Akıl Çağı - Jean Paul Sartre

  • Kullanıcı Elia
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Konu sahibi son olarak 1030 gün önce görüldü
30257


İkinci Dünya Savaşı sonunda Fransa'ya renk ve bütün dünyaya ses veren "Jean-Paul Sartre"ın (1905-1980) yaşamöyküsünün, peş peşe sıralanmış bir reddedişler bütünü olduğu ileri sürülebilir. Tanrıyı, kurulu düzenlerin tümünü, bu arada aileyi, klasik anlamıyla edebiyatçıyı, filozofu, eylem adamını, sayısız dostlukları, partileri, kalıplaşmış düşünceleri reddettiği gibi,1964 yılında layık görüldüğü Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Sartre'ın, edebiyat alanında kaleme aldığı yapıtları arasında önemli bir yeri olan "Özgürlüğün Yolları" başlıklı dizi romanı üç kitaptan oluşuyor: "Akıl Çağı", "Yaşanmayan Zaman ve Yıkılış". Tümü 1945-1949 yılları arasında yayımlanan bu üç romanın 1945 yılında yayımlanan ilk ikisi, anlamlı farklılıklarıyla İkinci Dünya Savaşı'nın yol açtığı altüst oluşu sergiler. Dizinin ilk kitabı olan ve 1941'de bitirilen "Akıl Çağı"nda, 1937-1938 yıllarının aldatıcı iyimserliği içinde, iki gün süresince kendilerini arayan ve kendilerinden kaçan, çok içe dönük birkaç kişisel yaşamın sınırlı çerçevesi içinde süregiden arayışlar anlatılır. "Özgürlüğün Yolları" dizisinin kalan iki kitabını, "Yaşanmayan Zaman" ve "Yıkılış"ı da pek yakında Can Yayınları arasında bulacaksınız.
 
Daha birkaç ay önce okudum bu kitabı.. Mathieu ve savaştığı özgürlük bunalımları.. Müthiş tahliller var kitapta. Biraz uzunca ama mutlaka okunmalı..:)
 
"-Geçmiş günleri mi özlüyorsun?
-Hayır, o günleri değil, yalnızca o günlerde hayalini kurduğum yaşamı özlüyorum." (s.10)

"Sen kendi kendini aldatmaktan öylesine korkuyorsun ki; kendime yalan söylememe yol açar diye, önüne dünyanın en ilginç serüveni serilse, başını çevirip bakamazsın." (s.14)

"-Ben yalnızca kendim olmak, kendime dayanmak istiyorum.
-Evet özgür olmak. Sonuna kadar özgür olmak. Senin günahın bu işte." (s.15)

"Eğer varlığımı kendi egemenliğim altına alamazsam, yaşamak çok anlamsız bir şey olur." (s.16)

"Bir ihtiyarın gözyaşlarında mistik bir şey vardır, sanki insanlığın kötülüklerine ağlayan Tanrı'nın gözyaşlarıdır onlar." (s.33)

"Anlatması çok zordu. O özgür olamazdı, çünkü kendi kendisinin sahibi değildi." (s.33)

"Dostluk, birbiri hakkında hüküm vermek demek değildir. Dostluk, inanmak demektir. (s.44)

"Hiçbir zaman kendini bir aşka bütünüyle verememiş, hiçbir zaman gerçekten mutlu, bütünüyle tasalı olamamıştı: Ona hep aşklar, mutluluklar, tasalar bir başka yerdeymiş, daha henüz doğmamış gibi gelmişti." (s.53)

"İnsan yataktan midesi altüst, kusarak kalktıktan ve önünde, tekrar yatağa serilene kadar geçireceği on beş uzun, bıktırıcı saat olduktan sonra özgür olmuş olmamış ne çıkardı. Özgürlük insanın yaşamasına yardım etmiyor." (s.69)

"-İnanç sonradan gelir insana.
-Bilirim: Diz çök inanacaksın! Belki de haklısın. ama ben önce inanmak isterim." (s.122)

"İnsan, uğrunda ölümü göze alabileceği bir şey bulmadığı müddetçe, insan değildir, adam değildir." (s.122)

"Kapitalistlere kızmaktan hoşlanıyorum, onların yok edilmesini istemiyorum, çünkü onlar yok olursa kızacak bir şeyim kalmayacak; öfkeli ve yalnız yaşamaktan, hayır demekten, her zaman herşeye hayır demekten hoşlanıyorum ve yaşanabilir bir dünya kurulmasından korkuyorum, çünkü orada evet demekten ve başkaları gibi hareket etmekten gayrı yapacak bir işim olmayacak." (s.125)

"Kötülük ancak tam hızla giderken dengede kalabiliyordu, bisiklette olduğu gibi." (s.151)
 
Yedi yıllık sevgilisi Marcelle hamile. Mathieu, romanın başlarında Marcelle'i ziyaret ediyor ve eski fotoğraflara bakıyorlar. Mathieu, Marcelle'e o günleri arayıp aramadığını soruyor. Cevap :


"O zamanları mı, hayır; elde edebileceğim hayatı arıyorum sadece." (s. 12)
 
Geri