Ağlasa âşık belâ-yı hicr ile nâlân olup, gözlerinden akan anun yaş yerine kan olup. Geh cefâ kûhı gubârından urunsa kisveti, geh belâ vadisini geşt eylese üryân olup.
Her ne denlü cevrler görse, vefâlar eylese, her ne denlü gülseler hâline, ol giryân olup. Râz-ı aşkı âşikâr etmeğe takat bulmasa, sînesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup.
Dilberinden rahme er olmazsa, ol dil-hasteye. Kimseler derdine dermân edemez imkân olup. Gam beyabanına her gün eylese seyr ü sefer, her gece mihnet-serâ-yı firkate mihmân olup.
Verseler mülki cihânın tac u taht-ı devletün.. Avnî kûyun terkin etmez başına sultân olup.
Aşık dediğin ayrılık ateşiyle ağlamalıdır, o derece ki, gözlerinden yaş yerine kan akması gerekir. Aşık ya cefa dağının tozlarıyla giyinmelidir, ya da çölde giyinmeden dolaşmalıdır.
*İlk mısrada Ferhat’ın, ikinci mısrada ise Mecnun’un resmini çiziyor Fatih Sultan Mehmed*
Her ne kadar eziyet görse, istırab görse, herkes ona alay ederek gülse de, aşığın vefası artmalı. Aşık sadakattan ayrılmamalıdır. Aşkın sırrını açık etmek ayıbtır, zaten aşık da bunu yapmak istemez, ama buna gücü yetmese bile sinesine yediği oklar sebebiyle rahat nefes alıp, onu da yapamamalı. Istese de o sırrı verememeli.
Eğer sevgilisinden bir lutfa kavuşmazsa, onu hiçbir ilaç iyi edemez. Aşığın hem gecesi, hem gündüzü eziyet olursa kayda değer olur.
Dünyanın tacını, tahtını, saltanatını tamamını bana verseler, ey sevgili.. Senin köyünün çevresini terk edip de o tacı başıma alıp bahtiyarlık taslamam.
Her ne denlü cevrler görse, vefâlar eylese, her ne denlü gülseler hâline, ol giryân olup. Râz-ı aşkı âşikâr etmeğe takat bulmasa, sînesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup.
Dilberinden rahme er olmazsa, ol dil-hasteye. Kimseler derdine dermân edemez imkân olup. Gam beyabanına her gün eylese seyr ü sefer, her gece mihnet-serâ-yı firkate mihmân olup.
Verseler mülki cihânın tac u taht-ı devletün.. Avnî kûyun terkin etmez başına sultân olup.
Aşık dediğin ayrılık ateşiyle ağlamalıdır, o derece ki, gözlerinden yaş yerine kan akması gerekir. Aşık ya cefa dağının tozlarıyla giyinmelidir, ya da çölde giyinmeden dolaşmalıdır.
*İlk mısrada Ferhat’ın, ikinci mısrada ise Mecnun’un resmini çiziyor Fatih Sultan Mehmed*
Her ne kadar eziyet görse, istırab görse, herkes ona alay ederek gülse de, aşığın vefası artmalı. Aşık sadakattan ayrılmamalıdır. Aşkın sırrını açık etmek ayıbtır, zaten aşık da bunu yapmak istemez, ama buna gücü yetmese bile sinesine yediği oklar sebebiyle rahat nefes alıp, onu da yapamamalı. Istese de o sırrı verememeli.
Eğer sevgilisinden bir lutfa kavuşmazsa, onu hiçbir ilaç iyi edemez. Aşığın hem gecesi, hem gündüzü eziyet olursa kayda değer olur.
Dünyanın tacını, tahtını, saltanatını tamamını bana verseler, ey sevgili.. Senin köyünün çevresini terk edip de o tacı başıma alıp bahtiyarlık taslamam.
Fatih Sultan Mehmet