Ağlıyorum öyleyse hissediyorum ..!
Bir insan günlerden bir gün şapkasını alıp önüne çok düşünmüş.”Benim o kadar çok günahım var ki demiş neden Allah beni cezalandırmıyor acaba. Üstüne üstlük hala nimetler gönderiyor bana.” Bu soruya öyle çok kafa yoruyormuş ama yanıtını bir türlü bulamıyormuş. Bunu duyan Allah şöyle demiş “Ben aslında sana en büyük cezayı verdim. Ama sen farketmedin. Senin en değerli hazineni yani gözyaşlarını aldım. Sen artık asla ağlayamayacaksın.”
Yani gözyaşları bize sunulan en büyük lütuf aslında. Bu kıssadan hisseyi yıllar önce duymuştum. Öyle etkilenmiş olmalıyım ki bir an bile aklımdan çıkarmadım. Kimbilir belki ben de çok sulu gözlü bir insanım da onun için. Bazen gözyaşlarım yanaklarımı ıslatana kadar gülerim bazen de içimde fırtınalar şaha kalkar isyanlarımı dizginleyemem imdadıma yetişir gözyaşlarım. Bazen haksızlıklar bıçak gibi saplanır yüreğimin orta yerine acır canım öfke teslim alır tüm benliğimi yine tüm bu zehirli duygulardan kurtarır beni gözyaşlarım. Akar gider tüm zehirleriyle negatif duygular o şeffaf tuzlu gözyaşımdan. Tıpkı fırtına sonrası güneşin tüm aydınlığını cömertce serivermesi gibi ruhum da kavuşur dinginliğe ve huzura.
Bazen ayrılıklar yaşarız. Nasıl tükenir yaşama sevincimiz. Hiçbir yerde duramaz hiçbir ortama sığamayız. Dar gelir tüm neşeli mekanlar nereye olduğunu bilmeden alıp başımızı gitmek isteriz. Tüm bu yalnızlığın ortasında yaşanır ya hani bir mucize misali kavuşmalar kaybettiğini kabullenmeye çalışırken tekrar kazanmalar nasıl da heyecanlanır insan. Ve gözler azad eder gözyaşlarını savurur mutluluklara.. İşte o zaman daha da anlamlı olur. Derinlik kazanır yaşanılan heyecanlar.
Ağlamak tüm duyguların en zirvesi en uç noktası belki. Gözyaşları da o eşsiz yüce duygunun en değerli meyvesi. Dökülürken yaşlar gözünden dil olmak karşındaki yüreğin sessiz çığlıklarına. Aynı hislerin ortak dilinden konuşmak .. İstekle kucak açmak mutluluğa. Sevgiyi gözyaşı buketleriyle sunmak sevilene.
Tüm bu eşsizliği kabul etmek istemez kimisi ağlamayı zayıflık görür reddeder bir duygu çağlaması olduğunu. Başarasızlığın bir yansımasıdır güçsüzlüğün bir göstergesidir gözyaşı ona göre...
Kesinlikle bu doğru değil bence. Ağlamak bazen korkuların bentlerinden taşmasıdır bazen hayal kırıklıklarının çoklu bir çarpımı. Bazen yüzümüze çarpılan kapılar bazen de yüreğimizi kurşuna dizen beklenmedik vedalar. Ama ağlamak ben de varım burdayım demektir tüm bunlara rağmen. Yaşıyorum hissediyorum duyuyorum yüreğimi çünkü benim hisseden taptaze bir yüreğim var demektir. Tüm bunlar insanın somutluğunun ötesinde bir ruhu olduğunun en önemli göstergesidir. Ağlıyorum öyleyse hissediyorum ..!
Bir insan günlerden bir gün şapkasını alıp önüne çok düşünmüş.”Benim o kadar çok günahım var ki demiş neden Allah beni cezalandırmıyor acaba. Üstüne üstlük hala nimetler gönderiyor bana.” Bu soruya öyle çok kafa yoruyormuş ama yanıtını bir türlü bulamıyormuş. Bunu duyan Allah şöyle demiş “Ben aslında sana en büyük cezayı verdim. Ama sen farketmedin. Senin en değerli hazineni yani gözyaşlarını aldım. Sen artık asla ağlayamayacaksın.”
Yani gözyaşları bize sunulan en büyük lütuf aslında. Bu kıssadan hisseyi yıllar önce duymuştum. Öyle etkilenmiş olmalıyım ki bir an bile aklımdan çıkarmadım. Kimbilir belki ben de çok sulu gözlü bir insanım da onun için. Bazen gözyaşlarım yanaklarımı ıslatana kadar gülerim bazen de içimde fırtınalar şaha kalkar isyanlarımı dizginleyemem imdadıma yetişir gözyaşlarım. Bazen haksızlıklar bıçak gibi saplanır yüreğimin orta yerine acır canım öfke teslim alır tüm benliğimi yine tüm bu zehirli duygulardan kurtarır beni gözyaşlarım. Akar gider tüm zehirleriyle negatif duygular o şeffaf tuzlu gözyaşımdan. Tıpkı fırtına sonrası güneşin tüm aydınlığını cömertce serivermesi gibi ruhum da kavuşur dinginliğe ve huzura.
Bazen ayrılıklar yaşarız. Nasıl tükenir yaşama sevincimiz. Hiçbir yerde duramaz hiçbir ortama sığamayız. Dar gelir tüm neşeli mekanlar nereye olduğunu bilmeden alıp başımızı gitmek isteriz. Tüm bu yalnızlığın ortasında yaşanır ya hani bir mucize misali kavuşmalar kaybettiğini kabullenmeye çalışırken tekrar kazanmalar nasıl da heyecanlanır insan. Ve gözler azad eder gözyaşlarını savurur mutluluklara.. İşte o zaman daha da anlamlı olur. Derinlik kazanır yaşanılan heyecanlar.
Ağlamak tüm duyguların en zirvesi en uç noktası belki. Gözyaşları da o eşsiz yüce duygunun en değerli meyvesi. Dökülürken yaşlar gözünden dil olmak karşındaki yüreğin sessiz çığlıklarına. Aynı hislerin ortak dilinden konuşmak .. İstekle kucak açmak mutluluğa. Sevgiyi gözyaşı buketleriyle sunmak sevilene.
Tüm bu eşsizliği kabul etmek istemez kimisi ağlamayı zayıflık görür reddeder bir duygu çağlaması olduğunu. Başarasızlığın bir yansımasıdır güçsüzlüğün bir göstergesidir gözyaşı ona göre...
Kesinlikle bu doğru değil bence. Ağlamak bazen korkuların bentlerinden taşmasıdır bazen hayal kırıklıklarının çoklu bir çarpımı. Bazen yüzümüze çarpılan kapılar bazen de yüreğimizi kurşuna dizen beklenmedik vedalar. Ama ağlamak ben de varım burdayım demektir tüm bunlara rağmen. Yaşıyorum hissediyorum duyuyorum yüreğimi çünkü benim hisseden taptaze bir yüreğim var demektir. Tüm bunlar insanın somutluğunun ötesinde bir ruhu olduğunun en önemli göstergesidir. Ağlıyorum öyleyse hissediyorum ..!