Hayat içinde kendimizi başkalarına kıyasla daha yalnız hissettiğimiz ve çıkış yolları aradığımız dönemler oluyor. Yardıma ihtiyacımız olduğunu ve bu yardımın bir başkasından geleceğini düşünüyoruz. Hayatla tek başına mücadele etmeyi korkutucu buluyor ve bir destek için umutsuzca bekliyoruz. Bu düşüncemiz değişmez biçimde devam ettiğinde hayatımıza başka sorunları da çekiyor, umutla tutunduğumuz dalların bizi taşıyamayacak kadar ince olup kırıldıklarını gördüğümüz de ise tek başına olduğumuzu anlıyoruz. Tek başınayız ama bir yalnız içinde değiliz. Tek başınayız çünkü bize yardımı dokunacak en birinci kişi kendimiz. Bir açığı kapatmak, bir korkuyu dindirmek ya da yalnızlığa son vermek için evlilik gibi büyük bir kararı almak kendimizi çiğnemek, potansiyelimizi görmezden gelmek ve kaderimize yön vermesi için bir başkasını kaderimize davet etmektir. Ki o bir başkasının kaderimize gelirken çantasında neler getireceği de meçhul.