Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm..!!!

Konu sahibi son olarak 4546 gün önce görüldü
Bir dudak mesafesi aralara bana
Gerisi sende kalsın hayatın…
Ne işime yarar ki baharın çimeni, böceği
Bir tek nisan yağmurları yağsın
Kahve tadında olsun
Okurken iklim iklim seni,
Başka birini ıslatmasın…
Ne parklarını isterim
Nede kurumuş yapraklarını son baharın
Senin olsun melankolisi
Bana bir tek sarısı kalsın
Bir düğme çöz gömleğinden
Ruhuna saplansın kara gözlerim
Bedenin, tenin sende kalsın…
Şarkılar söyle panayır yerlerinde,
Herkes bilsin, anlamasın
Ada sahillerinde gezdirsin beni
Aşiyan’da bıraksın
Pencereler aç
Yokluğunun hilkati evime
İçeri girsin güneş,
Bir daha hiç çıkmasın…
Kızıl ırmağın kenarında vazgeçtim sevdandan
Kovarlarken düşlerini, düşlerim.
Yazılan ne varsa bu aşka dair
Söylenmiş kaç kelime…
Hepsini göm mezarına geçmişin
Kırmızı bir gül vardı ya kurumuş,
Çantanın/beynimin en gizli yerinde
Çıkarmak ağır gelmezse yüreğine
Bana bir tek o kalsın…
 
Her dilde aynıydı acının tadı..
Her dinde bir tek sana oruç tutardım ben,sen yanım hep aç kalırdı..

Seni dilim yandıkça sever,aç kaldıkça doyardım..
Tüm dillerde anlatsam da seni ,ben hariç kimse anlamazdı..
Canımı yaktı bu bayır aşağı koşarak gelen acılar,canın
yandı mı?

Aldanışım kendime zorla yedirttiğim üç öğün yemeğimdi..
Ne kadar da kolay yutmuştum değil mi?
Sana acının tarifini veriyorum..
bir adet yalnızlık,bir adet jilet,bir adet ihanet ve bol
miktar da sen..
bazen sek içerdim acıyı gözümü kırpmadan ben
damarlarıma bol miktarda sen alırdım,
haplıydım ben severken..

alfabemde tüm harfleri yan yana dizdim sen gidince..
gidişine hiç bir kılıf uyduramadım..
seni böyle sevmemiştim kendine bir kılıf uydur sen
çok utandım adamsızlığını görünce!
Gidişinin de bir önemi yok artık sevgilim gelişin de..
Ben en doğru olanı yaptım,
Geçen gün öldürdüm ikimizide….

ELÇİN GELİR
 
Neden sonra; farkına varıyor insan,
Ayağına takılan bütün taşları yoluna kendi döşediğinin..
 
Değil midir Aşk yılların birikiminianlık bir öfkeye feda etmek...
Ve arsızca ''hiç yaşamadım say'' diyip çıkıp gitmek...
 
"Hayatıma girerken ben 'Farklıyım'

Beni başkaları ile kıyaslama diyenleri yolcu ederken;"

"SENDE ONLAR GİBİSİN' diyerek uğurluyorum ...

Aslında kimsenin farkı yok kimseden Tek fark ne biliyor musun?

Biri biraz daha becerikli yalan söylüyor Biri biraz daha iyi oynuyor ..
 
Bir erkeğin yumruğundan bile serttir bazen
Bir kadının son sözü...
Biri dişlerini döker
Öteki düşlerini !
 
Kimi insan
Geçmişle geçememişi birbirine karıştırır.
Halbuki geçen iz bırakır.
Geçemeyen yara.
 
“-Geçmişe sorular soran kendi sesinin yankısını gerçek sanır...”
 
"Sevdanın hası sese gelmez, söze de gelmez. Sessiz yaşanır."
 
Şimdi sırtımda iyice ağırlaşan geçmişimin karanlığında,
sana dökülüyor kelimelerim..
Bir bir soyunup atıyorum üzerimden bırakıp gittiğin ne varsa… Geri çekiliyorum..
Tek bir söz bırakmayacağım giderken..
oysa tek bir söz yeterdi değil mi sevmelere…artık ne yana yürüsem ,
hep bir adım ötemde duruyor uçurum .​
 
Gidişim neyi değiştirecek bilmiyorum ama gidiyorum...

yüreğimde söylenmemiş sözlerin acısı ellerimde ellerini tutamamış olmanın sızısı gidiyorum...

boğazımı düğüm düğüm eden bir cümle şimdi "seni seviyorum!"söylenmedikçe nefes almamı engelleyen kulağına ulaşmadıkça anlamını yitiren bir cümle şimdi... "seni seviyorum!"

içimde "seni seviyorum"un söylenmemiş acısı gidiyorum....

yaz yağmurları dökülüyor yollarıma. tenindeki yaz kokusu benimle geliyor. ben seni alıp yanıma sensizliğe gidiyorum. tenimde yokluğunun soğuğu dilimde söylenmemiş bir "seni seviyorum" gidiyorum...

kendimi sakin bir sahil kasabasına atmak çare sanki. keşkelerin kıyısında bir baraka bulsam... demirlesem yüreğimi... tuzlu kumlara versem sırtımı... yaralarıma bassam denizin tuzunu... acıtsam kanatsam... kanayan acıyan hep bir "seni seviyorum" cümlesi...

içimde bir yanardağ var bilmiyorsun. patlamaya hazır volkanlar saklıyorum. lavlar büyütüyorum yoklukta... tüm bu havai fişek gösterisini harekete geçirecek şey ise bir "seni seviyorum" cümlesi...

yolların karanlığı daha çok keskinleştiriyor içimdeki sızıyı. "seni seviyorum" cümlesi bilendikçe bileniyor paslı bir bıçak gibi. boğazımda düğüm düğüm kaldıkça daha da acıtıyor canımı... kanatıyor içimi. yüreğime kadar sızıyor kanım. kan doluyorum... gözlerimle tüm kanı ağlıyorum...

"seni seviyorum" bir söylenmemiş söz dilimde..."seni seviyorum"larımı alıp gidiyorum bu şehirden. kaçamak bakışlar atıyorum dikiz aynamdan.

yağmur diniyor yollarda. ama hala damlalar dönüyor gözlerimin önünde... yağmur değil gözyaşı damlaları... ıslanıyor "seni seviyorum"lar. ıslandıkça daha da ağırlaşıyorlar... ağırlaştıkça yüreğime daha fazla bir ağrı saplanıyor.

gidiyorum... ağlamaklı bir "seni seviyorum!" bırakıp bu şehirde gidiyorum...

(söylenmemiş sözler kadar iç acıtan bir şey yoktur bu dünyada.
söylenmemiş sözler mezarlığına gömüp sevdamı gidiyorum bu şehirden...
ağlama sevdam. toprak soğuk toprak karanlık olsa da yeniden doğacağın gün de vardır elbet kaderinde... alnına kazınmış bir isim vardır... doğacağın güne kadar ben gidiyorum...)

sen gidince soğuyor yatak... gece uzuyor... sensiz geçen geceler beni ihtiyar ediyor... hani gitmesen diyorum... "hani gitmesem diyorum!"

senin her gidişinde sürgün oluyorum ben... en kötüsü aslında gitmeden sürgün olmak... etimi acıtıyor böyle sürgün yaşamak...
"hani gitmesek diyorum!..."
 
Gitmekten vaz mı geçiyorsun yani diye sormuştum;
“gitmelerden vazgeçmiş değilim; ben gelmelerden yoruldum” dedi ve yine gitti.
Zaten her gelişi gider gibiydi, her gidişi de gelir gibi…
Ne yanımdayken mutlu olabiliyordum, ne de ayrı kalabiliyordum.Hem armağan gibiydi gidişi, hem ceza.
Ve bir kez daha anladım; gelişi güzeldin sen sevgilim, gidişi değil.
 
Neden ayrıldınız diye soranlara ;
Sağlık sorunlarımız vardı diyorum.

-Onun aklı yetmedi..
-Benimse kalbim. . .
 
Sebepsiz sevmektir aşk, nedeni olmadan bağlanmak birine.
Hatta sarılamamaktır utançtan, çünkü utanmaktır sevmek aslında.

Can Yücel
 
Aşktan bahseden bütün şarkıları
Azat ettim beynimden bu gece..
Çenemde kilitli kalmış bütün cümleleri
Ki özgür olsalar da söylenmeyeceklerdi belki çoğu !!
Sana Seninleyken
Sensizlikten bahseden cümlelerimin

Aşkı anlatan bütün şarkıları
Azat ettim beynimden
Hani o üç kuruşa meyhane köşelerinde okunan
Hani o üçüncü kadehten sonra olma sahte kahramanların
Alkol kokan ağızlarından geceye yayılan
O ucuz şarkıları

Acıları alkolle evcilleştirmenin bir faydası yok
Yahut bütün şarkıları silip atmanın beynimden
Bu gece bir şiir yazsam yeter
Sana
Seninleyken
Seni özlemeyi anlatan...
 
Umutsuzluğa kapılırsınız çoğu zaman.
Bir gün bir ayrılık kelimesi dahi söylemeden çekip gitmesinden
korkarsınız. Bilirsiniz o gittiği zaman sizde olmayacaksınızdır.

Hayallere boğulursunuz. “Keşke, dilediğim, düşündüğüm gibi olabilse” dersiniz.
Gününüzün her dakikasında onu düşünür, “Simdi ne yapıyor?
Beni düşünüyor mu?” dersiniz . Çıldırmak üzeresinizdir. Aklınızı hep korumaya,
olur da bir gün biterse yıkılmamaya çalışırsınız. Ufak bir gülüşünde,
güzel bir kelimesinde yada arada bir gösterdiği, o yakınlığıyla ümitlenir.
Tam ümitlenip iyiye gidiyor dediğiniz dakikalarda, konuşmamasıyla,
surat asmasıyla korkmaya baslarsınız. Ama artık eminsinizdir, sevginin,
ve aşkın en zor olanını yaşadığınızdan. Çaba gösterir ilgilenir, üzülmesin,
sıkılmasın diye uğraşırsınız.

Geceleri yatağınızdan kalkıp pencerenin kenarında, onu düşünür.
Uykusunda rahat olup olmadığını, rüyalarını süsleyen insanin kim olduğunu
merak edersiniz. Üstüne fazla düşmezsiniz, ama yinede sıkıldığını görürsünüz.
“Belki de özğürlüğünü elinden aldığınızı düşünüyordur.” Oysa kaybetme korkusu,
çevreye güvenmeme duygusu yüzünden yüklenirsiniz tabi bu onu bilmez.
Karamsarlığa kapıldığınız dakikalar fazladır. Sessizliğe gömülürsünüz,
hep ayni şeyi düşünürsünüz. “Kaç gece pencere kenarında onu düşünerek ağlarım?” Düşüncelerden bunalmış kendinizi biraz olsun sıyırmaya çalışırsınız.
Kendinizi hasta gibi hissedersiniz, onu da bir doktor.
“Ben ne zaman iyileşirsem o benden gidecek. İyileşmek istemiyorum,
o hep yanımda kalsın, hayallerimde bana yardim etsin, gülen gözleriyle
bana ümit versin” dersiniz. Onunla yürümek, yüzüne bakarak gülümsemek,
en güzel anlarınızı onunla yasamak mükemmeldir. Sadece o yanınızdayken
nefes alabilir, o yokken derin bir nefessizlik hissedersiniz.
Boğuluyor gibi olursunuz. Duygularınızı anlatabilmek için hep düşünürsünüz,
sıkılmasından korkarsınız, kaç gece kendinizi yazılara boğsanız da.
Kelimelerimin bir anlamı yoktur bilirsiniz.

Korkuyu beklemenin telaşı, korkunun kendisinden çok daha ürkütücüdür.
İste bu yüzden ayrılık kuyusuna atarsınız kaderinizi,
korkuyu beklemekten vazgeçersiniz. Ayrılıktan korkmazsınız.
Artık korktuğunuz tek şey vardır! Kendi ellerinizle onu başkasının kollarına,
duygularına, kelimelerine teslim etmek. Düşünürsünüz düşündükçe
yok olursunuz. Ve iste bu dönemde en önemli şeyi anlarsınız.
Onsuz asla olamayacağınızı....
 
Yavaşca dokun yaralarıma.

YAVAŞÇA.

Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle.

Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insanAşk Dediğin Susup Beklemektir Aşk Dediğin...
öyle dokun.
 
Ruh yara aldı mı bir kere durmadan acı yürür bedene.
Et acır, kemik acır, kan bile acır...
 
Seni sevdiğim için en çokta kendimi sevmiyorum…
Sana büyüttüğüm bu kocaman sevginin bir çırpıda parçalanışına bile üzülemiyorum çünkü… Dudaklarıma en olmadık sözler gelse de susuyor dilim, konuşamıyorum. Kalbini kırmak istiyorum! Senden tüm kalbimle nefret etmek istiyorum anlıyor musun?
Ama olmuyor işte…
Sana kin tutmak ne kelime, ben sana küsemiyorum bile…

Sırf sen gittin diye acıyor canım, sırf seni seviyorum diye…
Şimdi gurur duyabilirsin kendinle.
Ben öldüm, sen şarkılar söyle…

Ezgin KILIÇ
 
Geri