Akasyalar Açtı, Sen Yoksun

Konu sahibi son olarak 2660 gün önce görüldü
Gümrah bir ırmak gibi,
Zaman çağlayıp akmakta.
Yıldızlar şavkır, ateşböceği gibi;
Tünemiş karanlıklardan,
Altın rengi şafaklar sağmakta.

Bir bir döndü yorgun şilepler;
Güvertelerinden neşe sarkmakta.
Matem bayraklarını,
Çoktan indirdiler.
Sustu firak çalan sirenleri;
Altın bir iklime demirlendiler.
Aralandı hayallerin atlas perdeleri;
Sevinçli şimdi, yorgun tayfalar.
Bir hörgüç gibi sırtlarında taşıdıkları,
Hasretlik kalktı;
Açıldı yepyeni sayfalar.

Benim ise heybeme;
Yine sensizlik doldu.
Maverada kayboldu cismin;
İmbatlar, kokunu getirmez oldu.
Kabuk bağlamaz bir yaradır ismin;
Bebeler büyüdü, delikanlı oldu;
Ihlamurlar çiçek açtı, sen yoksun.
Anılar paslanmıyor, tozlansa da resmin;
Yaseminler koku saçtı, sen yoksun.
Laleler boyun büktü,
Tenhalarda zambaklar küstü.
Lâl oldu dilim, payıma çile düştü;
Şebboylar açtı, sen yoksun.
Talan kalbime, yine alevler düştü;
Portakallar çiçek açtı, sen yoksun.
Bahçeme onca çiçek üşüştü;
Akasyalar açtı, sen yoksun.

Bu gönül, öz çiçeğinden yoksun.
Sen yoksun…


Muhittin Alaca
 
Geri