Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
AKŞAM GÜNEŞİ ROMANININ ÖZETİ (ROMAN ÖZETİ, KİTAP ÖZETİ, ÖZETLERİ)
Reşat Nuri Güntekin
Konu
Eser, hareketli bir hayattan sonra hasta olan bir adamın başından geçen olayları ve aşklarını anlatıyor.
Özet
Necati küçük yaşta annesini ve babasını kaybedene kadar ailesiyle birlikte Büyükada’da yaşar. Amcası onu İstanbul’a yanına alır ve büyütür. Amcasının iki kızı vardır. Necati orta okulu bitirdikten sonra askeri okula girer. Buradan mezun olduktan sonra amcasının yardımıyla Fransa’ya askeri akademiye girer. Fransa’da gönlünü epeyce eğlendirir. Buradan mezun olduktan sonra İstanbul’a döner. İstanbul’dan Şam’a tayini çıkar. Şam’da sıkıcı iki yıl geçirdikten sonra Bulgaristan’a tayini çıkar. Bu göreve gitmeden önce bir aylığına izin alır. Amcasının yanına gider. Burada amcasının büyük kızı, kocası ile sorunları yüzünden kendisini vurur ve felç olur. Kızıyla birlikte babasının yanına taşınırlar. Bu tatil sırasında Necati gönlünü komşu kızı Zehra’ya kaptırır ve kendisini beklemesini söyler.
Necati Bulgaristan’a giderken bir Türk çetesi treni durdurur. Necati’nin subay olduğunu anlarlar ve çeteye dahil ederler. Bu Türk çetesi Rum çeteleri ile çatışmalara girerler. Bir çatışmada Necati ağır yaralanır ve yolunu kaybeder. Dört gün gibi bir süre terk edimiş değirmende kalır. Birisi onu bu yerde bulur ve bir hastahaneye götürür. Değirmende kalırken çok kan kaybeder ve yarası mikrop kapar. Doktorlar, Necati’ye bundan sonraki yaşamında heyecan yaşamamasını, eğer çok heyecanlanırsa öleceğini söyler. İyileştikten sonra hastahaneden ayrılır ve İstanbul’a amcasının yanına döner. İstanbul’a gidince durumu Zehra’ya açıklar ve ondan ayrılır. Necati’nin amcası görev sırasında ölmüştür ve yeni haberi olur.
Nilgün, Necati ile ilgilenir ve ona bakar. Bir süre sonra Nilgün, Necati ile evlenir. Hastalığından dolayı düzenli bir hayat sürmek için babasından miras kalan Büyükada’daki çiftliğe yerleşir. Bir süre sonra Leyla çifliğe ziyarete gelir. Leyla büyümüş ve genç bir kız olmuştur. Necati ve Leyla çiftlikte gezerler, ata binerler, beraber dolaşırlar. Bu sırada birbirlerine bağlanırlar. Ve bir gün baloda Leyla ile dans ederken aşırı heyecanlanır ve ölür.
Ana Fikir
Hayat her zaman umduğumuz gibi gitmeyebilir, fakat değişikliklere kendimizi hazırlamalıyız.
Şahıslar ve Olaylar
NECATİ; gençliğini dolu dolu yaşamış, istegiği herşeyi yapmıştır. Geçirdiği hastalıktan dolayı eski hareketliliği kalmamıştır.
LEYLA; sevecen, çok güzel bir kızdır. Gönlünü genç yaşta Necati’ye kaptırır.
NİLGÜN; yardımsever ve iyi kalpli bir kızdır. Necati’ye çoçukluğundan beri aşıktır, fakat bunu söyliyemez.
AKŞAM GÜNEŞİ ROMANININ ÖZETİ (2) (KİTABININ ÖZETİ, ROMAN ÖZETİ)
Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
Romanın Özeti
Hükümet doktoru olarak (M... ) adasına gelen Doktor Kemal Bey Hacı İsmail Çavuş rehberliğinde teftiş gezisi yaparken Ayazma Çiftliğinini sahibi Nazmi Bey’le tanışır. Nazmi Bey tüm adada yaptığı iyiliklerle peygambere benzetilen,sevilen ve tanınan bir adamdır. Kemal Bey kısa zamanda Nazmi Bey’le dost olur. Ancak Kemal Bey dört buçuk ay sonra Erzurum’a tayin edilir. Orada 2 buçuk sene görevini yaptıktan sonra tekrar Rodos’a tayin edilir. İşe başlar başlamaz (M... ) adasını ziyarete gelir. Sisli ve yağmurlu bir akşam Nazmi Bey’e rastlar. Nazmi Bey ıslak elbiseler içinde titremekte, kriz geçirmektedir. Kemal Bey Nazmi’yi arabasına alır ve kendi pansiyonuna götürür. Nazmi Bey ısrarla kendi hayatını, acılarını Kemal Bey’e itiraf etmek ister ve anlatmaya başlar.
Nazmi Bey küçükken günü gününe uyumayan bir çoçuktur. Annesinin genç yaşta tifodan ölmesiyle, hastalıklı bir adam olan babası (M... ) adasındaki Ayazma Çiftliğine yerleşir. Nazmi Bey’i 8 yaşındayken Galatasaray’a gönderir. Nazmi, tatil günlerini amcasınn yanında geçirmektedir. Babası ölür. Tamamen amcasının yanında kalmaya başlar.
Nazmi ele avuca sığmayan hareketli bir çocuktur. Amcası onun eğitimi için elinden geleni yapar. Nazmi asker olmak ister ve Harbiye’ye girer. Ordan sonra tahsilini tamamlamak için Fransa’ya gider. Orada yaptığı çapkınlıklarla,maceraperestliğiyle küçük bir şöhrete sahip olur. Memlekete döndükten sonra birkaç ay Çamlıca’daki köşkte amcasının yanında kalır. Köşkte yalnız Şükran ve Gülizar kalfa bir de ihtiyar uşak vardır. O yılın sonbaharında Nazmi’yi Şam’a tayin ederler. Çıkardığı meseleler yüzünden Kudüs’e gönderilir. Orda yaptığı çapkınlıklar nedeniyle de yeni bir vazife ile Akka’ya gider. Buradan da Manastır’a gider. Burada İbrahim ismindeki arkadaşıyla kalır. Nazmi bir arkadaşını uğurlamak için gittiği istasyonda eski sevgilisine rastlar ve onun peşinden İstanbul’a gider. Daha sonra ateşemiliter olarak Fransa’ya gönderilir. Ancak gitmeden önce Eylül’e kadar amcasının yanında kalmak için izin alır. Nazmi köşke gelmeden önce Şükran’ın ablası Naciye’nin kocası Neyyir Bey suikaste uğrar ancak ölmez. Köşke geldiği zaman olayın iç yüzünü Şükran’dan öğrenir. Naciye çapkınlık yapan kocasın öldürmek istemiştir. Bundan dolayı da Naciye sinir hastalığına tutulur. Sonbahar gelmiştir. Nazmi konaktaki işlerini yürütmekte Naciye’nin kızı olan Jülide’yle yakından ilgilenmektedir. Nazmi, köşke ziyarete gelen ve Şükran’nın arkadaşı olan Nazan’a aşık olur. Jülide’yi gezdirme bahanesiyle onun köşküne gider ve Jülide aracılığıyla birbirlerine hislerini anlatırlar. Avrupa’dan döndüğünde evlenmek için sözleşirler.
Fransa’ya giden tren Edirne’de durdurulur. Nazmi orada İbrahim’le karşılaşır. İbrahim onu daha önce namını işittiği Kaymakam Nusret Bey’le tanıştırır. Nazmi, Fransa’ya gitmekten vazgeçer ve İbrahim’in çetesine katılır. Nusret Bey ve çetesi pusuya düşülür. Nazmi yaralanır,İbrahim’le hastanede kalır. Şükran’nın yazdığı mektuptan amcasının ve Naciye’nin ölüğünü anlar. Nazmi hastaneden çıkınca Çamlıca’daki köşke gider ve ona hastalığı boyunca Şükran bakar. Nazmi hastalığı nedeniyle askerliği bırakmak zorunda kalır. Nazan Nazmi’nin hastalığı nedeniyle onunla olan ilişkisini bitirir. Nazmi hayatın geri kalanını Ayazma Çiftliğinde yaşamak için (M... )adasına gider. Orada yanına çağırdığı Şükran’la evlenir. Şükran ve Nazmi, yetim ve öksüz kalan Ayşe’yi evlatlık alırlar.
Naciye’nin ölümünden sonra kızı Jülide’yi alarak Avrupa’ya giden Neyyir Bey ölür ve kızını ölmeden önce Şükran ve Nazmi’ye emanet eder. Jülide Ayazma Çiftliğine gelir. O havai bir kızdır. Nazmi’ye ve çiftlik halkına ters düşecek şeyler yapmaktadır. Nazmi’yle Jülide anlaşamamakta, her konuşmaları tartışmaya dönüşmektedir.
Ancak bir gün Nazmi ona yasaklamasına rağmen Jülide’yi kütüpanesinde bulur. O günden sonra onu anlamaya başlar zamanla Nazmi ile Jülide’nin arası düzelir. Artık, Nazmi ile Jülide baba kızdan ziyade iki arkadaş gibi olmuşlardır. Jülide eniştesini komşuları Silvi’den ve İstanbul’da bir tiyatroda karşılaştıkları Nazan’dan kıskanır. Nazmi, Jülide’nin sevdiği kişi olarak bildiği Burhan Bey’le tanışır. Ancak, Jülide Burhan Bey’den ayrılır. Ayşe’nin düğün gecesi,Jülide kendini denize atarak intihar eder; ama kurtarılır. Jülide’nin intihar etmeden önce öldükten sonra verilmek üzere eniştesi için yazdığı mektubu Ayşe o gece Nazmi’ye verir. Mektupta Jülide eniştesine olan aşkını itiraf etmektedir. Nazmi de kendi kendine Jülide’yi sevdiğini itiraf eder. Ancak, bu mektubu okuduğunu Jülide’ye söylemez. Ayşe Jülide’ye mektubu geri verir. Jülide iyileşir,ancak eskisi gibi neşeli değildir. Nazmi, Jülide’yi İhsan adlı iyi bir gençle evlendirir. Onun için (M... )de bir ev yaptırır. İhsan sık sık Jülide’yi ziyaret eder ve bir bahane bularak Jülide’yi köşke çağırır. İhsan’ın işi dolayısıyla Jülide Bakü’ye gitme kararı alır. Son bir kez Nazmi’nin evine gelirler. Jülide artık İhsan’a alışmış ve onu sevmeye başlamıştır. Nazmi, Jülide’nin artık onu sevmediğini anlar. Jülide tamamen gidince Nazmi karısını İstanbul’a gönderir,kendisi de hastalanır.
Kemal Bey, Nazmi Bey’in karısı gelene kadar onun yanında kalır. Daha sonra vazifesi nedeniyle Rodos’a gider. Sekiz ay sonra tekrar geldiğinde Nazmi’nin öldüğünü öğrenir.
Genel Değerlendirme
Bu roman başarılı bir kurguya sahiptir. Olaylar sebep-sonuç ilişkisine dayalı olarak verilmiştir: Nazmi’nin Ayazma Çiftliğine geliş nedeni sakin bir hayat sürmek zorunda kalmasına bağlanmıştır. Bu yerin Ayazma Çiftliği olması da romanın başında Nazmi’nin babasının burayı sakin bir yer olarak görüp, hastalığını orada geçirmiş olmasıyla ve buranın eski bir manastır olmasıyla açıklanmıştır. Yine Jülide’nin sık sık ağlamalarının, buhranlarının nedeninin eniştesine olan sevgisi olduğu daha sonra ortaya konacak bu şekilde sebep-sonuç ilişkisi kurulaçaktır.
Daha birçok olay ve durum bu romanda bir veya birkaç sebeple açuklanabilir. Romanın sonu da iyi bir kugu sayesinde gereksizlikten ve sebepsizlikten kurtarılmıştır. Romanın sonunda ölen Nazmi zaten kalp hastasıdır. Onun çok sevdiği Jülide’nin gidişine üzülmesi ve başlayan nöbetleri bu sonu gerektirmiştir.
Reşat Nuri’nin romanlarında çok sayıda değişik çevrelerden alınmış, değişik karakter ve meslekten insanlar tanırız. Romanlarının kahramanları genellikle de erkeklerdir. Burada da Nazmi baş kahramandır. Jülide ikinci plandadır. Bu aşk hikayesinde Nazmi ön plana çıkarılmıştır.
Roman kahramanlarının çevresinde çok sayıda kişiye rastlıyoruz; çavuş, müftü, albay,doktor, kahya,kalfa gibi birçok meslekten insan vardır. Olaylar ve kişiler halkın orta tabakasından alınmıştır.