BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
aile psikolojisi - aile yapısı ve ilişkileri dersi konu özeti - ailede yanlış tutumlar - kardeş kıskançlığı
Ailede ikinci bir çocuğun dünyaya gelmesi ile aile ilişkileri yeni bir boyut kazanır. Aileye katılan bu yeni üye, dünyaya ilk gelen çocuğa ablalık ya da abilik rolünü getirir. Aile içi ilişkiler dengesinde değişiklik yaratan bu durum kimi zaman ailede gerginliklere yol açabilir.
Ailede kardeşler arasındaki ilişkinin niteliği, hem ailenin huzur ve mutluluğu hem de çocukların gelişimi açısından önemlidir.
Kardeşler arasındaki ilişkiler, kardeş sayısı ve yaş farklarına göre biçimlenir. Aralarında çok fazla yaş farkı bulunmayan çocukların birbirlerini kabul edişleri, birbirlerine uyumları daha kolay olmakta, kıskançlık ve rekabet azalmakta ve oyun arkadaşlığı yapabilmektedirler.
Kardeşler arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasında ve sürdürülmesinde en önemli etken, ana baba tutumları ve diğer aile üyelerinin davranışlarıdır.
Kardeşler arasında kurulacak sağlıklı ilişkiler, daha sonraki yıllarda diğer insanlarla kurulacak ilişkileri de etkiler.
Kardeşler arasında zaman zaman çatışmaların yaşanması doğaldır. Önemli olan, sorunlar karşısında ana babanın tutumlarıdır. Hatalı tutumlar, çocukların birbirlerine karşı sevgi ve saygı duymalarını engelleyerek düşmanca tutumların gelişmesine neden olur. Sevginin yerine nefret yerleşir.
Kardeşler arası ilişkiler denince, akla ilk gelen kıskançlık duygusudur. Kıskançlık doğal bir duygudur. Her normal çocuk kardeşini kıskanabilir. Çocukta kıskançlık duygusu, daha kardeşi dünyaya gelmeden filizlenmeye başlar. Bunun başlıca nedeni, annenin sevgisini, babanın ilgisini bir başkası ile paylaşacak olma endişesidir. Hatta kimi zaman bu tümüyle kaybetme kaygı ve korkusuna dönüşebilir. Çocuk kardeşini anne ve babasıyla arasına giren bir engel olarak düşünür.
Kıskançlık doğal bir duygu olduğuna göre, bunun nedenlerini aramak ya da yok etmeye çalışmak gereksizdir. Ancak kıskançlık duygusu kimi zaman bütün kişiliği kaplayabilir, uyumu engelleyen bir soruna dönüşerek yaşamın seyrini değiştirebilir.
Çocukta kıskançlığın boyutları ve sonuçları büyüklerin tutum ve davranışlarından etkilenir. Öyleyse burada kardeş ilişkilerinde ana baba tutumları üzerinde durmak yararlı olacaktır.
Kardeşler arasında olumlu ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesiyle ilgili çabalar çocuğa bir kardeşi olacağını haber verme aşamasında başlar.
Hamilelik döneminden başlayarak çocuğun kardeş olgusuna hazırlanması gerekir.
- Çocuğa bir kardeşi olacağını uzun uzun anlatmak, onun bu durumu kabullenmesi için olağanüstü çaba harcayarak onu kuşkulandırmak
- Ana, baba ve diğer aile üyelerinin, bebeği sevmediklerini, istemediklerini söylemeleri ve kötü yanlarını dile getirmeleri (sürekli ağlıyor, altını kirletiyor vb.)
- Çocuğa kardeşini sevmesi gerektiğini, onu kıskanmanın utanılacak bir davranış olduğunu söylemek
- Bebek doğacağı zaman, çocuğu bir süre evden uzaklaştırmak, bir başkasının yanına ya da anaokuluna göndermek
- Çocuğun küçük kardeşi için bazı haklarından vazgeçmesini ve özveride bulunmasını beklemek
- Çocuğa, kardeşi ile eşit ölçüde ya da ondan daha çok sevildiğini kanıtlamaya çalışmak
- İhtiyaçların karşılanması, kuralların uygulanması gibi konularda çocuklar arasında ayırım yapmak
- Büyük kardeşleri, küçük kardeşlerin bakımı ve korunmasından sorumlu tutmak, adeta bakıcı muamelesi yapmak
- Çocuklardan birini diğeri gibi olmaya yönlendirmek ve zorlamak, kıyaslamak
- Çocuklar arasında çıkan tartışmalara gereksiz müdahale etmek ve sorunu sürekli aynı tarafı haklı bularak çözümlemek
- Kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğinden sık sık söz etmek, bunu sağlayıcı bir çaba sarfetmeden yalnızca istemek YANLIŞTIR.
Çocuklar aile için önemli olduklarını bilerek ve inanarak büyütülmelidir. Çocuklara yaşamın anlam kazanmasının, olumlu ve dengeli ilişkiler kurmaya bağlı olduğu, bunun da ancak paylaşmayı bilmekle sağlanabileceği öğretilmelidir.
Toplumu oluşturan bireylerin birbirinden farklı olduğu, farklılıklara dayalı bir dünyada yaşandığı, bu farklılıklara rağmen bir arada mutlu yaşamanın, sevgi, saygı ve hoşgörü ile başarılabileceği görüşü benimsetilmelidir. Bu duyguların yaşanarak öğrenileceği ilk yer ise ailedir.
Ailede ikinci bir çocuğun dünyaya gelmesi ile aile ilişkileri yeni bir boyut kazanır. Aileye katılan bu yeni üye, dünyaya ilk gelen çocuğa ablalık ya da abilik rolünü getirir. Aile içi ilişkiler dengesinde değişiklik yaratan bu durum kimi zaman ailede gerginliklere yol açabilir.
Ailede kardeşler arasındaki ilişkinin niteliği, hem ailenin huzur ve mutluluğu hem de çocukların gelişimi açısından önemlidir.
Kardeşler arasındaki ilişkiler, kardeş sayısı ve yaş farklarına göre biçimlenir. Aralarında çok fazla yaş farkı bulunmayan çocukların birbirlerini kabul edişleri, birbirlerine uyumları daha kolay olmakta, kıskançlık ve rekabet azalmakta ve oyun arkadaşlığı yapabilmektedirler.
Kardeşler arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasında ve sürdürülmesinde en önemli etken, ana baba tutumları ve diğer aile üyelerinin davranışlarıdır.
Kardeşler arasında kurulacak sağlıklı ilişkiler, daha sonraki yıllarda diğer insanlarla kurulacak ilişkileri de etkiler.
Kardeşler arasında zaman zaman çatışmaların yaşanması doğaldır. Önemli olan, sorunlar karşısında ana babanın tutumlarıdır. Hatalı tutumlar, çocukların birbirlerine karşı sevgi ve saygı duymalarını engelleyerek düşmanca tutumların gelişmesine neden olur. Sevginin yerine nefret yerleşir.
Kardeşler arası ilişkiler denince, akla ilk gelen kıskançlık duygusudur. Kıskançlık doğal bir duygudur. Her normal çocuk kardeşini kıskanabilir. Çocukta kıskançlık duygusu, daha kardeşi dünyaya gelmeden filizlenmeye başlar. Bunun başlıca nedeni, annenin sevgisini, babanın ilgisini bir başkası ile paylaşacak olma endişesidir. Hatta kimi zaman bu tümüyle kaybetme kaygı ve korkusuna dönüşebilir. Çocuk kardeşini anne ve babasıyla arasına giren bir engel olarak düşünür.
Kıskançlık doğal bir duygu olduğuna göre, bunun nedenlerini aramak ya da yok etmeye çalışmak gereksizdir. Ancak kıskançlık duygusu kimi zaman bütün kişiliği kaplayabilir, uyumu engelleyen bir soruna dönüşerek yaşamın seyrini değiştirebilir.
Çocukta kıskançlığın boyutları ve sonuçları büyüklerin tutum ve davranışlarından etkilenir. Öyleyse burada kardeş ilişkilerinde ana baba tutumları üzerinde durmak yararlı olacaktır.
Kardeşler arasında olumlu ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesiyle ilgili çabalar çocuğa bir kardeşi olacağını haber verme aşamasında başlar.
Hamilelik döneminden başlayarak çocuğun kardeş olgusuna hazırlanması gerekir.
- Çocuğa bir kardeşi olacağını uzun uzun anlatmak, onun bu durumu kabullenmesi için olağanüstü çaba harcayarak onu kuşkulandırmak
- Ana, baba ve diğer aile üyelerinin, bebeği sevmediklerini, istemediklerini söylemeleri ve kötü yanlarını dile getirmeleri (sürekli ağlıyor, altını kirletiyor vb.)
- Çocuğa kardeşini sevmesi gerektiğini, onu kıskanmanın utanılacak bir davranış olduğunu söylemek
- Bebek doğacağı zaman, çocuğu bir süre evden uzaklaştırmak, bir başkasının yanına ya da anaokuluna göndermek
- Çocuğun küçük kardeşi için bazı haklarından vazgeçmesini ve özveride bulunmasını beklemek
- Çocuğa, kardeşi ile eşit ölçüde ya da ondan daha çok sevildiğini kanıtlamaya çalışmak
- İhtiyaçların karşılanması, kuralların uygulanması gibi konularda çocuklar arasında ayırım yapmak
- Büyük kardeşleri, küçük kardeşlerin bakımı ve korunmasından sorumlu tutmak, adeta bakıcı muamelesi yapmak
- Çocuklardan birini diğeri gibi olmaya yönlendirmek ve zorlamak, kıyaslamak
- Çocuklar arasında çıkan tartışmalara gereksiz müdahale etmek ve sorunu sürekli aynı tarafı haklı bularak çözümlemek
- Kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğinden sık sık söz etmek, bunu sağlayıcı bir çaba sarfetmeden yalnızca istemek YANLIŞTIR.
Çocuklar aile için önemli olduklarını bilerek ve inanarak büyütülmelidir. Çocuklara yaşamın anlam kazanmasının, olumlu ve dengeli ilişkiler kurmaya bağlı olduğu, bunun da ancak paylaşmayı bilmekle sağlanabileceği öğretilmelidir.
Toplumu oluşturan bireylerin birbirinden farklı olduğu, farklılıklara dayalı bir dünyada yaşandığı, bu farklılıklara rağmen bir arada mutlu yaşamanın, sevgi, saygı ve hoşgörü ile başarılabileceği görüşü benimsetilmelidir. Bu duyguların yaşanarak öğrenileceği ilk yer ise ailedir.