AKP’nin “Şeytanlaştırma” Siyaseti

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
AKP’nin genel siyasi tavrı dost-düşman ayrımı üzerine kurulu. Buna göre iktidarın “biz”ini teşkil eden “millet/milli irade” yani sünni-muhafazakar rejimin destekçileri/kabul edenleri rejimin “makbul vatandaş”kategorisine tekabül etmektedir. Makbul vatandaş kategorisine dahil edil(e)meyenler ya da dahil olmayı reddedenler ise “iç düşman” olarak kodlanmaktadır adeta. Aleviler, Kürtler, Sosyalistler ve Kemalistlerin ağırlıkla oluşturduğu bu kesim “iç düşmandır” ve bu iç düşmana yönelik eleştiri genellikle vatan hainliği, gayrimillilik ve dış güçlerin hizmetinde olmak gibi ithamlarla şekillenmiştir.
Vatan haini iç düşman figürünün inşası kuşkusuz söylemsel bir inşadır. Bu figür basın açıklamalarıyla, köşe yazılarıyla, röportajlarla, miting ve toplantılardaki konuşmalarla inşa edilir ve bu inşa sürecinde iç düşman iğrençleştirilir ve şeytanlaştırılır. Bu, “biz”e karşı inşa edilen “öteki”yi, yani düşmanı insan olmaktan çıkarıp öldürülebilir bir figüre, böceğe, yılana, fareye ya da toplumsal bünyeyi bozan bir virüse dönüştürür. Böylece “öteki”, hukuki hakları olan bir insan/yurttaş olmaktan çıkarılarak iktidarın şiddetinin doğrudan yöneldiği ve yasanın korunmadığı bir varlık haline gelir. İğrençleştirme ve şeytanlaştırma “biz”i korku ve kaygı aracılığıyla bir arada tutar aynı zamanda: kutsala saldırıp toplum huzuru ve sağlığı bozan iğrenç ve şeytani bir figür olan iç düşmana karşı saflar daha da sıklaştırılmalı, aynı zamanda ona karşı milletin ve devletin müdafaası adına mücadele eden liderin etrafında sorgusuz sualsiz biat halinin belirlediği bir kenetlenme yaratılmalıdır.

Gezi/Haziran Direnişi’nde somutlaşan gayrimilli iradenin temsilcisi iç düşmanın, yani “Gezici” figürünün şeytanlaştırılması adına, burada geçen üç örneğe yakından bakılabilir.

(Örneklere ve buna dair kullandığım kaynaklara sonraki yazımda değineceğim)

No Pasaran
 
Geri