alimler görev yaptı. Bunlardan birisi de CHP'de Devlet Bakanlığı da yapan Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan idi. Şimdi, son olarak göreve getirilen bu kişi, Prof. Ali Erbaş, Cumhuriyet Gazetesi'nde Barış Terkoğlu'nun 1 Kasım 2018 tarihli köşesinden de öğreniyoruz ki, aslında 15 Temmuz kalkışmasını Fetullah Gülen adına yöneten Adil Öksüz'ün doktorasına olur veren ve yıllarca Sakarya Üniversitesi'nde Adil Öksüz ve 'ağabey' dediği yine FETÖ'nün sağ kolu, firari Prof. Dr. Suat Yıldırım ile beraber çalışan bir kişi. Fetullahçılar için "gönül erleri" demiş, FETÖ'nün "Kimse Yok Mu?" derneklerinde baş aktör olmuş. FETÖ'nün organize ettiği Abant Toplantılarının müdavimi ve yine FETÖ'nün kurduğu Kültürlerarası Diyalog Platformunun Yönetim Kurulu Üyesi.
Şimdi FETÖ'yle bu denli içli dışlı olan bir kişiyi Tayyip Erdoğan göreve getirmiş. Erbaş göreve geldiğinden bu yana Atatürk'e 29 Ekim, 10 Kasım haftasındaki hutbelerde bile yer vermeyip, Diyanet İşleri'nin internet sitesinden kurucusu Atatürk'ün adını çıkartan bir Diyanet İşleri Başkanı.
Ve şimdi de Diyanet İşleri Başkanı sıfatıyla Atatürk'e hakaretler yağdıran Fesli Kadir lakaplı şahsı, Atatürk'ün ölüm gününde gazetelere servis edecek şekilde ziyaret ediyor. Başkanın dününe bak, bugününü anla.
Burada öne çıkan iki konu var. Birisi Fethullah ile olan ilişkisi. Diğeri bu ziyareti Erdoğan'ın izni olmadan bu ziyareti gerçekleştirmiş olup olamayacağı.
İstifa çağrıları üzerine bu kişi herhangi bir savunma yapmadı. Onun yerine AKP Sözcüsü Ömer Çelik kendisini "Diyanet İşleri Başkanımız Cumhurbaşkanımızın takdir ettiği bir yöneticidir. Her insani ziyaretten siyasi sonuçlar çıkartmaya başlarsak bunun sonu gelmez" sözleriyle savundu.
Kanımca bu görevi yapan insanın hem çalıştığı kurumun, hem de Cumhuriyet'in kurucusu hakkında ipe sapa gelmez sözler söyleyen bir meczupu ziyaret edememesi gerekliydi.
Bu ziyareti Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dışında yaptıysa, büyük bir hata olmuş.
Erdoğan'ın çizdiği bir çizgi vardır. Bu çizgiyi her aştığında görevden alınması gerekmez. AKP içinde ne kadar rahatsızlık yarattı? Ortağı MHP'yi rahatsız ettiği Bahçeli'nin ağır sözlerinden belli. Umarız ki bu hükümet içinde bir daha tekrarlanmayacak bir hata olarak kalır. Ancak unutulmayacağı kesin.
Öte yandan, Atatürk ile ilgili bu çok önemli bir konuda yapılan böyle bir ziyaretin de Erdoğan'ın izni veya bilgisi olmadan yapılmış olabileceğini düşünmek bana zor geliyor.
M. Ali Kışlalı
https://www.gozlemgazetesi.com/Habe...ali-ali-erbasin-dunune-bak-bugununu-anla.html
GÖZLEM – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın “Atatürk’e ve Cumhuriyet’e devamlı hakaretler yağdıran” Kadir Mısırlıoğlu’nu 10 Kasım’dan bir gün önce, “resmi kıyafeti ile” ziyaret etmesi, büyük tepki topladı. CHP / MHP / İyi Parti ya istifa etmesini ya da görevden alınmasını istedi. “10 Kasım saat 9.05’de kenefe gidin / Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunanlılar kazansa idi / Mustafa Kemal’i sevenler cenazeme gelmesin / Mustafa Kemal yeni bir devlet kurmamıştır, rejimi değiştirmiştir” gibi sözleri devamlı söyleyen bir adamı, Atatürk Haftası’nda ziyaret konusunda görüşünüz?
Atatürk'ün din ile ilgili yaklaşımı laiklik çerçevesinde çizilmişti. Atatürk'ün Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurarken amacı din konularının istismar edilmesinin önlenmesi, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması, yurttaşların dini özgürlüklerini bireysel olarak yaşamalarının garanti altına alınmasının sağlanmasıydı.
Bundan önce Diyanet İşleri Başkanı olarak çok sayıda saygın alimler görev yaptı. Bunlardan birisi de CHP'de Devlet Bakanlığı da yapan Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan idi. Şimdi, son olarak göreve getirilen bu kişi, Prof. Ali Erbaş, Cumhuriyet Gazetesi'nde Barış Terkoğlu'nun 1 Kasım 2018 tarihli köşesinden de öğreniyoruz ki, aslında 15 Temmuz kalkışmasını Fetullah Gülen adına yöneten Adil Öksüz'ün doktorasına olur veren ve yıllarca Sakarya Üniversitesi'nde Adil Öksüz ve 'ağabey' dediği yine FETÖ'nün sağ kolu, firari Prof. Dr. Suat Yıldırım ile beraber çalışan bir kişi. Fetullahçılar için "gönül erleri" demiş, FETÖ'nün "Kimse Yok Mu?" derneklerinde baş aktör olmuş. FETÖ'nün organize ettiği Abant Toplantılarının müdavimi ve yine FETÖ'nün kurduğu Kültürlerarası Diyalog Platformunun Yönetim Kurulu Üyesi.
Şimdi FETÖ'yle bu denli içli dışlı olan bir kişiyi Tayyip Erdoğan göreve getirmiş. Erbaş göreve geldiğinden bu yana Atatürk'e 29 Ekim, 10 Kasım haftasındaki hutbelerde bile yer vermeyip, Diyanet İşleri'nin internet sitesinden kurucusu Atatürk'ün adını çıkartan bir Diyanet İşleri Başkanı.
Ve şimdi de Diyanet İşleri Başkanı sıfatıyla Atatürk'e hakaretler yağdıran Fesli Kadir lakaplı şahsı, Atatürk'ün ölüm gününde gazetelere servis edecek şekilde ziyaret ediyor. Başkanın dününe bak, bugününü anla.
Burada öne çıkan iki konu var. Birisi Fethullah ile olan ilişkisi. Diğeri bu ziyareti Erdoğan'ın izni olmadan bu ziyareti gerçekleştirmiş olup olamayacağı.
İstifa çağrıları üzerine bu kişi herhangi bir savunma yapmadı. Onun yerine AKP Sözcüsü Ömer Çelik kendisini "Diyanet İşleri Başkanımız Cumhurbaşkanımızın takdir ettiği bir yöneticidir. Her insani ziyaretten siyasi sonuçlar çıkartmaya başlarsak bunun sonu gelmez" sözleriyle savundu.
Kanımca bu görevi yapan insanın hem çalıştığı kurumun, hem de Cumhuriyet'in kurucusu hakkında ipe sapa gelmez sözler söyleyen bir meczupu ziyaret edememesi gerekliydi.
Bu ziyareti Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dışında yaptıysa, büyük bir hata olmuş.
Erdoğan'ın çizdiği bir çizgi vardır. Bu çizgiyi her aştığında görevden alınması gerekmez. AKP içinde ne kadar rahatsızlık yarattı? Ortağı MHP'yi rahatsız ettiği Bahçeli'nin ağır sözlerinden belli. Umarız ki bu hükümet içinde bir daha tekrarlanmayacak bir hata olarak kalır. Ancak unutulmayacağı kesin.
Öte yandan, Atatürk ile ilgili bu çok önemli bir konuda yapılan böyle bir ziyaretin de Erdoğan'ın izni veya bilgisi olmadan yapılmış olabileceğini düşünmek bana zor geliyor.
M. Ali Kışlalı
https://www.gozlemgazetesi.com/Habe...ali-ali-erbasin-dunune-bak-bugununu-anla.html