AhSen.'ce ..

Konu sahibi son olarak 4661 gün önce görüldü
Deliyim biraz ve çok da doluyum şimdi


Ama yoruldum artık


İçimde Sen diye gezinmekten yoruldum ben.

 
Nefes aldigim surece varsin ,nefesim kesildigi anda gummmmmmmmm.
 
Seni kaybetmedim,cunku gercekten sahip olmadigin birseyi kaybetmezsin.
 
Oyle bir gel demelisin ki bana,mesafeler anlamini yitirmeli ..
 
Ben öldüm bileklerime dokumadan gözlerimi kapayıp aklımdan olmadan ben öldüm cenaze törenime kimsenin gelmeyişini isteyecek kadar hain tabutumun çivilerini perçinleyecek kadar zalim. Uzun zamandır unuttuğum adımı yeni hatırlıyorken yeniden doğuşuma şahit oluyorken ölümü tanımışken şimdi benken; celladımı yanı başımda taşıyorken halim. Sen ve senin anlattıkların cin ali kitabına konu matrak halin.
 
Daha doğarken işaretlendi kapılarım. Mahremiyetsiz kırmızı duvarlar ardında yaratılıyorken ezbere çentikler attılar sırtımın bütün ücralarına. Yaram sızladıkça ruhum kangrene durdu ölmedim; yaram kabuk bağladıkça kalbim çürüdü ölmedim; kanırıldı yaram ışığım söndü ölmedim.
 
şarkı söylemeyi sevmek yetmez demiştim ona şarkı dinlemeyi de sevmelisin. benliğin çocukluğunu tekmelerken ağlamaya üşengeç davranmak senin kaderinde var dedim. ona en yüksek dalı gösteriptırmanmasına izin verdikten sonra ağacın biraz sonra kesileceğini bilmek şeytanın fikrime tapmasından başka egosal çıkarı yoktu. ve dönüp hiç bir şey olmamış gibi sordum; "Biraz daha kahve?".
 
Beni Sevmeyen Sevgili(m);
Artık git içimden ne olurNasıl geldiysen sessizce öylece git işte!
Seninle olmama izin veremıyorsun barı sensız olmama izin ver!
Kendi kendimi dönmemek üzere terketmeden al kalbini kalbimden git benliğimden.
 

Kıvrandığım sancılardan tut beni; zonklasın felahımın şakakları. Takatler bırakmasın peşimi; beni sana yazsın bu “aşk”… Meyilli gözlerim yüreğine dokunsun; tutsun iki yakamdan gözlerin de uzletim kaçsın iç’imden… Asırlardır sürdürülen bu müebbede bir nokta koy Meyl! Üç noktayla geleyim sana; sonsuzlukla bitir beni… Yaratan’a işittir ben’i; ses’im ol öyle sal ben’i!
Mor bir an’ın koynundayım şimdi… Kaçmak sadece istediğim. Muttasıl’lığım izin vermiyor Meyl; sevdanın vahyinde yazılmıyor gayrılık! Mor menekşe misali bizimki; ötesi ayrılık… Düş’e düşmek; bir “ölüm” kadarlık!
 
"Hasret, ümidin azaldığı yerdedir. Dağlar iner düzlüğe, bir hayalin ardından. Kimi zaman şiirde, bir şarkı nakaratında, bazan en gaflet anında sitemin, firakının yaktığı dayanılmaz demlerde, kelimeler istemem yâr. Susarsan da gel.
Gelmen için birçok şey bahanedir. Sözgelimi gamzen:

Senin gamzen, güldükçe gönlüne salınan bir kovadır, âb-ı hayat suyuna daldırılan. Zerk ettiğin gün gülüşünün en vefakârını dermandan düşen damarlarıma, hayata yeni baştan başlayacağım. Son adımımı atmadan gel. Yaşlanmadan, ak düşmeden saçıma.

Çokluklar çoktan bitti, azlarla gel. Yağmurun çisilinde, rüzgarın melteminde. Ay tutulmasıyla. Dalıp gittiğin okyanuslardan çıkıp, bir albatrosun beyaz kanatlarına tutunarak gel.

Sebepler bul gelişine. “Özledim” de, “uğradım” de, “aslında gelmiyordum, yolum düştü” de de gel.

Ya da sebepsiz gel, hikmetsiz. Neden geldiğini değil, nasıl geldiğini söyle sadece. Yoruldun mu, acıktın mı, üşüdün mü… Sormam başka kelime.
İnceden inceye nakşedince her sabah gözlerime, umudun çiçek açan kutlu vuslat gününü, görmez oldum sen gayrısını. Ateşten çaputlara dilekler eklemekse gelişin, yakarak gel dilek ağaçlarını.

Ben, sanma ki bıktım bu intizardan. Sabırla beklerim. Ama sen yine de nasıl geleceksen gel işte. Düşünceler çokdan bitti, dost. Düşünmeden gel"
 
prnxm.jpg
 
Kocamannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn yaziyorummmmmmmmmmmmm ; sizi cok ozluyorum .......
 
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapıyorsan, aklıma geldiğinde yayılan sıcaklığın, dışarıda iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam, Odanın bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam, Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa, İçtiğim çayın şekeri, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan, Sevdiğin şarkıyı başa alıp, defalarca dinleyebiliyorsam, O şarkının her sözüne seninle ilgili bir anlam yükleye biliyorsam, Yorucu bir günün sonunda hayalin ile enerji doluyorsam, Ve o enerji ile hiç dinlenmeden günlerce çalışabileceğimi hissediyorsam , Uykudan yüzümde mutlu bir tebessüm ile kalkıp, benimle birlikte uyanan güne senin adını verebiliyorsam, Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp “ neden geçmiyor bunlar?” diye hayıflanıyorsam, Ve Hep seni bulacağım günü bekliyorsam, Yazı yazarken seni düşünmekten kendimi alamayıp, aynı satırları defalarca tekrar yazıyorsam, Sonra sana bunu anlattığımda ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam, Seninle ilgili planlar yapıyorsam, Sadece varsayımlara dayalı olsa bile, o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntıyı dakikalarca düşünüyorsam, Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcükleri benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam, Ve yinede bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam, Aşkımın coşkusunu sana yansıttığında, senin de bana aynı coşku ile karşılık vereceğini hissediyorsam, Hayatının en anlamlı şeyi, NE ? diye sorduklarında tereddüt etmeden senin adını verebiliyorsam, Sen beni için vazgeçilmez olmuşsun demektir..
 
Biliyorum bir gün bu şehirden gidecek, beni mazine gömeceksin... Giderken elinde valizin ve yüreğinde bastırdığın bir sevinç olacak... Kaybettiğim mutluluk köz köz akarken gözlerimden, buruk bir vedayla yollayacağım seni yuvana... Önünde yürürken simsiyah ıslığımla, tayfanın fırtınaya duyduğu öfkesiyle, susarak haykırırken kaderime, ve düşerken bir hazan yaprağı gibi yolunun üzerine, sen, aldırmadan çiğneyip geçeceksin... Biliyorum beni mazine gömeceksin. Sen başka güneşlerin kızıllığında gülerken doya doya, seni sensiz yaşayan, kendini sana yazılan ama duyuramadığı şiirlerinin dizelerine asan, kalemine kanını mürekkep yapıp; seni sensizlikte arayah bu şairi hiç düşünmeyeceksin... Ama ben yinede; elini ilk tutabildiğim anla ısınıp, ilk öpüştüğümüz anla uçacağım... Sonra ayrılık bir yılan gibi yüreğime sızınca, sarhoş sızılar içinde kıvranacağım... Biliyorum, bir gün çevresini, şatafatlı gecelerde, iltifat kokan ağızların sardığı, yönünü bulamayan bir göçmen kuşa benzediğinin haberini getirecekler bana... Ben hatırlatıldığımda belki de: "Bir çocukluktu geldi geçti..." değinin haberini... Halbuki bende, o mutlu günlerde gizlice alıp sakladığım, muska niyetiyle hala göğsümde taşıdığım, bir kaç saç telin kalacak... Bu şehrin her köşesinde karşıma çıkacak, her kar yağışında lapa lapa, her yağmurda sağnak sağnak aklıma düşeceksin... Biliyorum... Ayaklarım birlikte gidilen mekanlara götürürken beni, ararken beni bekleyen bir masada gölgeni, hayal kırıklığımla sığınarak umuduma; gelmeni bekleyecek, SENİ HEP SEVECEĞİM... Biliyorum, son bir kez olsun geleceksin bu şehire... Ve beni görüp, belki de güleceksin; "Sen hala oralarda mısın?..." diye. Şiirlerimi uzattığımda ellerim titreyecek, bir sevda buseni vermeni bekleyeceğim... Sen omuz silkeleyip, her zaman yaptığın gibi: "Ne yapalım sevmek işte böyle" diyerek sevilmenin bencilliğinde, gülecek ve tekrar bu şehirden gidecek, beni mazine gömeceksin...
 
Basladigin cumleni kendin bitiremezsen,noktayi baskasi koyar..
 
Geri