Canan Tan denilince akla ilk gelen şey Piraye ve Yüreğim Seni Çok Sevdi romanlarıdır sanırım. Özellikle de bunları okurken bizde yarattığı his. Benim hatırladığım çok güzel işlenmiş bir konu ve sürekli elimde mendil, ağlamak. Canan Tanın bu yeni kitabında ise okuyucu için tamamen farklı. Öncelikle roman değil, öykü ile karşımıza çıkıyor Canan Tan. Ayrıca ağlamak, hüzünlenmek de yok. Okumaya başlayınca yüzünüzde sürekli bir gülümseme oluyor. Bol bol gülüyorsunuz. Bir de kitabın tasarımı çok farklı. Ön kapaktan başlarsanız kadınların dilinden kocaları hakkında öykülere; arka kapaktan başlarsanız ise erkekler tarafından yazılmış eşleri hakkında hikayelere ulaşıyorsunuz. Hepsi gerçekten güldüren kısa mizah öyküleri.
O kadar farklı karakterler vardı ki beni en çok güldürenler ise şöyleydi; Annesinin yoğun ısrarlarına dayanamayıp annesinin bulduğu Pakize ile evlenen Demirşah’ın öyküsü. Pakize tam bir temizlik delisi ve aşırı titiz bir kadın. Evde bir sürü kuralları var ve kocası da bu kurallara uymak zorunda. Şöyle ki eve gelen misafirler galoşla gezmek zorundalar. Kocası ve kendisinin banyoları ayrı ve banyoda giyilecek pijama ve terlik farklı yatarken giyilecekler farklı. Haftanın her günü eve temizlikçi kadın geliyor ve derin temizlik günlerinde ise Demirşah 2-3 günlüğüne otele ya da annesine yollanıyor. Öyle ki bir gün dişini çektiren Demirşah kurallara göre eve geldiği gibi duşa girmesi gerektiğinden karısı salona sokmuyor ve duşa giriyor. Sıcak su kanamayı arttırdığından her yer kan oluyor banyoda. Pakize ne yapıyor bir güzel fırçalıyor kocasını böyle mi bıraktın burasını diye. Bütün bunlara dayanamayan kocası boşanma kararı alıyor ve ona bol temizlik günler dileyerek ayrılıyorlar.
Bir diğer öykü ise Arzu ve Ferit’in hikayesi. Hükümet Tabibi olarak ilk ataması Karadeniz'e çıkan Arzu’nun arkadaşı Gülay tarafından tanıştırıldığı Ferit’le evlenmesiyle başlıyor. Kocasının çocuk ruhlu olmasına her şeyi unutmasına bir süre anlayış gösteren Arzu bazen çıldıracak noktaya geliyor. Oğulları ilk doğduğu zamanlarda Arzu biberonu kocasına veriyor çocuğu beslesin diye. Fakat Ferit biberonu çocuğun ağzına tıkmış ve öyle unutmuş televizyon izliyor. Arzu azcık daha geç kalsa çocuk boğulup kalacak. Bazen alışverişe gittiklerinde oğlunu kaybediyor. Derken en son nokta ise bir gün çok önemli bir düğüne davetli olduklarını söylüyor Ferit. Arzu da bir güzel hazırlanıyor. Gittikleri düğünde kimse onlara selam bile vermeyince hatta kim bunlar diye bakınca şüpheleniyorlar ve Ferit bombayı patlatıyor. Çaktırma diyor Arzu’ya bizim düğün 1 hafta sonraymış.
Bunlar dışında çok farklı öykülerde barındırıyor içinde. Dolunayın etkisinde olup şeytana dönüşenler, maymun iştahlı olup önce şiir kitabı çıkaran sonra resim sergisi açmak isteyenler, emekli olup karısından çok mutfakla ilgilenenler ve daha birçokları. 1 günde bitirilebilecek eğlenceli bir kitap olarak kafa dağıtmak için çok uygun olduğunu düşünüyorum.
O kadar farklı karakterler vardı ki beni en çok güldürenler ise şöyleydi; Annesinin yoğun ısrarlarına dayanamayıp annesinin bulduğu Pakize ile evlenen Demirşah’ın öyküsü. Pakize tam bir temizlik delisi ve aşırı titiz bir kadın. Evde bir sürü kuralları var ve kocası da bu kurallara uymak zorunda. Şöyle ki eve gelen misafirler galoşla gezmek zorundalar. Kocası ve kendisinin banyoları ayrı ve banyoda giyilecek pijama ve terlik farklı yatarken giyilecekler farklı. Haftanın her günü eve temizlikçi kadın geliyor ve derin temizlik günlerinde ise Demirşah 2-3 günlüğüne otele ya da annesine yollanıyor. Öyle ki bir gün dişini çektiren Demirşah kurallara göre eve geldiği gibi duşa girmesi gerektiğinden karısı salona sokmuyor ve duşa giriyor. Sıcak su kanamayı arttırdığından her yer kan oluyor banyoda. Pakize ne yapıyor bir güzel fırçalıyor kocasını böyle mi bıraktın burasını diye. Bütün bunlara dayanamayan kocası boşanma kararı alıyor ve ona bol temizlik günler dileyerek ayrılıyorlar.
Bir diğer öykü ise Arzu ve Ferit’in hikayesi. Hükümet Tabibi olarak ilk ataması Karadeniz'e çıkan Arzu’nun arkadaşı Gülay tarafından tanıştırıldığı Ferit’le evlenmesiyle başlıyor. Kocasının çocuk ruhlu olmasına her şeyi unutmasına bir süre anlayış gösteren Arzu bazen çıldıracak noktaya geliyor. Oğulları ilk doğduğu zamanlarda Arzu biberonu kocasına veriyor çocuğu beslesin diye. Fakat Ferit biberonu çocuğun ağzına tıkmış ve öyle unutmuş televizyon izliyor. Arzu azcık daha geç kalsa çocuk boğulup kalacak. Bazen alışverişe gittiklerinde oğlunu kaybediyor. Derken en son nokta ise bir gün çok önemli bir düğüne davetli olduklarını söylüyor Ferit. Arzu da bir güzel hazırlanıyor. Gittikleri düğünde kimse onlara selam bile vermeyince hatta kim bunlar diye bakınca şüpheleniyorlar ve Ferit bombayı patlatıyor. Çaktırma diyor Arzu’ya bizim düğün 1 hafta sonraymış.
Bunlar dışında çok farklı öykülerde barındırıyor içinde. Dolunayın etkisinde olup şeytana dönüşenler, maymun iştahlı olup önce şiir kitabı çıkaran sonra resim sergisi açmak isteyenler, emekli olup karısından çok mutfakla ilgilenenler ve daha birçokları. 1 günde bitirilebilecek eğlenceli bir kitap olarak kafa dağıtmak için çok uygun olduğunu düşünüyorum.