Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm..!!!
“Gülümsüyordum. O gülümsediği için. Gülümseyerek konuştuğu için.
Sakinleşiyordum. O sakin olduğu için.
Artık korkmuyordum. O bana “Korkma” dediği için.
“Üşüme!” diyen bir annenin sözünü dinler gibi. “Olur, üşümem.” diyordum.
“Gerekirse donarak ölürüm ama üşümem!”
Gitgide alışıyorum sana; hiç bir alışkanlık bu kadar güzel olamaz. Ellerin ellerimden uzakta nasıl güçsüzüm bilemezsin. Yanımda olduğun zamanlar sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun. Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan.
Alışkanlıklar daima korkutur beni; düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır fakat şimdi sana alışıyorum.
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum. Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum. Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum. Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin. Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı. Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni. Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim.
Birisiyle mutlu olmaya karar veriyorum.
Ona sarılmak istiyorum.
Ondan mesaj geldiğinde heyecanlanmak,
Onu ararken nefesim kesilsin istiyorum.
Birisini hayatıma sokmak istiyorum, hayatımı ona emanet etmek.
Ona güvenmek, inanmak, ondan başka hiçbir şey düşünmemek istiyorum.
Birisini sevmek istiyorum.
Senden vazgeçmek, seni unutmak istiyorum.
Birisiyle resim çekilmek, geceleri uyumadan önce o resme saatlerce bakmak istiyorum.
Birisiyle el ele tutuşmak, onun gözlerinin içine bakmak istiyorum.
Buna karar veriyorum.
Senden vazgeçmeye karar veriyorum.
Biri oturuyor yanıma.
Bankta, cafede, sahilde fark etmez.
Beni sevmek istiyor.
Gülüyoruz onunla.
Mutlu gibi hissediyorum.
Vakit geçiyor.
Kalkıp yürüyoruz.
El ele tutuşacağız belki birazdan.
Yan tarafta ki dükkana senin adını vermişler, görüyorum.
Ben diyorum, ben yapamam.
Üzgünüm.
Ayrılıyorum yanından.
Oturuyorum.
Bankta, cafede, sahilde fark etmiyor.
Sen diyorum kendime.
Sen daha kendisini geçtim ismini görünce dağıldığın birisini unutmadan kimi sevmeye çalışıyorsun?
Günlerdir sesini duymuyorum. Kaç gün oldu saymadım. Ama çok geçti üzerinden. En son ki konuşmamızı hatırlayamayacak kadar çok geçti. Bana en son ne dediğini, hangi kelimeyi söylediğini, hangi cümleleri kursağımda bıraktığını, beni susturup
hangi cümleleri söylememe engel olduğunu, hiçbirini hatırlamıyorum. Şimdi arasan ne hissederim hiç bilmiyorum. Canımın acısına mı üzülürüm, sesini duyacağıma mı sevinirim bilinmez ! öyle çok gece geçirmiştik ki konuşarak, sesini duymadan uyumaya kaçıncı gece de alıştım onu da bilmiyorum. İnsan nasıl alışıyor birinin yokluğuna? Nasıl geçiyor acısı? O çok sevdiğimiz dizi başladığında televizyonu açmıyorum bile. Aldığın çiçekler çoktan soldu. Mesajlarını bile gördüğümde içimi acıtıyor diye sildim. Sorsan bana hala nasıl silebildin diye, buna nasıl cesaret ettiğimi bilmiyorum. Birkaç resmin vardı bende. Öyle çok dokundum ki onlara. Tenini tekrar keşfettim. Tekrar tekrar ezberledim. Gözlerine dokundum, dudaklarına, boynuna. Saatlerce ağladım. Hıçkıra hıçkıra ağlarken acı hafifliyordu sanki. Yada daha çok acıtıyordum canımı bunu da bilmiyorum. En son konuştuğumuzda bir daha sesini asla duyamayacağımı biliyordum. Telefonu kapatacaktık ve bir daha asla duymayacaktım nefesini. Ayrıldığımızı kabullenecek, öldü varsayacaktım. Kendime bunu inandıracaktım. Ancak o zaman biterdi umutlar. Ancak o zaman ümit etmez, beklemezdim. Bazı günler oldu çok düşündüm. Hiç mi duymak istemedi sesimi dedim. Hiç mi içinden aramak gelmedi, hiç mi nefesimi özlemedi. sonra unuttum. Tüm düşündüklerimi unutmayı umdum. Umut kötü bir şeydi. Boşaydı. Boşunaydı. Öylesineydi. Yersizdi ve zamansızdı. Ama hep vardı. Vardı. Sonra bir daha asla konuşamayacağımızı, sesini bir daha asla duyamayacağımı kabullendim. Bu kez gerçekten kabullendim.
Bakma sen benim sesini duymaya ihtiyacım varmış gibi konuşmalarıma.
Benim sana seni sevdiğimi söylemeye ihtiyacım var.
Seni unutmadığımı söylemeye,
Seni ne kadar çok özlediğimi anlatmaya ihtiyacım var.
Görüyorsun işte umut bitmiyor.
Hadi sen gelmiyorsun, anladım.
Hiç içinden aramakta mı gelmiyor?
Kaç bahar gezdim, gönül düzde
Yâr edip yelleri
Kâr değil bu derdiğim güller
Yağdı dikenleri
Kaldım bir başıma
Bu dert beni öldürmez de süründürür aman
Yaktım genç yaşımı
Bu matemi, kalbim zevk ediyor, onduramaz
Çare bu değilse de
Kandı sonsuz kere
Kör kuyu, derin ateş
Kamberi de kül
Varmadı kerem gibi
Kâh görünüyor dibi
Kör kuyu derin ateş
Kâh yeri meçhul..