AKP kaybettiğini anladı
696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bir ilçeyi taşıyorlar! Yetmiyor, Varlık Fonu'ndaki şirketlerin dış borç almasına, tahvil yoluyla yabancılara satılmasına izin veriyorlar! Yetmiyor, 15-16 Temmuz darbe girişiminin "devamı" olarak değerlendirilecek eylem yapanları öldürecek sivillere de "ceza muafiyeti" tanınıyor!
Ne deniliyor, futbol maçlarında?"Vur, kır parçala, bu maçı kazan" deniliyor değil mi? İşte iktidarın yapmaya çalıştığı tam da budur! Hakemleri bile satın aldılar ama 90'ıncı dakikada mağlup durumdalar. Kararnamelerle maçı kazanmaya çalışıyorlar!
AKP seçimle iktidara geldi ama artık seçimle iktidardan gitmek istemiyor. Zira onlar için iktidarı bırakmanın maliyeti çok büyük... Sömürünün, yağma ve talanın tadına öylesine vardılar ki, o olanaklardan mahrum olmak istemiyorlar.
Toplumu dar-ül harp ve dar’ül İslam olarak ikiye bölüyorlar. Kendileri gibi olmayanları dar-ül harp cephesinde, netice itibariyle katli vacip kafirler olarak görüyorlar. Aslında “kutuplaştırmadan” öte bir durum söz konusudur… Tabii kafirleri katledip mallarına el koymak, kadınları köleleştirmek, 15 Temmuz gecesi askerî öğrencilerin boynunu kesenler, boğazın sularına atanlar iktidarı kaybedeceklerini anladıkları zaman neler yapmazlar.
Bu (KHK) bunun için çıkartılmıştır, ülkemiz ve insanlarımız şu anda tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar iktidarın tehdidi altındadır.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ,*696 sayılı KHK'nın 121. maddesiyle*ilgili tartışmalarla ilgili olarak,
Bozdağ’ın açıklamalarının bir bölümünden bir seçme yapacak olursak: “Kesinlikle muğlak değildir, nettir açıktır, eksiği yoktur. Yeni bir düzenlemeye ihtiyaç yoktur.” Doğru bir açıklama gerçekten “ihtiyaç yoktur”.
Yoktur çünkü bu “millet” eğer okuduğunu anlamaktan yoksun değilse, son KHK’de yer alan tartışılan düzenleme apaçık olarak 15 Temmuz çıkışlı ama sonu nereye varacağı besbelli nitelikte bir içeriğe sahiptir. Hani derler ya “Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın?”, tamı tamına böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Söz konusu KHK’de yer alan “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemenin içinde yer alan “… ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin…” faslı geçmiş zamana mı, yoksa gelecek (ve hatta!) geniş zamana mı işaret ediyor? “Sonraki sürece de uygulanamaz”mış; demek “bunların devamı niteliğindeki eylemlerin” cümleciği “geçmiş zamana” işaret ediyormuş! Yakın dönemde “Adalet Bakanı” koltuğunu işgal etmiş bir kişinin şu sözleri gerçekten “tüyler ürpertici” nitelikte.
Darbeleri, darbe teşebbüslerini önleyecek olan sivil vatandaşlar mıdır, yoksa devletin silahlı askeri ve polisi midir?
Bombalar, her türden savaş ve darbe senaryoları, başıboş cihatçılar, düzen siyasetinde hiç bitmeyen yeni çıkış arayışları, AKP'de ve sarayda kaynayan kazanlar, Türkiye'de şu anda olan belirsizlik, Kitleler tedirgin, kitleler, yarın ne olacağını bilmiyor, kitleler, hayatından endişeli, Kitle desteğiyle iktidarda durduğunu iddia eden AKP'nin en zayıf yanı kitleler.
İktidar budalası yoz ve yandaş kesimin bir zamanlar "Bizden izinsiz Orta Doğu'da yaprak kıpırdamaz, biz oyun kurucu ülkeyiz" türünden söylemleri "değerli yalnızlıkla" sonuçlanmış, ktidar medyasının pompaladığı "Dünyayı yöneten Erdoğan" böbürlenmesi fos çıkmıştır.
Eğer 2019 seçimleri öncesinde Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığını kaybedip mevcut yönetimin gideceği mutlak olarak anlaşılırsa, işte o an Türkiye’nin bir iç savaşa girme ihtimali gündeme gelecektir.
Kaybedileceği kesin olan seçimi ertelemek için!
Malum savaş durumunda yasal olarak seçim pekala erteleniyor ki geçtiğimiz referandumda bilinen tavırlar sergileyen Yüksek Seçim Kurulu böyle bir tabloda bu kararı anında verecektir.