Akıl ile iman çatışır mı ?

Konu sahibi son olarak 1659 gün önce görüldü
Çatıştı. Akıl kazandı
 
Her şey her şeyle bağlantılıdır ; dinin yanında bilime , bilimin yanında dine yer vermeliyiz.Birbirleri arasında oluşan boşluğu ikisinin arasında uyumla anlamalı , akıl ve nakli birlikte düşünmeliyiz.
 
Climaxa katılmıyor değilim fakat kısmen.
Akıl ile iman çatıştı evet lakin artık insanlar imanlarina akıllarını da ekleyerek yollarına devam ediyor bence.
 
Aklı olmayanın üzerine iman sorumluluğu yoktur zaten ..
 
Akıl ile iman çatışmaz
İmanı kuvvetli ve gayet akıllı insanlar tanımıyorum
Bilim ile iman çatışır
İman sorgusuz soalsiz teslim olmaktır
Bilim ise sorgular ve deneysel ilerler
 
İman yani diğer bir deyişle inanç, akıl ile (yani bilim ile) taban tabana zıttır.

Evet.

Bilim ilerledikçe tanrıya düşen iş azalıyor. Dünyayı ve genel olarak yaşamı en tutarlı açıklamaya yönelik bilimsel veriler arttıkça ilahi güç de o ölçüde etkisini yitiriyor.

"İnsanlar yüzlerce yıl veremi lanetledi. Bu bir fayda getirmedi. Çünkü çözüm aşıydı" söylemini de referans alabiliriz.

***

Bilim ve din ters yönde ilerleyen iki olgudur.
Bilim nedene göre sonuç belirlerken din sonuca göre neden üretir.
Sonuç bilime göre farklı yorumlanabilir, yargılar değişebilir. Ama din yargıları baştan verdiğinden her daim "burada şöyle bir anlatım var" minvalinde gerekçe üretir. Dogma dediğimiz olgunun bir başka tanımıdır bu. Bundandır ki herhangi bir mümine Kur'an'da geçen herhangi bir ifadenin yanlış olduğuna ikna etmek zordur. Çünkü orada geçen tüm ifadeler doğrudur kendisine göre. Olur da bir çelişkiye düşerse kendisi yanlış yorumlamıştır. Çünkü kitapta hata olamaz düşüncesine varır.


Bilim yanlışlanabilir. Elimdeki balonun kırmızı olup olmadığı önermesine dair tartışma yürütülebilir ve buna uygun hipotez geliştirilip kavramsallaştırılabilir.
Ama din öyle değildir. Dinsel argümanların büyük çoğunluğu test edilemez, yanlışlanamaz ve birçoğu da bilimsel olarak kaale alınmaz. Örneğin "ölümden sonra hayat vardır" diye bir öneri sunduğunuz vakit bu yanlışlanabilir yahut doğrulanabilir bir önerme değildir. Çünkü ortada bunu test edecek bir veri yoktur. Sadece inançlı kişinin benimsediği iman vardır.

Özetle ortada büyük bir perspektif farkı vardır ve ikisini birbiriyle bağdaştırmaya çalışmak zorlama olacaktır.
 
Bizim cahil cühela cemaat vb tarikatları bir tarafa bırakırsak geniş bir çerçevede bakıldığında İslam dininde aklın yeri çoğu kişinin sandığından çok daha merkezi bir konumda. Kur’an’a baktığımızda sürekli “akletmez misiniz, düşünmez misiniz, ibret almaz mısınız?” gibi ifadelerle karşılaşıyoruz. Bu bile tek başına İslam’ın körü körüne bir inancı değil; araştıran, sorgulayan ve delile dayanan bir imanı benimsediğini gösteriyor.

İslam’a göre insanı sorumlu kılan şey akıldır. Yani akıl yoksa sorumluluk da yoktur. Bu yüzden çocuklar veya akıl sağlığı yerinde olmayan kişiler ibadetlerden sorumlu tutulmaz. Bu bakış, aklın dinin temel taşı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Sonuç olarak; İslam dininde akıl, imanı anlamanın, sorumluluk almanın, hurafelerden uzak durmanın ve toplumsal düzeni sağlamanın temel unsurudur. İslam; düşünmeyi, araştırmayı ve aklı doğru şekilde kullanmayı merkezine alır.
 
Çatışır. Mesela bazı durumlarda yalan söylemek bu Dünyada kişisel çıkarımızı arttırır. Ama iman eden ve ahirette hesap sorulacağını bilen biri bunu yapamayabilir.
 
Bizim cahil cühela cemaat vb tarikatları bir tarafa bırakırsak geniş bir çerçevede bakıldığında İslam dininde aklın yeri çoğu kişinin sandığından çok daha merkezi bir konumda. Kur’an’a baktığımızda sürekli “akletmez misiniz, düşünmez misiniz, ibret almaz mısınız?” gibi ifadelerle karşılaşıyoruz. Bu bile tek başına İslam’ın körü körüne bir inancı değil; araştıran, sorgulayan ve delile dayanan bir imanı benimsediğini gösteriyor.

İslam’a göre insanı sorumlu kılan şey akıldır. Yani akıl yoksa sorumluluk da yoktur. Bu yüzden çocuklar veya akıl sağlığı yerinde olmayan kişiler ibadetlerden sorumlu tutulmaz. Bu bakış, aklın dinin temel taşı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Sonuç olarak; İslam dininde akıl, imanı anlamanın, sorumluluk almanın, hurafelerden uzak durmanın ve toplumsal düzeni sağlamanın temel unsurudur. İslam; düşünmeyi, araştırmayı ve aklı doğru şekilde kullanmayı merkezine alır.
Gecen biri daha bunu soylemisti sanirim. Sorgulamaliyiz , arastirmaliyiz.
Neyi sorgulamak icin gerekli mesela?
Kur-an ise eger sorgulama gibi bir luksunuz yok. Arastirma desek hacer-ul esvedin arastirilmasi yasak mesela.
Zaten allah size "o apacik bir kitap ona inanin , gayba iman" demis. Siz tam olarak neyi sorgulamak istemektesiniz?
Dini yada kitabi degilde baska bir seyi sorgulama ile alakalimi soyluyorsunuz?
 
Gecen biri daha bunu soylemisti sanirim. Sorgulamaliyiz , arastirmaliyiz.
Neyi sorgulamak icin gerekli mesela?
Kur-an ise eger sorgulama gibi bir luksunuz yok. Arastirma desek hacer-ul esvedin arastirilmasi yasak mesela.
Zaten allah size "o apacik bir kitap ona inanin , gayba iman" demis. Siz tam olarak neyi sorgulamak istemektesiniz?
Dini yada kitabi degilde baska bir seyi sorgulama ile alakalimi soyluyorsunuz?
Açıkçası Kur’an’ın “Aklet, sorgula ve araştır” demesi bana hep çok çarpıcı gelmiştir. Çünkü bu ifade aslında şunu söylüyor: “Bir durun, düşünün, gerçekten neye inanıyorsunuz, neyi savunuyorsunuz farkında mısınız?” Yani Kur’an insanın aklıyla hareket etmesini istiyor, öyle sorgulamadan “böyle gelmiş böyle gider” mantığıyla yaşamayı değil.

Bu ifade genelde insanların alışkanlıklarına geleneklerine veya çevresinden duyduklarına körü körüne uymasına bir tepki olarak geliyor. Hani bazen biri bir şey söyler ve herkes de “öyledir herhalde” diye peşinden gider ya…(insanların sırtından geçinen cemaatler vb) Kur’an tam bu noktada devreye girip “Akletmez misiniz?” diye soruyor. Yani aslında “Bir düşünsenize, gerçekten doğru mu bu?” demeye getiriyor.

Kur’an’daki akletmek sadece düşünmek değil, aynı zamanda gördüklerinden bir sonuç çıkarmak. Gökyüzüne, doğaya, kendi hayatına, senden önce yaşayan toplumlara bak; hepsinde bir mesaj var diyor. “Gözünü aç ve ibret al” tarzı bir yaklaşım var. Yani pasif bir izleyici olma, bilinçli bir insan ol.

Bana göre bu cümlenin güzelliği şu: İnsanların körü körüne inanmalarını değil, delil üzerine iman etmelerini istiyor. Bugün bile geçerli bir şey bu. Şimdi de bir sürü insan duyduğunu sorgulamadan kabul ediyor ve bir şey gördüklerinde araştırma ihtiyacı hissetmiyor. İşte “Akletmez misiniz?” tam burada çok anlamlı bir soru oluyor. “Kendi aklın var, kullanmaktan çekinme” demiş oluyor.

Kısacası bu ifade bir azarlama değil, tam tersine insanı harekete geçiren bir çağrı gibi. “Düşün, anla, fark et; sonra karar ver.” Bence bu yönüyle hem çok samimi hem de çok güçlü bir mesaj.
 
Lawyer o kadar güzel cevap niteliğinde yazılar yazmış ki tebrik ediyorum. Özellikle son yazdığı mesajdan da hala bilim ve din birbirine zıttır diyenler varsa onlara diyecek tek bir sözüm var; Allah şifa versin.
 
Kim çatışmịyor ki bunlar çatışmasın.
 
çatışsa ne olacak
imansız olunca huzur mu bulcaz
 
Nerden karşıma çıktı yine bu konu asfkj
 
Geri