ahir zaman gerçekleri son devir

  • Kullanıcı dursun
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Din ve İnanç
Konu sahibi son olarak 4436 gün önce görüldü
AFET VE DEĞİŞİM
· Küresel ısınma, iklim değişikliği nedir. Tanrı neden bu değişimleri gerçekleştirmektedir. her şeyin bir nedeninden ziyade amacı daha önemlidir. Tanrı hangi amaçla bu değişimleri göstermektedir. Sebebi çok açık. Son yüzyılda yaşananlar, şu anda dünya siyaseti ve geleceğe atılan adımlarla bu değişimin temel nedenlerini görebiliriz. Afetlerin tavan yaptığı ve kutsal kitaplarda bahsedilen olayların ve tarihlerin yaşandığı bir gerçektir. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki anlamamak mümkün değil. Tanrı yine tarihe müdahale etti. Ve çok sevdiği insanlığı kurtardı. Yaşadığımız dönem ve yaşanan siyasi gelişmeler doğa olaylarının dahi ne kadar isabetli gerçekleştiğini göstermektedir.
· Nuh’un oğlu gog ve magog’u tanrı serbest bırakınca şeytan kendi dinini organize etti.
· Günümüz tarihinin bilinen senaryosu geçmişte iletilen kutsal bilgilerle aynen yaşanmaktadır.
· Yeryüzünde levha hareketleri, kıtasal kitlesel hareketler görülecek. Büyük depremlerle şehirler aşağı doğru eğilecek ve kıyı kentleri sular altında kalacak. Aşırı yağışlar suları yükseltecek ve pek çok limanı deniz yutacak.
· Fırtınalar, kasırgalar, ani çıkan hortumlar, yıldırım düşmeleri, depremler, volkan patlamaları olağan dışı doğa olayları artarak devam edecektir. Küresel bilinç değişikliği gerçekleşirken zıtlıkların oluşturduğu gerilim yerlerinde doğa olayları görülecektir. İnsanlar neler olduğunun ve tanrının neler yaptığının farkında olmayabilir ama bu değişim içindedirler.
· Afetlerin yoğunlukta olduğu ve zarar gören bölgeleri irdelediğinizde bölgenin tarihte bozguncu bir lideri olduğunu ve sırf çıkarları için onu destekleyerek neslin bu güne geldiğini görürsünüz. Bu bozguncuları halen destekleyen nesiller bugün bu kentlerde kendi topraklarında ve evlerinde afetlerle karşılaşmaktadırlar. Çünkü onlar geçmişte haksız ve batıl yoldan kazanmışlardır. Bugüne kadar onların egemenliği sürdü. Şimdi tanrı kendi müdahalesiyle her şeyi değiştirmekte ve kentleri vurmaktadır. En basit örneği Türkiye’den verirsek Fırtına, sel ve depremlerden zarar gören İzmir ve Antalya’dır. Dünyanın her ülkesinde böyle beldeler, şehirler vardır. Eski düzenin ardından olan liderler ve halk kitleleri zarar görmeye devam edecektir.
· İnsanlar bağımsızlık istiyor. Kendi kendilerini yönetmek istiyor. Baskıcı yönetimler altında ezilmişler. Yönetime gelenler menfaatleri için halkı ezmiş. Halk kendi yasalarıyla kendilerine hizmet edecek yeni ve adil yönetim anlayışı arıyor. Bu nedenle dünyada değişimler yaşanıyor. Halklar örf, adet gelenek ve dinleriyle yönetilmek istiyor. Evrensel değerlerin uygulandığını görmek istiyor.
· Küresel bozguncular ve batı, hükmettiği kıtalarda (Afrika, Avrupa, Amerika) kıtalarında yaşanan halk ayaklanmalarını kontrol edemezken Ortadoğu’da mazlum halklar daha güçlü bir şekilde yönetimlere sahip olacak. Orta Afrika cumhuriyeti, Ukrayna, Arjantin, Venezuella gibi ülkelerde halkın özgürlük ve egemenlik arayışı küresel egemenleri zor duruma düşürecektir. Özgürlük arayışları öyle bir yayılacak ki durumu kimse kontrol edemeyecek. Bu nedenle uzak bölgeler ve Ortadoğu’da tamamen egemenliği kaybedecekler. Kendi yerel bölgelerinde halk değişimini bastıramayanlar nasıl uzak ülkelere yardım edebilsinler. Her şey hızla değişecek. Tanrı değişimi güçlü getirecek.
· Güneşte patlamalar artacak. Ve daha fazla ısı ortaya çıkacak. Dünya bu ısınmadan daha fazla etkilenecektir. Dünya magmasında hareketlilik görülecektir. Depremlerde ve kıta hareketlerinde değişimler görülecek. Doğal afetler artarken her yerde iklimsel ani değişimler görülecek.
· İnsanın düşüncelerine göre nasıl fizyolojik yapılarında değişimler oluyorsa dünyanın algısı ve zihniyeti değişirken de fizyolojik yapısında değişimler görülecektir.
· Şiddetli siyasi gerginlikler yaşanacak. Sert söylemler olacak, savaş naraları duyulacak. İnsanlar gerçeğin ortaya çıkışını görecek. Sevgi temelli kardeşlik düşüncesi kazanmaya başlayacak. Ayrımcı düşmanlık düşüncesi yıkılmaya başlayacak.
· Siyasi gerginlikler sert söylemlerle hat safhaya çıkacak. Yeryüzünde şeytanın rejimi yıkılacak. Küresel bilinç değişirken küresel devrim gerçekleşecek. Doğruluk ve adalet temelinde kardeşliği seçen anlayış kazanacaktır. Kapitalizm, Siyonizm, sömürgecilik yıkılacak.
· Çalışan ve mücadele eden başaracak. Eski düzenden memnun olanlar hiçbir şey yapmadılar. İnsanlığın sorunlarıyla ilgilenmediler. İnsanoğluna hizmet etmediler. Saltanatlarının yıkılacağı endişesiyle değişime direniyorlar.
· Bilinçlerde değişim olurken ruhsal bir fark ediş başladı. Dünyada doğal afetler ve tufan, fiziksel bir değişim oluşturmaktadır. Kıyametsel bir gerçek gizliliklerin açığa çıkması, gerçeklerin fark edilmesiyle doğru olanın tercih edilmesi ayağa kalkmayı ve uyanmayı sağlamaktadır. Uyanış yani ruhsal aydınlanma gerçekleşmektedir. Dinsel metinlerin içindeki sembollerin anlamları da çözüldü ve dinsel metinlerde gizlenen gerçeklerle herkes yüz yüze geldi.
· İklim değişiklikleriyle bazı bereketli yerler çölleşecek ve kıtlık içinde kalacaktır. Bazı yerler öyle yağışlarla bereketlenecek ki bolluk ve bereket hep oralarda olacak. Yağışlar, sıcaklıklar ve yıllık ortalamalar hep değişecek. Bazı yerlerde çıplak dağlar ormanlık alana dönüşürken bazı ormanlar yok olacak.
· Mayalar kendi takvimlerinde ve kutsal kitapları olan Popol Vuh'da da ifade ettikleri gibi dünyanın dört kez bilinç değiştirdiğini ve bir beşinci değişimin de bu yüzyılda olacağını ifade etmektedir. Bunun periyodik olarak tekrar etmesinin en büyük nedeni güneşte meydana gelen manyetik değişimin, yeryüzündeki manyetik değişime etki etmesi. Manyetik alanın etkilenmesiyle dünyada fiziksel değişimler görülmektedir. Dünya hem dıştan hem de içten etkilenmektedir.
· Son çağ elbette büyük kargaşadan önce yaşanacaktır. Dünya değişim geçirirken rejimler devriliyor. İç savaşlar oluyor. Bölgesini kaybetmek istemeyen egemenler halklara savaş açıyor. Çatışmalar savaşlar ve kargaşa dönemi gözleniyor.
· Yağmur, alışılmışın dışında güçlü ve boşanırcasına yağacak. Dolu, yağmur, fırtına görülecek. Fransa halkı serilecek yere, Tanrı yıllarca yaptıklarından dolayı onlara cezasını kesecek. Halkın toptan ölümünü engelleyemeyecekler. Haksız yere mücadele edecekler. Ve her geçen gün yok oluşlarını izlenecek.
· Su baskınları Verona'dan başlayacak. Kuzey kutbu'ndaki bitmez yağmurlar suları yükseltecek ve buzulları eritecek. Sonunda büyük tufanların farkına varılacak. Tanrının zalimlere öfkesi açıkça görülecek.
· Yer sarsılacak. Toprak inip kalkacak. Batı ve yeryüzünde her yer sarsılıyor. Birçok geceler boyunca dünya sarsılıyor.
· 2010 Güneş ve Ay tutulmaları ve gezegensel irtibatlar değişim sürecinin müjdecisiydi. Avrupa ülkelerinin ekonomik anlamda zorlu bir sürece ilerledi. Öte yandan ABD, Japonya, Çin, Şili, Arjantin ve Pasifik ülkelerinde etkili olan doğal afetlerle sarsıldı.
· Amerika Birleşik Devletleri’nde etkisini gösteren grip salgınından dolayı pek çok insan hastanelerde tedavi altına alınırken ilk 20 çocuktan sonra hayatını kaybedenler her geçen gün artıyor.
· Yeryüzünde 2012-2016 yılları arası temizlenme sürecidir. Ekonomik kriz açısından Türkiye ve dünya önümüzdeki yıllarda büyük değişimlere girecektir. 2016 sonrasında, Türkiye dünya ekonomisinde çok daha iyi bir noktada ve bölgesinde söz sahibi olacak.
· Ceviz büyüklüğünde dolular ve buz parçaları yağmaya başlayacak.
· Tanrı kulu Erdoğan ile bir taraftan dünyayı değiştirirken diğer taraftan afetlerle müdahale ediyor. Dünyada yaşanan siyasi gelişmelerle doğal afetler arasında doğrudan bir ilişki vardır. Çok bariz anlaşılan bu ilişki barış ve tanrı karşıtlarına ve onların taraftar halklarına karşı olmaktadır.
· Buzulların erime hızının sanılanın 2 katı daha yüksek olduğu Antartika’nın batı yakasında sıcaklıkların son yarım yüz yılda 2 nokta 4 derece ısındığı belirtiliyor. Küresel ısınma tartışmaları her gün yeni bir boyut kazanıyor.Bir yüzyılda yaşanacak 1 derecelik artışın bile büyük felaketlere sebep olabileceği düşünüldüğünde Antarktika'daki durum daha net ortaya çıkıyor.
· 2012 sonrasında Türkiye ve küresel inananlar dengeyi daha iyi sağlayacaklar. Türkiye dünyada daha çok destek bulacak.
· 2012-2014 yıllarını dünyada ve Türkiye’de bir temizlenme süreci olacak. 2012 Ocağında ilk işaret olarak İmralı barış süreci ve Kürt ve Türk düşmanlığı yaparak kan davası güdenlerin durumunu sonlandıracak ilk adımlar atıldı.
· Dünya ekonomisinde önemli değişim olacak, siyasi arenada çok şey değişecek. Kısıtlayıcı ve yıkıcı tutum içindeki bireyler, kuruluşlar, örgütler, hükümetler son bir kez silkelenecekler. Başka kültürler üzerinde kaynak kontrol yöntemleri uygulayan siyasi irade sona erecek. Herkesin eşit haklarının olduğu, gerçek bir "ortaklık toplumu" dönemine gireceğiz.
· Fikir ve ifade özgürlüğü öne çıkacak. Reformlar hızla artacak. Düzen kendi kendini harekete geçirecek. Her bölüm kendi üzerine düşen görevi yapacak. Toplumsal düzen ve insani yaşam normal standartlara dönecek.
· Savaş döngüsüne giriyoruz. Önümüzdeki dönemde savaş ve benzeri türden gerginlikler yaşanacak. Türkiye'nin dünya devletleriyle ve Ortadoğu'yla ilişkileri önce çok kötü sonra da çok iyi olacak.
· Savaş Döngüsü gibi gergin bir etki altına gireceğiz. Devletler düzeyinde büyük gerginliklerin ve kolektif korkuların ortaya çıkmasına sebep olacak. Ortadoğu'da yaşanacak gerginlikler en çok İsrail, Filistin, Mısır, Lübnan, İran ve Türkiye'yi etkileyecek. Türkiye, hem Ortadoğu hem de Avrupa açısından gitgide daha çok önem kazanmaya başlayacak. Ama muhtemelen büyük bir uluslararası huzursuzluğun da ortasında kalacak. Bu stresli dönemde ülkeler arasındaki gerginlikler artacak, savaş rüzgârları esecek.
· İsrail için en zorlayıcı zamanlar 2012-2014 yılları arasında. Türkiye-İsrail ilişkilerinde uluslararası platformda yankı bulacak önemli yeni bir sürece geçilecek. 2013 yılı çok önemlidir.
· 21’inci Yüzyıl’ın başlarında dünyada bir dizi alışılmadık olay olacağı, bu olaylar sürecinde de dünyanın olağanüstü bir değişikliğe uğrayacağı, bunların sonunda da ‘yeni bir dünyanın kurulacağı’ beklentisi, inancı tüm dinlerde hayli yaygındır. Ve bu söylenenlerin hepsi gerçektir. Kutsal metinlerden gelen bu bildirimler tartışmasız doğru çıkmaktadır.
· Ortadoğuda değişime uğrayan yönetimlere halkın egemenliği yerleşmektedir. Ancak partileşme, seçimler ve anayasa konusunda tıkanıklık yaşatılıyor. Devrim sonrası devletleşme ve kurumsallaşma kolay olmuyor. Eski güçlüler adil olan yeni düzene taş koymaktadırlar. Devlet kurumlarının şekillenmesi, demokratikleşme, anayasa yapımı özgürlükler ve eşitlikler açısından önem taşıyor. Dönüşüm sağlıklı bir şekilde sürmüyor çünkü yaşanacak ve ortaya çıkacak çok gerçek vardır. Tanrı bilakis bu olaylarla bilinç değişimi yaşatıyor. Ve küresel bir algı ile iblisin yaptıklarını ortaya çıkartıyor. Yanlışlıkları ortadan kaldırırken doğru olanları gösteriyor. Ve insanlığın genel çoğunluğu gerçeklerin taraftarı oluyor.
· 2006’da başlayıp 2013 sonunda bitecek 7 yıllık dönem bilinçlerin ayağa kalktığı dönem oldu. 2012 yepyeni bir dünya olacak. Üzerinde de bambaşka insanlar. Bilinçleri çok açılmış insanlar.” (7). Tabii ki de ‘bilinç değişimi’ durduk yerde olmaz; nitekim bu günleri gördük ve geçirdik. fark edişten sonra hak için mücadele dönemi başlayacak. 2011-2018 arası hak batılı devirecek. 2020 sonrası hak yeryüzüne sürekli egemen olmak için ilk günlerine başlayacak..
· Dünyayı yöneten güçler bir hesaplaşma gününün yaklaşması gerektiğine karar vermiş durumdalar.
· Hayat tek bir noktaya doğru akmaya başladı. Ve o gidilen nokta tehlikeli de olsa Rabbin kralı hakkı söylemekten geri durmayacaktır. Çünkü o Tanrıdan korkmaktadır. Zalimin zülmuna dur diyebilendir. Gelecekte tehlikeli günler de görsek Allah yolundan geri durmayacaklar. Ve Allah’ın nurunu kimse söndüremeyecektir. Farkında olanlar tehlikeleri görüyorlar ama, “SON”a doğru giden sürece müdahale edebilecek güçte değiller…Kutsal metinlerde bazı işaretler var ve bunlar bu süreçte Türkiye’nin çok önemli rol oynayacağını söylüyor…
· karanlık örgüt İllüminati ortaya çıktı ve eylemlere hazırlanıyor” iddiası, “E Kaide yaptı-etti palavrası gibi” ama, esasta da, “Katolik Hıristiyanları/Papalığı” SUÇLU gösterip de, “Anglosakson-Judea ortaklığı”nı gizlemek gibi duruyor.
· “‘Tanrının Krallığı’ kurulacak, Yeni (Altın) Çağ başlayacak” düşü ile, ‘Nüzülcü ve ‘Mehdici’lerin; ‘Altın Çağ’ düşlerinin, “aynı tarihte niye örtüştüğünü” kimse neden sorgulamıyor! Ya da ne tesadüf ki ya da tesadüf mü ki, her ‘iki kesim’ de aynı tarihlerde, “1432/2012’de misafirlerini” bekliyor!..
· iklim değişiklikleri, büyük kuraklık, dev sel suları, dinlerin ve ülkelerin büyük değişimlerinden söz ediyor. Bazı araştırmacılara göre Nostradamus 2015’e kadar karanlık bir dönem öngörmekte ve ardından 2016-2020 arasında Altın Çağ'a giriş yaşanacak.
· yılından bu yana yeniçağ başladı. Bu zamanlar sona ermektedir ve doğrular yeryüzünün mirasçıları olacaklardır. Ancak bu öyle kolay olmayacaktır. Tersine, insanların ruhlarını sınayacak olan bir anlaşmazlıklar, talihsizlikler ve felaketler dönemine girmekteyiz. Cayce’ye göre, Üçüncü Dünya savaşı çıkmayacak, ancak dünyayı daha büyük bir tehlike bekliyor. Küresel ısınmayla birlikte başlayacak doğal felaketler yaşanacak. Antarktika ve Grönland'daki buzullar eriyecek, su seviyesi yükselecek. ABD'de San Francisco ve Los Angeles gibi kıyı kentleri yok olacak.
· 2010-2012 yılları arasında çıkacak dünya silahlı çatışmasında, biyolojik silahlar kullanılacaktır. Orta doğu da sınırlı bir savaşla başlayıp, dünya ekonomisinin çökmesine bağlı kıtlık, salgın hastalık ve doğal afetlerle ve hatta kozmik afetlerle tamamlanacak bir süreç olacaktır.
· 2003’ten beri Güneş’te düzensizlikler görülmektedir. 2005 yılında güneş minimumu döneminde Amerika’da meydana gelen korkunç kasırgaların, güneş lekeleri döngüsünde beklenmedik bir çıkış dönemi olarak görülmüştür. Güneş aktivitesinin 2012-2013’de rekor düzeyde artacağı dönemde yeryüzünde zarar daha büyük olacaktır.
· Göksel gerçekler tanrıdan gelen değişimlerdir. Göksel felaketler ve İsa’nın gökten inmesi olayı yani Tanrının yeryüzünü değiştirme ve düzeltme vakası gerçekleşiyor.
· Küresel bilinç değişiminin sonuçlarını görmeye başladık. Dünyayı kasıp kavuran savaş ortamı, toplumlar arası anlaşmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların da bu geçiş döneminde yaşanmaktadır."Null zone"da bulunmamızdan dolayı olduğunu düşünebiliriz.
· Dünyamızda eyleme geçmiş olan transformasyonlar ise aşikar. Gün be gün artan sismik aktivasyon, volkanik hareketlenmeler ve diğer birçok doğal felaketler elbette ki gözlerden kaçmıyor. Güneş ile dünyanın değişimleri arasındaki bağlantı evrenin kozmik gücünden ve tanrının elinden çıktığı çok açıktı. Güneş Sistemi'nde yaşanılan enerjisel değişimin sebebi farklı-daha yüksek olan bir enerji alanına girdiğimizdendir.
· Mısır’da rejim yanlılarıyla karşıtlarının çatıştığı meydanda Atlı bir görüntünün kameraya takılması ilginç bir gerçeği de göstermiştir. Yeryüzünde olağan üstü görüntüler, garip olaylar bir takım mucizeler gözlenmektedir.
· Birbirimize bağlıyız ve olup bitenlerden sorumluyuz. Kâhin Edgar Cayce gibi, manyetik alan değişimlerinden güneş lekelerine, hatta depremlere varıncaya kadar etrafımızdaki her şeyi etkilediğimizi söyleyenler bile var. Sonuçta hepimiz bir bütünün parçalarıyız. Bireysel seçimlerimizin yazgımızı etkilemesi gibi, dünyanın yazgısı da insanların ortak iradesiyle şekilleniyor.
· Gerginlik yaratacak durumlarla karşılaşacağımız, korku faktörünün pompalanacağı bu süreçte bir tek şeyi; korku ve endişenin panzehirinin sevgi olduğunu iyi bilmemiz gerek. Yaşamımızı korku içinde mi sürdüreceğiz, yoksa sevgiyle mi yaşayacağız? Bu sorunun cevabı, bizim hangisine inanmayı tercih ettiğimizde yatıyor. Korku dolu bir dünyada yaşamaya inanırsak, bu seçimimizden zihnimiz ve bedenimiz de etkilenir, sağlıksız bir yaşam süreriz.
Son dönemde artan şiddet olaylarına, korku enerjisinin son hamleleri olarak bakılabilir mi?
Evet, bunu söyleyebiliriz. Özellikle bu son dönemde etkinliğini gösteren Satürn, Uranüs, Plüton gezegenlerinin birbirleriyle sert açı yapması, gizli korkularımızın su yüzüne çıkmasına ve insanlardan şüphe duymamıza sebep oluyor. Böyle dönemlerde, insanların korkularından faydalanarak onlar üzerinde hakimiyet kurma eğilimi artar. Baskı yoluyla iç güvenliği sağlamaya çalışmak ve bunun için alınan acımasız tedbirler, faşizm ve terörle sert mücadele de bu gezegen irtibatlarında ortaya çıkar.
· ekonomik sistemin tamamen değişmek üzere olduğunu gösteriyor. Örneğin Neptün gezegeninin 2011'de bir süre için, daha sonra da 2012'de tamamen Balık burcuna geçiş yapıyor olması, materyalizmi simgeleyen kapitalizmin çökeceğini işaret ediyor. Neptün
· Göksel felaket’ tanrıdan gelen büyük değişimdir. Bütünlük içermektedir. Dünya yaşamının seyrini tanrı değiştirecektir. Kötülerin yıkılışıdır. Felaket te eski düzenin savunucuları üzerine gelecektir. Şerytanın krallığı yıkılır ve Altın çağa girilir.
· İnsanlar düzelmedikçe afetler dinmeyecektir.
· Ukrayna Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, -23 dereceyi bulan soğuklar nedeniyle bir ay içinde ülkede hayatını kaybedenlerin sayısı 61'e yükseldiği bildirildi.
· 2012’nin son haftalarında Çin’in kuzeyinde aşırı soğuklardan ölenler oldu.-25-35 aralığındaki soğuklar hayatı olumsuz etkiliyor. Avrupa’nın doğusunda donanlar oldu ölenlerin sayısı 200’e yaklaştı.
· Depremler ve doğal afetler 1990-2020 yılları arasında tavan yapmıştır. Bu dönem yeryüzünde karanlığın sonu ve güneşin doğuş anıdır.
· 2013 yılı hızlı ve sert bir değişim yılı olacaktır. Vesayetçiler yıkımlarına silah ve savaşla direnecektir. Ama mazlum halkların ve inananların demokratikleşme çabaları sürecektir. Azınlık değil cumhuriyet hakim olacaktır.
· 21 Aralık2012 sürecinde başlayan değişim dünyada toplumun her alanında kendini gösterecektir. İş hayatında, aile hayatında, toplumsal kabullerde değişimler olacaktır. Bu değişim şubat ve mart aylarında hissedilir derecede görülecektir. İnsanoğlu her şeye çabuk alıştığından bu değişimlerin farkına varamayabilir.
· 21 Aralık2012 tanrının yeryüzüne sürekli merhamet ettiği gündür. Bu günde Adem bağışlandı ve yeryüzünde yaşamasına izin verildi. Nuh gemiye bindi. Bu gün zalimlerden kurtuluş günüdür. Yeni bir sürecin başlangıcıdır. Kötülerin yıkılış dönemidir. İyilerin dönemi başlar. Bu tarihten sonra insani değerlere, maneviyata ve yasalara bağlı kalınacak ve sevgi çağına geçilecektir.
· Bugün 21aralık2012dir. Şükürler olsun Rabbimize. Bugün Tanrının Adem’e yeryüzünde süre verildiği gündür. Nuh’un kurtarıldığı gündür. Bugün yeryüzünde kötülerin egemenliğinin bittiği gündür. İyilerin döneminin başladığı gündür. Tanrının yeryüzüne merhamet ettiği gündür. Tüm peygamberler bu günü hasretle beklemiş ve bugüne ulaşmanın özlemini düşlemişlerdir. Hepsi de zor dönemlerde en kötüleriyle mücadele etmişlerdir. Kimileri canlarından olmuş kimileri çok sıkıntı çekmiştir. Bu güne ulaşanlara selam olsun.
· Uyanış bir günde değil 21 aralık2012’den sonra yavaş yavaş artarak gerçekleşecektir. Bu tarih yeni bir sürecin başlangıcıdır. Allah’ın vaat ettiği altın çağa giriştir.
· Bu dünyanın adaleti yok. Kötülerin dünyası gibi sözler artık kullanılmayacaktır. Yeryüzü kötülere miras verilmeyecektir. İyilerin yaşadığı bir dünya göreceğiz.
· Rusya’da şiddetli soğuklardan ölenlerin sayısı 200’ü geçti. 800 yaralı ve binlerce insan olumsuz hava şartlarından etkilendi.
· İngiltere’de aralıksız yağan şiddetli yağış su baskınlarına ve toprak kaymalarına yol açtı. İngiltere Noel tatiline su baskınları altında girdi. İngiltere’nin doğu sahillerinde kabaran dalgaların sel bariyerlerini aşması sonucu bölgede büyük çaplı maddi hasar oluştu.
· Muson yağmurları Sri Lanka’da 42 can aldı.
· Akdenize kıyısı olan ülkeler sellerden başını alamayacaklar. Okyanuslara ve tüm denizlere kıyısı olan ülkeler şiddetli yağışlardan nasibini alacaktır.
· Tanrı göklerin kapısını açtı. Büyük meleğe emir verdi. Yeri bir miktar suyla doldur dedi. İnsanlar büyük sıkıntılar çekecekler. Ziyan olan ürünler, kuraklık ve değişen coğrafyalar kıtlığı getirecektir.
· Çin’de 2012 ocağında göller ve akarsular dondu. Son yüz yılın en şiddetli soğukları yaşanıyor.
· 2012 Ocağında dünyanın kuzeyi aşırı soğuklar yaşarken güneyi de normallerin çok üzerinde kavurucu sıcakları yaşamaktadır.
· Şili’de yetkililer, komşu ülke Arjantin’le sınır bölgesinde bulunan Copahue Yanardağı’nın kül ve gaz püskürtmeye başlaması üzerine acil durum ilan etti. Latin Amerika’da volkan alarmı yaşanıyor.
· Orta Amerika ülkelerinden Nikaragua’daki en yüksek yanardağ olan San Cristobal harekete geçerken çevrede yaşayan 300 aile tahliye edildi.
· Amerika kıtasındaki bazı yanardağlar bir bir harekete geçmeye başladı. Belli ki mağmadan büyük bir baskı var. Kıtalarda her an bir kırılma meydana gelebilir.
· Ohio Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, Antartika’nın batısındaki buzulların tahmin edilenden iki kat daha hızlı eridiğini ortaya koydu.
· Avustralya’da etkili olan sıcak hava ve rüzgar 5 eyalette çıkan yangınları körüklemeye devam ediyor. Yangınlar söndürülemiyor.
· ABD’de insanlar kıyı kesimlerinden orta kesimlere göç edecekler. Avrupa’nın batı kıyıları da nasibini alacaktır.
· Fas’ta başkent Rabat’ın doğusunda bulunan Kamisat kenti sakinleri 22 Aralık Cumartesi günü güneşli bir günde gökyüzünden “dev bir kartopu” düştü. Fas’a gökten düşen dev kartopunun göktaşı olduğu anlaşılmıştır. Fas’ta bir çölde bulunan ve “siyah güzellik” adı verilen kaya parçasının Mars gezegenine ait yeni tür bir meteor olduğu ortaya çıktı.
· Türkiye’de kıyı kentleri batılı desteklediğinden sürekli uyarılmaktadır. Antalya, Marmaris, İzmir gibi hakkın karşısında olmayı seçmiş ve eski rejimin sahipleri ikamet etmektedir. Rabbin kralına muhalefet eden anlayışın ardındaki halkı tanrı uyarmaktadır. Ege ve Akdeniz sürekli afetlerle boğuşmaktadır. Depremler, seller, fırtınalar bölgede sürekli görülmeye başlanmıştır. Dur durak bilmeyen su baskınları yaşanmaktadır.
· Bütün Akdeniz Tanrının öfkesinden nasibini alacak. Akdenize tüm kıyı kentleri tufana hazır olsun. Fransa’ya saldıran dev dalgalar Akdeniz içlerine doğru ilerleyecektir. Rabbin kralıyla ve hak ile mücadele edenler direk tanrının cevabıyla ve öfkesiyle karşılaşacaklardır. Onlar halkları öldürerek şiddetle bastırmayı istiyorlardı. Alın, tanrı sizi nasıl bastırdı.
· Brezilya’da yaklaşık bir haftadır devam eden şiddetli yağışlar Rio de Jeneiro’da çok sayıda mahalleyi sular altında bıraktı.
· İklim sandığımızdan da hızlı değişiyor. 2014 yılına kadar afetler hızla artacak. 10 yıla kadar buzullar da çok büyük erimeler görülecek. Mahsuller azalacak, ürünler ve hayvanlar telef olacak. felaketler artacak insanlar büyük sıkıntı çekecek. İnsan ölümleri toplu ölümler görülecek.
· Güneş etkinlikleri 2010'da en düşük seviyede idi. Güneş lekelerindeki artışların ise 2013'te tepe noktasına ulaşacaktır.2013 yazının çok sıcak geçmesi beklenmektedir. Peki ya sonrası. 2016 ya kadar afetlerin artması kaçınılmazdır.
· Hava anormallikleri hız kesmeyecek. Deniz seviyesi metrelerce yükselecek ve mahsul 4’te 3 azalacak. Yeryüzünün sıcaklığı sürekli artacak. Terlemeler ve aşırı yağışlar görülecek. Buzullarda hızlı erimeler görülecek. Balıklarda göçler ve toplu ölümler görülecek.
· 2013-2016 yılları arası kapitalizmin çatırdayıp çökeceği yıllar olacak.
· Artık biz insanlarda sık sık değişen, alışık olmadığımız hava koşullarına, sellere, ani bastıran şiddetli soğuklara karşı, neler oluyor? Hiç böyle olmamıştı gibi söylemlerle tepkiler vermeye başladık.
· Kuzey Kutbu dünyadaki herhangi bir bölgeden iki kat daha hızlı eriyor. Tahminlere göre buzulların bu kadar hızlı erimemesi gerekiyordu. İklim Değişikliği Paneli’nin 2007 raporuna göre buzulların bu yüzyılın sonuna kadar yaz aylarında tamamen tükenmemesi gerekiyor. Ancak bazı araştırmalara göre buzulsuz bir yaz için sadece 10 yıl kaldı.
· Fırtınalar ve sıcak hava dalgaları daha yoğun yaşanmaya başlandı. Rusya’da 2010’da sıcaklığın 40 dereceye kadar çıkması önemli bir örnek. Uzmanlar bu durumu da Kuzey Kutbu’ndaki aşırı erimeye bağlıyor. Kuzey Kutbu ile tropik bölgelerdeki hava sıcaklığı arasındaki fark düştükçe fırtına ve kuraklık gibi aşırı hava koşullarının yaşanma riski de artıyor.
· Grönland’ın buzul kaybetmesinin birkaç yüzyıl alacağı düşünülüyordu. Tahminler bu yüzyılda deniz seviyesinin yılda 0.3 mm yükseleceği yönündeydi. Ancak deniz seviyesindeki yükselme oranı yılda 1.3 mm’yi buldu. Şimdi uzmanlar 2100 yılı itibariyle deniz seviyesinin en az 1 metre yükseleceğini düşünüyor.
· Hava sıcaklığı sadece 0.8 derece artmış olsa bile dünya çapında birçok mahsul zarar gördü. ABD’de kuraklık, İngiltere’de ise aşırı yağmurlar toplanan mahsulün geçtiğimiz yıllara göre daha az olmasına neden oldu. Uzmanlar bu yüzyıl sonunda dünya çapında üretilen toplam mahsulün 4’te 3 oranında azalacağı konusunda uyarıp önlem almaya çağırıyor
· “Her yıl bir öncekinden daha kötüye gidiyoruz” 2007 raporuna göre karbondioksit salınımı nedeniyle hava sıcaklığının 2100’de 4 derece artacağı tahmin ediliyordu. Ancak uzmanlar şimdi bu derecenin 6’ya çıktığını gözlediler.
· Kasım 2010'da başlayan Arap baharıyla iki kutup arasındaki Dünya Savaşı 2014'e kadar sürecek. 2014’de Radyoaktif dalgaların yoğunlaşması nedeniyle hayvan ve bitkilerde büyük oranda azalmalar görülecek. Müslüman ülkeler kimyasal savaşlar görülebilecek, Avrupalıların çok etkilendiği bir dönem olacak. 2014’te İnsanlığın bir kısmı kanserle boğuşacak. 2016’da Avrupa'nın nüfusu azalacak.
· Fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. 2012 sonrası İnsanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlanır. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi bahseder. 2012'nin önemi buradadır. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012'dir.
· 6,2 büyüklüğündeki merkez üssü Ege Denizi olan deprem, denizin 9 kilometre derinliğinde meydana geldi. Deprem, Ege ve bütün Marmara'da hissedildi. Kentlerde büyük panik yaşandı. Ege Denizi'nde Bozcaada açıklarındaki 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından, büyüklükleri 3.1 ile 3.7 arasında değişen 8 deprem meydana geldi.
· Egeyi sallayan deprem imralıyla barış sürecinin hemen beraberinde geldi. Barışı istemeyenler ve bozgunculuktan beslenenlerin kirli planlarına karşı tanrının uyarısı geldi. Kürt ve Türk kardeşliğini engellemeye çalışanlar ve kan davasının sürmesini isteyenlere tanrı bir uyarı gönderdi. Eski rejimin kalıntıları ege’de sürekli yeni planlar kuruyor.
· Pasifik Okyanusu’nun güneyindeki Solomon Adaları’nda şubat 2013 de 8,0 büyüklüğünde bir deprem oldu. Tsunami olayı gerçekleşti.
· Amerika Birleşik Devletleri'nin Florida eyaleti, Burma pitonlarının istilasına uğradı. Yılanlarla başa çıkamayan yetkililer, ödüllü bir av yarışması başlattı.
· Florida'daki Everglades Milli Parkı yakınında oturanları piton korkusu sardı. Bölgede 150 bin pitonun yaşadığı tahmin ediliyor.
· ABD’de piton istilası yaşandı. Bu tür uyarıların tanrıdan geldiğini ve aynı Musa dönemi tanrısal uyarılara maruz kaldığımızı görmekteyiz.
· Tazmanya adası yanıyor. Avustralya'nın güneyindeki Tazmanya adasında meydana gelen yangınlardan 245 ev etkilendi.
· Salgın hastalıklar, kitlesel iltihaplanmalar, taun gibi, grip gibi çeşitli öldürücü hastalıklar yaşanacaktır.
· Rusya’da Ural Dağları’nın güneyinde bulunan Çelyabinsk bölgesine gök taşlarının düşmesi sonucu yaklaşık bin kişi yaralandı. Meteor yağmuru bölgede büyük maddi hasara yol açtı.
· Fransa'nın Les Sables d'Olonne sahiline vuran 18 metrelik dev balina görenleri korkuttu. Böylesi ne görüldü ne de rastlandı. Kıllı bir balina. 2013 yılı ocak ayında kıyıya vurdu.
· Londra olmak üzere İngiltere genelinde etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle yüzlerce okul tatil edilirken Rusya’nın Moskova’sında sıcaklık -35 dereceyi gördü. Sibirya’da -60 lara varan soğuklar gözlendi. Bu arada Avustralya +46 derece ile kavrulmaktadır. İnsanlar serinlemek için suya girmektedir.
· Avustralya’da alevler kontrol altına alınamıyor. Aylarca yangınlar devam etti.
· 20 yıl aradan sonra yağan kar Kudüs’ü bambaşka bir kente dönüştürdü.
· Küba’nın başkenti Havana’da kolera salgını baş gösterdi. Şimdiye kadar 51 kişinin hastalık nedeniyle başkentteki kliniklerde tedavi altına alındığı bildirildi.
· Buzlanma ve sisin neden olduğu çok sayıda araçlar dünyanın çeşitli yerlerinde birbirlerine girmiştir. En az 100 aracın karıştığı kazalarda yaşamını yitirenler oldu. Tanrı her alanda insanları uyarmaktadır.
· İsveç, Rusya, Türkiye ve pek çok yerde kar fırtınaları görüldü. Hayatı olumsuz etkileyen 2012 kış koşullarında 20 metreye ulaşan kar kalınlıkları görüldü.
· 18.Ocak.2013 de İtalyanın 'nın Stromboli adasındaki Stromboli yanardağı lav püskürmeye başladı.
Üç gün önce faaliyete geçen Stromboli, Avrupa'nın en aktif yanardağlarından biri olarak biliniyor. Gökyüzüne lav ve kül püskürten yanardağ, son haftalarda sismik faaliyetlerini artırmış ve bilim insanlarının dikkatlerini üzerine toplamıştı.
· Egede deprem hareketliliğinden sonra İtalya’nın Stomboli yanardağının lav püskürtmesi Afrika levhasının baskısını göstermektedir. Çok yakında bölgede etkili v e yıkım getirecek sonuçlara insanlar hazır olmalıdır. Avrupa ve Amerika’da hareketlilik ve yanardağ faaliyetleri bize bölgede büyük bir tehlikenin olduğunu göstermektedir. Bölgedeki bu kıtasal ve büyük kitlesel değişimler insanlığın anlayışı ve gündemiyle doğrudan bağlantılıdır. Tanrı gereksiz hiçbir şey yapmaz. Her olay amacına uygun adil gerçekleşir. Yakın zamanda doğal afetlerde artışlar gözlenecektir.
· Deprem riski Türkiye’ye göre Avrupa’da 7 kattır.
· Japonya’nın kuzeyinde etkili olan şiddetli bir deprem 02.02.2013cumartesi gecesi Hokkaido’nun doğusunu salladı. Tren istasyonlarının ve okulların çatısı çöktü. Depremde 12 kişi yaralandı.
· Tanrı dünyayı değiştirirken birtakım savaşlar olacak. Hatta bazı inançsız ülkeler birbirlerine de girecektir. Tanrı önce bunları birbirlerine düşürerek güçlerini zayıflatacaktır.
· Rusya'nın Sibirya bölgesinin en uç kısmında 6,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
· 2012 DA14 olarak adlandırılan yarım futbol sahası büyüklüğündeki asteroit, dünyayı teğet geçti.Yeryüzü ile arasında sadece 27 bin 599 kilometre kadar bir mesafe kalan asteroit, yeryüzüne, dünya yörüngesindeki suni uydulardan bile daha çok yaklaştı. 2012 DA14’e yakın büyüklükteki bir cismin 1908’de Rusya’nın Sibirya bölgesinde bulunan Podkamanennaya Tunguska gölüne düşmesi sonucu, yaklaşık Moskova’nın yüz ölçüme denk gelen 2150 kilometre karelik bir alanda 80 milyon ağaç
yok olmuştu.

· Irak'ın Musul kenti yakınlarında 5.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
· Papua Yeni Gine'de 6,7 büyüklüğünde deprem oldu. Depremin ardından tsunami uyarısı yapılmadı...
· Bazı iç denizlerde suların yükselmesi ve aşırı yağışlar kendini yavaş yavaş hissettirmektedir.
· İnsanlar buzulların eridiğini şiddetli yağışların arttığını görecekler. Su baskınları artarken tufanların farkına varılacak. Neler oluyor. Bütün bunlar neden başımıza geliyor diye sorgulayacaklar. Dünya amaçlarından vazgeçmeyecekler. Derken Sular yükselecek ve tufanlar onların şehirlerini ansızın yakalayıverecek.
· Akdeniz Tufandan nasibini alacak. Kıyı kentleri sular altında kalacak. Fransa’nın büyük bir kısmı sular altında kalacak. Çoğu kurtulamayacak. İtalya’nın tüm kıyıları ve kıyı şehirleri denizde kalacak. Deniz pek çok kıyıyı yutacak. Akneniz kıyıları ve içlerinde ve egede sular aniden yükselecek. Bazı adalar haritadan silinecek.
· İnsanların 21Aralık 2012 beklentileri doğruydu. Ancak çoğu o tarihte olacak sanmıştı. Yaşanacakların başlangıç dönemi bu tarihti. Zaman içinde dünya gündemiyle bu olayların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Fransa’nın bir ilçesiyle İzmir’in Şirince ilçelerinin belirtilmesi neredeyse doğruydu. 21 Aralık2012 den sonra İlerleyen aylarda ve yıllarda dünya gündemine göre tufanların açıkça ortaya çıkması ve çoğalması beklenmelidir. Fransa’nın Mali’ye yaptığı müdahale ilk işareti vermiştir. Afrika halkı zarar gördükçe, Ortadoğu’da mazlumlar-zalimler çatışması arttıkça, Türkiye’ye tepkiler birleştikçe afetlerin tavan yapması kaçınılmazdır.
· Fransa, İngiltere, İtalya halkı sular altında kalacaklar ve bir kısmı kendini zor kurtaracaktır.
· Avustralya hortumlarla ve sellerle boğuşuyor. Kıta neredeyse sular altında kaldı. Yine Avustralya’da her zamankinden daha fazla olarak bir bölgede deniz köpürdü. Şehrin bir kısmı ve kıyılar beyaz köpüğe büründü.
· Tanrı’nın hiçbir hareketi nedensiz değildir. Onlar menfaatleri için insanları öldürdüklerinden tanrı’nın gazabını hak etmişlerdir.
· Mazlum insanların öldürülmelerine destek veren halklar büyük afetlerle karşılaşacaklardır.
· Fransa, İtalya, Hollanda, İspanya, İngiltere gibi ülkelerin kıyı kesimleri sular altında kalacaktır. Tanrı’nın öfkesini göreceklerdir. ABD ve Kanada’nın doğu kıyıları ve orta Amerika büyük tufanlara maruz kalacaktır.
· Dünyada afetleri insanlar anlayamıyor. Halbuki afetlerin nedeni gayet açıktır. Dünya siyasetini okuyabilenler insanlığa zarar verenlerin güttüğü politikalar ardından yaşanan afetlerin nedenini anlayabilirler. Mali’ye saldırı gerçekleştiriliyor. İnanan mazlum halklar öldürülmeye kalkışılıyor. Bu arada Tanrı orta Amerika kıtasından sonra İtalya’da ki yanardağı da harekete geçiriyor. Tanrı bölgeye müdahale etmeye karar veriyor. Bölgede hareketlilikler oluyor. Ege’de deprem meydana geliyor. Avrupa ve güneyinde depremlerin görülmesi an meselesidir. Afrika halkına baskı arttırılıp insanlar öldürülmeye devam ederse tanrı mutlaka karşı bir müdahalede bulunacaktır.
· Avrupa, Amerika ve Rusya’da meydana gelecek doğal afetler nedensiz değildir. Afete maruz kalan bölge halklarının destekledikleri liderler ve ülke siyasetleri gerçekleri gözler önüne sermektedir. Sırf menfaatleri için insanlara ve insanlığa zara verenler tanrının müdahalesiyle karşılaşacaklardır. Tanrı artık öfkelidir. Halkına zarar verenlere savaş açmıştır. Suriye, Irak, Lübnan, Libya, Mali, Somali ve Afrika gibi kargaşaya ve zulümlere destek veren Avrupalı halklar başlarına böylesi afetlerin gelmesinden kurtulamazlar.
· Ortadoğu ve Afrika’daki halk devrimlerine direnen eski yönetimler halklara zara vermekte ve zulüm etmektedirler. Dış güçlerden destek alan eski baskıcı ve cuntacı yönetimler silahla ve şiddetle halkları bastırmaktadırlar. Bu ülkeler ve yönetimler tanrının öfkesinden nasibini alacaklardır. Çünkü Ortadoğu ve Afrika’da mazlum halkların öldürülmesinde rol oynamaktadırlar. Mevcut hükümetleri destekleyenler kötülüğün düzeninin devamını isterken de mazlumların ve inananların öldürülmelerini sağlamaktadırlar.
· Dünya psikolojisi, bölgesel mücadeleler ve afetler birbiriyle tam ilişkilidir.
· Dünyaya sahip olmak ve egemenlik için öldürmekten vazgeçmeyen uluslar Tanrının öfkesinden nasibini alacaktır.
· Tanrı her şeyi yerli yerinde doğru zamanda doğru kişilerle doğru yerde en adil ve özüne uygun olarak hikmetle gerçekleştiriyor.
· Olumsuz hava koşullarının etkili olduğu ABD’nin Mississippi eyaletinde dev bir hortum çok sayıda kişinin yaralanmasına ve büyük çapta maddi hasara yol açtı. Eyaletin güneyindeki yerleşim birimlerinin içinden geçen hortum ve yol açtığı panik amatör kameralara yansıdı.
· ABD'nin doğu kıyıları kar fırtınasına teslim oldu. Bazı bölgelerde Acil durum' ilan edildi. Fırtına nedeniyle 500 bin kişiye elektrik verilemiyor. Yetkililer, eyaletler arası yollar başta olmak üzere bütün yollarını boşaltılmasını istedi. Mecbur olmadıkça kimsenin evinden çıkmaması uyarısı yapıldı. Kar nedeniyle 5 bine yakın uçuş iptal edildi.
· Nemo kar fırtınası Amerika’yı vurdu.
· 2012-2016 yıllarında New York'ta halkın evden çıkmaması uyarısı sıkça yapıldı ve yapılacak. Akar yakıt konusunda ise "panik yapmayın" uyarsında bulunuldu. Sandy Kasırgası sonrası yaşanan benzin kıtlığından dolayı Amerikalılar bu defa daha tedbirli davranıyor. Çok sayıda insan fırtınalar başlamadan önce alışveriş merkezlerine akın ederek en az iki-üç günlük ihtiyaçlarını tedarik ediyorlar.
· Rusya’nın çernabilins bölgesine sabah saatlerinde meteor yağmuru yaşandı. Büyük bir gürültüyle evlerinin camları kırılan bölge halkı korku ve panik yaşadı. İnsanlar ve binalar zarar gördü. Atmosferde yanarak kül olmayan ve yere ulaşan meteor parçaları elbette Tanrının bir emriydi. Göktaşının şok dalgası hasarın boyutunun büyüklüğünü gösterdi. Göktaşı çok daha büyük olsaydı facia yaşanabilirdi.
· Rusya’da o beldeye meteor niye düştü. O belde halkı siyasi açıdan kimleri destekliyordu. Silah üreten bir barona destek veren bir halk beldesimiydi. Yoksa Suriye’de esad’a destek veren birilerinin ardında olan halk kitlesimiydi. Suriye’de ölenlerin nedeni olanlar Tanrı’nın uyarılarını anlayamayacak kadar bile cahildirler. Tanrı’nın hiçbir işi nedensiz değildir. Çok isabetli ve doğru bir amaca yöneliktir. Tanrı’nın uyarılarını anlayabilmek için tarihsel geçmişi ve bugünü temel nedenleriyle incelemek gerekir.
· Dev bir göktaşı dünyaya yaklaşıyor. Dünyaya çarpmayacak ancak yakınından geçecek denildi. Bilim adamları göktaşının 2013 Mart ayında geçeceğini söyledi. Saatte 29000 km hızla ilerleyen asteroit bir futbol sahası büyüklüğünde ve izlenmeye devam ediliyor.
· Brezilya’da gökyüzünden örümcek yağdı. Sanatoryum şehrinin kasabasında insanlar binlerce örümcekle karşılaştılar. Yüksek direklerde ve sarkan binlerce örümceğin varlığına kasabalılar bir anlam veremediler.
· İtalya ve Yunanistan’ı sel vurdu. 22.02.2013 tarihinde. İtalya’nın Sicilya adasına bağlı Katanya şehri şiddetli yağışlar sonunda adeta Venedik’e dönüştü, tüm şehir sular altında kaldı.
· Deniz şeytanı olarak da bilinen yüzlerce dev manta balığı bilinmeyen bir nedenle Gazze sahillerine vurdu. Sınırdaki mağaraların kapatılması ve suyla doldurulmasıyla tanrı onlara belki de rızık gönderdi.Belki de başka bir mesaj Verdi.
· Bolivya’da etkili olan şiddetli yağış nedeniyle en az 23 kişi hayatını kaybetti. Büyük zararlar yaşandı. Yaşamı felç etti.
· Türkiye’nin güneyinde ve Akdeniz’de güney ege’de hortumlar, şiddetli yağışlar sürekli artmaya başladı. İklim değişiklikleri iyice hissedilmeye başlandı.
· Florida’nın Palm Beach sahillerinde yüzücüler, kıyıya kadar gelen köpek balıkları nedeniyle suya giremiyor.
· Avrupa’nın kuzeybatısı mart ayının ortasında kara kışa teslim oldu. İki gündür tipi şeklinde yağan kar; Fransa, Almanya, Belçika ve İngiltere’de havayolu trafiğini büyük ölçüde aksattı. iklim değişimleri her yerde kendini hissettiriyor.
· Türkiye’de 23 mart2013’de tropik fırtına yaşandı. Güneydoğu Anadolu bölgesinden toz fırtınası, Bitlis’te kar fırtınası, Kastamonu’da sobadan zehirlenme vakaları bolu dağında sis ve tipi yaşandı. Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu. Yaralananlar oldu. Neyse ki saatte 80 km’yi geçmedi.
· Bolu’nun yaylasında hortum 20 evi yerle bir etti. Kütahya’nın Simav ilçesinde 40 santim dolu yağdı. Lokal afet yaşandı. Mersinde, İskenderun’da ve Antalya’da ara ara hortumlar çıkmaktadır.
· Türkiye ve dünya adeta bir beşik gibi sallanıyor.
· İşte son bir ay içerisinde Türkiye'de ve dünyada gerçekleşen depremler....
13/03/2013 - Çorum - 3.7 ve 2.0 büyüklüğünde iki deprem.12/03/2013 - Kütahya - 3.9 şiddettinde deprem.10/03/2013 - Erzurum - 2.4 ve 2.5 şiddetinde iki deprem
08/03/2013 - Amasya - 4.3 şiddetinde deprem.07/03/2013- Van - 4.2 şiddetinde deprem.06/03/2013 - Akdeniz - 4.1 şiddetinde deprem.03/03/2013 - Akdeniz - 4 şiddetinde deprem.28/02/2013 - Akdeniz - 4.1 şiddetin deprem.27/02/2013 - Tokat - 3.5 şiddetinde deprem.25/02/2013 - Şemdinli - 4.2 şiddetinde deprem.21/02/2013 - Didim - 4.6 şiddetinde deprem.20/02/2013 - Denizli - 4.1 şiddetinde deprem.19/02/2013 - Akdeniz - 4.3 şiddetinde deprem.15/02/2013 - Ege - 4.0 şiddetinde deprem.12/02/2013 - Van - 4.3 şiddetinde deprem Dünyada...13/03/2013 - Kuzey Irak - 4.9 şiddetinde deprem.11/03/2013 - Amerika - 5.1 şiddetinde deprem.11/03/2013 - Musul - 5.2 şiddetinde deprem.11/03/2013 - Çin - 5.2 şiddetinde deprem.07/03/2013 - Tayvan - 5.6 şiddetinde deprem.28/02/2013 - Rusya - 6.9 şiddetinde deprem.28/02/2013 - Vanatu - 6.1 şiddetinde deprem.21/02/2013 - Meksika - 5.6 şiddetinde deprem.19/02/2013 - Almatı - 5.2 şiddetinde deprem14/02/2013 - Rusya - 6.6 şiddetinde deprem, Pakistan'ın kuzey bölgelerini etkileyen Richter ölçeğine göre 5,4 şiddetinde deprem meydana geldi

· İklim ve Toplum İçin Uluslararası Araştırma Enstitüsü'nün tahminlerine göre, 2014 yazında hava sıcaklıkları yüzde 75 mevsim normallerinin üzerinde seyredecek. Sıcaklığa nem de eklenecek bölgesel şiddetli yağışlar görülecek. 2014 nisan aylarında iklim değişikliği belirgin hissedilmeye başlandı.


DECCAL NEDİR KİMDİR, GİZLİ GERÇEKLER
Peygamberimiz çoğu bilgileri rüyaları üzerinden iletmiştir. Gördüğü rüyalar aynen yorumlanmadan ve değişime uğramadan günümüze hadisler yoluyla gelmiştir. Birde o devrin o dönemin anlayacağı dilden anlatıldığı için nitelemeler ve yerler o döneme aittir. Geçmiş dönemin mekanları ve olayları günümüzde benzerlik taşıyan başka yerleri ve olayları niteleyebilmektedir. Pek çok hadiste deccalin bir insan olduğu çok açıktır ve soyunun dahi söylendiği bilinmektedir. Bazı insanlar cahilane bir şekilde farklı bir yaratık ve şeklen kör olan birisini beklemek ile büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. İlimden ve basiretten nasibini almamış bu kimseler düştükleri yanlışlıklardan bilgilenerek kurtulurlar inşallah diyoruz ve konumuzla ilgili derin analizler yapıyoruz.

Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:
‘Deccal çıktığında kendisiyle beraber cennet ve ateş vardır. İnsanların ateş olarak gördükleri soğuk bir sudur. İnsanların su olarak gördükleri ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim ona yetişirse ateş olarak gördüğüne gitsin, çünkü o soğuk, tatlı bir sudur.’(Deccal dünyanın en güçlü ülkesinin lideri olarak ortaya çıkar. Yeryüzünde bir dönem hüküm sürer. Bu süre zarfında dünyada hükmü geçer. Güçlüdür, varlıklıdır. Dünya yönetimi elindedir. Dilediği ülkeyi yüceltir ve dilediği ülkeye ambargo koyar ve iç karışıklığa sürükler. Dünyayı yönetmektedir ve küresel ekonomiyi elinde tutar. Kendisine boyun eğen ülkeleri Müttefik ilan eder ve o ülkenin kalkınmasına neden olur. O ülke büyür, kalkınır ve gelişir yaşam standardı yükselir böylece o ülke Deccalin cennetinden faydalanır. Bir ülke deccale boyun eğmez ise Ambargo ve kısıtlamalarla tüm ticaret yollarını keser. Böylece ülke ilerlemez, ticaret yapamaz ve kendi üretimlerini dahi zor yapar. Hatta deccal ülkenin muhaliflerini ülkenin yönetimine karşı kışkırtır ve her türlü desteği verir. Böylece o ülkede kıtlık başlar ve deccalin cehennemine düşmüş olur. Deccale boyun eğen ülkeler aslında sürekli deccalin isteklerini yerine getirme çabasında olacağından ve deccalin denetiminde kalacağında sürekli sıkıntı içinde kalacaktır. Bu nedenle hadiste aslında cennet yani su olarak gördükleri şey ateştir. Hadisini doğrulamaktadır. Deccale boyun eğmeyen ülkeler deccalin denetiminden ve sıkıntısından uzak kalacağından aslında o cehennem olarak görülen ateş aslında sudur yani bir rahatlık ve huzurdur. Deccale boyun eğen ona kulluk ettiğinden onun isteklerini artık yerine getirmek zorundadır. Böylece deccalin zenginlik ve varlık dolu cennet görünümlü cehennemine düşer. ABD pek çok ülkeye bunları yaşatmıştır. İşine gelmeyen hükümetleri düşürmüş, muhalif ekonomileri çökertmiş, hoşuna gitmeyen ülkeleri karıştırıp kaosa terk etmiştir. Peygamberimizin dediği gibi deccaller çoktur. Ancak en belirgin deccaller deccalin krallığının yıkılışındaki son deccallerdir. Bunlardan son ikisi ve en tehlikelileri artık günümüzde görülmüştür. 11 Eylül saldırılarını organize eden George Bush kirli planıyla Ortadoğuya ve kendine muhalif İslam ülkelerine savaş açmıştır. Diğer deccal ise onun ardından giden Obama’dır. Müslüman ve inanan olduğunu söyleyerek aldatıcı bir siyasetle söylediğinin tersini yapan tehlikeli bir deccaldir. Dünyayı aldatırken Siyonizm adına çalışan ve İsrail lobisine hizmet eder halini gizleyememiştir. Verdiği sözleri tutmamıştır ve yapmacık İslamcı tavrıyla seçildikten sonra ilk ziyaretini Türkiye’ye yapması oyunun bir parçası olmuştur.)
Buhari 3264
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Deccal’in fitnesinin çok şiddetli olmasından dolayı ona yaklaşmaktan bile sakındırmış ve:
‘Kim Deccal’i duyarsa ondan uzak dursun. Allah’a yemin olsun ki, bir adam ona mü’min olduğunu sanarak gider, onun attığı şüphelerden ona tabi olur’ buyurmuştur. (deccal barışa hizmet ettiğini, evrensel değerleri koruduğunu söyler. İnsan haklarını savunucu haliyle mümin rolünde görünür. Deccal bu dini ve insani değerleri savunduğunu söylerken diğer taraftan tam tersini uygulamaktadır. Onu gören ülke liderleri ona inanmaktadır. Yandaş medyaları ile küresel halkı aldatmaktadırlar. Ancak onlar söylediklerinin tersini yaşamaktadırlar. Silahlanmaya hatta kitle imha silahlarına karşı olduğunu söyler ancak bununla beraber en güçlü kitle imha silahlarına sahiptir ve müttefiklerine nükleer ve kimyasal silahları satan silah tüccarıdır. Adaleti sağladıklarını söylerler ancak adalet sadece kendi taraftarlarınadır. Yani adaletsizlik diz boyu yükselir. Barışa hizmet ettiklerini söylerler ancak her savaşın ardından onlar çıkar. İnsani değerleri ve yardımlaşmayı basit örneklerle gösterirken diğer taraftan kaosta, karmaşada ve kıtlıkta bırakılan ülkeler yığınlarcadır ve bilakis bozgunculuğu yapan ve destekleyen ülke olmaktadır. Deccal yanına geldiğiniz anda sizi doğru yolda olduğuna ikta edici tavırlarda ve icraatlerde görünür. Ancak arkanızı döndüğünüzde tam tersi olaylara şahit olursunuz. Bu bakımdan zaman ve yalan deccalin en iyi iki silahıdır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir açıklamasında da, onun Rablığını iddia edeceğinden söz ettikten sonra şunları söylemişti:
“…Mutlaka o tek gözlüdür.
Ve alında kafir yazılıdır.’’(Yalnız dünyayı görür, dünyevidir, ahireti ve ilahi vahyi görmez ve görmezlikten gelir. Körlük, gözünün ilahi gerçeklere kapalı olması anlamındadır; yani iman gözü, gözünün hidayet ışığı kapatılan, kalbi mühürlenen birisidir. O deccallar ve temsil ettikleri zihniyet böyledir. Deccalin alnında kafir yazılıdır. İfadesi yani tavır ve davranışlarından tamamen maddeci, menfaatçi anlamı çıkartılır. George Bush’un 11 Eylül saldırı haberini aldığı andaki ilk tepkisi tasarlanmış ve çalışılmış bir tepkidir. Ve hareketlerinden tamamen kafir olduğu anlaşılmaktadır. İnsanlar onun değersizliğini geç anlamıştır. İnsanlardan pek çoğunu da aldatmıştır.

‘Medine’nin geçitleri üzerinde melekler vardır. Taun ve Deccal oraya giremez!’ buyurdu.”
Yahudilerin Siyon’u ile Müslümanların Medine’si aynıdır. İki şehrin benzerliği geçmiş zamanda inançlı halkları barındırmıştır. Medine mazlumların yanında olan, inanan mazlumlara kucak açan, inançlı ve yardımsever olmasıyla inançlı bir şehir halkını temsil etmektedir. Günümüz Türkiye’si bu anlatılanlar ile tam uyuşmaktadır. Dünün Siyon’u, Medine’si, Şam’ı bugünün Türkiye’yesidir. Günümüz Türkiye’si uzak kıtalardaki afetlerden dolayı yardıma muhtaç olanlara yardım eden halktır. Suriye, Irak, Mısır ve Ortadoğudaki karışıklıkta hakkın tarafında olan ve mazlum halklara destek veren yapısıyla günümüz Medine’si durumundadır. HZ. Muhammed’in hadislerinde anlatıldığı üzere Medine’nin etrafında yedi melek bulunmaktadır. Bu melekler güçlü doğrulukları nitelemektedir. Yani Türkiye’ye saldırmak için haklı gerekçe bulamazlar. Bu nedenle deccal (Medineye) Türkiye’ye girememektedir.


‘Mesih’in (Deccal’in) hedefi Medine olduğu halde doğu tarafından gelir. Uhud dağının arkasına iner. (Rüyaya göre uhut dağının arkası Irak’ı temsil eder.) Amerika ve birleşmiş milletler çeşitli uydurma gerekçelerle Iraka ve Afganistana girerler.) Sonra melekler onun yüzünü Şam tarafına çevirirler ve orada helak olur’ buyurdu. ( Yani yalan ve uydurma gerekçelerle Türkiye’ye saldıramazlar. Türkiye hakkı söyleyen ve evrensel değerleri savunarak hareket eden bir ülkedir. Deccal ve taraftarları 2014 yılından itibaren yönünü Türkiye’ye çevirecekler ama başarılı olamayacaklar. Tanrının dinini savunan bu ülke karşısında haklı olamaz ve güçsüz düşmeye başlar.
Mekke ve Medine hariç Deccal’in uğramayacağı belde yoktur. Oraların her geçidinde koruyucu melekler vardır.( Amerika her ülkenin ekonomisini elinde tutmakta ve her ülkede askeri üssü bulunmaktadır. Ancak Irak ve Afganistan savaşında olduğu gibi Türkiye’yi çok etkili kullanamamıştır. Ve Türkiye’ye saldıramamıştır. Halbuki onlara göre islamın ve yılanın başı Türkiyedir. Asıl hedef Türkiye’dir ancak oraya saldıramamıştır. Filmlerine dahi Türkiye olumsuzluklara konu olmuştur ama ortadoğunun birlik olmaması güçsüz ve yer altı zenginliği olan ülkelere saldırıları getirmiştir.)(Medine’nin yani Türkiye’nin her geçidinde melekler vardır ifadesi Türkiye’ye saldırmayı engelleyici güçlü ve mantıklı gerekçeler olduğu anlaşılmaktadır.. Türkiye’ye saldırmaları pek çok şeyi tetikleyecektir. Dünyada hala Osmanlının doğuşunu bekleyen kitlesel mazlum halklar vardır. Türkiye’ye saldırı için geçerli nedenler bulamayacaklardır. Ne silah, nükleer ve kimyasal silahlar bakımından temizdir, silahlarını zaten küresel güçlerden almaktadırlar, Türkiye’nin ekonomisi o dönemlerde zaten Amerika’nın ve İmf’nin elindedir, Avrupa’nın her yerinde Türkler vardır. Kafkaslarda Türk cumhuriyetlerinin akrabalık bağları ve Ortadoğuda Türkiye sevgisi eskiden beri vardır. Türkiye’ye saldırmak konusunda hiçbir mantıklı gerekçe bulamazlar ifadesi ‘Medinenin her geçidinde melekler’ olduğunu doğrulamaktadır.
“Ben size Deccal’i anlattım hatta onu anlamayacağınızdan korktum! Mesih Deccal; ayakları dengesiz ve çarpık, saçı oldukça kıvırcık, bir gözü kör olup ne yüksekçe ne de çukurca olan biridir. Eğer onun durumu size karışık gelirse biliniz ki sizin Rabbiniz kör değildir! Siz ölünceye kadar Rabbinizi göremeyeceksiniz!” (bu hadiste anlatım bir kişiliği tasvir etmektedir. Ayakları dengesiz derken deccalin düzeni ve sistemi sağlam değil ve helal temeller üzerine kurulmamış ifadesi taşımaktadır. ABD’nin ekonomisi, borç, sömürü ve olmayan para üzerinden kurulmuştur. Aşırı kırılgan ve temelsiz ekonomileri vardır. Savaş, petrol, silah üzerinde dayalıdır. Bu nedenle uzun süreli ve dayanıklı bir sisteme sahip değildirler. Dünyada daima doğruluk ve barış kazanacağından ABD’yi ayakları dengesiz ve çarpık olarak nitelemiştir. Kıvırcık saçlı ifadesi inatçı, hırslı, açgözlü, aşırıya kaçan anlamı taşımaktadır. Bir gözü kör ifadesi gerçekleri göremeyen, tek taraflı bakan, evrensel ve adil olmayan ifadeleri taşımaktadır. Eski Araplarda ‘bir gözü kör ifadesi’ bir çeşit deyimdir; inançsız ve basiretsiz ifadesi taşımaktadır. Rüyada ‘sağ göz’ dini ve manevi değerleri görebilmeyi, basireti, Allah inancıyla bakmayı ifade eder. Rüyada sağ gözün kör olması ise kalbi dine ve vahye kapalı, basiretsiz, inanca muhalif, Yalancı ve yanlış yolda olduğunu bilmeyen, gerçeklikten uzaklaşmış anlamı taşır.
Rablik ifadesi ise dünyadaki düzenin sahibi yani bir imparatorluğun (küresel düzenin) sahibi anlamı taşımaktadır. Yani deccal ekonomileriniz benim elimde, sizleri ben beslerim dilediğim ülkeyi krizle ve ambargoyla yok ederim, dilediğim ülkeye yatırım çağrılarıyla yüceltirim demektedir. Büyük gücüm, dünyayı ben yönlendiririm gibi güçlü bir ülkenin liderliğini niteleme tanrılık iddiası oluşturmaktadır. Nitekim George Bush bu tavırları bizzat uygulamıştır. Tanrılık iddiasında olan ancak inançsız bir insandır. Ve insan ölünce ancak Allah’ı görebilir.

Buhari 7277
Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Deccal’den haber vererek şöyle buyuruyor:
“Deccal; ‘ben sizin rabbinizim’ der. Siz ölünceye kadar Rabbinizi göremezsiniz! O, tek gözü kör biridir. Sizin Rabbiniz kör değildir! Onun iki gözünün arasında kâfir yazılıdır. Okuması olan yahut olmayan her mü’min o yazıyı okur.” (İki gözünün arasında yani alnında kafir yazılı ifadesi gerçek harf yazısı ifadesi taşımamaktadır hatta hadisin devamı bunu teyit etmektedir. Okuması olan yahut olmayan her mümin o yazıyı okur ifadesi bu gerçeği doğrular. Peygamberimiz rüyasında deccalin alında kafir yazısını görür ancak gerçek hayatta bu bir teşbihtir. Yani rüyalar sembolik benzetmelerle bir şeyler anlatır. Alın bir insanın yaşayış şekli, anlayışı, inancı, amacı, rotası gibi varoluş temelini ve yaşam felsefesini yansıtır. Alında kafir yazısı kesinlikle inançsız bir insan tavırlarını, maddeci, dünyacı, haksız kazancı yol edinmiş, manevi ve evrensel değerlerden yoksun insanın tavırlarını sergilemeyi nitelemektedir. Okuması olsun yada olmasın ifadesi deccal tavırsal olarak bu inançsızlığını çok net olarak sergilemektedir. Herkes onun şeytani ve kirli yolunu anlar. İfadesi taşımaktadır.)
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Deccal’i rüyasında görmüş ve bize şöyle vasfetmiştir:
“Sonra bana bir adam gösterildi. Saçları kıvırcık, sağ gözü şaşı, diğeri içi çıkarılmış üzüm tanesi gibiydi. Ben ‘Bu kim?’ diye sordum. ‘O, Mesih Deccal’dir’ denildi.” (hadisler farklı kişilerden nakledildiği için ufak farklılıklar da olsa hemen hemen birbirlerinin aynısıdır. Hatta bazıları detaylar vermektedir.Sağ gözü şaşı üzüm salkımı gibi dışarı çıkık ifadeleri gerçeklere ve dine karşı kör olmakla beraber şaşı ve çıkık göz kötü görüntü vereceğinden tavırlarıyla insanlık örfüyle örtüşmeyip anlayışının kötü görüleceği ifadesi anlaşılmaktadır..)
Müslim 169/273

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Hâkim 2/426, 8311
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
‘Medine’yi üzerinde bulunduğu en hayırlı hali ile terk edecekler. Medine’de rızkını arayan yırtıcı hayvanlar ve kuşlardan başka kimse kalmayacak. Sonra Müzeyne kabilesinden iki çoban Medine’ye gitmek isteyip koyunlarına sayha ederek yola çıkacaklar. Bunlar da Medine’yi bomboş ve ıssız bir şekilde bulacaklar. Veda tepelerine vardıklarında yüzüstü yere düşecekler.’(Dünün Medine’si günümüzün Anadolu topraklarıdır.1900’lü yıllarda batıyla mücadele etmiş olan Anadolu halkı artık yenilmiş ve güçsüz düşmüştür. Birinci dünya savaşıyla Anadolu halkına soykırım yapılmıştır. Haçlı zihniyetiyle Anadolu topraklarına her koldan girdiler ve inançlı Anadolu halkını yok etmek istediler. Onlar Kuran’a ve dine savaş açmışlardı. Onlar bu inançlı halkı yok edersek ancak kurtuluruz demişlerdi. İstanbul ve Anadolu halkı Resmen bir kurtuluş mücadelesi verdi. Aynen hadislerde belirtildiği gibi kimse kalmadı. İnananların çoğu cephelerde şehit oldu. Kadınlar ve çocuklar kalmıştı. ‘Hayvanlar ve kuşlardan başka kimse kalmadı.’ İfadesi birfiil yaşanmıştı.

Kalan üçte biri de fethe devam eder. Onlar asla fitneye düşmezler. İstanbul’u fethederler. Onlar ganimetleri taksim ederken kılıçlarını zeytin ağacına asmışlardır. Bu arada onların içinde şeytan:
−Deccal sizin ailelerinizin arasında çıktı, diye sayha atar. Bu haber yalan olduğu halde çıkarlar. Onlar Şam’a geldikleri vakit Deccal çıkar.
Diğer bir rivayette:
−Onlar ganimetleri taksim ederken, bir ses ‘Deccal çıktı’ diye nida eder. Onlar da her şeyi bırakıp dönerler’ buyurdu.”
( Hadisin bizi ilgilendiren kısmını aldık. Benzer hadisler incelenmiştir. Peygamberimizin bu hadisi yüzyılları kapsayan çağları içeren mükemmel bir hadisidir. Bir hadis bu kadar bozulmadan orjinalliği ile bugüne ulaşması da ayrıca mucizedir. Bu hadisi açıklamaya çalışalım. İnançlı olan ve Anadoluya giren halkların fethe devam ederek konstantiniyyeyi fethedeceği söylenmiştir. Peygamberimiz başka hadislerinde de bu inançlı halktan övgüyle bahseder. Bu halk Türkiye halkıdır. İstanbul fethedildikten sonra bir düzen kurulur. Osmanlı ganimetleri yani kazanımları her halkın hak ettiği şekilde taksim eder. Adaleti sağlar ve herkesin hakkını gözetir. Kargaşaları önler uzlaştırıcı ve barışçı bir kudrete sahiptir. Zaten hadiste kılıçların barışı temsil eden zeytin ağacının dallarına asılması bu barışçı ve birleştirici rolünü nitelemektedir. Bu arada barışın düşmanları batıda (Avrupa ve amerikada) sürekli güçlenmeye başlar. Batıda soyguncular ve haksızlığı yol edinmiş olanlar bilindik topraklara coğrafi keşifler adıyla saldırırlar. Sömürgecilik ve inançsızlığın reformları başlar. Sonra Amerikada güçlü bir devlet kurarak kendilerini tanrının inanan halkı olarak nitelerler. Bu halklar Osmanlıyı hedef göstererek Deccal’in çıktığını ilan ederler. Onların içindeki gücü ele geçirmiş olan ve şeytana uy muş olan birtakım varlıklı zengin baronlar ve lordlar yeni dünya düzenini yönetmeye başlar. Bu içlerindeki şeytan Osmanlı padişahlarını 2. Abdulhamit gibi bazı padişahları hedef göstererek deccal’in çıktığını iddia ederler. Güçlü olduklarını söylerken Osmanlıyı hedef gösterirler. İşte peygamberimizin hadislerinde dediği bu ilk sese(Münadiye) inanmayın ilki yalancıdır denilmiştir. İlki birinci dünya savaşının başlamasına neden olur. Osmanlı yıkılır Ve dünyada derebeylikler dönemi gibi ülkeler dönemi başlar. Yeryüzünde barış ve birlik bozulur ve ülkeler ayrılır ve yeryüzündeki ülkeler param parça olur. Tam yüz yıl geçer. 2008 yılından sonra ikinci ses gerçek mehdi’yi ilan eder. Beraberinde dünya dönüm noktası yaşar. 21 Aralık 2012 bir değişimin başlangıcı olmuştur. Arap baharı, değişen yönetimler bütün bunların ardından tanrının harekete geçmesiyle başlayan doğal afetler, iklim değişikliği kürersel ısınma yaşanmaktadır. Tamamen kıyametvari olaylar yaşanmaya başlar. Mehdi (İsa) yeryüzüne inmiştir. İnsanlar bu doğal sınavın farkında değildir. Ancak geçmişte söylenenler aynen yaşanmaktadır.
İstanbulun fethinden sonra deccal çıktı diye bir ses gelir. Hadislerde ‘ Bu sese kulak vermeyin çünkü bu yalandır.’ Denilmiştir. Birinci ses birinci dünya savaşıyla başlayan dönemi nitelemektedir. Ardında ikinci bir ses gelir. Bu ikinci ses yeni bir dönemi yani yeni bir çağın başladığını göstermektedir. Bu ses ile yakın çağ biter ve 2012 ile esenlik çağı başlar.
İstanbulun fethiyle yeni bir çağ başlar. Bu çağ yeni çağdır. Barışı ve evrensel değerleri sahiplenmiş bir Osmanlı devleti dönemi başlar. Bu çağda genellikle savaşlar olmaz. Ama yeryüzü tarihinden beri var olan inançsızlar Osmanlı ile zaman zaman savaş eder. Bu küfür milleti gog ve magogun halkıdır. Yeryüzünün çeşitli yerlerine yerleştiklerinden her tarafa dağılmışlardır. Sırplar, Rumlar, Ruslar, İngilizler, Fransızlar bu iki milletin parçalanmış halleridir. Osmanlı döneminde ‘dünyacı küfür milleti’ zaman zaman Osmanlıya savaş açsa da başarılı olamamıştır. O dönemde gog magog’un silah üstünlüğü yoktu. Ama tam iki yüzyıl boyunca silahlanma çabasındaydılar. Yecüc ve mecüc silahlanarak artık güçlü oldular. Yani rüyadaki ‘setti aştılar.’ Sonra Osmanlı devleti geriler ve yıkılır. Bu küfür milletleri yeryüzünde egemen olmaya başlar. Bu sırada kendilerini İsrail halkı ilan edip siyonizmi sahiplenir ve kendileri adına yaymaya başlarlar. Bu arada kıtalardaki inançlı halklara zulmederler ve sömürgeciliğe başlarlar. Önlerine ne gelirse yerler. Her toprakları madenleri ve gelir kaynaklarını sömürürler. Bunların sonucunda 1.dünya savaşı gerçekleşmeye başlar. Bir münadi deccal çıktı der. Bunu da Osmanlı hükümdarı olarak ilan eder. Batılıların bu din savaşı son haçlı seferlerinden birisi olur. Ama peygamberin dediği gibi bu ses yalandır. Sonra yüz yıl geçer. 2001’li yıllarda 11 eylül saldırıları ile ortadoğuya ve islama tekrar haçlı birliği kurulur. Bu savaşta gerçek deccal ortaya çıkar. Ve bir münadi Gerçek deccali ilan eder. Peygamber işte bu ikinci sese kulak verin demiştir. Bir münadi George Bush’u deccal ilan eder. Ve 21 Aralık 2012 ile yeryüzünde büyük bir değişim başlar. Küresel krizin ardından peşisıra gelen doğal afetler ve iklim değişiklikleri gerçekleşir. Bu arada mehdi dünyaya gerçekleri göstermeye başlar. Gog ve magog halkıyla mücadele etmeye devam eder. Hadislerde Mehdi güçlü olan gog magog halklarıylamücadele edip yenemeyeceğini ama sonunda tanrıya dua edip hepsinin bir salgınla öleceği anlatılır. Tüm kutsal metinler de hadisi doğrulamaktadır. Yaşananlar tamamen günümüzle alakalıdır.
Hadisi dönemlere ayırır isek İstanbul’un fethi bir dönemdir. Yeni çağ. Yeni çağın bitimi ardından bir münadi deccal çıktı der. Bu münadinin bağırmasıyla ikinci dönem başlar. Yani yeni çağ biter yakın çağ yaşanır. 1900-2008 yılları arası yakın çağ yaşanır. Bir süre bu dönem yaşanacağından peygamberimiz ona inanmayın der. Başka bir hadisinde bu birinci sese değil, ikinci sese kulak verin der. Yani hadisler üç dönemi işaret etmektedir. İstanbulun fethiyle Osmanlı dönemi. Sonra Osmanlının yıkılışıyla yaşanan ülkeler dönemi. Sonra ikinci münadiyle insanlık yeni bir döneme girmeye başlaması. (2012 sonrası)
Hadis incelendiğinde istanbul’un fethinden sonra demesi aslında İstanbul’un fethi bir dönüm noktasıdır. İnsanlık dip yapmadan yani karanlık çağa ilerlemeden önce bir direnç olmalıydı ve bu da Osmanlı döneminin yaşanmasına neden oldu. Fetih yeni bir çağı başlatsa da 1900’lü yıllarda bir münadi deccal çıktı der. Bu münadi Büyük Amerika devleti algısını yaratır ve bir doların içindeki pramit resminin altında yazan ‘yeni dünya düzeni’ algısını oluşturur. Abdülhamit hedef gösterilerek inanan halklara savaş açılır ve Osmanlıyı yok etme dönemi yaşanır. Dünya yüz yıl kaos çağı yaşar. Sonra 2000’li yıllarda 11 Eylül saldırısıyla islama savaş açılır ve bir münadi Deccal çıktı diye bağırır. Ve münadinin bağırmasıyla küresel kriz, Arap baharı, yükselen Türkiye, Afrika baharı ardı ardına gelmeye başlar. İklim değişiklikleri ile afetler tavan yapar. Dünyada düzen değişmeye başlar. İkinci münadinin sesi de yeni bir çağın başladığını yeni bir döneme geçişin işareti olur. Hadisteki ifadeler çok uzun ve çağları ilgilendiren dönemleri kapsamaktadır. Bunlar yaşanmadan insanlar bu hadisleri çözmekte zorlanmışlardır.


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−‘Rüzgârın yönlendirdiği yağmur gibidir. Deccal bir kavme gelir, onları davet eder. Onlar da davetine icabet edip ona iman ederler. Bunun üzerine Deccal semaya emreder onlara yağmur yağdırır, yere emreder onlara nebatat bitirir. O kavmin otlağa çıkmış hayvanları akşam olunca zirveleri en yüksek, böğürleri daha geniş ve memeleri sütten dopdolu olarak dönerler.(Peygamberimizin bu rüyası da hadislerle aynen ulaşmıştır. Bildiğiniz gibi rüyalar misaller alemidir. Yorumlanmalı ve gerçekler ortaya çıkartılmalıdır. Bu hadiste Deccale karşı durmayan ve boyun egen ülkeler deccalin küresel egemenliğinden faydalanır. Ve deccal yandaşlarını yatırıma çağırır. Kredi ve not kuruluşları yatırım seviyelerini yükseltir. Müttefik olmakla o ülkeye bereket girer. Yağmurlar yağdırır, nebat bitirir ifadeleri orada ticaret, gelişim ve rahatlama görülür. Ülkenin gelir seviyesi yükselir, yaşam kalitesi artar. Adeta cennet gibi nimetlere kolay ulaşabilmektedirler.)

Sonra Deccal başka bir kavme gelir, onları davet eder. Onlar Deccal’i reddedip iman etmezler. Deccal onları bırakıp gider. O kavim kuraklığa ve kıtlığa uğramış olarak sabahlar, malları ellerinden gider. Deccal bir harabeye uğrar ve ‘hazinelerini çıkar’ der. Bunun üzerine o harabenin hazineleri, arıların arıbeyinin arkasından takip etmesi gibi onu takip ederler. ( Deccal’i reddeden ülkeler baskılara, anbargolara, ticari kısıtlamalar maruz kalır. Müttefik olmamanın getirdiği kötü sonuçlara maruz kalır. Ne dışarıdan ne de içerden ticaret olur. Ülkeyi iç savaşa ve kaosa sürüklerler. Nitekim ABD bunları pek çok Afrika ve Ortadoğu ülkesine yapmıştır. O ülke böylece kıtlığa ve kuraklığa uğramış olur. Rüyalardaki nitelemeler aynen bu gerçekleri doğrulamaktadır. Senbolik benzetmeler aynen yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Deccalin hazineleri çıkarması küresel zenginlerin ona eşlik etmesiyle gerçekleşir. Petrol, altın ve diğer yeryüzü hazineleri ABD’nin işsteğiyle gerçekleşir.)
Sonra Deccal, gençlik dolu bir adamı çağırır, ona kılıçla vurup iki parçaya ayırır. Her bir parçayı ok atımı mesafesinde uzaklaştırır. Sonra onu çağırır, o genç güler halde yüzü parlayarak gelir. (Deccal abd’nin lideridir. ABD, gençlik dolu Irak’a savaş açar ve batı ülkelerini savaşa çağırır. Irak parçalanır ve o halde bırakılır.)Deccal bu şekilde iken Allah Azze ve Celle Meryem oğlu Mesih’i gönderir. İsa aleyhisselam, Dimeşk’in doğusunda “Beyaz Minare” denilen mevkide herd ile boyanmış iki parça elbise içinde ellerini iki meleğin kanatlarına koymuş bir halde iner. ( peygamberimiz döneminde şam ve şamın önemli şehirlerinden dimeşk ilim, din, kalkınma, ve ticaret merkezidir. Peygamberimiz mehdi İsa’nın bazı hadislerinde Medine’den bazı hadislerinde Şam’dan çıkacağını söylemiştir. Şam ve Medine aynı özelliklere sahiptir. Benzer hadislerin bazılarında Şam bazılarında Medine geçmesi bir farklılık arzetmemektedir. Medine inanan halkları nitelerken Şam gelişim, din, felsefe, ilim merkezidir. Günümüzdeki anlamı büyük şehir, kültür merkezi, dini ve insani değerlerin sahiplendiği yer anlamı taşımaktadır. Bu nedenle dünün dimeşki bu günün İstanbul’u olması kaçınılmazdır. Rüyadaki ‘Beyaz minare’ sesini doğru ve hak yoldan duyurur. Anlamındadır. Üzerinde iki parça elbise veya iki aba vardır gibi söylemler pantolon ve çeketi simgeler. Yani günümüz takım elbisesidir. Ellerini iki meleğin kanadına koymuş ifadesi doğrulukla ve barış ile hareket edecektir. Anlamı taşımaktadır. Başını öne eğse su damlatır, yukarı kaldırsa inci tanesi gibi su bulunur. İsa’nın nefesinin rüzgârını hisseden hiçbir kâfir yaşayamaz. Onun nefesinin rüzgârı göz alabildiğincedir. İsa, Deccal’i arar, nihayet ona Lüdd kapısında yetişir ve onu öldürür.(Su damlatır ve inci tanesi gibi su bulunur ifadesi İsa’nın niyetinin çok temiz olduğu, işlerinde bereket olacağı, gittiği her ülkede faydası görüleceği anlamı taşımaktadır. İsa’nın nefesi demek ‘doğru ve etkili sözlere sahip’ anlamı taşımaktadır. Yalan söyleyen inançsız kafirlere karşı doğru söyler ve haksızlıkları ve batıl yolları ortaya döker ve böylece onun söyledikleri kafirleri toplum nazarında öldürür. O kişiler değer görmez. Pek çok batıl siyasetçi gözden düşer. Ve pek çok batıl yolda olan insan onun sözleriyle biter. İsa, deccali arar ve Nihayet Lüdd kapısında rastlar ifadesi günümüzde açıkça yaşanmıştır. Ancak insanların çoğu bunun farkında değildir. Mescidi aksa’nın Ludd kapısı Mavi Marmara gemisinin tam hizasına denk gelmektedir. Böylece Türkiye ile Amerika’nın ilk karşıtlığı ve karşılaşması gerçekleşir. Artık Obama mı deccal; Tayyip Erdoğan mı İsa bunun ayırımını siz yapacaksınız. Nasıl bir kalbe sahip olduğunuz dünya için mi çalıştığınıza yoksa ahret için mi çalıştığınıza bağlıdır. Eğer kişi şahsi menfaatleri için yaşıyorsa deccalin tarafındadır; yok eğer insanlığın menfaatlerini gözetiyorsa o zaman İsa’nın tarafındadır.
Sonra Meryem oğlu İsa aleyhisselam’a Allah’ın Deccal’den koruduğu bir kavim gelir. İsa, onların yüzünü sıvazlar ve cennetteki derecelerini onlara söyler. Onlar bu durumda iken Allah, İsa’ya:

−‘Bana ait bir takım kullar çıkardım ki onlarla savaşmaya kimsenin kudreti yoktur. Sen kullarımı Tur dağında muhafaza et’ diye vahyeder. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, Ye’cuc ve Me’cuc kavmini gönderir. Onlar her tepeden süratle inerler. Onların ilkleri Taberiye gölüne uğrar ve içmeye başlarlar. Onların sonları göle uğradıklarında:
(İnsanlar Allah’tan yüz çevirirler. İnançsızlık yaşanmaya başlar. Bunun üzerine Allah kullarını Anadolu’da muhafaza eder. Tur dağı o dönemin temsilidir. Son peygamber Muhammet dönemi için tur dağı, hira mağarasıdır. Şu an için tur dağı, yedi tepeli İstanbul’dur. Allah Yecüc ve Mecüc(GOG MAGOG) kavmini gönderir. Bu kavimler güçlenir ve tarih sahnesine çıkar. İlk önce gemilerle korsanlık yaparken sonraları Osmanlı egemenliği zayıflayınca kıtalara gidip gasp ve sömürüye başlarlar. Sonra bu hareket çoğalır ve batılılar bilindik topraklara çoğrafi keşifler adıyla sahiplenirler. Yerel halklara zulmederler, köle yaparlar, mallarına el koyarlar. İnsan ticareti yaparlar. Sonra daha medeni bir hale bürünürler ve modern sömürgecilik başlar. İşte bunlar her yere uğrar önlerine geleni yerler içerler. Tebariye gölü bol sulu ve bereketlidir. Bu misal anlatılanlara mükemmel örnek olmuştur. Gerçekten de yecüc ve mecüc dünya hırsıyla ve kazanmak arzusuyla önlerine gelen her şeyi yemiş ve içmiştir. Her kıtaya giderler. Yeryüzünün hazinelerini çıkartırlar ve sürekli kuruturlar. Yinede doymazlar ve bereket onlarda olmaz.
−Andolsun bir zamanlar burada su vardı, derler. Allah’ın Nebisi İsa ve ashabı, Tur dağında mahsur kalırlar. O zaman onlardan birinin yiyecek olarak bir sığır başı olması, sizden birinin şu anda yüz dinarı olmasından iyidir. Sonra Allah’ın Nebisi İsa ve ashabı, Allah’a dua ederler. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle Ye’cuc ve Me’cuc kavminin boyunlarına negaf denilen kurtlardan gönderir. Hepsi de tek bir kişinin ölmesi gibi ölü olarak sabahlarlar.
(İstanbul ve Anadoludaki inançlı halk bu topraklarda mahsur kalır. Yeryüzünde karmaşa, kaos ve kıtlık yaşanır. İsa ve bakanları bu küresel bozguncuların yaptıklarıyla başademezler. Çünkü her tarafta bu yecüc mecüc halkları vardır. Ve yönetimleri ele geçirmiş yecüc mecüc halkı mazlum halklara zulmetmektedirler. Bunun üzerine Bir ülkenin lideri olan İsa ve bakanlardan oluşan ashabı bu küresel bozgunculara karşı dua ederler. Ve Allah büyük bir salgın gönderir. Dünyanın her yerinde ölümler başlar. Ve toplu ölümlerden insan bedenleri kokmaya başlar. Atmosfere yayılan bu koku rüzgarlarla yayılır ve geniş kıtalarca fark edilir.
Sonra İsa ve ashabı yeryüzüne inerler. Yeryüzünde onların cesetlerinden ve pis kokularından dolmamış bir karış dahi yer bulamazlar. Sonra İsa ve ashabı yine Allah’a dua ederler. Allah Azze ve Celle develerin boyunlarına benzeyen kuşlar gönderir. Kuşlar onların cesetlerini Allah’ın dilediği bir yere taşırlar. Sonra Allah bir yağmur gönderir, balçıktan yapılan ve de kıldan yapılan hiçbir ev kalmaz, hepsi dümdüz olur. O yağmur yeryüzünü yıkar, hatta ayna gibi yapar.
Müslim 2934/104


Müslim 1389/499
Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki o zamanda Şam (daki savaş)a katılmayan hiçbir mü’min kalmaz!’ buyurdu.”( Aynen söylendiği gibi dünya 2010 yılından sonra belirgin olarak iki kutuplu hale gelmiştir. İnançsız yönetimlerle mazlum halkların savaşı küreselleşmiştir. Her ülkede bunlar yaşanmaktadır. Yeryüzü küresel olarak bir savaştadır. Bu bir cephe savaşı değildir. Ancak bir iktidar- muhalefet savaşı gibi inanan- inanmayan savaşıdır. Menfaatlerini düşünenler ile dünyada gerçekten hakkı, adaleti ve barışı isteyenlerin mücadelesi vardır. Her beldenin ve ülkenin haberinde bunları görebilmek mümkündür.)
Zulmün peşinde olan ve dünya için sömürenler saltanatlarını kaybetmemek için şiddeti seçerek direniyorlar. Bunlar önce tanrı tarafından korkutulacaklar. Sonra da azaba uğrayacaklar.
21 Aralık 2012’de değişim başladı ve yeni bir çağ aralandı. 2010 yılında Ortadoğu’da bir Arap baharı başladı ve sonra Afrika’ya yayıldı. Gittikçe yayılan bu savaşa kutsal metinlerle eşleştirildiğinde Armegeddon savaşı demek çok isabetli olmaktadır. 2012 yılında Armegeddon savaşı hız kazandı.2014-2019 yılları arasında çatışmalar çok yoğun yaşanacaktır. Aynı zamanda çatışmalar küreselleşecektir.
2019 yıllarında inanan mazlum halkların zaferinin ilk belirtileri görülecektir. Müslümanların kurtuluş belirtileri aşama aşama gerçekleşmiştir. Doğal afetler ve seller ilk işaretleri vermişti.
Yeryüzünde insanlık 2023 yılında ilk büyük sıçramayı yaşayacaktır. Evrensel değerlerin sahiplenildiği ve tanrının yasalarına bağlı kalındığı bir dönem olacak. 2045 yılından sonra ikinci büyük sıçrama yaşanacaktır. 2045 yıllarında ve sonrasında yeryüzündeki insanlar savaş araçlarını mühimmatları ve silahları yok etmeye başlayacaktır. Her ülkenin medyasında infilak ettirilen ve yakılan silahlar medyalara yansıyacaktır.
2017’ye kadar Türkiye dünyayı düzeltmeye devam edecek. Bu arada Türkiye’ye karşı siyasi, ekonomik ve sosyal savaşlar yürütülecek. İstanbul borsası 2017 ye kadar sürekli düşecek ve bir dip görecek 35 bini görecek. Sonrasında ise hiç düşmemek üzere sürekli yükselecek. Dünyanın en buhranlı, en kargaşa ve kaostaki dönemi 2014-2017 arasında gözlenecek. 2018’de ümitler kesilecek. Kurtuluş 2019’da başlayacak. İnsanlık ve evrensel değerler yücelecek.
2017-2023 yılları arasında Tanrı dünyayı kılıçtan geçirecek. Kötüleri temizleyecek. Şiddetli afetler, tehlikeli salgınlar yaşanacak. Toplu ölümler gözlenecek. Müslümanlar öldürülürken Tanrı da inançsız zalimleri katledecek. Armegeddon savaşı açıkça yaşanacak. Bu savaş Şeytan ile tanrı arasında gerçekleşecek. Ve bir fiil yeryüzü bunlara şahit olacak.
2019’a kadar inançlı mazlum halklar zarar görecek. Dünya düzeltilmeye çalışırken şiddetli olaylar olacak. Düzen değişecek. Adil bir düzene geçiş yaparken eski düzenin sahipleri savaş açacak. Suriye’de ki gibi halklar büyük sıkıntı çekecek. İnanan mazlum insanlar öldürülecekler. 2013 sonrasında Tanrı’nın müdahaleleri şiddetlenecek.
Arap baharıyla başlayan değişimde Acaba geriye tekrar döner miyiz beklentisinde olanlar geçmişe özlem duyuyorlar. Eski bozuk düzeni isteyenler değişimi durdurma çalışmaları içinde oldular. Tüm süreçleri tıkadılar. Mısır, Suriye ve Irak’ta da mazlum halkların özgürlüklerini tıkadılar. Eski egemenler nedeniyle milyonlarca insan öldü. Ve ölümlerin tüm sorumluları onlardır. Değişimi engellemeye çalışan zihniyet saltanat sevdasında ve mazlum halkların özgürlüklerini sırf çıkarlarından dolayı reddettiler.
Suriye mısır ve Tunus gibi ülkelerde insanların ölmesine neden olanlar dış güçler kaçınılmaz olarak kaybedecekler. ABD’nin insanlık adına iş yapmadığı tam tersi bozguncu egemenler adına iş yaptığı anlaşılmıştır. Değişimi tıkayanlar ve onlara öncülük etmiş olan ABD, değerini yitirmektedir.
Türkiye’ye yön veren ve küresel güçlerin taşeronluğunu yapan ‘ paralel yapı’ saf değiştirdi. Türkiye’nin gündemini yöneten, kasetler yapan, medya haberleri organize eden, yargıya yön veren davalar açan bu paralel yapının temeli cemaat gibi görünse de cemaatin birlikteliğini kullanan daha güçlü küresel güce hizmet eden bir yapıdır. Önce Erdoğan ve AKP’nin tarafında olan bu yapı 2014’de saf değiştirmiştir. Suriye, mısır ve diğer kıtalarda yaşananlardan sonra Erdoğan’ın ileri gittiği, haddini aştığı görülmüş ve ona dur denilmiştir. Küresel güçlerin isteğiyle saf değiştiren paralel yapı hükümeti hedef alarak yolsuzluk ve çeşitli suçlamalarla hareket etmiştir. Bu durum Muhammed’in şu hadisine benzer. ‘Deccal’in karşısına bir genç çıkar. Adı adıma babasının adı babamın adına uyar. Deccal’e sen deccalsin der. Deccal önce onu öldürür. Sonra diriltir. Sonra tekrar öldürmeye yeltenir ancak başarılı olamaz.’ Aynen hadiste anlatıldığı gibi doğruluğu ve kendinden emin olamyı nitleyen adıyla Erdoğan bir genç olarak küresel bozguncuların (yönetimin karşısına) Deccal’in karşısına çıkar. Deccal önce onu öldürür. Ceza evine attırır. Seçimle gelmesini dahi engeller. Sonra izin verir. Paralel yapı sürekli ona çalışır. Genç dirilmiştir. Sonra tekrar öldürmek ister. Paralel yapı Erdoğan’ı itibarsızlaştırmaya çalışır. Ama hadiste muvaffak olamaz der. Yani buna muvaffak olamayacaklar.
2000-2030 yılları arasında yaşananlar peygamberin hadislerine tamamen uymaktadır. Diğer kutsal kitaplar ve söylentileri doğrulayan bir dönemi yaşamaktayız. Maya ve inka yazıtları, eski ve yeni ahit, kutsal destanlar ve peygamberin hadisleri tamamen günümüzü anlatan bir dönemdir. İnsanlık kaçınılmaz olarak vaad edilmiş bir dönemi yaşamakta, gerçekler ortaya çıkarken bilinç de değişmektedir.
2014 martında inançsızların egemenliğine Arap baharından daha güçlü bir tsunami etkisi yaratacak değişim yaklaşmaktadır. Küresel vesayet için çok güçlü büyük bir tehlike yaklaşıyor. Gerçekler ortaya çıkacak, insanlık doğrulara şahit olacak, etkili bir bilinç değişimi görülecek. Mazlumlar bastırılacaklar. Yine eski vesayetçiler çareyi katliamlarda arayacaklar. Ölümler olurken adım adım değişim gerçekleşecek. İnsanlık sıkıntılı bir üç yıl geçirecek.
Özgürlük ve eşitlik isteyen halklar küresel egemenlerin değişime verdiği direnci kıracaklar. Küresel egemenlerin bir ayağı kırılacak. Arap baharı ile başlayan değişim güç kazanacak. Küresel vesayetçiler geriye nasıl gideriz hesabı yaparlarken hiç karşılaşmayı tahmin etmedikleri daha güçlü bir özgürlük talebiyle karşılaşacaklar. Bozguncular beklenmedik şekilde büyük bir yenilgi alacaklar.
Arap baharının ikinci ayağı 2014 martıyla başlayacak.(dünyacıların) incil’deki‘kadının’ bir ayağı kırılacak. 2. aşamaya küresel güçlerin şiddetle direnmesi afetlerle insanların ölmesine neden olacak. Çünkü Tanrı mazlumların öldürülmesine öfkelenecek ve Tanrı da bozguncuların has halkına saldıracak. Kıyı kentlerinde insanlar ölürken salgınlar dehşet saçacak.
Küresel değişim geri dönmez ve durdurulamaz oldu. Her kıtada her ülkede sanki bir savaş var, 3. Dünya savaşını andıran bir küresel savaş yaşanıyor. Küresel güçler (İngiltere Fransa, Rusya ve ABD)bu güçlü değişimi durduramıyor. Durdurmaya çalıştıklarından Afetlerden başlarını alamıyorlar. Armegeddon hiç olmadığı kadar tehlikeli bir savaş. Çünkü mazlumlara sahip çıkan Güçlü bir tanrı var.


 
Geri