Ah Muhsin Ünlü Şiirleri

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
maxresdefault.jpg


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi iletişim sanatları bölümünden mezun oldu. Daha sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi iletişim bilimleri anabilim dalında yüksek lisansını tamamladı.

1993-1998 yılları arasında Ah Muhsin Ünlü mahlasıyla birçok şiir yazmıştır. Yazdığı şiirleri Gidiyorum Bu adlı kitapta toplamıştır.

2006 yılında ilk sinema deneyimi olan Polis adlı ilk sinema filminin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendi.

2011-2013 yılları arasında ise Leyla ile Mecnun dizisinin genel yönetmenliğini üstlendi. Dizi birçok başarıya imza attı. Sosyal medyada fenomen haline dönüşen dizi 3. sezon sonunda yayından kaldırıldı. Bu diziye devam ederken 2012-2013 yıllarında ise Şubat dizisinin genel yönetmenliğini yaptı. Daha sonra Ben de Özledim adlı dizinin yönetmenliğini üstlenmiş, aynı zamanda bu dizide Onur Ünlü rolü ile kendisini canlandırmıştır.

Ayrıca Leyla The Band grubunda davulcudur.

Şiirleri
Ah Aşk!
Ah O Gemide Ben de Olsaydım
Ah!
Al Sevgilim Anne Ol Bununla
Ayakkabılarını Kapımın Önünde Görmeyi İstiyorum
Bana Baktılar
Bıraktığın Yerden Allahu Ekber
Bir Tatlı Baretta
Bisiklet Ve Allah
Burçak Beni Sevmiyor
Çarmıha Geriliş’ten Ayrıntı
Çırpınma Tecrübesiyledir
Hatırlat Da Haziranın Sonlarında Çocukluğumu Yakalım
İstiyorum Sevgilim
Kablo
Kadınımın Hayatı
Kardeşim Kafası Büyümek
Karıcığım Bana Eroin Koya
Kavim
Kuşlar Ölürlerse Yere Düşerler
Kutub-u Şikeste
Lâl, Gül, Döl
Mıknatıssız Pusula
Opus Magn Mu Provaları
Resulullahla Benim Aramdaki Farklar
Rüya Hakkındadan Fazla
Seni Öyle Seviyorum Ki Condeleezza, Bebeğim
Seni Seviyorum Ağlıyor Musun?
Senin Bıraktığın Yerden Allahu Ekber
Sevmenin Her Türlüsünü
Sonra
Vincit Omnia Veritas!

*okumak istediğiniz şiirin adına tıklamanız yeterli.​
 
yol sürüyor.
geceyi felç eden sessizliği yaka cebimden söküyor
ve ayaklarıma ilave ediyorum
sanki akdeniz benim oğlum değil.
künye kayıp.
fünye çekili.

gönyeyi kaptırdığım çingeneyse
çoktan buhara’yı yakmış olmalı.
ki bu, lüzumundan fazla para harcıyoruz demektir.

işte sen gülüyorsun
ve beni daha geniş bir salona almış oluyorlar
 
alper’den 700 lira borç aldım bugün
israil devleti gömülsün diye karanlıklara!
çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun
başka bir mazluma
bir mazluma
mazlum…
sevgilim
tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum.
oysa ne çok ayet vardı 90’larda…
baktığımız her yerde ayrı bir allah
gördüğümüz her peygamber yeni bir mağara.
insan olmak bizatihi sansasyoneldir.
diline döktüğüm dilleri hatırlasana…

alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz.
şimdi ikbal cennette, tarık ali ingiliz
merminin de biliyorsun, bini bir para
ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da
diyelim ki ev kirasından muaftır bütün şehir
diyelim ki zalimler de centilmen olabilirler…
bana duyduğun sevgiyi azımsasana!
lira bana alper borç bugün verdi 700.
hemen iki paket malbora, biraz mızrak, biraz kuz.
bilhassa ecnebi reyonundan seçtim bunları sevgilim
fosforun pişirdiği çocuklarda bulunsun tuzumuz.
ah evet biliyorum demode lakırdılar bunlar
demode irrasyonalizm, antikapitalizm demode.
dünya kocaman bir köy, en iyi sigara malbora
araplar arkadan vururlar, meşru bir ülke israil.
eğer bir gemi dolusu hayvan
haksız yere böğürüyorsa
ölen her zaman suçludur ne yapabilir ki katil?
biliyorsun zalimin dediği olur ortadoğu’da
dur küfretme. zalimler de allah’a dahil!

söylemiş miydim alper’in bana borç verdiğini?
mızrak aldım, çok arabesk, fazla anakronik.
kuz desen; alnım açık, dolaşmam kuytularda.
belki de lirayı kapar kapmaz 700
yüzümü dönmeliydim olduğu gibi batıya.
bir bakmışım karşıdan tarık ali geliyor
hey bayım; şu var ya; şu koca london bridge…
90’larda espriler hep böyleydi sevgilim
çok açık göstermeci, nobran, edepsiz ve kitsch!
90’larda zalimler biraz racon bilirdi.
karıları çocukları köpekleri olurdu.
yalnız kalan bir zalim allah’ı düşünürdü
dur gevşeme. zulüm, allah’tan hariç!
ah o gemide ben de olsaydım eğer
mızrağı sallardım aştot’a kadar
belki gider çirkin bir faşiste değer
belki de bir masumun tam kafasına.
ama savaş böyleymiş bazen siviller
ölebilirlermiş devlet uğruna.
90’lar bitti artık onlar var ve hey
siz devlete inanan bütün reziller
cehennemde karşıma çıktığınızda
öyle bir yumruk patlatacağım ki tam burnunuza
hayatınız gazze şeridi gibi geçerken gözünüzden
anlayacaksınız allah ne demek
ahlak ne demek
ve rüya…
bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin
malboranın da!
 
ah! ben bundan sonra bir karı sevmek
başkasını sevmek*
-burçak’a evet

işte sen gülüyorsun
ve beni daha geniş bir salona almış oluyorlar
gözlerim dönüyor sevdadan, merkezden değil
tam beş milyon park oluyorum, mavzerler caba
defterime tartışmasız bir kuzu çiziyorum da!

şehri ispatlamaktan geliyorum heykeller hala bitmiş
bak ben sana ay aldım al ay aldım bak ben sana
hem fischer de sebt günü çekilmişti galiba
bir defterime kuzu tartışmasız çiziyorum da!

sana bir gülü olmamanın biyolojisinden soruyorum de ki:
‘sanmıyorum bu, bir beygirin metale meylettiğini bildirsin’
kalemi kurdelayla dersem babam annemi dövmesin
defterime çiziyorum bir kuzu tartışmasız da!

rimbaud okumuşuz gibi soluyor şurdaki tank bak
hiç sevişmediğimiz için doğruluyor matbaa
haydi gel şapkamızı türkiye’ye gömelim
defterime bir çiziyorum tartışmasız kuzu da!
 
hâlâ porsuk kenarında türer dumanım
al sevgilim anne ol bununla
kapılar gıcırdıyor öfkesi geriliyor kınımın
das kapital kadar incesin
görüyorum ellerini

vadide kurtlar annem ölüyör
mavi gökyüzü dürüyör

hala porsuk’ta
kaçıncı bu
dumansızdır tütünüm
yazdığım senaryolar anlatsın seni.
 
ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum!
çünkü bu,
seni seviyorumun içine nal salmak demektir
ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
ve gitmen beni dile indirger sevgilim
 
Bugün sokakta yürürken
Bütün kızlar bana baktılar.
Allah Allah
Niye hep bana bakıyorlar ki diye düşündüm?
Sonra da bugün meğer
Murat'ın gömleğini giymişim.
 
Bıraktığın Yerden Allahu Ekber

I.
Geceye koyuldum.

Yıldızları dürüp kaldırmışsın
Çözdüm indirdim
Aya gayri ihtiyari baktım, yıkanmış ağlıyordun
Mintanımı değiştirdim, gürze gül çaldım
Şems derlerdi inanmazdım
Sen kın dedin, inandım

II.
Yol sürüyor.
Geceyi felç eden sessizliği yaka cebimden söküyor
Ve ayaklarıma ilave ediyorum
Sanki akdeniz benim oğlum değil
Künye kayıp
Fünye çekili
Gönyeyi kaptırdığım çingeneyse
Çoktan Buhara’yı yakmış olmalı
Ki bu, lüzumundan fazla para harcıyoruz demektir.

III.
İşi bıraktım
Artık aynaya da bakmıyorum
Çünkü
İlan etmek;
Seccadeyi aynı anda kendi gırtlağına da uygulamaktır.

IV.
Seni seviyorum.
 
üst üste sigaralar içtim, çok güzel kızlar geçti, biralar...
paris, günlerden 2 ramazan, bir mehmet efe
neden hiç durmadan saatlerine bakar bu ihtiyarlar
aslan neden haramdır, ne diyor mutezile?

ezan okunurken teybin kapatılmasına bazen inandım
inandım bir insanın başka bir insanı doğurmasına...
sinema çıkışları ah süperleştirmesin seni
kırılan kalbine kâfi bir tatlı baretta.

muaviye'yi yaratan allah'a inandığıma da inandım
duman oldu gençliğim lâkin hazmettim bunu
katil polis çölü kana buladığında
azmettim, haktır atın asfalta vurduğu..

bazarov inancıyla çektim iskarpinleri kotun altına
çok paslı filmler çektim dişlerim kamaşmadan
allah varsa devlet şirktir, duyan safına çekilsin
-paris bu yaz çok sıcak öf-
çekilmiyor başbakan..."
 
Pek renkli kazaklar yağmurlu parklar
Geniş otobüs yerleri alçak bina yapıları için!

Ey insanı ve elmayı aynı ipe dizen matematik
Ey çocuğa sütü sıcak içiren anne
Ve yerleştirip iki elimi toprağa yüksek hareketlerle
Vücudumda uyum, alnımda tiner
Ve şimdi senn adınla sevgilim büyük yeminler
Vermemek
Ve Allah'ı bir de anarken fotoğraf çektirmek için
Bir zencinin kaburgasında yıkandığım tay!

Ah sütü memeye taşıyor damar
Zıpkını göğsüne bastırıyor su
Hiç mi çelişmiyor hiç mi allah'ım
Geceyle hallaç
Matbaayla toprak
Merasimle tuğ?
 
Edebiyattan nefret ediyorum ama bu sana ne tür bir tabanca sağlar ki?

-maddeler halinde sayınız.-

1- Halamın artık ne zaman evleneceğimi sorduğunda, annemin yalan söylememek için kıvrılan dudağının köşesinde patlayan ilkokul

2- Otobüse beraber binen iki kişinin, eğer boş yer varsa yan yana oturmaya çalışması

3- Kedin için bir isim buluyorum zil

4- Sevgili şeyhim;
Ben Allah’ı çok seviyorum.
Onu düşününce içim titriyor; elim- ayağım- soluğum, her şeyim kesiliyor.
Ama ona bir türlü açılamıyorum, ne yapmalıyım?

5- Annemle kız bakmaya gittik, ben beğenmedim.

6- Yaz olunca karıncalara basmamalıyız.

7-

SAHTE DÜNYALAR
-oyun, I perde-
Akıllı Oğlan: Duydun mu lan, Talat Paşa masonmuş.
Zeki Oğlan: Yapma yaa! (Bir an durur) Talat Paşa kim?

-PELTEK-
8- Burçak beni sevmiyor.

9- Burçak beni sevmiyor.

10- Burçak beni sevmiyor.

11-
 
Annemi özledim. Özlemi anniyorum. Anlıyorum. Zenit bana ne söylediydi, hatırlanamıyor. Kurumlar ve kuramlar beni anneme üzüyor. Bende şiir yazabilme kaabiliyeti varmış, öyle söylüyorlar. Ne dediğimi bilmemek istiyorum. Hakkımı aramamak istiyorum. Boş başıma dolaşmak istiyorum. Sosyalleşmek istememek gibi bir hak tanınmak istendiriliyorduğum. Sahipsizim. Sonra sokokta dolaşırken her şeyi rasyonalize etmek durumunda kalıyorum. Bazı kediler rasyonalize olmak istemiyorlar. Annem rasyonel ne demek, ağlamıyor. Kendimi bana bırakmak istiyorum. Annemi özlediğim için kızlardan uzak duruyorum. Kızlar bana yaklaşmakda zorluk çekiyorlar. Köfteci de öyle. O da bana yaklaşmakda zorluk çekiyor. Canım akşamları daha çok sıkılıyor. Annem daha çok. Akşamları hava siyah oluyor. Havaya bakıyorum. Hava bana bakıyor. Bana salık verilecek sevgiliyi doğrudan reddetmek durumundayım. Kızlar bana önem vermemek konusunda tutarlılar. Köfteci de öyle. O da bana önem vermemek konusunda tutarlı. Annemi özleyince, annem yok ya hani, böylece Hayati’ye bakıp, Hayati’ye bakıyorum işte. Yani şey oluyor. Hayati benim hayatımda etkili bir yere sahipmiş ben de hani Hayati’ye bakıyorum ya, hah, işte Hayati’nin yani şey.
 
Dehşet bir cisim elendi korktum!
Bir karanfile tutundu teyzem kapıdan çıkıyor
Ben giriyorum çok pisim gidiyorum
Gömleğim de pis,gömleğim de pis
Bekir niye sustun alnımda

Hiç kurşun yok diye mi?
Hamza'ya kan sattım diye mi sarardın ismet?
Halbuki kırdığım aynadan kum fışkırınca
Al bu ipi sen çek,bu ipi sen çek!
Eflatun!

Ayaklarını denize sokman yeterdi.
Sıcaklar basardı eve arkasından girerdim.
Kapıda durdurup kafamı ağlardım.
Annemin sırtı,perde
Saçlarımda pis
Bacaklarımda dehamı tamamlayan but.
 
Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-Senegalliler dahil değil

Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-Yoksa seni rahatsız mı ettim?

Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-Freud diye bir şey yoktur.

Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-Haydi iç de çay koyayım.
 
Artık seni bir çiçeğin yerine kopartmak
İstiyorum sevgilim.
İşte sahneden indim ve öpüyorum ağzından.
 
Gidiyorum bu
Bir kaplanın işlek kısımlarını çok yüksek seviyede
tahlil de eder.
Oksijen körükten ayrı tutulur padişah

Yüzüğündeki zehri hatırlar
Anne çöker iş gücü
Tartışmasız mescid kor.Ah aşk!
Bir topluluğun fotograf çekildikten sonra
Dağıldığı
An.
 
Kediler raflara düşüyor baba
Kabr üşüyor, damar paslı, koma lütufkâr
Ki tedbir dahi kemik ve mutlaka kar
Yağıyor, kitleniyor bana bir terzi.

Seviyorum çölde çana gerek yok, mersi.
Zift çözülmüş baba derim sıyrılıyor bu taşra
Çok aşık bir polis geçse, vakit daralsa
Ağlamayın kediler
Zina
Sîna
Si.
 
duvarın üzerinde şaşırıyorum
rüzgâr eserse düşebilirim.
tutunuyorum; bomba patlak
savaş başlıyor, tutunuyorum
duvarın üzerinde.

daha küçük bir prensken
annemle prenses anlatırdık.
ben denize bakardım, annem ağlıyor
babam cephede düşman, düşmemiş
bir şövalye geziniyor atı var kır
annemin içinde kadınlar ağlar
duvarlar varlar.

ben tekrar pencereye çıkınca
bütün kuşlar havaya gidiyor
namazlarımı çok aksatıyorum.
 
rabbim şimdi bir polisi tutuklar gibi
değişik bir hayvan tıkanıyor göğüslerimde
menşei cam çocukların haysiyetiyle
pasiflora anlamında tiren koşayım

koşayım filmlerin adı bu olsun
şehre laciverd bir ceket gibi yakışsın yağmur
rabbim gör rabbim duy rabbim bağışla
rabbim kızın annesi bankada memur

sol yanlarım cumartesi küle çalışsın
mason teşkilatlara çapsın bisiklet
titreyeyim muştalara sapayım kopkor
rabbim kız okula geliyor, yaşasın cumhuriyet!

işte yeniden gür bir kapsül sürçsün eşikte
al sakallı bir kelebek başlasın bitsin
bu kestiğim sn kardeşim surları kesin
hayır judas düğünüme gelmeyeceksin!

semerkandı denetleyen bir dedektif mor
yar göğsüne salmadığım şu pürüz sicim
sakis dahi peşindedir bir kur’an’ım vor
eh onu da siyah kotumla giyeyim rabbim!

rabbim o tarz bir tiyatro gelsin bu şehre
haddinden fazla mermi küvezden seksin
rabbim rabbim ben de sordum sarı çiçeğe
ah beni de şu direğe bağlayın gitsin!

işteşimdi kör bir masat yorumluyorum
ham meçlere seyrediyor gözbebeklerim
öğrettiğin trenlerle baştan çıkayım
lübabeyim lübabesin lübabe rabbim!
 
Kavmin yanlış tufanlardan geçip duruyor, gözlerime baka baka aşk diyorsun..
 
Geri