AKP Hükümeti hala meşru mudur?
Halkın yarısının oyunu gerçekten aldılar mı?
Son yıllarda yapılan seçimlerde seçmen sayısında olağan dışı oynamalar olmuştur.
2002 seçimlerinde seçmen sayısı 41.291.056 iken,2015 seçimlerinde 54.049.940 olmuştur,13 senede meydana gelen seçmen sayısındaki artış: 12.759.884 tür.
Meydana gelen bu artış dünyanın bir çok ülkesinin toplam nüfusundan fazladır.
Sizlere göre bu artış normal midir?
Türkiye’nin tüm güç ve kaynaklarını yöneten AKP Hükümeti'nin Başbakanı tarafından “BOP’un eşbaşkanı” olduğu açıklandığına göre, gerek iç siyasetteki özelleştirme ve ayrıştırma uygulamaları ve dış siyasetteki BOP’a uygun Irak ve Suriye politikalarıyla bu AKP Hükümeti, anayasamızın değiştirilemez maddesi olan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütündür” ilkesini resmen ve alenen ihlal etmiş demektir. Hala da ihlal etmeye devam etmektedir.
Bu durumda “AKP Hükümeti hala meşru mudur” sorusunun cevaplanması gerekmektedir. Çünkü ister savaş ister barışta, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü hedef almış bir plan ve projede yer almış olan bir hükümet açıkça suç işlemektedir, hem de öyle bir suç ki adına “vatana ihanet” denilebilecek kadar ağır bir suç! Bu, Osmanlı zamanındaki Damat Ferit Hükümeti’nin ülkemiz ve milletimizin varlık ve bekasına karşı İngilizlerle işbirliği yapması kadar ağır bir suçtur, nitekim bu suçu işleyenler o dönemde vatan haini ilan edilerek yurt dışında kovulmuşlardır…
Türkiye, ülkemiz ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü hedeflemiş ve kendi hükümetinin de yer aldığı bu BOP projesinin işleyişini durdurmak zorundadır.
Aksi halde zaten ağır ve yakın bir tehdit altında olan Türkiye, varlık ve bekasını sürdürme imkanı bulamayacaktır. Irak’ta olan bitenler, Suriye’de halen yaşanmakta olan süreç, bu tespitimizin doğruluğunu destekleyen açık kanıtlardır.
Eğer ki bir siyasi iktidar düşmanla işbirliği yaparak bir ulusun ve devletin varlık ve bekasını açıktan tehlikeye düşürüyorsa, böylesi bir siyasi iktidara karşı bir ulusun direnişi suç değil meşru müdafaadır.
***
İleri demokrasi.
İleri demokrasi Osmanlı Sarayı, Hitler demokrasisi gibi bişey…
Yani, baştaki kişi, gidişatına, isteklerine, arzularına, hedefine uygun olmayan bir adamı anında, bozuk para gibi Harcayabilir…
Onun astığı astık, kestiği kestiktir…
AKP’nin İleri demokrasisi, tıpkı padişahların çocuklarını, kardeşlerini, yakınlarını kendi çıkarı için gözünü kırpmadan boğazlatması, boğdurması gibi bişeydir.
Başbakanın yüzde 49,5 oy alması, halk tarafından seçilmesi, İleri demokraside pek önemli değildir.
Çünkü kararlar sultanın iki dudağı arasındadır.
Çünkü bu demokraside başkan ya da lider, o ülkenin tek yöneticisi, tek hâkimi, tek söz sahibi, tek başıdır…
Herkes onun dediklerini yapmak, izinden gitmek, amaçlarına ulaşmasına yardımcı olmak zorundadır…
Onun haberi olmadan kuş uçmaz, kervan geçmez, toprağa yaprak bile düşmez…
Çünkü o her şeyi en iyi bilen, gören, her şeye yön verendir…
Çünkü her şey ondan sorulur…
O halkın reisidir…
Milletin, devletin, yargının reisi, imamıdır…
O, sistemin reisidir.
İleri demokraside halk yoktur,ümmet vardır.
Herkes bu demokrasi biçiminde onun emirlerine, görüşlerine, yönlendirmelerine uymak zorundadır…
Asla tepki vermemelidir, karşı koymamalıdır, düşüncesini söylememelidir, itiraz etmemelidir…
Tıpkı bir koyun sürüsünün çobanın kavalını dinlemesi gibi dinlemeli, virgül gibi olmalı, virgül gibi durmalı, virgül gibi eğilmelidir…
“Evet, Efendim, sepet efendim, yerden göğe kadar haklısınız efendim, tam isabetli ve yerinde buyurdunuz efendim, ben de tıpkı sizi gibi düşünüyordum efendim…”
Demelidir…
Peki, demezse ne olur… İşte o zaman Başbakan gibi olur…
Yani?
“Yani eşekten düşmüş hıyara döner”
Halkın yarısının oyunu gerçekten aldılar mı?
Son yıllarda yapılan seçimlerde seçmen sayısında olağan dışı oynamalar olmuştur.
2002 seçimlerinde seçmen sayısı 41.291.056 iken,2015 seçimlerinde 54.049.940 olmuştur,13 senede meydana gelen seçmen sayısındaki artış: 12.759.884 tür.
Meydana gelen bu artış dünyanın bir çok ülkesinin toplam nüfusundan fazladır.
Sizlere göre bu artış normal midir?
Türkiye’nin tüm güç ve kaynaklarını yöneten AKP Hükümeti'nin Başbakanı tarafından “BOP’un eşbaşkanı” olduğu açıklandığına göre, gerek iç siyasetteki özelleştirme ve ayrıştırma uygulamaları ve dış siyasetteki BOP’a uygun Irak ve Suriye politikalarıyla bu AKP Hükümeti, anayasamızın değiştirilemez maddesi olan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütündür” ilkesini resmen ve alenen ihlal etmiş demektir. Hala da ihlal etmeye devam etmektedir.
Bu durumda “AKP Hükümeti hala meşru mudur” sorusunun cevaplanması gerekmektedir. Çünkü ister savaş ister barışta, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü hedef almış bir plan ve projede yer almış olan bir hükümet açıkça suç işlemektedir, hem de öyle bir suç ki adına “vatana ihanet” denilebilecek kadar ağır bir suç! Bu, Osmanlı zamanındaki Damat Ferit Hükümeti’nin ülkemiz ve milletimizin varlık ve bekasına karşı İngilizlerle işbirliği yapması kadar ağır bir suçtur, nitekim bu suçu işleyenler o dönemde vatan haini ilan edilerek yurt dışında kovulmuşlardır…
Türkiye, ülkemiz ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü hedeflemiş ve kendi hükümetinin de yer aldığı bu BOP projesinin işleyişini durdurmak zorundadır.
Aksi halde zaten ağır ve yakın bir tehdit altında olan Türkiye, varlık ve bekasını sürdürme imkanı bulamayacaktır. Irak’ta olan bitenler, Suriye’de halen yaşanmakta olan süreç, bu tespitimizin doğruluğunu destekleyen açık kanıtlardır.
Eğer ki bir siyasi iktidar düşmanla işbirliği yaparak bir ulusun ve devletin varlık ve bekasını açıktan tehlikeye düşürüyorsa, böylesi bir siyasi iktidara karşı bir ulusun direnişi suç değil meşru müdafaadır.
***
İleri demokrasi.
İleri demokrasi Osmanlı Sarayı, Hitler demokrasisi gibi bişey…
Yani, baştaki kişi, gidişatına, isteklerine, arzularına, hedefine uygun olmayan bir adamı anında, bozuk para gibi Harcayabilir…
Onun astığı astık, kestiği kestiktir…
AKP’nin İleri demokrasisi, tıpkı padişahların çocuklarını, kardeşlerini, yakınlarını kendi çıkarı için gözünü kırpmadan boğazlatması, boğdurması gibi bişeydir.
Başbakanın yüzde 49,5 oy alması, halk tarafından seçilmesi, İleri demokraside pek önemli değildir.
Çünkü kararlar sultanın iki dudağı arasındadır.
Çünkü bu demokraside başkan ya da lider, o ülkenin tek yöneticisi, tek hâkimi, tek söz sahibi, tek başıdır…
Herkes onun dediklerini yapmak, izinden gitmek, amaçlarına ulaşmasına yardımcı olmak zorundadır…
Onun haberi olmadan kuş uçmaz, kervan geçmez, toprağa yaprak bile düşmez…
Çünkü o her şeyi en iyi bilen, gören, her şeye yön verendir…
Çünkü her şey ondan sorulur…
O halkın reisidir…
Milletin, devletin, yargının reisi, imamıdır…
O, sistemin reisidir.
İleri demokraside halk yoktur,ümmet vardır.
Herkes bu demokrasi biçiminde onun emirlerine, görüşlerine, yönlendirmelerine uymak zorundadır…
Asla tepki vermemelidir, karşı koymamalıdır, düşüncesini söylememelidir, itiraz etmemelidir…
Tıpkı bir koyun sürüsünün çobanın kavalını dinlemesi gibi dinlemeli, virgül gibi olmalı, virgül gibi durmalı, virgül gibi eğilmelidir…
“Evet, Efendim, sepet efendim, yerden göğe kadar haklısınız efendim, tam isabetli ve yerinde buyurdunuz efendim, ben de tıpkı sizi gibi düşünüyordum efendim…”
Demelidir…
Peki, demezse ne olur… İşte o zaman Başbakan gibi olur…
Yani?
“Yani eşekten düşmüş hıyara döner”