Akşam Metrosu

Konu sahibi son olarak 3956 gün önce görüldü
Akşam vakti metro çekilmez olur. Kalabalıktır bir kere. O itiş kakışta tutunacak bir yer ararsın. Ayağındaki topukluların boyuna güvenerek, direklere değil de şu asılarak tutunulan şeylere tutunursun. Çantana fazladan koyduğun şeyler için öfkelenirsin, bu yorgunlukta bir de onların ağırlığını taşıyorum diye.. Gözün sabitlenemez bir yere, çünkü camlar yansıma yapıyordur o karanlıkta. Dışardan bir şeye bakamazsın, bakabildiğin tek yer onlarca çift gözdür. Reklamlara ilişir gözün. Noktasını niye unutmuşlar der, kızarsın o reklamı hazırlayan grafikere. Ne biçim logo yapmışlar, "ben olsam..." diye bir cümleye başlar, fontundan rengine kadar baştan tasarlarsın logoyu kafanda. Logo tamamdır ya reklamını da yaparsın bir çırpıda. Anlarsın müşterinin işini niye 2 dakikaya indirgediğini o anda... "Al işte, ben ayaküstü yaptım bile, adamların da düşünme mantığı bu demek ki" der, empatinin alasını yaparsın, kendini bir kat haksız düşürme pahasına.

Akşam vakti ayakta durmaya mahkumsundur metroda. Gündüz vakti değilse aslında hep ayakta durmak zorundasındır. Mutlaka bir yaşlı vardır yer verecek ya da senden daha çok oturmaya ihtiyacı olan biri.. Yer vermezsen pişman olursun, vicdanın sızlar. Sen böyle değilsin Işıl, nidaları kafanda çınlar durur. Baştan oturmazsın sen de...! Vapurda bu sorun yoktur, her zaman oturacak bir yer vardır.. Özlersin dalgaları, serin üst katı..

Duraklar akar durur. O saatte güzel kızlar da binmez ki inceleyesin zaman geçsin. Biniyorsa da hiç senin vagona denk gelmez. Erkekleri kesemezsin, sakıncalıdır. Kızlara istediğin gibi bakabilirsin nasılsa, kimse gıkını çıkarmaz.

Bir anda vagonun ışığı söner, etraf kapkaranlık olur. Tedirgin olursun, çantan emniyette mi, biri elleşir mi diye endişelenirsin. Elinde çanta diğeri de sımsıkı tutunmakta, zar zor dengede durmaya çalışmaktasın. Bir de bu olursa nasıl tepki vereceğini hesaplamaya çalışırsın. Hiçbir sorun çıkmadan ışıklar yanar, bir de durak anonsu ile kendine gelirsin, rahatlarsın. Bir yer boşalır. Hiçbir yaşlı olmadığına sevinip çömersin koltuğa. Kitap da okuyamazsın, başın bir dünyadır. Telefonunda internet te yoktur ki girip oyalanasın. Sudoku oynamak sıkmıştır, hem internet olsa kesin şeker oyunu oynarsın. Sen oynarken meraklı birinin elindeki oyuna bakması düşüncesi rahatsız eder, iyi ki internetim yokmuş telefonumda der, olmayan şey için sevinirsin üstüne..

Koridor tarafına oturmuşsundur. Bir şey omzunda gezinir. Aklına yine bir sürü şey gelir ama yine hiçbir şey olmamıştır. Olan sadece senin kuruntularındır.. Yan tarafın boşalır ve herifin teki oturur oraya. Dakka başı senin tarafa bakar. İnatla bakar, durak okuma ihtimali yoktur. Belki arkamda güzel bir kız vardır da onu kesiyordur diye onun varlığını kafandan atmaya çalışırsın. Bakması yetmiyormuş gibi bir de dar gelen yerinde iyice yayılır. Benim koltuğumdan çalmaya çalışır. Bu bir dikkat çekme yöntemi midir der, hastadır diyerek buna da bir kılıf uydurursun. Sonra dayanamazsın, bu kalabalıkta "ne bakıyorsun be" de diyemeyecek olduğunu düşünürsün. Sen öyle desen, yanındakinin "sana bakmıyorum ki abla, niye üstüne alındın, ...'na bakıyorum" diye bir cümle sarfetme olasılığı vardır. Sen bu olasılığı olmuş gibi düşünür yapabileceğin en iyi şeyi yaparsın. Suratını en iğrenç hale sokup ondan yana bakarsın ısrarla. Kaşlarını çatar, ağzını büker, inatla o yöne bakarsın. Gözlerine ya da yüzüne değil, sadece o yöne. Bu onu öyle bir etkiler ki, benim yöne baktığına pişman olur, bir daha da benle ilişkisini keser, toparlanır, koltuğumdaki hakkımı da geri verir. Sonra normale döner, böyle saçma bir şey yaptığın için kendine kızarsın.

Biri takılır gözüne camdaki yansımada. incelersin ojelerini. Bir parmağındakini taşırmıştır. Saçlarına takılır gözün, elinle düzeltmek geçer içinden. Sonra ardından "sapık mısın I..., kendine gel" lafları.. Yok normalim ben, gayet normalim. Kızla göz göze gelirsin yansımada. Hiçbir şey olmamış gibi gözlerini kaydırırsın, sonra bir daha o tarafa bakmazsın. Nasılsa o da sözsüz verecek tepkisini...

27 Aralık 2013
 
1- İZBAN.. (İzmir'de)

2- 27 Aralık akşamı yazıldı çünkü..
 
Geri